Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Kasım 2008 · 1.254 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şahin Mengü (CHP), 6 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 1.254 kelime.
Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2008-11-06-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ŞAHİN MENGÜ (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesi hakkında CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yanlış hatırlamıyorsam ekim ayı ortalarındaydı, Sayın Başbakan, yurt dışındaki paraların ülkeye çekilmesine imkân verecek bir düzenleme yapılacağını söylemesi üzerine gazetecilerin bunun kara paranın aklanması riskini taşıyacağını söylemesi karşısında “Her türlü riski alırız.” demişti. Ancak biraz evvel Sayın Canikli ve diğer grup başkan vekillerinin, bu kara para olayını önleyici her türlü tedbirin alındığını söylemesi hakikaten çok doğru ve sağlıklı olmuştur.
İşte, görüştüğümüz yasa tasarısı yurt dışından Türkiye’ye getirilmeye çalışılan paralarla ilgili bir yasa tasarısı. Ancak ben bu yasa tasarısının böyle, son bir ay içinde bir refleksle, krizle olduğuna inanmıyorum. İnanmıyorum değil, bazı duyumlarım bana sanki… Maliye Bakanlığında bir yıldır böyle bir çalışmanın olduğuna dair bilgilerim var. Onun için, bu tabii, yani kötü de bir şey değil, Maliye Bakanlığı zaman zaman herhangi bir tedbir almak için çalışmalar da yapabilir. Buradaki tek tehlikeli unsur bavulla getirilecek paranın menşeinin nasıl takip edileceği ve bu takip edilirken bunun kara para olup olmadığı, işte PKK parası olduğu –kusura bakmayın çok rahatsız oluyorsunuz ama söyleyeceğim- Deniz Feneri parası olduğu falan gibi rahatsızlıklar var. Şimdi, elbette kara paranın önlenmesi çok doğru bir şey çünkü “Getir de nasıl getirirsen getir.” mantığıyla getirilecek paralar ne beklediğiniz kadar çok olacak… Bir Anadolu tabiri vardır “Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değmez.” diye. Bu para o kadar gelecek mi gelmeyecek mi, bu ayrı bir tartışma konusu.
Konuşmamın ikinci bölümünde onu anlatmaya çalışacağım. Ancak, hakikaten Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen üç uluslararası anlaşmanın altına imza atmıştır: Viyana, Palermo, bir tane de Strasburg yanlış hatırlamıyorsam. Bu kara parayla mücadele için üç anlaşmanın altında imzası vardır. Eğer bu anlaşmaların zedelenmesine neden olabilecek, Türkiye’yi bu konuda sıkıntıya sokabilecek tedbirleri almazsak Türkiye, dünyada çok hassas olunan kara parayla mücadelede sanki üstüne düşen, taahhüt altına girdiği konularda görevini yapmayan bir devlet hâline gelir ve sonucunda, sanki teröre, uluslararası teröre destek veren ülkeler arasına getirilir. Bu hakikaten Türkiye açısından çok sıkıntılar yaratabilir.
Bu konu yani kara para konusu, dünya kamuoyunun çok hassasiyetle üzerinde durduğu bir konuydu. O bakımdan hep hassasiyetle üzerinde duruyorum. Bunun düzeltilmiş olması hakikaten çok doğru oldu.
Bütün bunların dışında, bu şekilde nasıl bir düzenleme yaparsanız yapın, önemli miktarda para da Türkiye’ye gelmeyecektir. Çünkü, Türkiye, bu para operasyonunu ilk defa yapmıyor, bu parasal tedbirleri ilk defa almıyor. Benim hatırlayabildiğim kadarıyla son on yıl içerisinde en az iki üç defa böyle para operasyonları yapıldı. Hiçbir şekilde, beklediğimiz kadar para gelmedi Türkiye’ye.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Yurt dışı amaçlı yoktu ama fazla.
ŞAHİN MENGÜ (Devamla)Hayır bakın, hepsi ekonomiyi canlandırmak, yurt dışında, ister bu ülkeden götürülmüş olsun ister orada çalışanların paraları olmuş olsun, bu paraların Türkiye’ye getirilmesi çabası vardı.
Şimdi, sadece faiz düzenlemeleriyle “Getirirsen yüzde 2 faiz veririz.” demekle bu paralar Türkiye’ye gelmez. İki nedenden gelmez. Şimdi, yurt dışına götürülen paralar niye yurt dışına götürülür veya orada çalışanlar paralarını niye Türkiye’ye getirmezler? İki nedenden getirmezler: Eğer oradaki adam bir sanayiyle uğraşıyorsa, orada yatırımı varsa orada para kazanacaktır. Orada da bir ekonomik kriz vardır, bu ekonomik kriz aşamasında bu paraları kullanacaktır. Bir ikincisi, orada yaşayan insanlar, eğer birikimleri var ise… Şimdi, bir şeye gerçekçi bakmak lazım, Türkiye ekonomisi, şu anda yangın yeri olduğu söylenen Avrupa ekonomilerinden çok daha güçlüdür, dersek bu fazla inandırıcı olmaz. Bu inandırıcılığımız sadece kendimize karşı değil, orada yaşayan insanlara karşı da olmaz. Eğer orada bir kriz varsa orada ticaret yapan, orada yaşayan insanların parasını da kendi ticaret hayatlarında kullanmak ve tutmak mecburiyetleri vardır.
İkincisi, yurt dışında yaşayan bir insan düşünün. Şimdi, Türkiye’de tasarruf mevduatının sınırlı bir derecede, 50 bin liraya kadar garanti altına alındığını düşünürseniz -ki Hükûmet kendine bu yetkiyi aldı, bu sınırı yükseltmiyor ama daha şu ana kadar yükseltmiş değil- Avrupa’da birçok ülkede tasarruf mevduatının koruma sınırı herhangi bir sınıra tabi değil, bütün mevduata tanınmış bir sınırlama var. Şimdi, bütün bu sınırlamaya yurt dışındaki paranın lehine, orada bulunan mevduatın lehine böyle bir tasarruf, yasal düzenleme varken “Bütün bunlardan sıyrıl, parayı Türkiye’ye getir.” demek insanlara çok inandırıcı ve çok cazip gelmez. Yani yüzde 2’yle getirmez. Ama asıl yapılmak istenen orada da illegal bir parayı buraya getirmekse yaptığımız düzenleme kendisiyle çelişir hâle geliyor. Oradaki yasal düzenleme içinde var olan yasal bir parayı “Buraya getir.” dediğiniz zaman, o zaman adamın buradaki tasarruf mevduatına tüm garantiyi vereceksiniz, artı, fazla bir şey vereceksiniz. Yani sadece yüksek faizle, yüzde 2 vergilendirelim demekle gelmez.
Nasıl getirilebilirdi? Şöyle getirilebilirdi: Türkiye çok büyük bir ekonomik paket hazırlardı. Getirilecek paraların hangi sektöre, hangi teşviklerle ne gibi vergi muafiyetleriyle getirileceğini söylersiniz, insanlar parayı bir yere yatırmaya gelirler. Bakın, Obama’nın gelişiyle Amerika’da bile artık, paradan para kazanmadan vazgeçileceği, yani reel sektörün canlandırılacağı, insanların üreterek para kazanmasının teşvik edildiği bir düzende, sadece parayı para olarak buraya getirip eğer yatırıma sevk edilmesini teşvik etmiyorsak, o zaman, orada kendini çok daha emniyette hisseden paraların buraya gelmesi mümkün değil. Hiç kendimizi kandırmayalım.
Artı, arkadaşlar, beni bu arada çok şaşırtan, çok da rahatsız eden, bu sabah Sayın Başbakanın gazetelere yansıyan –şu ana kadar yalanlanmadı- reel sektöre “Zulada paralarınız vardır, iki senelik asgari paranız vardır.” diye bir açıklaması var. Bu açıklama eğer doğruysa “zula” dediğiniz yer karanlık ve sahte paranın, yani kara paranın bulunduğu bir yerdir. Eğer hakikaten biz bu ülkenin yöneticileri olarak, siyasal iktidar olarak zuladaki paradan haberdar isek, bu zuladaki paraları bir şekilde yasal yollardan, hukuka uygun şekilde ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz. Eğer bir hukuk devletinde siz zulada para olduğunu biliyor da bunu ortaya çıkaramıyorsanız bu iktidarın aczidir.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)İhtiyaten…
ŞAHİN MENGÜ (Devamla)Olmaz böyle bir şey. Bunun söylenmesi dahi hoş değil.
Ha, bu Rusya’da oldu. Hepimizin bildiği, yıllarca ürettiği petrolün parasının bile hesabını bilemeyen Rusya’da Putin geldi, isim sayarak “Ya bu senin zulandaki -tam tabiriyle söylüyorum, zulandaki- parayı buraya getir, yoksa sana hayat hakkı tanımam.” dedi. Yeni çalkantıdan çıkmış, hukukun üstünlüğünün filan tartışılmadığı bir ülkede bunu yaparsınız ama Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle “Zuladaki parayı çıkar.” demek vallahi hiç hoş bir tabir olmadı. Zulada para varsa çıkaralım. Çıkarmak için bütün ekonomik, cezai, ne türlü tedbir alınması gerekiyorsa alalım ama bunu bu tabirlerle söylemeden yapalım. Aksi hâlde zaten burada var olduğunu herkesin kabul ettiği o paniği azdırırız. O paniğe, biraz evvel MHP Sözcüsü arkadaşımızın söylediği İstanbul’daki yangının üstüne benzin dökmek gibi olur.
Bu nedenle bu yasa belli tedbirler alınarak, kara paranın aklanmasının önüne geçme tedbirleri alınarak düzgün hâle getirilmeye çalışılsa dahi, bavul içinde gelen paranın buraya geldikten sonra dahi kimin için, nasıl geldiğini, nereden geldiğini anlayamazsınız. Eğer paranın bavul içinde gelmesine izin veriyorsanız o parayı o bavula kimin koyduğunu da bilemezsiniz. Belli terör örgütlerinin paralarını bavula koyar buraya getirirler. Nereye kadar kontrol edersiniz, nasıl kontrol edersiniz? Dünyanın en büyük riskine girersiniz. Güneydoğu’da her dakika insanların öldüğü bir ülkede çanta içinde gelen terörist parasının buraya bir şekilde girmesinin yolunu çok az dahi açsanız, bütün tedbirleri de alsanız bunun gelmesine mâni olamazsınız.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)(8)[okunamadı]’inci fıkra var.
ŞAHİN MENGÜ (Devamla)Anlatırsınız Sayın Canikli. Bakın ben sizi dinledim, hiç de laf atmadan dinledim, çok böyle sakin dinledim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Katkı sağlamak için söylüyor.
ŞAHİN MENGÜ (Devamla)Ben okurum, o 8’inci maddeyi anlarım.
Hangi tedbiri alırsanız alın, bavulla getirmeye kalktığınız paranın hesabını tutamazsınız.
OKTAY VURAL (İzmir)Gemiyle…
ŞAHİN MENGÜ (Devamla)MASAK’ı devreden çıkarıyorsunuz, yani çıkarmasanız dahi MASAK’ın parayı denetlemek için on bir tane getirdiği şart var. O şartlar dünyanın her tarafında deliniyor, sizde de delerler.
Bu nedenle, arz ettiğim bu konudaki tehlikeler bertaraf edilirse bu yasanın belki Türk ekonomisine katkısı olur ama beklenilen derecede, öyle insanların tahmin ettiğinin çok fevkinde büyük paraların geleceğini zannediyorsak gene hüsrana uğrarız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 6 Kasım 2008