Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarının özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.: 112)
Diyarbakır Milletvekili ·
Genel Kurul, 68. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Şubat 2008 · 1.936 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Selahattin Demirtaş, 21 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SPOR MÜSABAKALARINA DAYALI SABİT İHTİMALLİ VE MÜŞTEREK BAHİS OYUNLARININ ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİNE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 112)); konuşma 1.936 kelime.
Selahattin Demirtaş (Diyarbakır). “Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarının özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.: 112)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 21 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-02-21-spor-musabakalarina-dayali-sabit-ihtimalli-ve-musterek-bahis-oyunlarin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 112 sıra sayılı kanun tasarısının tümü hakkında Demokratik Toplum Partisi Grubu adına görüşlerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün aynı zamanda Birleşmiş Milletler Dünya Ana Dil Günü. Bu vesileyle, bir kez daha, bütün dillerin özgür olduğu bir dünya temennisiyle, özellikle Sayın Başbakanımız tarafından asimilasyonun bir insanlık suçu olarak tanımlandığı bugünlerde, ülkemizde de bu insanlık suçuna artık son verilmesi gerektiği umudu ve beklentisiyle başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, aslında, insanlık tarihi göz önünde bulundurulduğunda, ilk çıkışı itibarıyla, toplumlar arası dostluğu, kaynaşmayı, barışı, kültürel alışverişi geliştirmek ve gelişime katkı sunmayı hedefleyen kolektif spor faaliyetleri, modern toplumlarda ve özellikle günümüzde artık yüzlerce milyar doların döndüğü büyük bir sektöre dönüşmüş durumdadır maalesef. Her ne kadar hâlen çeşitli vesilelerle “Spor dostluk ve kardeşliktir.” sloganı öne çıkarılmaya çalışılsa da veya hâlen sporun dostluğu ve kardeşliği, barışı koruma adına yürütüldüğü ifade edilse de maalesef ki reel durum bunu doğrulamaktan uzaktır.
İlk olimpiyatların yapıldığı dönemlerdeki ruh ile bugünkü spor ruhu arasında, maalesef ki taban tabana zıtlık söz konusudur. O dönemlerde, olimpiyatların ilk yapıldığı, spor aktivitelerinin ilk yapıldığı dönemlerde birbirleriyle savaşan devletler ve toplumlar bile spor faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya geldiklerinde bunun, bu aktivitenin dünya barışına önemli katkılar sunduğu bir gerçekti. Maalesef ki bunu ancak tarihten okuyabiliyoruz bugün.
Yine, ne yazık ki toplumların iyiye ve güzele dair, doğruya dair ne kadar değeri varsa “modernite” adı altında ya dejenere ediliyor ya da bir şekilde yok ediliyor. Kapitalist sistemin toplumsal değerleri metalaştırdığı, neredeyse her şeyi maddi bir değerle alınabilir, satılabilir, ölçülebilir hâle getirdiği böylesi bir sistemde sporun da çok fazlasıyla nasibini aldığını gözlemliyoruz değerli arkadaşlar.
Bugün artık kolektif spor faaliyetleri, büyük sermayelerin döndüğü, küresel çapta şirketlerin faaliyet gösterdiği büyük bir ekonomik sektör hâline dönüşmüştür. Tabii ki sektörün bu kadar ticari bir hâle gelmesinde en önemli etken de spor aktiviteleri üzerinden oynanan bahislerdir. Teknoloji ve iletişimdeki gelişmeler de göz önünde bulundurulduğunda, sınır tanımayan bu bahis oyunları nedeniyle, maalesef ki sporu artık bahisten ayrı bir şekilde ele almak ve değerlendirmek mümkün değildir.
Değerli arkadaşlar, bahis oyunlarının dünya ölçeğinde çok büyük bir sermaye akışına yol açtığı, bahis piyasasında dolaşan para miktarının global ölçekte yüzlerce milyar doları aştığı gerçeği karşısında, kolektif sporun en azından, dostluk ve kardeşlik ruhundan söz etmek, günümüz itibarıyla maalesef ki saflık olacaktır. Centilmenlik, yardımlaşma, dayanışma kültürünün de gelişimine önemli katkılar sunması beklenen spor, bu yönüyle de artık yarardan çok zarar verir hâle getirilmiştir. Artık, spor denince bahis, bahis denince şike, aldatma, hile akla gelmektedir. Bu durum, hem bireysel düzeyde hem de toplumsal ölçekte ahlaki çöküntülere katkı sunmaktadır.
Spor müsabakalarını kendi lehine sonuçlandırmak için büyük paralarla şikeler ve hileler yapılmaktadır. Bahislerin ve tahminlerin ağırlığı da dikkate alınarak, bahisçilerin aleyhine sonuçlanacak skorlar elde etmek amacıyla kirli ittifaklar ve anlaşmalar yapıldığı bilinmektedir.
Takım taraftarlığı, manevi birlikteliği güçlendiren bir olgudan çıkarak rakip şirketler ve neredeyse düşman devletler olgusuna dönüşmektedir.
Bütün bu negatif gelişmelerin en temel sebebi, spor oyunlarındaki bahis ilişkileridir. Bu olumsuzluklarının yanında, bahis nedeniyle artan sermaye miktarı, sporun altyapısının gelişmesi, spora ayrılan kaynaklarda artış sağlanması ve daha profesyonel spor çalışmalarının yürütülmesinin sağlanması gibi pozitif katkılarının da olduğunu belirtmek gerekir. Ancak, yine de bahisin topluma verdiği zararlar göz önüne alındığında, yararlarının dikkate değer olmadığını belirtmek isterim.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde, özellikle kayıt dışı ve İnternet üzerinden oynanan bahisler nedeniyle her yıl milyarlarca doların yurt dışına çıktığını biliyoruz. Bu yönüyle ele alındığında, söz konusu yasa tasarısının ulusal ölçekte bir yarar sağlayacağı anlaşılıyor. Az önce ifade etmeye çalıştığım bütün olumsuzluklarına rağmen, gelinen aşamada, bahis oyunlarının kontrol altına alınması, denetlenmesi ve gelirlerinin en azından yurt içinde kalmasının sağlanması açısından yasa tasarısını genel anlamda olumlu bulduğumuzu, bizim de bu yasa tasarısını genel itibariyle desteklediğimizi bu vesileyle de ifade etmek isterim. Ancak, bize göre, tasarının en büyük eksiği, bahis oyunlarını normal ve rutin bir toplumsal bir faaliyet olarak ele alan yaklaşımdır. Bahis oyunları nedeniyle insanların tüm servetlerini, ailelerini, hatta intihar ederek canlarını yitirdikleri bir ülkede bahsi kontrol altına alırken aynı zamanda bahis oyunlarının alkolizm gibi, sigara bağımlılığı gibi zararlı bir alışkanlık olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle, özellikle bahis oyunlarının reklamı konusunda daha dikkatli davranmamız gerekir. Hatta bu yasa tasarısında reklam yasakları getirerek bahsin toplumda daha fazla yaygınlaşmasını engellemek gibi bir görevimiz olduğuna inanıyorum. Fakat mevcut tasarı incelendiğinde, maalesef ki özellikle bahsin normal, rutin bir toplumsal değer yaygınlaşmasını kabul eden bir tasarı hâlinde olduğunu, en azından ruhuna bunun sindiğini rahatlıkla ifade etmek mümkün. Tasarının özellikle 3’ncü maddesinin üçüncü fıkrasında, bu tasarıya göre, kamuyla sözleşme yapacak şirketlere yüklenen iş, hizmetler ve mali sorumluluklardan biri de -3’ncü maddenin üçüncü fıkrasında- “İdare tarafından oynatılan oyunlara ilişkin pazarlama, reklam, tanıtım gibi faaliyetlerin yapılması…” şeklinde bir külfet yükleyerek bu şirketlere, aslında bahsin yaygınlaşması, reklam-tanıtım yoluyla yaygınlaşması konusunda tasarı bizatihi kendisi teşvik edici durumdadır.
Dolayısıyla değerli arkadaşlar, tasarının tümü incelendiğinde -bu madde dışındaki diğer maddeler de incelendiğinde- bahis meselesinin -ki yaygın ismiyle kumar meselesinin- son derece normal bir toplumsal değermiş gibi, son derece yaygınlaşması konusunda da herhangi bir sakınca yokmuş gibi bir durumla ele alındığını görmek mümkün. Bu noktaya çok dikkat etmemiz gerektiği inancındayım. Aksi takdirde bir yandan bahis oyunlarını kontrol altına alırken diğer yandan resmîleşmiş ve devlet güvencesine bağlanmış bahis oyunları sayesinde maalesef ki bahsin giderek daha da yaygınlaşan ve kumar kültürüne daha fazla katkı sunan bir tasarıya imza atmış olacağız bugün.
Bunun yerine, değerli arkadaşlar, tasarıda yapacağımız değişikliklerle bahis oyunlarından alınacak belli miktarların, payların, bahsin ve kumarın zararlarının anlatılacağı projelerde harcanması zorunluluğu getirilmelidir. Bu noktanın bu tasarı açısından can alıcı olduğunu düşünüyorum değerli arkadaşlar. Önceki haftalarda kanunlaştırdığımız sigara yasağına benzer bir şekilde, bu tasarıda da bahsin ve kumarın zararlarının anlatılacağı kampanyalar ve projeler için mutlaka bu şirketlerin gelirlerinden pay aktarılmalıdır. Bırakın reklam yapmayı, tam tersi yönde, zararlarının anlatılacağı kampanyalar, hem bu şirketlere yüklenmeli hem de devletin bu şirketlerden alacağı paylar üzerinden bu türden pozitif kampanyalar yürütülmelidir.
Yine, tasarıya konulacak bir ek maddeyle, bu bahis oyunlarından elde edilecek gelirlerden -alınacak paylarla- amatör sporun geliştirilmesi konusunda da pay ayrılması gerektiği düşüncesindeyiz. Aksi takdirde, değerli arkadaşlar, insanların, her gün çocuklarının boğazından keserek bahse para yatırmalarını özendirecek her türlü faaliyeti biz buradan desteklemiş olacağız.
Değerli arkadaşlar, yapılan araştırmalarda da görüldüğü gibi, bahis ve benzeri oyunların en yaygın olduğu kesim, yoksul kesimleridir. Kumar, yoksulun umudu hâline getirilmiştir. Bu nedenle, bahis ve benzeri zararlı alışkanlıklarla mücadelenin en etkili yöntemi, yoksullukla mücadeledir. Her türlü temel hak ve özgürlüklerin kullanımı önündeki en büyük engel yoksulluk olduğu gibi, bahisle mücadele ederken de öncelikle hedeflememiz gereken şey, yoksulluğu yenmek olmalıdır. Yoksulluğu yenemediğimiz müddetçe, ne bahsi yasaklayarak ne kontrol altına alarak ne de reklam yasağı ve benzeri uygulamalarla, yaygınlaşmayı önleyici tedbirlerle kumarı ve bahsi durdurmak maalesef ki mümkün olmayacaktır.
Değerli arkadaşlar, bu konuda özellikle ATO’nun yaptırmış olduğu bir araştırmadan çarpıcı birkaç noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum. ATO’nun “İnternet Kumarhaneleri Raporu”na göre, değerli arkadaşlar, Türkiye’de, İnternet üzerinden kumar ve bahis oynayanların sayısı 1,5 milyonu aşmış durumda. Yani, bugüne kadar, işte, Türkiye’de yasak olan casinolar, kumarhaneler illegal şekilde faaliyet yürütürken çok fazla toplumsal kesimlere hitap etmiyorlardı, edemiyorlardı. Ama, bugün, artık, herhangi bir bilgisayarın başında, İnternet’in başında, dünyanın her yerinde aktif olan kumar şirketleriyle temasa geçip kumar oynamanız mümkün hâle gelmiş durumda.
Yine, Milli Piyango İdaresine göre, Türkiye’de, bu şekilde online kumarın yıllık cirosu 1 milyar doları aşmış, ama İngilizlerin yapmış olduğu bir araştırmaya göre bu rakam 5 milyar dolar. Yani, ikisi arasında da resmî rakamlar ile gayriresmî rakamlar arasında da büyük bir fark var. Biz 1 milyar doları esas alsak dahi, Millî Piyango İdaresinin rakamını esas alsak dahi, çok muazzam bir rakam, maalesef ki her yıl Türkiye’de kumar oynamak suretiyle yurt dışına gidiyor durumda. Bu rakamın 5 milyar dolar olma ihtimali bence çok daha gerçekçi görünüyor. Yine, bu paralardan hiçbir şekilde de -kayıt dışı olması vesilesiyle- vergi alınmıyor değerli arkadaşlar. Örneğin, bazı İnternet kumar şirketleri Türkiye’deki bazı bankalara 10 milyon dolar teklif ederek o bankanın kendileriyle çalışma önerisi getirebilmektedir ki bu kadar büyük paralar dönmekte bu alanda.
Kumar bağımlılarının yüzde 75’i artık sanal ortamda kumar oynuyor değerli arkadaşlar. Bağımlılar arasında da, yine İnternet kumarcılığı bağımlıları arasında da sayısal olarak çocuklar ve kadınlar çoğunluğu oluşturuyor ki bugüne kadar kumar hep erkek alışkanlığı olarak bilinirdi, ama giderek kadınlar ve çocuklar arasında da yaygınlaşan bir kültürü besliyor durumda bu İnternet kumarcılığı.
Yine bu rapor, çoğu ailenin sanal kumarın bir bağımlılık ve hastalık olduğunu bilmediklerini belirtiyor, hatta çocuklarıyla birlikte İnternet’te, bilgisayarın başında kumar oynayan, bahis oynayan ailelerin varlığı tespit edilmiş durumda. On sekiz yaşın altında çocukların, normalde bu sitelere girmesi yasak, ama biliyorsunuz sigaraların da on sekiz yaşın altındaki çocuklara satılması ve içilmesi yasak. Aynen onun gibi, işlemeyen bir kural olarak, maalesef ki İnternet sitelerinde bu işlemeyen bir kural olarak duruyor.
Yine, çarpıcı bir sonuç bu raporda değerli arkadaşlar, İnternet kumarcılığı en çok Güneydoğu’yu vurmuş durumda. İşsizliğin had safhada olduğu, açlık sınırının altında binlerce insanın yaşadığı Güneydoğu’da İnternet üzerinden kredi kartıyla oynanan kumar ve bahsin binlerce insanı tefecilerin eline düşürdüğü, çok sayıda insanın iflas ettiği, borcunu ödeyemeyen pek çok kişinin de kayıplara karıştığı bildiriliyor.
Rapora göre sadece Diyarbakır’da değerli arkadaşlar, bir buçuk yıl içinde 200’ün üzerinde bahis oynatan yer tespit edilmiş ve sadece yine Diyarbakır’da haftada ortalama 5 trilyon liranın bu çark içerisinde döndüğü ileri sürülüyor, ama kayıt dışı olması nedeniyle tam olarak rakamlar tespit edilemiyor değerli arkadaşlar. İşsizliğin ve yoksulluğun en fazla olduğu kentlerde bahis ve kumar kültürünün çok daha fazla yaygınlaştığı ve yaygınlaşmasına izin verildiği, ortam sunulduğu bu rapordan da çok net bir şekilde, değerli arkadaşlar, anlaşılmış durumda.
Bir tık ile artık kumar oynamak mümkün değerli arkadaşlar. Öncelikle cazip hâle getirebilmek için İnternet’teki bahis şirketleri ücretsiz bir şekilde aboneliği başlatıyorlar, arkasından bağımlı hâle getirdikten sonra tabii ki hiçbir şekilde kurtuluş olmuyor. Bu bağımlılık hastalık derecesine vardığı için de artık servetini, hayatını, geleceğini kaybedebilecek noktalara ulaşabiliyor. Bu sistemden bankalar da çok büyük paralar kazanıyorlar, çünkü kredi kartından nakit avans çekilmiş gibi işlem yaptırıp müşteriye günlük faiz uygulatıyorlar. Dolayısıyla bankaların da içinde olduğu çok büyük bir ticari sektörden, büyük bir global ticari sektörden söz ediyoruz. Sadece Türkiye’de iki banka bu sistemi uygulamama konusunda ilkesel karar almış durumdalar, bunlar sadece yasaklamış durumdalar. Bu sitelerin kurulması, sitelere ulaşmak son derece mümkün ve kolay. Türkiye’de “You Tube” gibi bilişim siteleri yasaklanırken, maalesef ki, kumar sitelerine ulaşmak son derece kolay. Haber sitelerine bile mahkeme kararıyla yasak konulurken bu siteler hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmıyor değerli arkadaşlar.
İlginç bir veri: İlk Türk kumar sitesini bir Amerikalı kurmuş. Türklerin kumara olan ilgisini, alakasını tespit eden bu değerli şahsiyet, Güney Amerika yakınlarındaki Antigua isimli bir adaya giderek kumar lisansı almış ve dünyadaki kumar bağımlılarının yüzde 2,5’unun Türk olduğunun tespiti üzerinden Türkçe bir site kurarak ilk Türk İnternet kumar sitesini de kendisi başlatmış değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, bu hastalıktan, bu bağımlılıktan kurtulmak için, mutlaka ki bunun bir hastalık olduğu topluma anlatılmalı. Bu anlamda, insanların bilinçlendirilmesi, kampanyaların yürütülmesi gerekir; bağımlıların yardım alabileceği merkezlerin kurulması gerekir; bu konuda uzmanların yetiştirilmesi, üniversitelerin bu konuda çaba sarf etmesi gerekir.
Değerli arkadaşlar, aksi takdirde, 30 milyon cep telefonu sahibinin olduğu ülkemizde artık cep telefonu üzerinden de kumar oynanabileceği ihtimali değerlendirilerek, bu yasa tasarısı vesilesiyle bu tehlikelerin gözetilerek, bir yandan bahsin ve kumarın kontrol altına alınması çabası güdülürken, öte yandan, topluma verdiği zararları göz önünde bulundurarak bu zararları en aza indirme çabası da hedeflenerek, mutlaka bu tasarıda reklam yasağı ve alınacak paylardan kaynaklı olarak kampanyalara pay ayrılması, üniversitelerde araştırmaların yapılabilmesi için projelerin desteklenmesi, yine bahis ve kumar bağımlılığından kurtulmak için, Türkiye’de her bölgede en azından bir merkezin oluşturulması konusunda mali kaynak ayrılması için bu tasarıda değişiklik yapmak son derece mümkündür.
Değerli arkadaşlar, bu tasarının geneli itibarıyla bahsi ve kumarı kontrol altına alıyor olması ve büyük bir millî sermayenin yurt dışına çıkışını en azından engelliyor olması vesilesiyle destekleyeceğimizi desteklediğimizi, ama çeşitli maddelere ilişkin değişiklik önergeleriyle yasanın daha güçlü, toplumsal çıkarlara, kamu çıkarlarına daha uygun hâle getirilmesi konusunda da çabalarımızın olacağını ifade ediyor, bu vesileyle hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 21 Şubat 2008