Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Mayıs 2010 · 557 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şahin Mengü (CHP), 6 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 557 kelime.
Şahin Mengü (CHP, Manisa). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sahin-mengu-23-2010-05-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ŞAHİN MENGÜ (Manisa) –Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir -bunu, yirmi gündür hep aynı şeyi söylüyoruz- dolayısıyla yeni bir anayasa hazırlayan hükûmetler, katılımcı, şeffaf bir süreç izlemek zorundadırlar. Bu nedenle, paketin, bütün toplum kesimlerini kapsayan, katılımcı, çoğulcu, şeffaf bir süreçte, anayasa hazırlamak için gerekli, makul sayılacak bir süre içinde hazırlanması gerekirdi, ancak maalesef buna uymadık, hatta o kadar uymadık ki burada hepimiz, yani bütün arkadaşlarımızla beraber yirmi gündür hiçbir insani şarta uymayan olağanüstü bir çalışma şartı ve ortamında bir Anayasa paketi hazırlanıyor.
Sadece bununla kalmadınız, referandum sürecini de yüz yirmi günden altmış güne indirdiniz, kendinize göre çok enteresan gerekçeler sundunuz; “Dört ay çok uzun, insanlar unutuyor.” dendi. Hâlbuki anayasaların temelinde halkın da işin içinde olması gerekir yani sadece bu, sivil toplum örgütünün, sendikanın, siyasi partinin işi değildir; sokaktaki bireyin işidir, yukarıda oturan gazeteci arkadaşımın şahsi işidir, sokakta yürüyen Ahmet’in işidir, bankacı Mehmet’in işidir; onun için hepimizin, bütün toplumun katmanlarının ve kesimlerinin tartışarak bunu yapması gerekirdi ancak bunu maalesef yaptırmadınız. Bunu çok yadırgamıyorum, hakikaten yadırgamıyorum çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi de Hükûmet de ne insan hakları konusunda özgürlükleri gözetecek kadar demokrat ve ne de hukuk devletini içlerine sindirebilecek kadar demokratlar; bunun için hakikaten elimizde çok done var.
Bakın, gazetelere baktığınız zaman, son zamanlarda “benim bakanım”, “benim bakanlarım”, “O hangi bakanmış, tutup kolundan kapının önüne koyarım.” gibi pek demokrat olmayan sözler ve bu demokrat olmayan sözleri, demokrasiyle bağdaşmayan sözleri içine sindirebilen bakan topluluğu.
Şimdi, bütün bunlar varken değerli milletvekilleri, bir şeyleri beklemek hakikaten çok fazla iyimserlik oluyor. Hukuk ile kanunu birbirinden ayırmak ve kanun yapma gücünü veya Parlamentoda çoğunluğu elde tutmak, her düzenlemeyi yapacağım anlamına gelmez. Yani bilimde, siyaset biliminde, anayasa biliminde, hukuk biliminde bu Parlamentoda çoğunluğa sahip olabilirsiniz ama parmak hesabı, oy hesabı demek her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmez. Bu, hukuk devletlerinde düşünülmeyen bir şeydir. Özellikle “Bir toplumsal mutabakat belgesi.” dediğiniz bir anayasa hazırlığında, bu anayasayı eğer sadece bir siyasal partinin, sadece sizin partinizin anayasası olarak topluma sunarsanız, bu anayasayı her dakika eleştirilir, tartışılır hâle getirirsiniz, aynı 82 Anayasası’nda olduğu gibi, doğduğu günden itibaren tartışılan bir metin hâline gelir.
Bu anlamda ”Bu yasa benim. Yaptım oldu. İstersem, kendimi korumak için her türlü yasayı yaparım, buna kimse karışamaz çünkü demokrasilerde, seçimde çok oy aldım.” diyebilirsiniz, bu siyaseten, şeklen mümkün olabilir, bu hukuken, kanunen geçerli de olabilir ama hiçbir hukukçuya, hiçbir uygar demokratik ülkede insanlara bunu anlatmanız mümkün değildir, aynen bugün bizim Türkiye’de yaşadığımız gibi. Bu ülkede, insanlara neyin, nasıl yapıldığını, şu Anayasa’nın herhangi bir hükmünü, neyi değiştirdiğimizi gelin soralım. Bizim gibi devleti yönetmeye çalışan insanların dışında, sokaktaki insanların neyin ne olduğunun farkında olup olmadığını bir görelim. Yok, böyle bir anlatım yok çünkü süre çok kısıtlıydı, referandumda süreyi çok kısıtladınız, hiçbir şeyi anlatmamız mümkün değil.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, yasama organlarını sınırlandıran anayasalar ve evrensel hukuk ilkeleri vardır. Şu olayın ilk tartışılmaya başlandığı günden beri gerek Anayasa gerek İç Tüzük olağanüstü zorlandı. Ben, dün akşam, burada tartışma yapılan konularda sanki bir İç Tüzük ihlali olduğu inancındayım, oturup çok ciddi incelemek lazım. Bu neden oluyor biliyor musunuz? Aceleci davranmaktan. Dün akşam, burada önergeler görüşüldü, saat on ikiye geldi. Bu sabah oylamaya başlasak ne değişirdi? Hiçbir şey değişmezdi. Yani saygıdeğer parlamenterlerin neye oy atacağını bilmediğini mi, hatırlamayacaklarını mı düşünüyoruz biz? Böyle bir şey olmaz ama bir acele tavır içinde “Aman, bir an evvel bitsin.” yangından mal kaçırır mantığı içinde olduğu zaman maalesef olaylar bu noktaya geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 6 Mayıs 2010