İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

Sacid Yıldız

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Nisan 2010 · 1.161 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sacid Yıldız (CHP), 14 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 1.161 kelime.

Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2010-04-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek madde üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu ek madde 461 sıra sayısıyla Millî Eğitim Komisyonunda görüşülüp raporlaştırılmış ve bu Millî Eğitim Komisyonunda görüşülürken tali komisyon olarak da Plan ve Bütçe Komisyonu ve Sağlık Komisyonu belirtilmiş. Ama ne yazıktır ki bu Sağlık Komisyonunda tartışılmadı tali komisyon olsa da değerli arkadaşlar. Çünkü yüz altmış yedi yıllık bir vakfın yapısını, Bezm-i Alem Valide Sultan Vakfının yapısını değiştiren bir yasa tasarısı, oradaki çalışmayı değiştiriyor, orada bir üniversite kurulmasına yol açıyor ve bu, Sağlık Komisyonunda ele alınmamıştır değerli arkadaşlar. Bunu burada, huzurunuzda dile getiriyorum.

Ayrıca, gene o hastanede çalışan gerek şef, şef yardımcıları, başhekim, başhekim yardımcıları, sağlık personeli ve sağlık personeli dışındaki diğer personelin de kadrolarını, durumlarını yeniden düzenleyen bu tasarı, Millî Eğitim Komisyonu dışında Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüşülmemiştir değerli arkadaşlar. Son zamanlarda nedense böyle tali komisyonlarda görüşülmeme huyu çıkmıştır. Eğer vaktim kalırsa buna bir iki daha örnek veririm sonunda.

Şimdi buradan soruyorum değerli arkadaşlar: Yüz altmış yedi yıl önce kurulmuş bir vakfın, hastanesi olan, Vakıf Gureba Hastanesini ilgilendirmekte olan ve onun yapısını değiştiren bu tasarı niçin Sağlık Komisyonunda görüşülmemiştir, tartışılmamıştır? Önemsiz olduğu için mi, Sağlık Komisyonunun çok yoğun çalışma programı olduğu için mi? Bunların hiçbiri değil değerli milletvekilleri, bu tasarı nasıl kamuoyunun gözünden, dikkatinden kaçırılmak istendiyse aynı nedenle yüce Meclisin de gözünden kaçırılmak istenmiştir. Onun için, 461’le buraya getirilmemiş, ek madde hâlinde getirilmiştir, buradaki arkadaşların çoğunun da bundan haberleri yoktur, bu iki tane maddenin buraya getirileceğinden. Bunu tekrar dikkatlerinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarı ile üç mazbut vakıf adına, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi kurulmaktadır. Değerli arkadaşlar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün işi üniversite kurmak değildir, zaten pek çok vakıf kendi üniversitesini kurmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünün işi, kendilerine emanet edilmiş vakıfları korumak, kollamak, eksikliklerini gidermek, onların iyi çalışmasını düzenlemek ve denetlemektir; onlara ihanet etmek değildir, onları birilerine rant uğruna peşkeş çekmek değildir.

Vakıf Gureba Hastanesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde olmasına ve yönetime defalarca iletilmesine karşın üç yıldır fakirliğin, garipliğin sembolü olan yeşil kartlıların giremediği, onların kabul edilmediği tek hastanedir değerli milletvekilleri, ancak sevkle gelebilmektedir bu garipler o amaçla kurulan bu hastaneye. Bu çok önemlidir. O hastane ki gariplere parasız hizmet vermek üzere kurulmuştur. Bu gerçekle gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekse Hükûmet övünebilir mi? Bu durum nasıl açıklanabilir?

Bezm-i Alem’i de kısaca söyleyeyim: II. Mahmut’un eşi, Abdülmecid’in annesi. 1843 yılında kurulan bir vakıf değerli arkadaşlar. SSK ve Sağlık Bakanlığının yönetiminde olduğu yedi yıl boyuncu ihmal edilerek üvey evlat muamelesi görerek kötü duruma düşürülmüş olan hastane son üç yıldır da Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetiminde olduğu hâlde çökertilmeye devam edilmiştir ve tarihinin en kötü dönemini yaşamaktadır. Kıymetli arazisini rant uğruna yağmalamak için bile bile bu duruma getirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulacak üniversiteye 330 bin metrekare arsa tahsis ederek bunun 100 bin metrekaresi üniversite kampüsü olacak, 230 bin metrekaresi ise alışveriş merkezi, ofis, rezidans ve otel olarak değerlendirilecektir yani büyük bir rant vardır burada değerli arkadaşlar. 230 bin metrekare arsa kırk dokuz veya doksan dokuz yıllığına kiralanacak, buraya yapılacak projeden üniversite yararlanacaktır. Bu gazetelerde de açık açık ocak ayında yazıldı, 2010’un Ocak ayında.

Değerli milletvekilleri, Bezm-i Alem Valide Sultan gibi vakıflar şefkat, merhamet, yardımlaşma, barış, birlik ve beraberlik ruhunun temel unsurlarıdır, bu duyguları pekiştirirler; kendi inançlarımız ve atalarımızdan gelen öz kültürümüzün dünyaya örnek olmuş kurumlarıdır. İyi bir hastane, üniversite kurabilirsiniz ama vakıf özelliklerini başka bir kurum içinde sürdüremezsiniz. Bu vakıf üniversiteye dönüştürüldüğü takdirde kısa sürede asimile olacak, özelliğini yitirecek, vakfın asıl amacına aykırı olarak çalışacaktır. Üniversite olduğunda oraya gelen gariplere, fakirlere parasız mı bakacaksınız? Hâlen devlet kurumlarında yeşil kartlılardan bile tedavi ve ilaç katkı payı alırken bu nasıl mümkün olacaktır değerli arkadaşlar? Ülkemizin çok sayıda üniversiteye, tıp fakültesine ihtiyacı olabilir. Bunlar tartışılabilir ancak yüz altmış yedi yıllık değerli bir vakfın yapısını, geleneğini, geleceğini bozmaya hiç gerek yoktur. Hele bu ülkenin millî, manevi, tarihî değerlerini korumak iddiasıyla iktidar olmuş bir partiye bu tutum hiç yakışmamaktadır. Partinizin misyonu olarak muhafazakâr ve demokrat demektesiniz. Bu nasıl muhafazakârlık değerli arkadaşlar? Ama işin içinde rant olunca gözünüz nedense bir şey görmemektedir.

İktidara yakışan Vakıf Gureba Hastanesini cihaz, personel, mekân olarak geliştirmek ve donatmaktır. Bu şekilde fakirlere daha iyi hizmet verir hâle getirilebilir. Vakıf Gureba Hastanesinden üniversite eğitiminde yararlanmak istiyorsanız afiliye olup yararlanınız, üniversiteyle ilişkilendiriniz. Daha önceleri İstanbul Üniversitesi bu şekilde yararlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, şefkat sembolü yüz altmış yedi yıllık bir tarihi yok etmenin siyasi, sosyal, hukuki, manevi faturaları olacaktır; vebali sizin üzerinizde olacaktır. Geçiş dönemi sancılı olacak veya hiç mümkün olmayacaktır çünkü 1979, 1989 ve 1999’da yaşanan ve vakfiyeye aykırılık sebebiyle hukuktan dönen süreç yeniden yaşanacak ve bir kaos dönemi başlayacaktır.

Bezm-i Alem Valide Sultan’ın vakfiyede yükseköğretim kurumu kurma iradesi bulunmamaktadır. Burası çok önemli değerli arkadaşlar. Bu nedenle, YÖK, 7 Mart 1989 tarihinde, 6 Kasım 1987 tarihli üniversite kurma kararını, hukuki durumun mevcut olmaması nedeniyle yürürlükten kaldırmıştır; YÖK, kendi aldığı kararı yürürlükten kaldırmıştır.

Bu mazbut vakıfların vakfedenlerinin iradesini ortaya koyan ve anayasa gibi değerlendirilen vakfiyelerinde yükseköğretim kurumu kurulacağına dair açıkça bir irade beyanının bulunmadığı dikkate alındığında, tasarının temelinde vakfiyeye aykırılık olduğu apaçık şekilde görülmektedir. Olsa olsa vakfiyede “rüştiye” geçmektedir, yani buraya ortaokul kurabilirsiniz, vakfiye senedinde bu geçmektedir.

Yükseköğretim Kurumu Kanunu’nun ek 3’üncü maddesi -bu söylediğim çok önemli değerli arkadaşlar- (d) bendine ve Vakıf Yükseköğretim Kurulları Yönetmeliği’nin 9/g bendine göre, Bezm-i Alem vakıf üniversitesinin kurulması için YÖK’e verilen taahhüt çerçevesinde belli şartlar oluştuğunda, çıplak mülkiyet veya intifa hakkı tahsis edilen taşınmazların, mazbut vakıfların, dolayısıyla Vakıflar Genel Müdürlüğünün elinden çıkacağı sonucunu doğurabilecektir.

Böyle bir durum, Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuruluş amacı olan ve yıllarca önce kurulan bu vakıfları yaşatmak, mallarını en iyi şekilde değerlendirerek muhafaza etmek görevine uygun düşmeyecektir.

Vakfiyede, bu gayrimenkullerin fakir fukara hastaya bakma amacı olduğu dikkate alındığında, bu taşınmazların veya gelirlerinin vakıfların elinden çıkması hâlinde amaçlarının gerçekleşmesinin imkânsızlaşacağı unutulmamalıdır.

Anayasa’ya açıkça aykırı olan bu durum Anayasa Mahkemesinden dönecektir. O zaman da söylüyorsunuz “Niye Anayasa Mahkemesine gidiyorsunuz?” diye. Böyle, Anayasa’ya aykırı olan yasaların buradan çıkmaması lazım değerli arkadaşlar. Zaten şu anda üç tane idare mahkemesinde mahkemeliktir bu yasa, üç tane idare mahkemesinde görüşülmektedir. Bu yasadan sonra belki onlar değişebilir. Ama, asıl niyetin üniversite kurmaktan çok arazi yağması, rantiyeden pay kapma ve peşkeş çekme olduğu açıkça görülmektedir. Kirli, dolambaçlı işlerle vakfiyeyi yok etme çabalarını iktidarınızın misyonu ile nasıl bağdaştıracaksınız değerli arkadaşlar?

Seçmeninize, gönül dostlarınıza, Osmanlı’dan kalma üstelik gariplere hizmet eden önemli bir kurumu ortadan kaldırdığınızı nasıl açıklayacaksınız?

Bakınız, Beşiktaş-Akaretler Sıraevler’in açılışında yaptığı konuşmada vakıfların dokuz yüz altmış yıldır Türkiye’de olsun eski Osmanlı coğrafyasında olsun, yoksulun, kimsesizin, garibin, gurebanın ve yolda kalmışın kimsesi ve koruyucusu olduğunu ifade ederek, bu medeniyete sahip çıkmanın kendilerine nasip olduğunu belirtiyordu Sayın Başbakan. Bu nasıl koruyup sahip çıkmadır değerli arkadaşlar? Yok ediyorsunuz, sahip çıkmanın ötesinde.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısını, burada, hemen derhâl geri çekiniz. Lütfen görüşmeleri, Bezm-i Alem için burada sonlandıralım. Tasarı, ilgili komisyonlarda ve kamuoyunda iyice tartışıldıktan ve idare mahkemelerindeki yargı süreci sonlandıktan sonra olgunlaşıp önümüze gelmelidir. Vakıf Gureba Hastanesini eskiden olduğu gibi üniversiteye afiliye ediniz, hem vakfiye uygulamalarının hem de üniversite akademik uygulamalarının yapılabileceği bir kurum olarak geliştiriniz, asimile etmeyiniz, yani onu yok etmeyiniz, sindirmeyiniz, arazi yağmacılarına alet olmayınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 14 Nisan 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook