Tunceli ilinin sorunları hk.
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 139. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Temmuz 2010 · 389 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şerafettin Halis, 22 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 139. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUNCELİ İLİNİN SORUNLARI HK.); konuşma 389 kelime.
Şerafettin Halis (Tunceli). “Tunceli ilinin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 139. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-07-22-tunceli-ilinin-sorunlari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Son günlerde geçmişin acıları üzerinde istismar ve göz yaşları üzerine polemikler yaşanıyor. Her şeyden önce bir insanın ağlaması devlet başkanı da olsa, devlet adamı da olsa, başbakan da olsa normaldir. Ancak bugün devrimcilere, bugünün solcularına, bugünün sosyalistlerine her türlü baskıyı, şiddeti ve örgütleme engeli koyan bir sistemin de başbakanının geçmişin devrimcilerine ağlaması çok da inandırıcı olmaz. Bu itibarla, bu inandırıcılığın sağlanması bugünkü devrimci örgütlenmelere, sosyalist örgütlenmelere kolaylık sağlamaktır. Bir başka yönüyle de dün işkencelerde, darağaçlarının gölgesinde onurlu haykırışlarıyla dik duran o insanlara yeni baştan bir itibar iadesi vermek de kimsenin hakkı olmasa gerek diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, Tunceli’nin sorunları üzerine söz aldım. Sorun Tunceli olunca, sorun Tunceli’nin sorunları olunca kısa zaman dilimi içinde insan söze nereden başlayacağını bilemiyor. 2002 yılında olağanüstü hâl kaldırıldı ama, ne yazık ki fiilî manada olağanüstü hâl kaldırılmadı, olağanüstü hâlin bütün etkileri yaşandı dönem dönem kısmi rahatlamalar olsa bile. Özellikle son günlerde, son aylarda yeniden baş gösteren operasyonlarla beraber, bu olağanüstü hâl uygulamaları biraz daha arttı. Böyle olunca da her operasyondan sonra bölgede ormanlar yanmaya, yakılmaya başladı ve bu ormanların yakılmasına seyirci kalındı. Tabii böyle olunca da bu ülkenin batısında bir ağacı bile önemseyenlerin, bir dikili ağacın yaşamasını önemseyenlerin bizim orada yanan ormanlara bu dikkati göstermesini isterdik, beklerdik.
Yine, Ovacık’ın Yeşilyazı ve çevre köylülerinin akşam saat yediden sonra, yani 19.00’dan sonra dışarı çıkmaları, meralarda hayvan otarmaları ve tarlalarına gitmeleri yasaklanıyor. Bahane, çok sudan sebep, anlaşılır değil, “Bölgede karakol inşaatı var, bu inşaatın bitimine kadar bölgede bu hassasiyeti sizden istiyoruz.” deniliyor. Şimdi böyle olunca da üretim zamanı tarlalarına gidemeyen insanlar, merada hayvanlarını otaramayanlar bu üretimde de bir olumsuz sonuç alıyorlar.
Millî eğitimin, eğitimin sorunlarzenleyici bir fiyat endeksini koyabilmeli.
Birinci sınıf kalite, ihracata yönelik kirazın fiyatının tespitinde üreticinin hiçbir müdahalesi yoktur; ihracatçı firma, şu paraya ben bu kirazı alıyorum diyorsa o fiyata vermek zorundadır. Hâlbuki fiyatının tespitinde, kalitenin tespitinde ilçe tarım müdürlüğünden bir ekspertiz, bir tüccardan ekspertiz, ortak, birlikte karar verebilseler, makul bir fiyatın oluşmasına ciddi bir katkı sağlanır ve bu bir tespitle oluşturulabilirdi. Görebildiğim kadarıyla kiraz üreticilerimizin bu mağduriyeti yüce Parlamentoda tartışılmadı, gündemin yoğunluğu nedeniyle tartışılmadı. Fakat tarım kesimi ciddi bir mağduriyetin içindedir. Hâlâ daha Türkiye’de planlı bir tarım politikasının oluşturulmaması nedeniyle hâlâ daha kiraz yetiştiriciliği teşvik edilmektedir. Bir kiraz ağacı on yılda meyve vermektedir. On yıl boyunca o çiftçi o kiraza gözü gibi bakmaktadır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
102 konuşma daha · 22 Temmuz 2010