Pancar ekicilerinin sorunlarıyla ilgili
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 75. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mayıs 2003 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: PANCAR EKİCİLERİNİN SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 862 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Pancar ekicilerinin sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-05-06-pancar-ekicilerinin-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bayburt Milletvekilimiz Sayın Ülkü Güney, özellikle kendi bölgesinde pancar üreticilerinin durumunu dile getirirken, konuşmasının sonunda, Sayın Sanayi Bakanına yönelerek, bölgesinin pancar üreticileriyle ilgili özel durumunun dikkate alınması ve bir çözüm getirilmesi ricasında bulundu; ama Sayın Bakanımız burada değil, dolayısıyla ben, şekerin hammaddesi olan şekerpancarının bir tarım ürünü olması dolayısıyla ve konuya cevap verebilecek durumda olmam dolayısıyla söz aldım, müsaadelerinizle kısaca konuyu değerlendirmek istiyorum.
Efendim, ülkemizde 1990'lı yılların ikinci yarısında Türkiye şeker ithal etmeye başlamıştır, 1995 ve 1996 yıllarında; her iki yılın ortalaması olarak söylersek, yaklaşık 500 000 ton şeker ithal etmiştir. Müteakip yıllarda ise, şeker fabrikalarımızın kapasitesinin artması ve şekerpancarı üretimindeki artış dolayısıyla, bu defa üretim fazlalığı oluşmuş, 1999 yılında 500 000 ton, 2000 yılında yaklaşık 600 000 ton, 2001 yılında 894 000 ton şeker fazlası elde edilmiş ve bunlar ihraç edilmiştir; ancak, bu ihraç edilen ürünlerin maliyeti ile ihraç fiyatları arasındaki farklar çok büyük bir yük teşkil etmiş ve 2001 yılında, hepimizin bildiği Şeker Kanunu çıkarılmış ve yeni bir rejim uygulamaya konulmuştur.
Bu yeni şeker rejiminin amacı, ülke şeker ihtiyacının yurtiçi üretimle karşılanmasını sağlamak ve ihtiyaçtan fazla üretimden doğan zararları önlemektir; yani, bir üretim planlaması yapmaktır ve buna bağlı olarak, ülkemizde, Şeker Kanunuyla, hem şekerpancarı hem de nişasta bazlı şeker üreten şirketler kota uygulamasına tabi tutulmuştur. Yeni kota rejiminin uygulandığı ilk pazarlama yılı olan 2002-2003 dönemi uygulaması geçmiş ve bu dönem içerisinde, şirketlere, 2 100 000 ton şeker kotası verilmiştir. 2003-2004, yani, içinde bulunduğumuz dönem içerisinde de, şeker üreten şirketlere, yine aynı miktar kota dağıtılmıştır; ancak, eğer, ülkede (A) kotasında üretilen şekerde üretim fazlası olur ve ihraç edilemezse, bu, müteakip yılın üretim miktarına ilave edildiği için, fiilen üretilmesi gereken şeker miktarında bir azalma söz konusu olacaktır. Nitekim, 2003-2004 pazarlama yılı için, Şeker Kurulu tarafından verilen kota 1 600 000 tona düşürülmüş, bunun 328 000 tonunun, bir önceki yılın üretim fazlasından karşılanması gerektiğinden dolayı, 1 300 000 ton şeker üretimi planlanmıştır. Dolayısıyla, 2 100 000 tondan 1 300 000 tona şeker üretiminin planlanması, toplam üretim içerisinde yüzde 15'lik bir kısıtlamayı zorunlu kılmıştır. Bu, aşağı yukarı, aynı oranda şekerpancarı üretiminde de bir daralma anlamına gelmektedir.
Tabiî, bu durum, ülkemizde, şekerpancarı üreticilerini büyük ölçüde rahatsız etmiş ve bu kota uygulaması konusunda düşüncelerini kamuoyuna intikal ettirmişler ve kotanın kaldırılması konusunda gerekli desteği de çeşitli çevrelerden bulmuşlardır. Bu konuda şekerpancarı üreticileri ile Türkiye'deki şeker fabrikalarının ürettiği şekerin üretimi ve pazarlaması konusundaki farklılık, ister istemez, konunun, bir planlama içerisinde hareket edilmesini zorunlu kılmaktadır. Yani, bizim, şekerpancarı üreticilerimizin taleplerini karşıladığımız zaman, bundan elde edilecek şekerin ne yapılacağı sorusuna cevap bulmamız gerekir. Eğer, biz, üretilen şekerleri yurt içinde tüketemiyorsak, maliyetlerin yüksekliğinden dolayı da bunları yurtdışına satamıyorsak, o zaman, bu problemi zamana bırakmak ve çözümünü geleceği havale etmek doğru bir davranış değildir. Dolayısıyla burada bir darboğazla karşı karşıyayız. Bu konuda, Bakanlığımız ile Sanayi Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerde, bugüne kadar, çiftçilerimizden hiçbir şikâyetin gelmediği bir çözüm üretilmiştir, o da şudur: 2002 yılında ekilen ve kaldırılan mahsul alanı kadar alanın pancar ekimi için kullanılabileceği, dolayısıyla pancar üreticileri açısından bir sorun olmayacağı ifade edilmiştir; ancak, bu yüzde 15'lik daralmayı, şekerpancarı üretimi için kullanan çiftçilere, bu alanda üretilen pancar için verilecek fiyatın, (A) kotası için verilecek miktardan daha düşük olacağı, yüzde 40'ı kadar olacağı, eğer arzu ederlerse, toplam 10 300 000 ton şekerpancarı üretebilecekleri; ancak, bu fiyat farkı kendilerine bir kâr getirmediği için cazip bulmazlarsa, biz de kendilerine -biraz önce, yine, Ülkü Beyin belirttiği gibi- ilk defa, ayçiceği, mısır, soya ve yem bitkileri üretebileceklerini söyledik ve bir alternatif ürün getirdik. Bu şekilde bir çözümü benimserlerse, aradaki dekar başına gelir farkını da telafi edeceğimizi söyledik. Bir misal vermek gerekirse, eğer, daha önce pancar ekerken bu yıl mısır ekerse ve mevcut fiyatlar arasında fark olursa, dekar başına kârlılık açısından yaptığımız hesaplara göre, 130 000 000'a kadar bir fark ödeyebileceğimizi ilan ettik. Bu, tabiî, cari fiyatlara, önümüzdeki zaman içerisinde şekerpancarı fiyatının, mısır fiyatının ne olacağına da bağlı; ama, tahminî olarak böyle bir rakama ulaşılabileceğini ifade ettik ve dolayısıyla, üreticilerimizin mağduriyetini önledik; hatta, alternatif ürün ekerlerse, daha cazip olma imkânını tanıdık, tanımaya çalıştık.
Ülkü Beyin esas dikkat çektiği hususa dönmek istiyorum. Bu dört ürün, özellikle şekerpancarı ekim alanlarında üretilebilecek alternatif ürünler olarak ifade edildi. Yine, bildiğim kadarıyla, şekerpancarı, zaten, bir münavebeli ekim yapılan üründür. Dolayısıyla, Bayburt'ta da, kendi ifadelerine göre, yaklaşık 59 000 ton şekerpancarı üretimi yapılmaktadır ve şekerpancarı, bu alanlara, münavebeli olarak, dört yılda bir ekilmektedir. Dolayısıyla, şekerpancarı ekilmediği dönemde, zaten, alternatif bir ürün ekilmektedir. Eğer, bu münavebe dönemlerinde, bu ürünler ekiliyorsa, ekilebiliyorsa, verimliliği düşük bile olsa, biz, o çiftçilerimize gelir farkını telafi etmeyi vaat ediyoruz; yani, bu kararname, bu karar, bunu gerektiriyor. Ancak, eğer, burada, Bayburt'taki çiftçilerimiz, bu ürünlerin dışında bir alternatif ürün ekiyorlarsa, onunla ilgili konu görüşülebilir, konuşulabilir. Hatta, biz, bu konuda ek bir sorumluluğu da şöyle alabiliriz: Bayburt'ta, bugüne kadar, bu ürünlerin ekiminde bir yaygınlık kazanılmamışsa, biz, tarım teşkilatımızla, buradaki çiftçilerimizin eğitimine de katkıda bulunabiliriz. Gelir farkını telafi ettikten ve eğitim katkısında bulunduktan sonra, dar bir bölge, 59 000 ton, toplam 10 300 000 tonluk üretim içerisinde, gerçekten, ihmal edilecek bir üretim. Yani, Bayburt için, bunun çok fazla sorun olmaması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla, eğer rakamlarda bir yanlışlık yoksa, bu meselenin çok kolay çözülebileceğini tahmin ediyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 6 Mayıs 2003