İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · SALI

Tarım ve hayvancılığın sorunları hk.

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 12. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Kasım 2004 · 2.227 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 2 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM VE HAYVANCILIĞIN SORUNLARI HK.); konuşma 2.227 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Tarım ve hayvancılığın sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 2 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-11-02-tarim-ve-hayvanciligin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt'ün, tarım ve hayvancılığın sorunları hakkındaki gündemdışı konuşmasına cevap vermek üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Öğüt, tarımla ilgili sorunları her dile getirişinde bizim problemlerimize parmak basmıştır ve kamuoyunda da gerekli ilgi ve alakayı görmüştür. Bu bakımdan, bu fırsatı tekrar verdiği için teşekkür ediyorum. Ben de, bu vesileyle düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Ben, Ensar Beyin söz alacağını öğrenince çok iyi, geniş kapsamlı bir hazırlık yaptım. Eğer milletvekillerimizin sabrı varsa, bu konuda biraz geniş bir açıklama yapmak istiyorum; ama, eğer ilerleyen saatte dikkati toplayamazsam özetlerim; ama, söylediği hususlarla ilgili, özel olarak, teker teker cevap vermek istiyorum.

Sektörümüzün önemi konusunda, bugün burada ilave bir cümleye gerek olmadığını düşünüyorum; çünkü, toplumumuzun yüzde 45'i kırsal kesimde yaşıyor ve insanlarımızın temel besin kaynağını bu sektör sağlıyor. Sektörün önemiyle ilgili konuda bu iki cümlenin kâfi geleceği kanaatindeyim; ama, diğer bütün alanlarda olduğu gibi, özellikle tarım sektöründe çok önemli sorunlarımız var ve bu sorunlarımız, özellikle 1990 yılından itibaren gelen uzunca bir dönem içerisinde, istikrarsızlıkların da etkisiyle, birikmiş ve yığılmış durumda.

Ben, Türk toplumunun en temel sorunlarından bir tanesinin, gerek makro açıdan gerekse sektörel açıdan baktığımızda, öncelikler sorununun iyi belirlenemediği ve bu konuların üzerine ısrarla gidilerek, bunların çözülerek gündemden düşürülmesinin başarılamadığı kanaatindeyim. İşte, bu tespitten hareketle, önceliklerin isabetle belirlenmesinden kaynaklandığına inanarak, Hükümetimiz ve Bakanlığımız bu konuda öncelik belirlemesi yaparak, ilkönce üreticilerimizin üretime döndürülmesi, üretim maliyetinin düşürülmesi yönünde adımlar atılması, kaliteli üretim için gerekli tedbirlerin bir ucundan başlanarak yürürlüğe konulması, örgütlenme altyapılarının tamamlanması yönünde adımlar attık. Bununla ilgili olarak -sadece başlıklarını söyleyeyim -evvela çiftçi borçları konusu, mazot konusu, yağlı tohum bitkileri ve pamuk üretimiyle ilgili -bugünlerde pamuk açısından birkısım eleştiriler alsak bile- primler konusundaki uygulamalarımız, arazi toplulaştırması ve düşük faizle krediler, bunlarla ilgili hususlar; ama, size, özellikle iki konudan, 2004 yılında tarım alanında yaptığımız iki önemli çalışmadan bahsetmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi süne mücadelesidir; ikincisi de sertifikalı tohumluk konusudur.

1930'lu yıllardan beri Türk toplumunun özellikle tahıl üreticisinin en temel sorunu olan bu mücadelede -şu anda içimizde belki arkadaşlarımız yok- başta güneydoğu olmak üzere, Adıyaman, Mardin, Urfa ve Diyarbakır milletvekillerimizi de çağırarak, bu mücadeleye destek vermeleri konusunda bir yardım talep etmiştik; ama, sonunda, sektörle ilgili olan arkadaşlarımızın hepsinin bileceği gibi, bu konuda ilk defa Türk çiftçisi "bu mücadeleyi kazanabileceğim" kanaatine varmıştır ve Polatlı Ticaret Borsası Başkanının ifadesiyle, 2000'li yıllarda, 2000 öncesinde, yüzde 50'den fazlası yemlik olan gelen buğdayın, şu anda yemliğe ayrılan kısmı yüzde 5'lere düşmüştür. Bu konuda, İç Anadolu başta olmak üzere, tahıl üreticileri alanında, bu gelişme, çok kıymet ifade eden bir hadisedir. Ben, özellikle, konunun milletvekili arkadaşlarımız tarafından da dikkatle bir takip edilmesini ve burada, eğer, kayda değer bir başarı kendi bölgelerine de yansımışsa, bunun dile getirilmesini arzu ediyorum; çünkü, bu, bizim başka alanlarda da yapacağımız çalışmaya hız verecektir, moral verecektir.

İkinci konu, sertifikalı tohumluk konusu; yani, tahıldan bahsediyorum. Tahılla ilgili konuda, bu topraklarda binlerce yıldır bu üretim yapılırken, en önemli girdi olan sertifikalı tohumluk konusunda, maalesef, bir müddet sonra arzu edilen gelişme sağlanamamış, ihtiyaç 800 000 tonun üzerindeyken, 50 000 ton kadar sertifikalı tohumluk kullanılır hale düşülmüştür. Bu, bir bakıma verimin düşmesi, kalitenin düşmesi, çiftçi gelirinin düşmesi demektir. İşte, kamuya düşen görev bunu artırmaktır. Bu sene 300 000 tonluk bir hedef belirledik, 220 000 tona ulaşacağımızı umuyoruz ve sağladığımız gelişme, Türkiye'de buğday üretimindeki kalite artışını kesinlikle iyileştirecek ve bununla ilgili gelişmeleri göreceğiz.

Bunun dışında, Toprak Mahsulleri Ofisinin bu sertifikalı tohumluk kullanımı konusundaki desteği, il özel idare kaynaklarından aldığımız 6 trilyon liralık bir destek, ifade edilmeye değer; çünkü, ancak, bu şekilde, bu tohumları çiftçilerimize daha ucuz olarak verebildik.

Onun dışında, hibrit sebze tohumculuğu konusunda bir proje başlattığımızı daha önce ifade etmiştim. Hepimizi çok rahatsız eden bir gelişme, yüzde 90 oranında dışa bağımlı olan bu tohumculuk alanındaki durumu ortadan kaldırmak ve kendi üreticimizin, ihtiyaç duyduğumuz hibrit tohumları üretme konusundaki projemiz yürürlüktedir ve bu bağımlılığı kıracak bir işbirliği içerisindedir. En önemli yönü şudur: Tohum işiyle uğraşan 22 firma, özel sektör, bu işin içindedir; yani, özel sektör, kamu ve üniversiteler birliktedir.

Dolayısıyla, bu birlikteliğin sağlanmış olması bile, projenin tutarlılığı ve geleceği açısından bize çok büyük ümit vermektedir. Bu gelişmeyi de, hepimiz adına, kıymet ifade eder bir hadise olarak anlatıyorum.

Bunun dışında, birkısım ürünlerin -özellikle tarımsal girdilerde, tohumda, fidede ve spermalarda- KDV oranlarında önemli ölçüde bir düşme meydana geldi; karma yem üretim girdilerinin KDV oranlarında da, aynı şekilde bir indirim sağlamayı başardık. Tabiî ki, kısmî, daha yaygınlaşması gereken, artırılması gereken unsurlar var; onlarla ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Bu ara, özelleştirme ve kısmen küçülme çalışmalarımız var. TİGEM'in birkısım arazilerini, tohumculuk ve damızlık işletmeciliği amaçlı özel sektöre, birlikte çalışmak, birlikte üretim yapma veya kiralama usulüyle devrediyoruz; ama, proje bazında. Onun dışında, Toprak Mahsulleri Ofisinde birkısım küçülmeler oldu. Bu sene, bunun, birkısım olumsuzluklarını da yaşadık.

Ayrıca, mevzuat çalışmalarımız var. Mevzuat çalışmaları konusunda, çiftçilerimizin örgütlenmesine yönelik ve birkısım sorunları çözmeye yönelik birkısım yasal düzenlemeler ortaya çıktı. Bunlar, mera, ıslahçı hakları, gıdayla ilgili kanunî düzenleme, üretici birlikleri ve benzeri konular. Bu ara, Ensar Beyin ifade ettiği husus da dahil olmak üzere, şu anda Mecliste bulunan, Meclis komisyonlarında görüşülmek durumunda olan tasarılarımız var; Tarım Ürünleri Sigortası Kanunu Tasarısı, organik tarım ve tohumculukla ilgili kanun tasarıları; ilaveten de, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu Tasarısı, Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunundaki değişikliklerle ilgili tasarılar da, Meclisimizin gündemine gelecek durumdadır; ama, Tarım Ürünleri Sigortası Yasa Tasarısı, şu anda Meclisimize intikal etmiştir.

Bu arada, AB süreciyle ilgili hazırlıklarımız konusunda da birkaç cümle söylemek istiyorum. 1999 yılında, Türkiye, aday üyelik statüsünü kazandığı andan itibaren, 2000 yılında, bütün bakanlıkların bünyesinde oluşturulan bir AB birimi vardır. Bu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde de oluşturulmuştur ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği bünyesinde oluşturulan uyum çalışmaları içerisinde, tarım ve balıkçılık konusundaki sorumluluk Bakanlığımıza verilmiştir. Bakanlığımız, yedi alt çalışma grubuyla, yasal yönden, kanun, tüzük, yönetmelik ve tebliğlerde -12 kanun, 142 adet tüzük ve yönetmelikle ilgili- çalışmalarını sürdürmektedir; bunların, belli bir takvim içinde yayımlanmasını yapmaktadır.

Bu ara, Avrupa Birliğinde bize benzer ülkelerin müzakere süreçleriyle ilgili bilgiler derlenmiştir. En son, size, ilave bir gelişme olarak şundan bahsetmek istiyorum: Geçen hafta, Polonya, Macaristan ve Romanya'yı kapsayan, Bakanlığımızın çok üst düzey yöneticilerinden oluşan bir heyet, bu ülkelerdeki müzakere süreçlerini takip etmek ve oradaki insanlardan bilgi almak üzere gittiler ve görüşmeler yaptılar. En son gelişme de şu: Polonya'nın tarımla ilgili müzakerecisini, önümüzdeki günlerde, bir ay süreyle, Bakanlığımda, kendi ülkesinde müzakere sürecinde yaşadığı olayları ve hazırlık döneminde katkı yapmak üzere müşavir olarak istihdam edeceğiz ve bir hazırlığı buna göre yapıyoruz.

Bu arada, yeniden yapılanma konusunda Bakanlığımızın çalışması var; bunu, hem kamu reformu açısından hem de Avrupa Birliğine uyum açısından yapıyoruz.

Çok önemli başka bir hususu belirtmek istiyorum size: Güncel politikalarımızı hayata geçirirken, diğer yandan da, sektörümüzün önümüzdeki yıllardaki konumuna ilişkin stratejiler üzerinde de çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu amaca yönelik olarak, 2006-2010 yılları arasını kapsayan tarım stratejilerini belirledik. Bu çalışmayla, kaynakların etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde, ekonomik, sosyal ve çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan, örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulması temel amaç olarak benimsenmiştir. Tarım stratejisi çalışması kapsamında, tarım sektöründeki stratejik amaçlar, temel ilkeler, önümüzdeki beş yıllık dönemde tarım sektöründe kullanılacak destekleme araçları ve uygulama esasları belirlenmiştir. Bu, hem Avrupa Birliğiyle olan müzakere süreci hem de Dünya Ticaret Örgütünün almış olduğu yeni çerçeve kararlarla da uyum sağlamaya yöneliktir ve toplumumuzun, gelecek beş yılı görmesine imkân verecek bir hazırlıktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde, hayvancılık sektörüne dönmek ve bu sektörde yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu kapsamda, mera ıslah çalışmaları, hayvan ıslahı alanında başlattığımız projeler, canlı hayvan kaçakçılığı konusunda aldığımız tedbirler, hayvancılığa yönelik teşvik uygulamaları ve özellikle et teşvik primi, son olarak da, 2005 yılında hayvancılıkta yapmayı planladığımız çalışmalara değinmek istiyorum.

Hayvancılığın geliştirilebilmesi için en önemli konulardan biri, özellikle doğu bölgemiz açısından, meraların ıslah edilmesidir. Bugüne kadar ıslah edilerek çiftçiye tahsis edilen mera alanı -2004 yılı başı itibariyle söylüyorum- yoktur. Dolayısıyla, hayvancılığımızın bu en önemli kaynağını bugüne kadar çok verimli kullanmadığımızı biliyoruz. Hükümetimiz bu konuda çok önemli bir hamle başlatmıştır. Bu çerçevede, ilk defa 2004 yılında 600 000 dekarlık mera alanının ıslah edilmesini hedefledik. İlk defa 600 000 dekarlık bir mera alanı ıslah edilerek çiftçilerimize belli bir yöntem içerisinde devredilecektir.

Hayvancılıkta verimliliğin artırılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla kaliteli sperma üretiminin yurt içinden karşılanması ve yüksek verimli hayvan ırklarının embriyo transferi teknikleri kullanılarak geliştirilmesi kapsamında Anadolu Alacası ve Anadolu Esmeri Geliştirme Projelerini de hayata geçirdik.

Hayvancılık destekleri çerçevesinde 2003 yılında çiftçilerimize verilen toplam destek miktarı 130 trilyondur, 2004 yılında bu rakam 540 trilyona ulaşmıştır. Bunun yaklaşık 200 trilyonu normal hayvancılık destekleri, 200 trilyonu kırsal alanda sosyal destek projesi kapsamında kullanılan bir kaynaktır. Bunun diğer bir kısmı ise bütçeden kooperatiflere ayrılan özel ödenekten yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin malumu olduğu üzere, hayvancılık sektörünün en önemli konusu, sürdürülebilirlik ve bir pazar ortamının oluşturulmasıdır. 2003 yılı sonlarında, kurban bayramı öncesinde, besicilik sektöründe yüksek bir beklenti oluşmuştur; ancak, fiyatlar önceki yıla oranla beklenen seviyede oluşmayınca sektörde bir arz fazlası durumu ortaya çıkmış ve fiyatlar hızla aşağıya doğru inmiştir.

İşte, bu durumda, Hükümetimiz, bu sektörün sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik olarak et teşvik primi kararnamesini yürürlüğe koymuş ve 15 Mayıs 2004 tarihinde, bu, Resmî Gazetede yayımlanmıştır. 30 Eylül 2004 tarihine kadar yetiştiricilerimize 190 kilogram ve üstü karkas ağırlığa ulaşmış sığırlar için beher kilogramı için 1 000 000 lira et teşvik primi ödenmiştir. Bu tarihten sonra bu prim 500 000 liraya düşürülmüştür.

Hayvancılığımızın ana lokomotifi konumunda olması gereken Doğu Anadolu Bölgemizde canlı hayvan kaçakçılığıyla ilgili olarak ortaya çıkan sıkıntılarla ilgili olarak muhtelif görüşler ortaya konulmaktadır. Huzurlarınızda, öncelikle, bu kadar büyük kaynak ayırdığımız bu sektörümüzün böylesine haksız bir faaliyetle yara almasına izin vermeyeceğimizi ve bu konuda son derece kararlı olduğumuzu vurgulamak istiyorum.

16 Temmuz 2004 tarihinde konuyu Ekonomik Koordinasyon Kurulunun gündemine taşıyarak kurulun katkılarını aldık. Başbakan Yardımcısı Sayın Abdüllatif Şener'in başkanlığında yapılan toplantı neticesinde, Bakanlığımız, Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları, Emniyet Teşkilatının üst düzey temsilcilerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi. Daha sonra, bu komisyon tarafından, kaçakçılık alt çalışma grubu ve kaçakçılığın ekonomik açıdan değerlendirilmesi çalışma grubu adı altında komisyonlar oluşturularak çalışmalara ağırlık verildi.

Bakanlığımın konuyla ilgili bürokratlarıyla birlikte Doğu Anadolu Bölgemize yaptığımız ziyaretlerde devletimizin tüm birimlerini bir araya getirerek aktif çalışmalar gerçekleştirdik. Ülkemizin genelinde bütün hayvan pazarlarında kontrol ve denetimleri artırdık. Sınırlarımızdan giren hayvanların yurt içine sevklerinin ve pazarlanmasının engellenmesi için 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunundaki cezaî hükümlerle ilgili maddeleri 4648 sayılı Kanunla değiştirdik ve para cezalarını günümüz şartlarına uygun hale getirdik.

Sınır illerimizde personel takviyesi yaparak görevini gereği gibi yapmayanlar hakkında yasal işlemler başlattık ve bu konuda ihmali bulunan personelin görev yerlerini değiştirdik.

Diğer taraftan, konunun daha etkin takibine imkân tanıyacak kanun değişikliğini hazırlayarak görüşlere açtık. Bu kapsamda, gerek ülke içerisindeki kaçak hayvan hareketlerinin önlenmesi ve gerekse ülkemiz dışından gelmesi muhtemel kaçak hayvanların tespit edilmesi için sığır cinsi hayvanların küpelenip kayıt altına alınması projesini yürütmekteyiz.

Bakanlığımızca zaman zaman bu bölgeye heyetler gönderilmiş, sınırlarımızdan ülkemize kaçak hayvan girişlerinin önlenmesi amacıyla incelemelerde bulunulmuştur. Bu konuda, sorumluluk taşıyan tüm birimlerle yoğun temaslar içerisindeyiz. Yaklaşan kurban bayramı öncesinde muhtemel olumsuzlukların önüne geçilmesi amacıyla, devletimizin tüm birimleri arasında verimli bir çalışma devam etmektedir. Bu çerçevede, ekim ayı içerisinde, Sayın Genelkurmay Başkanımızı ziyaret ederek, hem gelişmeleri aktarma imkânı buldum hem de konu hakkında işbirliği sürecinin devamı doğrultusunda görüş birliği içerisinde olduğumuzu gördük. Ayrıca, geçen hafta içerisinde, 26 Ekimde, İçişleri Bakanlığımızın ilgili birimleriyle yaptığımız toplantıda -yani Jandarma ve Sahil Güvenliğin de katıldığı toplantıda- önümüzdeki günlerde, doğu bölgemizde, valiler ve emniyet birimlerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı yapma hususunda mutabakata vardık.

Burada söylemek istediğim esas husus şu: Hayvancılık sektörüne 2004 yılında 540 trilyonluk bir kaynak aktaran bir Hükümet olarak ve bu konuyu önemseyen bir Bakanlık olarak, kaçakçılıkla ilgili konuda, elimizden gelen her türlü imkânı seferber ederek, bu sektörün böyle bir kanundışı olaydan etkilenmesini mutlaka önlemek zorundayız. Aksi halde, hem bu kaynaklar heba olacak hem de -Ensar Beyin biraz önce belirttiği gibi- hayvan varlığımızda bir düşme, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu et ihtiyacında bir artış söz konusu olacak; bu, Türkiye'yi dışticaret bakımından da olumsuz olarak etkileyecektir. Halbuki, biz, hayvancılık sektörünü mutlaka kalkındırmak zorundayız.

İşte, ben, bu noktada 2005 yılı hedeflerimden kısaca bahsetmek istiyorum. Ekonomik ve sosyal yaşamımızda bu denli büyük öneme sahip olan ve Avrupa Birliğine uyum çalışmaları açısından da kritik bir özellik taşıyan hayvancılık sektörümüzü, yetiştiricilerimiz, sanayicilerimiz, yasama ve yürütme organlarımız el ele vererek, potansiyeli doğrultusunda geliştirmek durumundayız. Bu amaçla, hayvancılığımızı bir bütün olarak ele alan hayvancılık strateji planı hazırlığı noktasında çalışmalarımız devam ediyor. Bu planla, Avrupa Birliği sürecinde bizi en fazla zorlayacak sektörler içinde yer alan hayvancılık sektörümüz, alt sektörleri itibariyle ele alınmakta ve beş ve on yıllık hedefler öngörülmektedir. Yine, bu çalışmayla rekabet gücümüze ilişkin projeksiyonlar çizilmektedir.

Diğer taraftan, 2005 yılı, sektörün sorunlarının öne alındığı ve bu sorunları kısa ve orta vadede çözücü projelerin yürürlüğe konulacağı bir yıl olacaktır.

Bu kapsamda hazırlanan strateji planına uygun olarak, ülke çapında sunî tohumlama oranını yüzde 15'ten yüzde 50'lere taşıyacak çok kapsamlı bir projenin hazırlığı içerisindeyiz. Yine, kabayem açığını giderici projeler de yürürlüğe konulacaktır.

Bu bağlamda, hayvancılık sektörü için son derece önemli olan mısır üretiminin 2 200 000 tondan 3 000 000 tona doğru çıkmasıyla, bu konudaki ithalatımız 1 800 000 tondan 900 000 tona düşmüştür. İlerleyen yıllarda, bu konudaki ihtiyaçlarımızın tamamı yurt içinden karşılanacaktır.

Ayrıca, et ve balık ürünleri hususunda piyasayı düzenleyecek, sektörü destekleyecek bir regülasyon kurumuna ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu kurumun, ticarî şartlarda sektöre maksimum katkı yapması amacıyla, Bakanlığımızla irtibatlandırılması hususunda çalışmalar devam etmektedir.

Tekrar etmek istiyorum; sektörü düzenleyici bir kuruma ihtiyaç olmasından dolayı, Et ve Balık Kurumunun kalan mezbahaların Bakanlığımla irtibatlandırılması konusunda çalışmalar yürütülmektedir; doğu bölgesinde bu ürünlere talep oluşturması bakımından, çok kritik önemi haizdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

8 konuşma daha · 2 Kasım 2004

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook