İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)

Sedat Pekel

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mart 2005 · 1.442 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sedat Pekel (CHP), 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TAS. (SS . 831)); konuşma 1.442 kelime.

Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2005-03-24-emniyet-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tas-ss-831 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 831 sıra sayılı kanun tasarısının 2 nci maddesine bağlı ek madde 24 hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; konuşmama başlamadan önce, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ulusumuzun sevgi ve güvenini kazanmış, Atatürk ilke ve devrimleri ile laik cumhuriyetin, demokratik hukuk devletinin teminatı olan, yurttaşın canını, malını, ırzını, hak ve özgürlüklerini korurken, aynı zamanda, ülkenin rejimi, düzeni ve bölünmez bütünlüğü konusunda da görevini başarıyla sürdüren Türk polis teşkilatının mevcut personel sayısının artırılması için hazırlanan önemli bir kanun tasarısı üzerinde görüşmekteyiz.

Tasarının genel gerekçesine baktığımızda, polis memuru sayısının artırılmasının nedenlerini görebilmekteyiz. Bir neden, Avrupa Birliği ülkelerinde bir polise düşen yurttaş sayısı 250 iken, bu sayı ülkemizde 302 yurttaştır. Buna göre, Avrupa Birliği kriterlerini yakalayabilmek için, polis teşkilatımızın 35 000 polise ihtiyacı bulunmaktadır. Bir diğer neden ise, polis teşkilatımızdan, başta emeklilik olmak üzere, çeşitli nedenlerle ayrılanların sayısının giderek artmasıdır. Bu sayı, 2003 yılında 3 516; 2004 yılında 5 006'dır ve giderek artması beklenmektedir.

Görülüyor ki, tasarının gerekçesine de yansıyan mevcut kadro artırımının nedenleri arasında meslekten ayrılanların sayısının artması beklentisi vardır. Peki, bu beklenti nedendir? Sadece emeklilik yaşı gelmiş polislerimiz mi bu sayıyı oluşturmaktadır; buna verilecek yanıt, elbette ki, hayırdır.

Değerli milletvekilleri, polislerimiz, özlük hakları, çalışma süreleri ve aldıkları ücretlerin düşüklüğü gibi sorunları bulunmasına rağmen, özveriyle asayişin, huzur ve güvenin hukuk kuralları içerisinde gerçekleşmesinin teminatı olarak onurlu görevlerini, her şart altında, başarıyla ifa etmeye çalışmaktadırlar.

Bu tasarıyla, AKP Hükümeti, yurttaş başına düşen polis sayısını Avrupa Birliği standartlarına çıkarmayı hedefliyor. Peki, AKP madalyonun diğer yüzüne de bakıyor mu?! Polisimizin en büyük sıkıntısı, uzun süreli çalışarak düşük ücret almasıdır. Ortalama 700 YTL ile 2 000 YTL arasında maaş alan polislerimiz, açlık sınırında hayat mücadelesi veriyor. Oysa, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden Alman polisi 3 000 euro -yaklaşık 5 milyar lira- İngiltere'de ise bir polis 1 400 pound -yaklaşık 3 360 000 000 lira- ile 2 000 pound -yaklaşık 4 800 000 000 lira- arasında maaş almaktadır. Devede kulak diyebileceğimiz bu kıyaslamada, her şey açık ve net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Sayın milletvekilleri, polisimiz, yıpratıcı çalışma sistemi, sürekli olumsuz ve gergin bir ortam içinde çalışmaktadır. Çalışma saatlerinin düzensizliği, günde 12 saati aşan mesai saatleri, bazen hafta sonu izninde bile sabahın erken saatlerinde göreve çağrılması ve bundan, fazla mesai ücreti gibi hiçbir ekgelir elde edememesi, profesyonel olarak güvenlik hizmeti sunma anlayışından uzaklaşmasına, psikolojik ve fiziksel olarak daha fazla yıpranmasına yol açmaktadır. Oysa, Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında, Avrupalı polisler 8 saatten fazla çalışırlarsa fazla mesai ücreti almaktadırlar. Avrupa Birliği ülkelerinde, polis, haftada 40 saat çalışıyor, bu süre Danimarka'da ise haftada 35 saat. Diğer Avrupa Birliği ülkelerinde de polislerin çalışma saatlerini haftada 35 saate düşürme çalışmaları bulunmaktadır. Türkiye'de bu durum doğal olmayan bir biçimde haftada 72 saati bulmaktadır; polisimizin bu sorununa ivedi olarak çözüm getirilmelidir. Ayrıca, emeklilik döneminde başka bir gelir kaynağı olmayacak bu insanlarımızın özlük hakları ve maaşlarında ciddî bir iyileştirme yapılması gerekmektedir. Polisimizin diğer sorunları arasında yer alan atama, terfi ve şark hizmetinde kalıcı ve hakkaniyete dayanan çözümler mutlaka uygulamaya konulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, polisimiz, sosyal ve psikolojik bakımdan ciddîye alınması gereken sorunlarla karşı karşıyadır. Polislik mesleği, düzensiz çalışma saatleri, nöbet ve vardiya sistemleri, görevin riskleri ve sorumlulukları nedeniyle stres bozukluklarının sıkça görüldüğü bir meslek grubudur. Bu nedenledir ki, son yıllarda polislerimizde intihar ve intihara teşebbüs olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Emniyet personelinin sağlık sorunlarına ve özellikle il emniyet müdürlüklerinde kadrolu uzman psikolog bulundurulmasına önem verilmelidir. Polislerimize, her türlü psikolojik, sosyal ve ekonomik destek verilmelidir.

Polis teşkilatımızı Avrupa Birliği standartlarına sadece sayısal değerler açısından ulaştırmak isteyen AKP Hükümeti, ne yazık ki -polislerimizin özlük hakları ve çalışma düzenleri açısından- onları Batı ülkelerindeki meslektaşlarının çok gerisinde bırakmaktadır.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya)Yani, eskiden iyiydi de, AK Parti mi öyle yaptı?!

SEDAT PEKEL (Devamla)Sayın milletvekilleri, dört yıllık polis akademisi mezunları komiser yardımcısı olarak görevlendirilmektedir. Bununla birlikte, polis memuru olarak görev yaparken herhangi bir üniversiteyi bitirenler de komiser yardımcısı olabilmektedir. Son zamanlarda, Emniyet Teşkilatında rütbe, kıdem gerilimi yaşandığına dair haberler basında yer almaktadır. Akademi mezunu başkomiserler ile lise mezunu olarak teşkilata girdikten sonra amir sınıfına geçen başkomiserler arasında kriz yaşandığı, bu krizin Emniyet birimlerinin en önemli gündemi haline geldiği, ilerleyen zamanlarda bu durumun polis teşkilatında emir-komuta zincirini olumsuz etkileyeceği gibi ciddî endişeler kamuoyuna yansımaktadır.

Bakınız, Emniyet Teşkilatında amir grubu personel arasında huzursuzluk yaratan konu nasıl ortaya çıkmıştır: Emniyet Teşkilatı Kanununun 55 inci maddesinin ondördüncü fıkrası "mevzuat hükümlerine göre kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi yapılan her türlü uzmanlık, mastır, doktora ve avukatlık stajı rütbe kıdeminde değerlendirilmez; ancak, polis amiri olduktan sonra yapılan askerlik hizmeti, yurtdışı misyon koruma, yurtdışı kurs ve diğer görevler sebebiyle geçirilen süreler ile tedavi ve istirahat süreleri rütbe terfiinde değerlendirilir" şeklindeyken, söz konusu fıkrada bulunan "ancak, polis amiri olduktan sonra yapılan" ibaresi Anayasa Mahkemesinin 11 Haziran 2003 tarihli kararıyla Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu durum, 4 yıllık bir üniversiteyi bitiren ve askerliğini kıdem olarak saydıran bir polis memurunun, daha önce emrinde görev yaptığı amirinin üstü olmasıyla sonuçlanabilmektedir. Hatta, aynı tarihte amir olmalarına rağmen, bir ay bedelli, altı ay kısa dönem ya da oniki ay yedeksubay gibi değişik askerlik sürelerinden ötürü üniversite mezunu polis amirlerinin arasında da eşitsizlik olabilmektedir.

Emniyet Teşkilatı içinde hiyerarşik disiplini bozmayacak şekilde, kolejdışı kaynaktan gelen polislerin rütbe-kıdem konusundaki kazanılmış haklarını da duyarlılıkla koruyan yeni bir düzenlemenin yapılması konusunda hükümetin çalışmaları başlatması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, sözünü ettiğim kıdem-rütbe geriliminin bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Askerlik görevi zorunluluğu olmayan bayan amirler de bu uygulamadan rahatsızdırlar; çünkü, polis memuruyken üniversiteyi bitirip amir olanlar, askerlik yapmayan bayan amirlerinin üstleri durumuna gelebilmektedirler; yani, bayan olup da akademi mezunu olan polis amirleri, kadın oldukları için haksızlığa uğramaktadırlar.

Değerli arkadaşlarım, 10 000 polis akademisi mezunu bu durumdan mağdurdur. Şimdi, Emniyet Teşkilatında rütbe-kıdem tartışması yaşanırken, haksızlıklar gün gibi ortadayken, bununla birlikte binlerce polisimiz bugüne kadar biriken sorunlarına çözüm beklerken, hükümet olarak yeni bir kanun hazırlıyorsunuz; üniversite mezunu 10 000 gencimizi, böyle bir sorun yumağının içine atıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, gençlerimize istihdam sahalarının açılmasına karşı değiliz; kaldı ki, işsizlik sorununa çözüm üretilmesinden yanayız. Böyle geçici çözümler üretmek yerine, ayağı yere basan uygulamaları hayata geçirmek, daha sağlıklı bir politika olacaktır; ancak, bu tasarı, sağlıklı bir politikanın ürünü gibi maalesef görünmemektedir; çünkü, sorunları acilen çözüm bekleyen çok değerli Emniyet Teşkilatımızın kadrosuna 10 000 üniversiteli gencimizi de dahil ediyorsunuz. Üzülerek söylemeliyim ki, bu yaklaşım, AKP'nin popülist yaklaşımıdır ve beraberinde daha büyük sorunlar getirecektir; çünkü, az önce ifade ettiğim kıdem-rütbe krizi, bu 10 000 gencimizin Emniyet Teşkilatına alınmasıyla yeni bir boyut kazanacak gibi görünmektedir.

Tasarı yasalaşırsa, üniversitelerin dört yıllık fakültelerinden mezun olanlar, altı ay eğitimden geçirildikten sonra polis memuru olacaklar. Peki, yeni alınan üniversite mezunu polisler, bir süre sonra, biz de amir olarak görev yapmak istiyoruz diye dava açarlarsa, hukukî karmaşa ortaya çıkmayacak mıdır?! Bu durum, polis teşkilatımızda yeni sorunlar ortaya çıkmasına neden olacak, yeni haksızlıklara yol açacak, dengesizlikler yaratacaktır. Ayrıca, zannediyorum ki, tasarı hazırlanırken, kadınlarımıza yönelik ayırımcılık yapıldığı gözden kaçmıştır.

Ek madde 24'te, yükseköğrenimini yapmış, 27 yaşını doldurmamış, askerlik yapmayan erkekler ve kızlar ile askerliğini yapmış 29 yaşını doldurmamış erkeklerin polis olabileceği belirtilmektedir. Bu yaş sınırları neye göre belirlenmiştir ve askerlik yapma zorunluluğu bulunmayan bayanlar için neden yaş sınırı 29 değil de 27'dir? Kadınlara askerliğini yapmamış yurttaş muamelesi yapmak doğru bir tutum olmadığı gibi, gözden kaçan, kasıtlı olmadığını düşündüğüm bu ayırımcılığın mutlaka düzeltilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarı, polis memuru istihdamını artırmak amacıyla, iki yıllık polis meslek yüksekokulları açmak yerine, daha az masrafla, dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlara en az altı ay polis meslek eğitimi verilmesini öngörmektedir. İki yıllık eğitimden vazgeçerek, sadece, kısa sürede polis sayısını artırmak için, kısa süreli eğitim vermek ne kadar akıllıcadır?

Polis meslek yüksekokullarındaki eğitimlerin etkinliği ve verimliliğiyle birlikte, kontenjanını artırmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır; çünkü, değerli arkadaşlar, polislik mesleği yalnız suçluyu yakalama ve adalete teslim etme mesleği gibi görünse de, gerçekte öyle değildir. Ciddî sorumluluklar ve işlevler içeren bir meslek olarak polislik, çok yönlü bir meslektir ve bu nedenle, polis eğitimi de çok yönlü olmak zorundadır. Toplumdaki sosyal gelişim ve değişim farklılaşmış, otorite ve otoritenin sembolü olan polise karşı bakış tarzı değişmiş ve polisten beklentiler de, buna paralel olarak, değişerek artmıştır. Bu nedenledir ki, polis teşkilatının geliştirilmesi, etkili, süratli ve kaliteli hizmet verebilmesi, halkımızın polisten beklentilerinin değerlendirilmesi ve çağımız polislerinin buna göre yetiştirilmesi gerekmektedir. Çağdaş polis eğitimi, bir taraftan bilim ve teknolojinin olanaklarından yararlanmayı, diğer taraftan da demokrasi ve insan haklarının uluslararası bir duyarlılık kazandığı dünyada insanî değerlere bağlı kalarak güvenlik hizmeti verebilmeyi amaçlamalıdır; aksi takdirde, 6 Martta İstanbul'da, ülkemizi sarsan, Avrupa ve Türkiye kamuoyunu rahatsız eden sahneleri görmeye devam edeceğiz.

Sayın milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu ve medyaya da yansıyan 2004 yılında kayıtlara geçen asayiş olaylarını inceleyerek çıkardığı, Türkiye'nin suç haritası bulunmaktadır. Bu harita, asayiş suçlarının bir önceki yıla oranla yüzde 10 arttığını ortaya koymaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 24 Mart 2005

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook