İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Pamuk üreticilerinin sorunları hk.

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 28. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Ocak 2003 · 1.377 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 29 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PAMUK ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 1.377 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Pamuk üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-01-29-pamuk-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Denizli Milletvekilimiz Sayın Haşim Oral Beyin gündemdışı konuşmasına cevap vermek istiyorum.

Denizli, ülkemizin tarımsal potansiyeli en yüksek illerinden biridir. Yine, kendilerinin bahsettiği gibi, bitkisel üretim ağırlıklı bir mahiyet arz etmekte; bütün elverişliliğine rağmen, hayvansal üretimin payı yüzde 15'in altındadır ve Türkiye'nin temel tarımsal ürünlerinden birçoğunun çok verimli bir şekilde yetiştiği bir ildir. Aynı zamanda, pamuk üretiminin de çok büyük ölçüde, verimli bir şekilde üretildiği ilimiz olarak, tekstil sanayiinin de hızlı geliştiği bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır; ihracat rakamı da bunu ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla, sayın milletvekilimizin bölge pamuk üreticileriyle ilgili düşüncelerini şöyle cevaplandırmak istiyorum: Ülkemiz tarımsal üretim potansiyeli bakımından dünya üzerinde önemli bir yere sahip ve büyük bir ekolojik üstünlük söz konusudur. Ülkemizin sahip olduğu bu varlık, başta meyve ve sebze olmak üzere, çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine imkân tanımaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu önemli tarımsal üretim potansiyelini yaşayan ilimizden birisi de Denizli'dir. Hem tarımsal ürünlerin çeşitliliği hem de verimlilik açısından, bu ilimiz, ülkemizde ön sıralarda yer almakta, en önemli ürünlerin başında da, üretim, istihdama katkı ve yaratılan katmadeğer olarak pamuk ilk sırada yer almaktadır. Bu ilimizde 2002 yılı pamuk üretiminin son dönemine girilmiş olup, hasat büyük oranda tamamlanmıştır. Bölgede pamuk yetiştiren diğer illerimizde olduğu gibi, Denizli İlimizde de hasat döneminde yüksek işçilik maliyetleri, üreticilerimizin yüksek maliyetli hasat yapmalarına neden olmuştur. Bunun en önemli sebeplerinin başında ise, kendi bölgelerinde yükselen bir grafik gösteren pamuk üretim alanlarındaki artışa paralel olarak, geçmiş yıllarda özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinden gelen pamuk işçilerinde bir azalmanın olması gelmektedir. Bu, doğal olarak, bölgedeki işçilik maliyetini artırmıştır. Bunun yanında, yine sayın milletvekilimizin bahsettiği gibi, temel tarımsal girdilerden gübrenin, ilacın ve mazotun fiyatlarında meydana gelen artışlar da hepimizin malumudur.

Yaşanan bu sorunu ortadan kaldırmanın yolu, pamuk hasadında işçi kullanımının azaltılmasıdır en başta. Bunun için ise işçi yerine pamuk hasat makinelerinin devreye sokulması, hasat maliyetlerini önemli ölçüde düşürecektir. Bugün, Denizli İlimiz, pamuk toplama makinesini belli ilçelerinde devreye sokmuştur. Bu makineleşmenin ilde yaygınlaştırılması için, Bakanlığımız, Denizli İl Müdürlüğü imkânları ile Denizli Özel İdare kaynaklarının kullanılmasına ve bu bölgeye yönelik çalışmaları sürdürecek ve 2003 yılı hasat döneminde makineleşme oranının yükseltilmesi konusunda bir çalışma sürdürülecektir.

Türkiye'nin pamuk üretimi, son yıllarda, tekstil ve konfeksiyon sektörünün talebini karşılayamaz duruma düşmüştür. 2001 yılı verilerine göre, 800 000 ton üretimimize ilaveten 450 000 ton lif pamuk ithalatımız söz konusudur. Pamuk ürününü bu yönleriyle değerlendirdiğimizde, ülke ihtiyaçları doğrultusunda pamuk üretiminin artırılması ve bu doğrultuda da üretimin desteklenerek yönlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu çerçevede, hem üretimi teşvik etmek hem de bütçeye daha az yük getiren sistem olarak, ülkelerin son yıllarda yoğun olarak kullandığı "prim sistemi" ülkemizde pamukla uygulamaya konulmuş ve bu uygulama devam etmektedir.

Bilindiği gibi, dünya fiyatları gerçek fiyatları yansıtmamaktadır. Dünya fiyatları ya çok desteklenmiş veya yüksek düzeyde ihracat sübvansiyonu verilerek düşük tutulmuştur. Bu fiyatlar karşısında her ülke kendi üreticisini korumak zorundadır. Dolayısıyla, prim sisteminin amacı, bir taraftan üreticiyi korurken, diğer taraftan da, sanayiciye dünya fiyatlarından hammadde temin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle, prim miktarı tespit edilirken, üreticinin üretime devam etmesini sağlayacak fiyat ile dünya fiyatları arasındaki fark esas alınmaktadır.

İlk defa 1993 yılında kütlü pamukta üreticilerimize prim ödemesine başlanmış ve üreticilere kilogram başına 3 000 lira prim verilmiş olup, toplam ödeme miktarı, o yıl için, 4,6 trilyon olmuştur. 1998 yılında 10 sent, 1999 yılında 12 sent, 2000 yılında 9 sent -sayın milletvekilimizin de belirttiği gibi- 2001 yılında ise kilo başına 70 000 lira bir ödeme yapılmıştır. Bu bölgelerde ödemeler halen sürdürülmektedir.

Prim ödemelerinden dolayı piyasaların kayıt altına alınmasıyla, devletimizin Stopaj Vergisi, KDV ve Gelir Vergisi tahsilatları yükselmiş, desteklemenin doğrudan üreticiye yapılmasıyla da, üreticilerimizin gelir seviyesi artış göstermiştir.

Bu gelişmelere bağlı olarak, 2002 yılı ürünü kütlü pamuğun da prim sistemiyle desteklenmesi konusunda karar alınmış olup, belirlenecek olan 2003 yılı bütçe rakamlarına göre ödenecek prim miktarı, üreticilerimizi de tatmin edecek bir seviyede tespit edilecektir.

Sadece Denizli İlimizdeki üreticileri değil, genel olarak pamuk üreticilerini ilgilendiren bu konuda, ben, ilave bazı bilgiler vermek istiyorum; onu da şöyle ifade edebilirim: Halen pamuk üreticileri için, şu anda belirlenen, bütçeye konmuş olan rakam 300 trilyon civarında, yağlı tohumlar prim desteğiyle ilgili bir seviyedir. Tabiî, çiftçilerimiz açısından yapılan hesaplamalarda, üretimlerini artıracak ve onlara belli oranda bir kâr getirecek miktar konusunda Tarım Bakanlığı olarak yaptığımız çalışmada, kilo başına en az 160 000 lira bir primin verilmesi gerektiği konusunda bir kanaate sahibiz, en az bu kadar verilmesi konusunda.

Bununla ilgili tekliflerimiz, taleplerimiz ilgili birimlere iletilmiştir ve prim desteğine konu olan pamuğun dışında kalan ayçiçeği, soya, kanola ve zeytinyağı üreticilerine nispetle, tabiî, toplam prim ödemeleri için ayrılan kaynaklardan en büyük pay pamuğa yönelmektedir, gitmektedir; ancak, bize göre, pamuk üreticilerimizin, mevcut dünya fiyatlarında sanayicimize mal satabilmesi için gerekli minimum desteğin 160 000 lira civarında olması gerektiği şeklindedir. İnşallah, çiftçilerimize bu seviyede bir destek vererek, onların pamuk üretimini teşvik etmeyi amaçlıyoruz.

Denizli Milletvekilimizin ikinci olarak değindiği konu, yine bu bölgedeki elma üreticilerimizle ilgilidir. Denizli İlimiz elma üreticilerinin pazarlama sorunu da, daha önce açıklanan gerekçeler ve alınacak tedbirlerle paralellik göstermektedir. Bu çerçevede, elma üretimi sezonunun başlamasıyla birlikte, pazara aşırı ürün çıkışının yarattığı pazarlama sorunu, bölge üreticilerinin de her zaman karşı karşıya olduğu önemli bir sorun olarak gözükmektedir. Tabiî, bu durum, tarımsal üretimin temel sorunudur. Hasat sezonunda her ürün için benzer sorunla karşı karşıya kalırız. Elma üreticilerimiz için de, konu aynı şekilde önemini korumaktadır; dolayısıyla, bir pazarlama sorunudur. Bu konuda en önemli çözüm şekli ve üreticilerimizin durumunu iyileştirecek olan gelişme, hükümet programımızda da ifade ettiğimiz gibi, üretici birlikleriyle ilgili yasanın hazırlanması, tamamlanması ve üreticilerimizin bir birlik içerisinde hareket ederek, kendilerinin, ürettikleri ürünün pazarlanması, depolanması konusunda daha organize olmalarıdır.

Tarımsal bir ürüne katmadeğer katarak pazarlama şansını artırmanın tarımsal üretimin vazgeçilmez bir parçası olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle, ürünlerin, piyasaya arz edilmeden önce, ayıklama, sınıflama, boyalama ve ambalajlama işlemlerinin yanı sıra, dayanıklılığının artırılabilmesi ve kalitenin muhafazası için, paketleme evlerinde, önsoğutma, sarartma, ilaçlama, kurutma, mumlama ve soğuk muhafaza gibi işlemlerden geçirilmesinin önemli olduğu açıktır. Uzun yıllardır tarımsal pazarlamada ihtiyaç duyulan bu altyapının istenilen seviyeye çıkarılamaması, tarımsal üretimi ve üreticiyi de olumsuz etkilemiştir. Bakanlık olarak, Bakanlığımız bünyesinde, görev içerisinde kalan imkânlarla bu konunun desteklenmesi için gerekli çalışmalar sürdürülmektedir. Bu amaçla, bunlar, tarımsal amaçlı kooperatifler bünyesinde, Bakanlığımızca desteklenerek, ihtiyaç duyulan altyapının sağlanması konusundaki çalışmalar sürdürülmektedir. Bakanlığımızın çalışmaları bu çerçevede sürdürülürken, diğer taraftan, Denizli İlimizde, özellikle elma paketlemesinde eski tip kasa kullanımından ve standart ayırımının yapılamamasından yaşanan sorunların, yeni ve modern paketleme ve standart tesislerinin kurulmasıyla ortadan kaldırılması için, il müdürlüğümüz öncülüğünde, bölgedeki elma üreticilerini ve sanayicileri içerisine alan bir çalışma başlatılmıştır. Başlatılan bu çalışmalar, Bakanlığımız ve diğer ilgili kamu kurumlarının da katılımıyla, devletin desteğinin de kullanılmasını sağlayıcı tedbirlerle beraber en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.

Ben, Denizli'yle ilgili bu özel cevaptan sonra, bir genel değerlendirme yapmak istiyorum. O da, şudur: Ülkemizde, elma üretimi, son yedi, sekiz yıldır çok büyük bir değişiklik göstermemektedir. Yaklaşık 2,5 milyon ton civarında elma üretimi söz konusudur. Bu üretimin yanında, hem elma ihracatı hem de ithalatı ülkemiz için geçerlidir. Ülkemizin, yıllar içerisinde -son dört yılda- 15 000 ilâ 25 000 ton elma ihraç ettiğini ve buna mukabil 1 000 ilâ 3 000 ton da elma ithal ettiğini biliyoruz. Bu hususla ilgili olarak, esas, üreticilerimiz için söylenilecek önemli nokta: 2003 yılında, elma ithalatı konusunda, bugün, üreticilerimizin ellerinde elma stoklarının varlığını da dikkate alarak, daha özen göstereceğimiz ve elma fiyatlarının onları tatmin edecek bir seviyede muhafaza edilebilmesi için, bu konuda, Tarım Bakanlığı olarak üzerimize düşen görevi yapacağımızı ifade ediyorum. Yalnız, sayın milletvekilimizin belirttiği gibi, bazı hususlar sadece Bakanlığımızın alacağı birkısım tedbirlerle çözülmeyebilir. Bu hususta toplumumuzun da konuya daha bir hassasiyet göstermesi gerekmektedir. O da şudur: Sadece Denizli değil, Türkiye'nin değişik yerlerinde elma üreticisinin durumu büyük bir benzerlik arz etmektedir. Elma üreticilerinin soğuk hava depolarında tuttukları stoklar henüz erimemiştir ve dolayısıyla, bunun da belli bir süresi vardır. Bu süre geçtikten sonra, artık, stok maliyetleri yanında elmanın kalitesinde de bir düşme meydana gelmektedir. Dolayısıyla, üreticilerimiz mağdur duruma düşme noktasına gelmişlerdir. Bununla ilgili olarak, elma ithalatını her ne sebeple olursa olsun daha dikkatli bir şekilde takip edeceğiz; bizim üzerimize düşen görev bu, bugün için böyle. İki, bu konuda, ülkemizde, toplumumuzun elma tüketimini artırması konusunda genel bir teşvike ihtiyacımız var. Bunu başta milletvekillerimiz, aydınlarımız, şehirlerimiz olmak üzere Türkiye'nin elma üreticilerinin sorunlarının çözümüne katkı yapmamız lazım. Sayın milletvekilimizin bahsettiği konuya -elmaların, öğrencilerimize, askerlerimize verilmesi- ben de katılıyorum; elma tüketimini artırma konusunda birkısım girişimlerde bulunmak gerektiği düşüncesini paylaşıyorum. Elma üreticilerinin bugün karşı karşıya kaldığı sorunları iyileştirme konusunda hepimize bir görev düştüğünü ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 29 Ocak 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook