2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 972 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 972 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-7-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bakanlığımın 2003 yılı bütçesinin görüşülmesi nedeniyle yapılmış olan değerlendirmelere, eleştirilere ve katkılara teşekkür ediyorum.
Muhtelif vesilelerle ifade ettiğim gibi, tarım sektörü, ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesinde çok önemli görevler üstlenmiş ve bu görevini günümüze kadar da sürdürmüştür.
70 milyonluk nüfusumuzun yaklaşık yüzde 40'nın kırsal kesimde yaşamasına ve istihdam içinde yüzde 36'lık bir paya sahip olmasına rağmen, izlenen yanlış ekonomik ve sosyal politikalar nedeniyle, ülkemizde, tarım sektörü yıllarca ihmal edilmiştir.
Tarım sektörünün gayri safî millî hâsıla içindeki payı, cumhuriyet dönemi başlarında yüzde 60'lar seviyesinde seyretmişken, diğer sektörlerin gelişmesi sonucunda, bu oran, günümüzde yüzde 14'ler seviyesine düşmüştür.
Tarım sektörünün, ekonomik ve sosyal yönden ülkemizde işgal ettiği bu önemli yere rağmen, yıllardır çözülemeyen çok önemli sorunları da bulunmaktadır. Bu sorunların başında, tarımda izlenecek politikaların altyapısını oluşturacak güvenilir bir veri tabanının bulunmaması gelmektedir.
Bir diğer önemli sorun ise, günümüzde, 4 milyona ulaşan tarımsal işletme sayılarının sürekli artması ve buna bağlı olarak işletmelerin küçülerek parçalanmasıdır.
Ayrıca, tarıma verilen destekler açısından, tarımın alt sektörler arasında bir denge kurulamaması ve sürekli istihdam yaratmada en önemli alt sektör olan hayvancılığın gözardı edilmesidir.
Bu nedenlerle, tarım sektörü ilgiye muhtaç olup, ülke ekonomisindeki yeriyle aynı paralellikte desteklenmesi gerekmektedir; ancak, bütçeden alınan destek, ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle, arzu edilen seviyede olamamıştır. Buna rağmen, mevcut bütçe imkânı çerçevesinde yapacaklarımız şunlardır:
Tarımda veri tabanını oluşturmak için yapılan çiftçi kayıt sistemini 2003 yılı içerisinde tamamlamaya çalışacağız; öncelikle, Bakanlığımızca hazırlıkları tamamlanan tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı, yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin kanun tasarısı, çerçeve tarım kanunu tasarısı, toprak koruma ve arazi kullanımı kanunu tasarısı, toprak sulama ve tarım reformu genel müdürlüğünün kuruluşu ve görevleri hakkında kanun tasarısı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı teşkilat kanunu tasarısı olmak üzere...
Bu dönemdeki doğrudan gelir desteği uygulaması, 2003 yılında da devam edecektir.
Ülkemizde üretim açığı bulunan pamuk, ayçiçeği, soya ve kanola gibi yağlı tohumlu bitkiler ile zeytinyağı üretiminin artırılmasına yönelik prim uygulamaları, yine, bu yıl devam edecek ve 2003 yılı ekiminden önce de bunlarla ilgili prim desteğinin sürdürülmesi konusunda açıklama yapılacaktır.
Hayvancılık kararnamesiyle yapılan desteklemelerin kapsamı genişletilecek ve destekleme miktarı artırılacaktır. Nitekim, 2002 yılına göre hayvancılık desteklerinin yüzde 135 oranında arttığını ve 176 trilyonluk bir seviyeye ulaştığını sizler de biliyorsunuz.
Kaliteli kaba yem üretiminin artırılması teşvik edilecek, aynı zamanda, mera alanlarının tespit, tahdit ve ıslah çalışmalarına hız verilecektir.
Tarımsal verimliliğin artırılması için bitki ve hayvan ıslah çalışmaları ağırlıklı olarak sürdürülecektir.
Organik ürün tarımının ülke çapında geliştirilmesi teşvik edilecektir.
Bitki ve hayvan sağlığını korumak, sağlıklı ve güvenilir gıdaları halkın tüketimine sunabilmek amacıyla gerekli önlemler alınacaktır.
Üreticilerimizin kooperatif, üretici birliği ve ziraat odalarından oluşan üçlü bir model içerisinde teşkilatlanması sağlanacaktır.
Tarım ürünleri pazarlamasında serbest piyasa şartlarının oluşturulmasını sağlayacak tedbirler alınacaktır.
Ayrıca, verimli tarım arazilerinin korunmasına ve geliştirilmesine yönelik hizmetlerin yanı sıra, arazi kullanım planlaması yapılarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı önlenecektir.
Özellikle konuşmamın son kısmında belirttiğim 2003 yılıyla ilgili bu değerlendirmelerden sonra, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sözcüsü Sayın Gürol Engin Hocamızın burada dile getirdiği bazı konulara cevap vermek ve dolayısıyla, konunun, Tarım Bakanlığıyla ilgili faaliyetlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak istiyorum.
Elbette, konuşmasının başında belirttiği hususlara ben de prensip olarak katılıyorum. Türk tarımı 1980 yılından itibaren geri kalmaya başlamıştır, gerekli ilgi ve alaka gösterilmemiştir. Bu sektöre yönelik olarak ortaya çıkan durum, hedef alınan büyüme hızının hep altında kalması ve dolayısıyla, üretim içerisindeki nispî payının düşmesidir.
Bununla ilgili olarak söylenilmesi gereken husus şudur: Bu, elbette, tabiî bir gelişmedir. Dünyanın bütün ülkelerinde, ekonomik gelişme ortaya çıktıkça, tarım sektörünün nispî payında bir daralma kaçınılmazdır. Bu, iktisadî kalkınmanın da bir sonucudur; ama, elbette, Türkiye'deki gelişme buna tam uygun cereyan etmemiştir. Hizmet ve sanayi sektöründeki gelişme nispî olarak daha yüksek, tarımsal gelişme daha az olduğu için payı düşmüştür. Ancak, tarımdaki reel gelişmelerin arzu edilen seviyede olmadığını, bu genel gelişme içerisinde seyreden durumun ihmale dayanan bir yönünün bulunduğunu ifade edebiliriz, söyleyebiliriz.
Nitekim, Sayın Gürol, bununla ilgili olarak, sabit sermaye yatırımları içerisindeki payının 1980'lerde yüzde 10 iken, 2002'de yüzde 2,5'lara düştüğünü söyledi.
GÜROL ERGİN (Muğla)4 küsur dedim efendim.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Devamla)Evet, bu düşüş doğrudur. Tarım sektöründeki yatırımlardaki gerileme, elbette, üretime de yansıyacaktır, üretim artış hızını belirleyecektir.
Bu dönem içerisinde esas tarımsal gelişmedeki büyük hamlenin yapıldığı yıllar ise, hepimizin bildiği gibi, 1950-1960 dönemidir. Sabit sermaye yatırımları içerisinden tarıma ayrılan pay, bu yıllarda yüzde 20 seviyesine ulaşmıştır ve bu yıllarda sanayi sektörüne ayrılan paya da eşit hale gelmiştir.
Buradaki hadisenin bir tabiî yönü var bütün dünyadaki gelişmelere uygun; ancak, kabul edemediğimiz yön, tarıma ayrılan kaynakların haddinden fazla azalmış olmasıdır ve bunun, tabiî ki, üretime ve gelire yansıyan yönünün varlığıdır.
Kısaca şöyle söyleyebiliriz: Biz, tarıma daha büyük kaynak ayırarak, ülkenin iktisadî kalkınmasını sağlayamayız; ülkenin iktisadî kalkınmasını sağlayabilmek için -Sayın Yakup Kepenek Hocamızın belirttiği gibi- sanayileşmeyi mutlaka sağlamalıyız; özellikle içinde bulunduğumuz zaman diliminde, bu ülkede, yüksek teknolojiyi, yeni teknolojileri geliştirecek ve üretime yansıtacak bir yapıyı kurmak zorundayız. Eğer, biz, 21 inci Yüzyılın başında, dünyadaki bu hızlı gelişmeyi ekonomimize aktaramaz ve katamazsak, Türkiye'nin, bugün, dünyadaki mevcut olan seviyesini ve yerini gelecek yıllarda arar hale gelebiliriz. Dolayısıyla, Türkiye, ana hedeften sapamaz; çünkü, tarımın da gelişmesi, bu alandaki gelişmeye bağlıdır; yani, sanayideki gelişmeye bağlıdır, yüksek teknoloji alanında göstereceğimiz gelişmeye bağlıdır. Ülkeyi, hep birlikte, bu zorunlu ve kaçınılmaz gelişme çizgisine sokmak zorundayız.
1996 yılına kadar, sürekli olarak, tarımsal ürünler ihracatının ithalatından fazla olduğunu söyledi ve o yıldan itibaren aleyhe döndüğünü söyledi Sayın Gürol Ergin Hocamız. Evet, doğru, 1996 yılı için böyledir; ama, müteakip bütün yıllar içinde, yine, tarım ürünleri ihracatı, tarım ürünleri ithalatından daha büyüktür. Bir fikir vermek istiyorum size: 1980 yılında tarım ürünleri ihracatı 1,6 milyar dolardır, ithalat ise sadece 51 milyon dolardır. Evet, bu yıllar içerisinde, Türkiye büyük bir tarım ürünü ihracatçısı ülkedir; çünkü, ihracatının yüzde 60'ına yakınını tarım ürünleri oluşturmaktadır; ama, Türkiye 2001 yılına geldiğinde, 31 milyar dolarlık ihracatının içerisinde 2,3 milyar dolarlık tarım ürünü ihracatı vardır, ithalatı ise, 1,4 milyar dolardır. Dünyadaki gelişmeye baktığımızda, bundan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 25 Mart 2003