İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Nigde mv.orhan eraslan'in ulukişla kasabasının süt inekciligiyle ilgili sorusu

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 45. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Ocak 2004 · 1.492 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 21 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NİGDE MV.ORHAN ERASLAN'İN ULUKİŞLA KASABASININ SÜT İNEKCİLİGİYLE İLGİLİ SORUSU); konuşma 1.492 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Nigde mv.orhan eraslan'in ulukişla kasabasının süt inekciligiyle ilgili sorusu”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 21 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-01-21-nigde-mv-orhan-eraslan-in-ulukisla-kasabasinin-sut-inekciligiyle-ilgil (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; bugün, sizlere, 4 milletvekili arkadaşımızın sorularını kısa kısa cevaplandırmaya çalışacağım; bu vesileyle söz almış bulunuyorum.

Tabiî, bu soruların -tahmin ediyorum- 7 ilâ 9 ay önce sorulmuş olduğu anlaşılıyor; ama, biraz da güncelleştirerek, hadiseyi, bugüne de getirerek ifade etmeye çalışacağım.

Denizli Milletvekilimiz Sayın Haşim Oral, biraz önce okunan sorularında, özellikle Denizli İlinin bazı ilçelerinde tütün üreticileriyle ilgili, anason üreticileriyle ilgili sorularını sordu. Ben onlara şöyle cevap veriyorum:

Bakanlığımız tarafından yürütülen doğrudan gelir desteği, bildiğiniz gibi, devam etmektedir. Sayın Milletvekilimiz, gündemden çıkarıldığını ifade etmiş sorusunda. 2003 yılından kalan doğrudan gelir desteği ödemeleri halen devam etmektedir. 2004 Ocak ayı içerisinde Denizli'nin Akköy, Çal, Çivril ve Tavas İlçelerinde, şubat ayında da Babadağ, Bozkurt, Buldan, Çardak, Honaz, Serinhisar ve Sarayköy İlçelerinde ödemeler yapılacaktır. Bunlar, kesin bir tasnif şeklinde anlaşılmamalıdır; ama, ilçelerin gelişmişlik derecesine baktığımızda, muhtemel bir dağılım olarak ifade ediliyor. Toplam olarak 27 trilyon lira civarında bir ödeme yapılacak. Halen Denizli'ye 13,5 trilyon liralık bir ödeme gerçekleşmiştir.

Denizli İlinin Çal, Acıpayam, Buldan, Güney İlçeleri ile diğer ilçelerindeki tütün üreticilerinin durumlarına yönelik olarak özel bir projemiz olup olmadığını soruyorlar.

Biliyorsunuz, alternatif ürün kapsamında, fındık ve tütünle ilgili çalışmalar ülke çapında devam ediyor. Fındıkta alınan mesafe çok sınırlı olmakla birlikte, tütünde nispeten bir iyileşme var; bu, üretimdeki düşmeyi telafi edecek şekilde. Ayrıca, bölgenin, birkısım primle desteklenen ürünlerin üretimine elverişli olan yerlerinde bu geçişin daha kolay olacağını biliyoruz. Hepinizin bildiği gibi, başta, ayçiçeği, yem bitkileri, soya, kanola, pamukta prim destekleri uygulamalarımız devam ediyor. Dolayısıyla, üreticilerimiz açısından, bölgemizdeki tarım teşkilatlarımızla birlikte, başta bu ürünler olmak üzere, ekonomik değeri olan ürünlere geçiş konusunda eğitim çalışmalarımız sürüyor.

Üretilen tütünlerin Tekele satılmasıyla ilgili olarak da, ilgili kurumdan aldığımız bilgilere dayanarak şu ifadeleri kullanabiliyorum: Tekel ile tütün üreticileri arasında, bilindiği gibi, 2002 yılında yapılan sözleşmeye göre üretici başına 200 kilogram tütün alımı öngörülmüştür; Tekel, bu miktarı ve yüzde 10 fazlası tütünü üreticiden almıştır. 2002 yılında ekicinin elinde kalan sözleşme fazlası ve sözleşmesiz üretilen tütünler ise, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından açık artırma başlangıç fiyatlarından tespitleri yapılarak katalog alımlarına imkân tanınmıştır ve yapılan bu artırma sonucunda 2 000 üreticiden yaklaşık 1 000 ton tütün satın alınmıştır. Ayrıca, hepinizin bildiği gibi, 30 Temmuz 2003 tarihinde çıkarılan bir yasayla "2002 yılı ürünü ekici tütünlerinden bu kanunun 6 ncı maddesi çerçevesinde yazılı sözleşme yapılmaksızın üretilip açık artırma merkezlerinde alıcısı çıkmadığı için açık artırma yöntemiyle satılma imkânı da bulunmayan tütünler, bir defaya mahsus olmak üzere ve kurum tarafından belirlenip tebliğ edilmiş açık artırma başlangıç fiyatlarının yüzde 50'sinden aşağı olmamak kaydıyla Tekel Genel Müdürlüğünce satın alınabilir" denilmektedir ve buna uygun olarak yapılan işlemlerin sonucunda da 6 640 ton tütünün alım işlemi tamamlanmıştır.

Tekelin yıllık anason ihtiyacı, rakı satışları ve anason ihtiyacı, rakı satışları ve anason stokları gözönüne alınarak, önceden belirlenmekte ve ekici başına alınacak anason miktarı ile toplam anason ihtiyacı hükümet bildirisi şeklinde, TRT kanalıyla, ekim öncesi üreticilerimize duyurulmaktadır. 2003 yılına yönelik olarak 2002 Aralık ayında yayımlanan bildiriyle, üretici başına en fazla 200 kilogram anason alınacağı ilkesiyle sözleşme yapılacağı ve toplam alım miktarının da 5 000 ton olacağı üreticilere duyurulmuştur. Bu bağlamda, Denizli İlinde 7 800, Çal İlçesi Belevi Kasabasında ise 233 ekiciyle sözleşme imzalanmış olup, Denizli İlinde toplam olarak 1 560 ton anason alınmıştır.

Ürünlerin iç ve dış pazarlarda rekabet şansının artırılabilmesi için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, elbette, büyük önem taşır. Bu konuda girdi desteği olarak gübre, ilaç ve tarımsal kredilerde, bilindiği gibi, geçen dönem içerisinde bir katkı sağlanamamıştır; ancak, sınırlı ölçüde bir mazot desteği gerçekleştirilebilmiştir; bu üretim maliyetleri konusunda, özellikle tahıl grubu üreticilerimiz açısından, çok önemli bir fayda sağlamıştır. Prim destekleri yanında, doğrudan gelir desteği ödemeleri ve girdi desteği içerisinde de mazot desteği ödemesi devam etmektedir halen yürütülen projeler içerisinde.

Efendim, Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Vedat Melik'in, yine oldukça uzun bir zaman önce sorduğu soruda -yani, 2003 yılının muhtemelen mayıs ayında bu soru sorulmuştur- hububat taban fiyatları ve Toprak Mahsulleri Ofisinin ne kadar ürün alacağı sorulmaktadır. Bu sorulara şöyle bir cevap aktarmaya çalışıyorum: 2003-2004 dönemi hububat ürününün alımı ve satımı hakkında Bakanlar Kurulu kararı 30 Mayıs 2003 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmış olup, Toprak Mahsulleri Ofisine, başlangıç alım fiyatı ile yıl sonuna kadar satış fiyatını birlikte açıklama imkânı tanınmıştır ve bu karar kapsamında uygulama yürütülmüştür. Ama, esas önemli olan husus şudur: Hükümetin hububat destekleme alım fiyatlarını belirlemesi uygulamasından 2001-2002 kampanyasından itibaren vazgeçilmiştir. Bu yıldan itibaren, Toprak Mahsulleri Ofisince, ürün maliyeti, üretimin sürdürülebilirliği, ülkenin ekonomik durumu ve dünya piyasa şartlarının dikkate alındığı başlangıç alım fiyatı açıklanmaktadır. Bilahara, başlangıç alım fiyatlarında, serbest piyasa ve borsa fiyatları göz önünde tutularak artış yapılmaktadır. Açıklanan başlangıç alım fiyatları garanti fiyat niteliğindedir; yani, üretici, bu fiyatın üzerinde bir fiyattan ürününü piyasada değerlendiremiyorsa, belirlenen fiyattan ürününü TMO'ya satabilmektedir. Bu yıl da uygulama bu şekilde gerçekleşmiştir; önümüzdeki dönemde de benzer şekilde olacaktır.

Hepinizin bildiği gibi, 2003 yılı mayıs ayında açıklanan tahıllarla ilgili fiyatlar, üreticilerimiz tarafından da çok tatmin edici bulunmuş ve bir oran vermek gerekirse -bir yıl önceki fiyatlara nispetle- hububatta yüzde 41,3 oranında bir artış sağlanmıştır. Enflasyonun yüzde 20'nin altında olduğunu dikkate aldığımızda, özellikle tahıl üreticisi açısından çok pozitif geçen bir yıl olmuştur.

Diğer tahıllarda da benzer durum söz konusudur. Mesela, mısırdaki fiyat artışı yüzde 41,9 seviyesindedir ve 2003-2004 alım kampanyasında toplam olarak -2004 yılı ocak ayı sonu itibariyle söylüyorum- 544 000 tonu buğday olmak üzere, 1 134 000 ton, Toprak Mahsulleri Ofisi, ürün almıştır; bunun karşılığında da, üreticimize 461 trilyonluk bir ödeme yapmıştır. Burada çok sevinilecek bir ifade vardır; o da şu: Toprak Mahsulleri Ofisi, üç yıldır sürdürdüğü bu politikanın sonucunda, 2003 yılı uygulamalarında hiçbir dış kaynak kullanmadan -yani, uluslararası kaynağı kastetmiyorum- kendi özkaynaklarının dışında bir kaynak kullanmadan bu kampanya dönemini finanse edebilmiştir. Üreticilere 461 trilyonluk bir ödeme yapmış ve en geç onbeş gün sonra tüm borcunu ödeyerek bunu yapmış ve şu anda, üreticilere bir borcu da kalmamıştır. Dolayısıyla, sezonun değerlendirilmesi itibariyle, kendi kurumumuz açısından, Toprak Mahsulleri açısından, çok başarılı bir yıl geçtiğini söyleyebiliriz. Bu, özellikle pirinç ve mısırla ilgili, bu dönem uyguladığımız politikalarda, bu üretim faaliyetlerine yakın olan milletvekillerimiz tarafından da bilindiği gibi, üreticimizi çok himaye edici, koruyucu bir şekilde sürdürülmüştür.

Ben, Bilecik Milletvekilimiz Sayın Yaşar Tüzün'ün şerbetçiotuyla ilgili sorusuna da şöyle cevap vermek istiyorum. Bu ürünün, ülkemizde sadece Bilecik İlimizin belirli bölgelerinde ve Bursa İlimizin bir kısım köylerinde üretimi yapılmaktadır. Dünyada üretilen şerbetçiotunun tamamı, bira sanayiinde maya olarak kullanılmaktadır; istatistik bilgilere girmeyecek kadar, çok az miktarda, ilaç sanayiinde de kullanıldığı bilinmektedir. Ülkemize 1954 yıllarında girmiş, ancak, bu bölgede bir gelişme imkânı ortaya çıkmış ve dolayısıyla, son on yıla baktığımızda, üretilen miktar, yaş şerbetçiotu olarak, yaklaşık 1 100 ton, kuru olarak da 300 ton civarındadır. Dolayısıyla, bu süre içerisinde üretim miktarında gerçekten bir miktar azalma ortaya çıkmıştır ve ithalat da söz konusudur. Yaklaşık olarak, 1998 yılında, 259 ton, 2002'de de 282 ton civarında, yani, yaklaşık toplam tüketimin yüzde 20'si kadar da ithalat yapılmaktadır.

Bilecik İlimizde bu ürünün üretimi, sözleşmeli bir şekilde yapılmaktadır; iki alıcısı vardır. Dolayısıyla, bölgede valiliğin kontrolünde tarım teşkilatı ve orman işletmesi müdürlüğü, Tekel kurumunun ilgili temsilcilerinin de katılmasıyla oluşturulan bir teknik komite, bu ürünün alıcılarıyla bir araya gelerek bir fiyat belirleme çalışması yapmakta, böylece, üreticimizi korumaya yönelik bir tedbir almakta; bu ürünün ekim alanlarının gelişmesi konusunda gayretler, tesis maliyetinin yüksek oluşu sebebiyle, oldukça zor ilerlemektedir; ancak, bu alanın, özel idare kaynaklarıyla da genişletilmesi konusunda gayretler vardır.

Sayın Milletvekilimizin söylediği husus, bu ürünün ekim alanlarının geliştirilmesi ve teşvik edilmesi hususudur. Tabiî, ülkemizde, teşvik kapsamı, doğrudan gelirin dışında, ancak prim sistemiyle mümkündür. Bir ürünün prim sistemine girebilmesi, bu ürünün stratejik değeri, ithalat miktarı, ithalattaki toplam payı, artan önemi, sanayi açısından ifade ettiği anlam gibi birkısım değerlerle ölçülmektedir ve bildiğiniz gibi, ancak 5 ürün bu kapsamdadır. Dolayısıyla, üretim miktarı itibariyle henüz çok sınırlı ölçüde üretilen bu ürünümüz, teşviki için, bugüne kadar prim kapsamına alınamamıştır; elbette, doğrudan gelir kapsamına dahildir. Bu ürünün ilk tesis maliyetlerinin değerlendirilebilmesi açısından, bu yıl uygulanacak olan indirimli faizli tarımsal krediler konusunda bir imkânın, bu bölgemiz çiftçileri için de kullanılabilir hale geleceğini ümit ediyorum.

Niğde Milletvekilimiz Sayın Orhan Eraslan, Ulukışla Kasabasının süt inekçiliğiyle ilgili projesinin 2001 yılında tamamlandığını; ancak, bugüne kadar desteklenmediğini söylüyor ve bununla ilgili gelişmenin ne olduğunu soruyor.

Bu konuyla ilgili olarak daha önceki benzer sorulara verdiğim cevapları dikkate alarak, bu konuyu şöyle cevaplandırabilirim. Özellikle küçük çiftçinin desteklenmesi konusunda, kooperatifçilik destekleri çok büyük bir imkân sunmaktadır. Mesela, 100 üyenin bulunduğu, 200 büyükbaş hayvanın verildiği bir kooperatife, toplam destek miktarı 800-900 milyar lira arasında değişmektedir. Bu, bir köy için çok önemli bir kaynak olabilmekte ve böyle bir desteği alan çiftçilerimiz bakımından, eğer gerekli şartlar varsa, özellikle yem bitkisi bakımından gerekli ortam varsa, bu hayvanların net aylık getirisi 340 000 000'a kadar ulaşabilmektedir. Kırsal kesimde 340 000 000 liralık bir aylık getirinin, şehirlerimizde 1 000 000 000 liralık bir satın alma gücüne eşit olduğunu, herhalde çok rahatlıkla kabul edebiliriz; dolayısıyla, çok büyük bir talep vardır. Şu anda, 1 500'e yakın kooperatif destek beklemektedir; ama, sevinilecek olan husus şudur: 2004 yılında desteklenecek kooperatif sayısı 270 olacaktır. Bir önceki yıl yaklaşık 25 olduğu düşünülürse, artışın gerçekten de hayvancılık sektörümüz bakımından çok büyük bir gelişmeye imkân vereceğini düşünüyorum.

Efendim, benim cevaplarım bu şekildedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 21 Ocak 2004

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook