Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hk
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Aralık 2004 · 946 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 15 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI HK); konuşma 946 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-12-15-zeytin-ve-zeytinyagi-ureticilerinin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Balıkesir Milletvekilimiz Ali Kemal Deveciler'in, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunları hakkında gündemdışı yaptığı konuşmaya kısaca cevap vermek istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Deveciler'in en son söyleyeceği cümle, bana teşekkür idi; ama, o cümleyi söyleyemedi. Ben, onun adına söylüyorum; çünkü, kendi bölgesinde zeytinle ilgili bir ziraî mücadele konusunda Bakanlığımızın yaptığı destekle ilgili olarak o cümleyi söyleyecekti. Tabiî, en son söylenecek cümle olarak da hatırda kalan o olacaktı. Zeytinle ilgili elbette sorunlarımız var.
Ben, hatırda kalsın diye şöyle bir giriş yapmak istiyorum. Ülkemiz, ağaç sayısı itibariyle İspanya'dan sonra dünyada ikinci, zeytin üretimi bakımından dünyada birinci, zeytinyağı üretimiyle dünyada beşinci sıradadır. Yani, bu ölen, yok olan, mahvolan sektör budur. Yani, evvela dünyada çok ağırlıklı olarak varlığımızı sürdürdüğümüz bir alandır. Elbette sorunlarımız var; ağaç başına verimin düşük olması, zeytin ağacında üretimden dolayı yıllara göre dalgalanmaların varlığı, zeytin üretim alanlarının başka amaçlarla kullanılması, ihracatın dökme yağ şeklinde yapılması, uluslararası düzeyde tanınan markalarımızın yeterli olmaması gibi. Ama, bu, bizim, bu sektörümüzün, ülkemizde 400 000 aileye geçim sağladığını, 2 000 000 kişinin temel gelir kaynağı olduğunu ve ülkemizde de, gerçekten, sağlık açısından, beslenme açısından kıymetini herkes kadar bildiğimiz bir ürünümüz.
Ülkemiz, bu ürünle ilgili olarak, üretimini teşvik etmeye ve temel ihracat ürünümüz olan bu ürünün bu fonksiyonunu, bu rolünü oynamaya devam edebilmesi için desteklemeye devam etmektedir. Bununla ilgili olarak da prim destekleri, 5 temel ürün arasına zeytinyağı da dahil edilerek yürütülmektedir. Elbette dünyanın başka ülkeleriyle mukayese ettiğimizde bu konuda bir fark vardır.
Kıymetli arkadaşlarım, doğrudan bütçeden desteklemelere yönelik olarak ayırdığımız kaynağın 3,5 katrilyon olduğunu biliyoruz. Bunları, toplam bütçeye nispetle, başka ülkelerin yapmış oldukları desteklerle mukayese ettiğimizde, elbette, kıyaslanamayacak bir rakam çıkıyor; ama, bizim ülkemizi gümrük vergileriyle, ithalatla ilgili getirdiği engellerle birlikte değerlendirdiğimizde -yani, bütçedışı unsurlarla, tüketiciden üreticiye intikal ettirdiğimiz desteklerle- toplam bu oran, tarımsal üretimin değerinin yüzde 26'sına ulaşıyor; OECD ülkelerinin ortalaması 32'dir. Hepimiz bu bilgilere sahibizdir ve bu, OECD kaynağıdır. Yani, Türkiye'nin, doğrudan veya dolaylı yapmış olduğu destekler, kendi takati içerisinde çok kabul edilebilir bir sınırdadır. 1988 yılında bu oran yüzde 28'dir. Aslında, çok büyük bir dalgalanma da yoktur; yani, Türkiye'de üretilen tarımsal ürünün değerinin dörtte 1'inin üzerinde bir destek söz konusudur. Bu, Türkiye'nin gücü açısından da kabul edilebilirdir.
Zeytin de, bu genel çerçeve içerisinde, özellikle primle desteklenen bir üründür. Prim konusunda, başta pamuk olmak üzere, bu yıl, bir iyileştirme konusunda arayışımız sürüyor. Daha önce de söyledim; pamukla ilgili konu, zeytinin çok önünde bir sorun olarak karşımızdadır. Dolayısıyla, 2004 yılı ürünleri için bu konuda bir iyileştirme olacağını ifade edebiliriz; ama, rakamları henüz telaffuz etmedik; çünkü, bütçeyle ilgili bir kesinlik kazanması lazım; büyük ölçüde kesinlik kazandı; ama, bugünlerde çok daha net bir hale gelecek.
Ben, sayın milletvekilimizin ifade ettiği birkaç hususa değinmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi, zeytin bölgesinde meydana gelen zararlara karşı bir ödemenin yapılmaması, zeytin hastalıklarına karşı yapılan mücadeleler, zeytin solgun hastalığı ve zeytinle ilgili olarak girdilerde meydana gelen fiyat artışlarıdır. Bütün bu konuların gündeme getirildiği bir toplantı, yani, Zeytin ve Zeytinyağı Danışma Kurulu toplantısı 8 Aralık 2004 tarihinde İzmir'de yapıldı -dün, Balıkesir milletvekilimiz de dile getirdiler- ve ikincisi gerçekleşti. Bu toplantıya, Bakanlığımızın uzmanları, sektörle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, akademisyenler, özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldılar ve bütün bunların içerisinde yer aldılar.
Danışma kurulunda alınan kararlar tavsiye niteliğinde olmakla birlikte, Bakanlığımızın zeytin sektörüyle ilgili çalışmalarında ve ileriye yönelik politikalarında önemli bir rehber niteliği taşımaktadır.
9 Aralıkta ise, yine, Bakanlığımızın koordinasyonunda, ülkemizde ilk defa Ulusal Zeytin Zirvesi düzenlendi. Bakanlık mensupları, üretim yapan illerin valileri, kaymakamlar, tarım il ve ilçe müdürleri, araştırma enstitülerinin temsilcileri, uzmanlar, üniversite mensupları bir araya geldik ve zeytinle ilgili, üretimden tüketime, işlenmesine, ihracatına, marka oluşturulmasına kadar, hastalıklarla mücadele konusu dahil bütün alanlar ele alındı. Bu toplantılarda, son yıllarda iç ve dışpazara yönelik bazı modern tesislerin kurulmaya başlandığının görülmesine rağmen, sofralık zeytin işleme teknolojisinin genelde ilkel, ekonomik olmayan küçük ölçeklerde yapıldığı, kaliteli ürün, hijyenik şartlar, pazarlama gibi konularda sorunların devam ettiği vurgulandı, belirlendi ve bu sorunların çözümüne yönelik olarak da üreticilerin, teknik ve pratik bilgi düzeylerini geliştirecek eğitim programları, ağaçlarımızın gençleştirilmesi ve verimli ağaçlara dönüştürülmesi, dikimin elverişli zamanlarda yapılması, kişi başına tüketimin artırılması gibi, sektörle ilgili temel konularda bilgi alışverişi de sağlandı.
Ben, bu arada, arkadaşımızın, Balıkesir bölgesinde meydana gelen don olayından dolayı, Burhaniye, Erdek, Ayvalık İlçelerinde zarar gören çiftçilerimizle ilgili dile getirdiği hususa değinmek istiyorum. Şu anda, elimizde, hepimizin bildiği gibi, 2090 sayılı bir Kanun var ve bu kanuna göre, o ilden, o ilçelerden gelecek raporlara göre bir karar veriyoruz. Dolayısıyla, bu saydığımız ilçelerde meydana gelen zararları biliyoruz; ama, kapsam sınırları içerisine girmediğinden, bir ödeme yapılmadığını kendileri de biliyorlar. Ben de, burada sizlerin huzurunda bunları ifade etmek istiyorum.
Onun dışında, sayın milletvekilimizin dile getirdiği husus... Bu konuda en önemli gelişme, tarım ürünleri sigortası yasasıdır; çok konuştum, çok ifade ettim; ama, nihayet, 12 Temmuzda Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Yarın, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülecek; oradan sonra Plan ve Bütçe Komisyonuna gidecek. Böylece, Genel Kurulumuza gelmesi için çok önemli bir adım atılacak. Dolayısıyla, tarım ürünleri sigortası konusundaki gelişme bu.
Ben son söz olarak şunları söylemek istiyorum: İçinde bulunduğumuz dönemde, birçok konuda sorunların olduğunu sayın arkadaşım da söyledi. Anasorunlar olarak şunları ifade ediyorum: Bugün için tarımsal girdiler konusunda iki üründe, mazot ve gübrede; buna ilaveten tarımsal sulamalardaki enerji bedellerinde; özellikle pamukla ilgili primler konusunda ve hayvancılık sektörü konusunda öne çıkmış sorunlarımız var. Bunları bizim de kabul ettiğimizi bir kısmının sebebinin, hepinizin de yine çok iyi bildiği gibi, dışkonjonktürle alakalı olduğunu, uluslararası fiyatlardan kaynaklandığını; ama, içinde bulunduğumuz dönem içerisinde, bu yönde, bunlarla ilgili olarak bir iyileştirme çalışmasının da başlatıldığını ifade etmek istiyorum. Zeytin üreticilerimizin -bu dönemde, primler konusunda, malî bünyemizin elverdiği ölçüde- 2004 ürünlerine de prim verileceğini ve bunun mümkün olduğu kadar tatmin edici olması için gayret göstereceğimizi ifade ediyorum.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 15 Aralık 2004