İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Selami Yiğit

Kars Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Şubat 2004 · 799 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Selami Yiğit (CHP), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 799 kelime.

Selami Yiğit (CHP, Kars). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selami-yigit-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SELAMİ YİĞİT (Kars)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 19 uncu maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünyanın birçok ülkesinde ve ülkemizde kamu yönetiminin hantallaşması, halkın temel ve acil sorunlarına çözümler üretilememesi, bütün siyasî oluşumları ve hükümetleri bazı arayışlara yöneltmiştir. Şunu herkes kabul etmelidir ki, kamu yönetiminde yaşanan aksaklıklar nedeniyle kamuda bir reform yapılması, ülkemizde, artık, zorunlu bir hal almıştır; ancak, sosyal niteliğini kaybetmeyen kamusal hizmetler, halkımızın daha etkin kullanabileceği, daha sağlıklı bir biçimde yararlanabileceği hale getirilmelidir. 57 nci hükümet döneminden başlayarak gündeme getirilen kamu yönetimi reformu çalışmaları, 58 ve 59 uncu hükümetler döneminde de devam etmiştir; ancak, gündeme getirilen tasarı, başta demokratik kitle örgütleri olmak üzere toplumun tüm örgütlü kesimlerinden büyük tepki toplamaktadır. Bu tasarılar hakkında Partimiz Cumhuriyet Halk Partisi de ciddî eleştiriler getirmekte ve endişeler taşımaktadır.

Değerli milletvekilleri, nedir bu endişeler? Öncelikle, bu tasarı, zaten kör topal yürütülmeye çalışılan sosyal devlet anlayışını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeleri içermektedir. Tasarıdaki anlayış, sosyal ve ekonomik fonksiyonlarla donatılmış bir devletin istenmediğini ortaya koymaktadır. Devlete ait ne kadar sosyal ve ekonomik politika aracı varsa, bu tasarıyla tasfiye edilmektedir. Böylece, ulusal devletin maddî temelleri de ortadan kaldırılmış olmaktadır ki, bizim açımızdan, ulusal devlete yönelik bir tehdit. Bu, tasarıya karşı çıkmanın en temel gerekçesini oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, yeni dünya düzeninin öngördüğü rekabetçi piyasa şartlarına odaklanmış ve sosyal devlet olma ilkesi ortadan kaldırılmış bir devlet biçimi, bu taslakta yer almaktadır. Bu taslak, felsefesiyle Anayasanın 2 nci maddesinde yerini bulan, sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Kamu hizmeti, parçalanarak parasallaştırılmakta ve ticarîleştirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, kamu hizmetini ticarî bir faaliyet olarak düşündüğümüzde, orada sosyal devletten söz etmek mümkün değildir; çünkü, böylece, tüm toplumsal yaşam piyasa koşullarına göre düzenlenmiş olmaktadır. Bu da, ekonomik gücü elinde bulunduran azınlığın refahını, geniş kesimlerin ise daha da yoksullaşmasını ve kamu hizmetlerinden yararlanmamasını getirmektedir.

Bu taslaklar içinde yer alan yerel yönetimler reformu da, benzer endişeleri taşımamıza neden olacak düzenlemeler içermektedir; çünkü, yerelleşmeyle amaçlanan da, sonuç olarak, kamu hizmetlerinin ticarîleşmesini ve özelleştirmesini beraberinde getirmektedir. Hizmet satın alma anlayışı yaygınlaştırılacaktır. Zaten niteliksiz olan kamu hizmetlerini yerelleşmeyle birlikte düzenlemeye kalkmak tam tersi bir etki yaratacak ve geniş halk yığınlarının bu hizmetlerden yararlanmamasına neden olacaktır.

Ülkemizde, son derece yanlış olarak, yerel yönetimler ve kamu hizmetlerinin yerelleştirilmesi, demokratikleşme gibi sunulmaktadır. Oysa, gerçek demokrasi, yalnızca seçimle işbaşına gelmek ya da merkezî otoritenin bazı yetkilerini yerel örgütlere devretmek değildir. Amaç, siyasî demokrasi kadar, iktisadî demokrasiyi de gerçekleştirmek olmalıdır. Gerçek demokrasi, halkın eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçlarının herkese eşit alanlarla, eşit imkânlarla ve kamu eliyle sunulmasını içerir.

Eğitimin, sağlığın ticarîleştiği, geniş kesimlerin Anayasayla güvence altına alınmış bu temel haklarını kullanmadığı bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Bu yasal düzenlemeyle, eğitim ve sağlık gibi temel kamusal hizmetler gelecekte daha da pahalı olacak, düşük gelirli kesimlerin de bu hizmetlerden yararlanması zorlaşacaktır.

Değerli milletvekilleri, 1980'den sonra, Türkiye'de, ithal ikameci ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçilmiştir. Ayrıca, dönemin iktidarı tarafından "vergi alma, borç al" politikası benimsenmiştir. Oysa, kamu hizmetlerinin temel geliri, borç almak değil, vergi toplamaktır. Vergilendirilemeyen ekonomi, önemli ölçüde kayıtdışına çıkmıştır. Devlet, bu kez, kayıtdışı ekonomiden, yüksek faizle borç almaya başlamıştır. Faizler yükselmiş, yatırımlar düşmüştür. Vergi toplayamayan devlet, kamu hizmetini ve sosyal yardımları yapamaz hale gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, işte bu aşamada, bu taslakla, merkez, yapamadığı hizmetleri yerele havale etmek istemektedir. Hizmetlerin yerele havale edilmesi, bu tasarıyla, devletin sosyal olma özelliğini de ortadan kaldırmaktadır. Geçmişte malî alanda yapılan yanlış uygulamalar, bu tasarıyla, idarî alana da taşınmak istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu taslağa ilişkin değinilecek çok fazla konu vardır. Özellikle, memur sendikalarımızı ve meslek örgütlerini çok yakından ilgilendiren, kamu çalışanlarının özlük haklarını ve demokratik haklarını kaybetmelerine yol açacak bazı düzenlenmeler de getirilmektedir. Devlet, yalnızca, polisi, jandarması, mahkemesiyle kamu düzenini sağlamakla görevli değildir ve olmamalıdır. Devlet, vatandaşını koruyan, gözeten, toplumsal geliri adaletli olarak bölüştüren, zor gününde vatandaşın yanında bulunabilen, adil ve etkin devlet olmalıdır. Günümüzde, bunu başaran devletlere "çağdaş devlet" denilmektedir. Türkiye de, bu temel düzenlemeleri layıkıyla yaparak, çağdaş bir devlet olma yolunda ilerlemelidir. Eğer ülkemiz, kendi geleceği hakkında söz sahibi olmak istiyorsa, ülkeyi yönetenlerin ve toplumu etkileyen kesimlerin ruhundaki bu küreselleşme rüzgârından kurtulmalıdır; çünkü, küresel güç, yaydığı değerler sistemiyle, toplumları, ülkeleri tahrip etmektedir; sosyal devlete ait ne kadar sosyal ve ekonomik politika araçları varsa, hepsini tasfiye etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının, Türkiye'nin siyasî ve ekonomik anlamda ufkunun daraltıldığı, sorunların ağırlaştığı ve büyük bir borç yükü altına sokulduğu bir dönemde gündeme getirilmesi düşündürücüdür; çünkü, bu tasarıyla, sosyal ve ekonomik fonksiyonlarla donatılmış bir devletin istenmediği ortaya çıkmaktadır. Türkiye gibi belli bölgesel ve diğer hassasiyetlerin yoğun olduğu ülkelerde böylesi düzenlemelere gitmek yanlıştır ve tehlikelidir.

Değerli milletvekilleri, öte yandan, bu tasarıyla, Devlet Planlama Teşkilatı devredışı bırakılmaktadır; makroplanlar terk edilmekte, bunun yerine yerel planlamalar yapılmaktadır; anahizmet birimleri ile yerel hizmet birimlerinin ilişkisi koparılmaktadır; bakanlıklararası eşgüdüm ve ortak plan yapma olanağı ortadan kaldırılmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu maddeye ve bu tasarıya ret oyu vereceğimizi bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 25 Şubat 2004

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook