Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Hatay Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 469 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sadullah Ergin (AK Parti), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 469 kelime.
Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
İlk olarak Sayın Aydoğan’ın sorusuyla başlıyorum: “Yargıyı ele geçirmek amacı yoksa vatandaşın hangi sıkıntısı giderilecektir bu değişiklikle?” Bunu sordu Sayın Aydoğan.
Değerli milletvekilleri, bu pakette getirilen düzenlemeler, bir bütün düzenlemenin parçalarıdır. Nedir o? Yargı Reformu Stratejisi’nin bir parçasıdır, Eylem Planı’ndaki kısa vadeli öncelikler arasında yer alan düzenlemelerin bir kısmı bu pakete yansıtılmıştır ama bu paket, sadece bunları öngörmüyor, hukuk fakültelerindeki eğitimden başlayarak, alternatif uyuşmazlık yolları, alternatif ceza infaz yöntemleri de dâhil, yargıdaki birçok sorununun çözümü için bir bütüncül yaklaşım getiren bir pakettir Yargı Reformu Strateji ve Eylem Planı’yla beraber.
Burada, bu pakette yer alan düzenlemeler içerisinde, geçen akşam da ifade etmeye çalışmıştım, vatandaşlarımıza çok önemli iki yeni hak arama yolu getiriliyor. Bunlar, kamu denetçisi ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının tanınmasıdır. Bunların bir tanesi, davalar açılmazdan önce vatandaşa idare nezdinde hak arama imkânı getiriyor, bir diğeri de iç hukuk yolları tüketildikten sonra vatandaşın hâlâ adalet duygusu tatmin edilmemiş ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmek yerine Ankara’daki Anayasa Mahkemesinde hak aramasının hem daha kolay hem daha ucuz hem de vatandaşımız için önemli bir imkân olduğu gerçeğidir.
Onun dışında, yargıyı ele geçirme kastı gibi bir şey olamaz. Türkiye’de yargının daha bağımsız ve tarafsız olması temel hedefine ve güven veren bir adalet sistemini kendine vizyon olarak alan Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne uygun düşmez.
Diğer Milletvekilimiz Sayın Tunç “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki uluslararası standartlara uygun yapılan değişiklikler muhalefet tarafından dikta girişimleri ve yargıda kuşatma ithamıyla karşılaşıyor. Bunu neyle bağdaştırıyorsunuz?” diye soruyor Sayın Tunç. Burada grup adına görüşünü açıklayan bir milletvekilimiz 1950 ile 1960 yılları arasında yargıyla uğraşanların sonunun hayır olmadığına dair birtakım ifadeler kullandı. O dönemde birtakım savcılarla uğraşıldığını dile getirdi. Yargıda kuşatma -Sayın Tunç’un sorusuna cevap olarak söylüyorum- bu şekilde üç beş hâkim, savcıyla uğraşmakla olmaz. 1960 yılında yapılan askerî müdahale ve darbe sonrasında sadece yedi ay içerisinde Yargıtayın toplam 241 üyesinden 66 üyesi resen emekli edilmiş, Danıştayın 54 üyesinden 28 tanesi, yani yarısından fazlası emekli edilmiş, kürsüde toplam 3.123 hâkim, savcı var iken bunların 520 tanesi rızası dışında, cebren emekliye sevk edilmiş. Daha sonra baktığınızda, Yassıada mahkemelerinde soruşturma ve kovuşturmada görev alan hâkim ve savcıların, Anayasa Mahkemesi üyeliğine, Yargıtay, Danıştay Başkanlığına, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlıklarına bol miktarda geldiklerini görüyoruz o dönemin sonrasında. Yargıda herhâlde bir etkileme, yargıyı kontrol altına alma gibi bir eylemden bahsedilecek ise bu somut örnekler, tarihten çok net örnekler olarak gözümüzün önünde canlı bir şekilde durmaktadır.
Sayın Köse’nin “Kürsüden gelecek HSYK üyesi adaylarının -yaklaşık 4 bin civarında birinci sınıf hâkim, savcı var- bunların hepsi aday olmak isterse bu seçim nasıl yapılacaktır?” diye bir sorusu var.
Sayın Köse, şu anda 2010 Türkiyesindeyiz, 21’inci yüzyıldayız, 4 bin değil, 14 bin hâkim, savcı da aday olsa bunların seçimi için yeterli teknik donanım, altyapı vardır. Bunun hiçbir problem doğurmayacağını ifade edeyim.
Kalan soruları da yazılı olarak cevaplayacağım.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 28 Nisan 2010