İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)

Sacid Yıldız

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 1.234 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sacid Yıldız (CHP), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 1.234 kelime.

Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 307 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun 3’üncü maddesi, yani yürürlük maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütün toplumların en yüksek eğitim düzeyini temsil eden üniversite, insanlığın hep daha iyi yaşam koşullarına ulaşması için çabalar. Bilimsel özerkliğe ve tüzel kişiliğe sahip olan üniversiteler, insanlığın karşılaştığı bazı sorunların belirleyicisi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinden sorumludur. Üniversiteler, sadece dünya, ülke bazında değil, bulunduğu yerleşim yerlerinin ve bölgenin sorunları için de çözüm üretirler.

Değerli milletvekilleri, yükseköğretimde öğrencilerin en sıkıntı duyduğu konuların başında barınma gelmektedir. Her ne kadar, bu türban meselesi gündeme geldi, o nedenle öğrenim yapılamıyor dendiyse bile araştırmalar da göstermiştir ki türban yüzde 1-1,5 öğrenciyi ilgilendirmiştir ama yurt sorunu nedeniyle -burada değişik arkadaşlarımız da söyledi- yani barınma sorunu nedeniyle okuyamayan öğrenciler çok fazladır. Ben buradan Millî Eğitim Bakanına ve Komisyon Başkanımıza da çağrıda bulunmak istiyorum: Bu tip üniversite kuruluşlarında, lütfen kuruluş yasasına barınma, yani yurt sorunu da getirilsin. Yani kaç tane öğrenci alacaksa, kız ve erkek öğrencilere dönük olarak bu barınmanın, yurdun yapılması gerekir.

2008-2009 öğretim yılı başında ÖSYM tarafından yükseköğretim kurumlarına yerleştirilen öğrenci sayısı 552 bin, Kredi ve Yurtlar Kurumuna yurt nedeniyle müracaat eden öğrenci sayısı 213 bin iken yurtlara yerleştirilen öğrenci sayısı yalnızca 89 bindir.

Devlet yurtlarının yetersizliği nedeniyle öğrencilerimizin cumhuriyetle, Atatürk’le sorunu olan tarikat ve cemaat yurtlarında kaldığına, oralara savrulduğuna tanık olmaktayız. Binbir ümitle üniversiteyi kazanan ve yaşadıkları şehirlerden ayrılarak kazandıkları üniversitelerin bulunduğu şehirlere gelen öğrenciler devlet yurtlarında yer bulamayınca özel yurtlara yerleşmek istemektedirler. En büyük sıkıntıyı ise okullarına yakın yerde özel yurt bulamamaları nedeniyle yaşamaktadırlar.

Barınma sorununun çözülmesi için TOKİ’ye -biraz evvel de söyledim- mutlaka görev verilmelidir. Bu kuruluş yasasında, yeni kurulacak vakıf ve devlet üniversitelerinin kuruluş yasasında TOKİ’ye görev yüklenmelidir. Bu çok önemlidir değerli milletvekilleri. Çünkü, yurtların kötü koşulları öğrencilerimizin derslerindeki başarısını ve onların psikolojik durumunu da olumsuz yönde etkilemektedir. Tabii, bu yasal düzenlemeler, yani üniversite yasasında gerek vakıf gerek devlet üniversiteleri yasasında düzenlemeler yapılırken engellilere dönük de düzenlemelerin olması gerekmektedir. Çünkü ülkemizde yüzde 12 oranında, yani 8,5 milyon insan engellidir ve bunlar üniversitelerin belli dersliklerinde, kütüphanesinde, yemekhanesinde kolay olarak yaşayamamaktadırlar, kolay ulaşamamaktadırlar. Bunların da sorunlarını gidermek gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, yasanın 1’inci maddesinde, işte, o üniversitede, TOBB Üniversitesine bağlı olarak çalışan herkesin vergilerinden kesilen ücretlerle öğrencilerin yüzde 70’ine burs verileceği söylendi. Bu burs iyi bir şey, çok güzel bir şey verilmesi, ama bu şekilde verilmesinin doğru olmadığını bütün arkadaşlarımız söyledi, ben de buna katılmaktayım.

Bu burs konusu açılmışken, son zamanlarda, özellikle İstanbul’da, her gittiğimiz toplulukta, üniversite öğrencileri –ben İstanbul Milletvekili olduğum için- soruyorlar “Cumhuriyet Halk Partisi bu bursları kestirdi.” diyorlar. Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine bursların alanı genişlesin diye başvurdu. Orada parantez içinde “Belediyeler hariç.” hükmü vardı, ama Anayasa Mahkemesi başka nedenlerle bu “Belediyeler hariç.” hükmünü kaldırdığı için, belediyeler burs veremez durumuna geldi. Fakat bu Anayasa Mahkemesinin kararını İstanbul Belediyesi hemen alelacele uygulamak istedi, çünkü daha bu karar Resmî Gazete’de yayınlanmadı değerli milletvekilleri. Bu, Resmî Gazete’de yayınlanmadığı için burs vermeye devam edebilirdi. Nitekim, İzmir, Kocaeli, Konya, Bursa, Mersin Büyükşehir belediyeleri -bunların bir kısmı AKP’lidir bir kısmı CHP’li- burs vermeye devam etmektedirler, çünkü Resmî Gazete’de yayınlanmadı. Bu acelecilik niye oldu, onu da anlamış değilim. Çünkü benzer bir şekilde üniversitelere, daha doğrusu eğitim hastanelerine şef, şef yardımcılığı atamalarında da Anayasa Mahkemesi bu atamaları durdurmuştu, fakat durdurmasına rağmen, Sağlık Bakanlığı Resmî Gazete’de yayınlanana kadar bu atamalara devam etti. Hemen o karar çıktıktan sonra bundan vazgeçmedi ve o sürede, karar çıkmasıyla Resmî Gazete’de yayınlanması süresi arasında 176 tane şef, şef yardımcısı atandı. Orada karar çıktıktan sonra Resmî Gazete’yi bekliyorsunuz, burada Resmî Gazete’yi beklemeden alelacele üniversite öğrencilerinin bursunu kesiyorsunuz. Bu, samimi bir davranış değil değerli milletvekilleri.

AHMET YENİ (Samsun)Hocam, ona inanmıyor kimse.

SACİD YILDIZ (Devamla)Ama veren yerler, işte, Konya, Kocaeli, sizin belediyeleriniz burs vermeye devam ediyorlar. Resmî Gazete’de yayınlanmamış, bunu verebilirsiniz ama şef, şef yardımcılığında Resmî Gazete’de yayınlanana kadar o kısa sürede 176 tane şef, şef yardımcısını atadınız.

Eğer burs konusunda samimiyseniz bir diğer noktaya geleceğim değerli arkadaşlar. Bu 1 Ekimde yürürlüğe girdi Sosyal Güvenlik Yasası. Bu 1 Ekimde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası’yla üniversitelerde sosyal sorumluluk projesi altında çalışan, kısmi statüde çalışan öğrenciler vardı. Bunlar üniversitelerin, işte, kütüphanesinde, bilgisayar bölümlerinde, fotokopi merkezlerinde çalışıyorlardı, saati 3-3,5 lira, ayda 200 lira civarında ücret alıyorlardı yani burs şeklinde, kısmi statü. Bunların bu ücretlerinden yüzde 2 oranında kesilme vardı, kesinti yapılıyordu. 1 Ekimden sonra bu kesinti yüzde 33,5’a çıktı ve bu öğrenciler bunları ödeyemez durumda; Sosyal Güvenlik Yasası’nda bunları ödeyemez durumunda kaldılar, ücretleri çok düştü. Eğer bu burs konusunda gene samimiyseniz gelin bu öğrencilerin 1 Ekimde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası’ndan doğan kayıplarını giderelim, eskisi gibi yüzde 2 oranında kesinti olsun çünkü İstanbul’da bunlar 15 bin kadar, ülkede de çok fazla sayıda, 35-40 bin kadar bu sayıda öğrenciler var. Çünkü bunlar, bu arkadaşlar, hem tecrübe hem de harçlık kazanmakta idiler bu şekilde ve öğretim üyeleriyle, hocalarıyla yakın ilişki içinde ve sosyalleşiyorlardı bu öğrenciler bu kısmi statüde çalışarak.

Değerli milletvekilleri, yükseköğretimden önceki aşamada iyi bir yabancı dil eğitiminin verilmemesi yükseköğretimde akademik personelin yabancı dil konusunda sorun çıkarmaktadır. Bir de bunlara sürekli YÖK tarafından gönderilen genelgeler eklenmektedir. Örneğin 17 Kasım 2008 tarihinde YÖK Başkan Vekili İzzet Özgenç tarafından gönderilen genelgeye göre “Çeşitli kamu kuruluşlarının veya meslek kuruluşlarının -buraya dikkatinizi çekiyorum, sadece kamu kuruluşu değil, meslek kuruluşlarının- yönetim veya denetim organlarında görev yapmak üzere ilgili kurum hükümleri uyarınca görev alan üniversite öğretim elemanlarının bu görevi yerine getirebilmeleri ancak 2547 sayılı Kanun’un 38’inci maddesi kapsamında görevlendirilmeleriyle mümkün olabilecektir. Aksi takdirde 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun 36’ncı maddesi çerçevesinde görev yapan öğretim elemanlarının söz konusu kuruluşlarda görev yapmaları mümkün olmayacaktır.” denilmektedir. Yani üniversitede çalışan öğretim elemanlarının kendi meslek kuruluşlarının… Ben mesela Üroloji Derneğinde, Türk Tabipler Birliğinde… “Mimarsa veya mühendisse mühendis odalarında, mimar odalarında, veterinerler, odasında yönetim ve denetim kurullarında görev almaları için üniversite yönetim kurulunca görevlendirilmeleri gerekmektedir.” denilmektedir. Açıyoruz 38’inci maddeye bakıyoruz, 38’inci madde ihtiyaç duyulan yerlerde görevlendirmeyi kapsıyor değerli arkadaşlar. Bu ihtiyaç duyulan yerler de nedir? Adli Tıp Enstitüsü, Adli Tıp Kurumu, TÜBİTAK, Atom Enerjisi Kurumu, bakanlıklar, askerî birtakım yerler. Bunlarda görevlendirmeler de mutlaka üniversite tarafından olmaktadır. Oysaki meslek kuruluşlarında, bir dernekte veya meslek odasında görevlendirmede böyle bir gerek yoktur buna. Gider öğretim üyesi, o mesleğin üyesi olduğu için zaten seçimlere girer yönetim ve denetim kurullarında görev alır. Bu meslek kuruluşlarında görev gönüllülük esasına göredir, bir görevlendirme yok, oradan ücret de almamaktadırlar. Gönüllü olarak bunlar kendi mesleğinde o kuruluşlarda, dediğim gibi, odalarda veya derneklerde -bundan çok sayıda yakınma geldi bize- görev almak istemektedirler. Kendi meslek sorunlarını arkadaşlarıyla birlikte… Zaten seçimle gelinen bir yer bu. Çünkü 2547 sayılı Yasa’nın 38’inci maddesiyle alakası yok. Orada, dediğim gibi, başka yerlere görevlendirme var. 36’ncı maddeyi açıyoruz, “36’ncı madde” demiş. 36’ncı maddede de kısmi ve tam gün çalışmasını kapsıyor. Bunun da değerlendirilmesi lazım. Gerçi, 17 Kasımda yayınlamış bu genelgeyi Bakan fakat 6 Ocakta bir düzeltme yapıyor ama düzeltmede gene diyor ki: “Meslek kuruluşlarında görev için üniversiteden görevlendirme gerekir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Yıldız.

SACİD YILDIZ (Devamla)Teşekkür ederim Başkanım.

Yani yasada olmayan bir yetkiyi YÖK genelgede kullanmak istiyor. Yani bunun da düzeltilmesi lazım veya bu konuda eğer düzelse bile demek ki kafalarda, üniversite öğretim üyelerinin meslek kuruluşlarında görev almalarını, orada kendilerini ifade etmelerini, meslek kuruluşlarının daha iyi bir noktaya gelmelerini istememektedirler. Yani bunu da anlamak mümkün değildir değerli milletvekilleri.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinize saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 19 Şubat 2009

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook