İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · CUMA

Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

Şerafettin Halis

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 461 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şerafettin Halis, 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 461 kelime.

Şerafettin Halis (Tunceli). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-halis-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de grubum adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bugün, İnsan Hakları Günü. Herkes kendi cephesinden insan haklarını değerlendirdi. Ben isterdim ki bugün sizlerin İnsan Hakları Günü’nü kutlayarak söze başlamış olaydım ancak yığınlarca insan hakkı ihlalinin olduğu bir ülkede insan haklarını kutlamak yerine, insan hakları savunucularını, demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenleri selamlayarak söze başlamak istiyorum.

Düşünün ki öğrenci gençlik hakkını arıyor ve hakkını ararken -kabul edersiniz ya da etmezsiniz- birkaç yumurta atılıyor ve bu ülkenin bir bakanı çıkıp 68 kuşağına atfen kırk yıl öncesine, elli yıl öncesine gidiyor ve “68 kuşağı da böyleydi. Bunlar memleketin baş belasıydılar.” Her şeyden önce, o sizin “baş belası” dedikleriniz, Türkiye'nin siyasal tarihinde, en şanlı, en şerefli sayfalara imza atmış gençlerdi. Kimdi bunlar? Denizlerdi, Hüseyinlerdi, Yusuflardı; darağacının gölgesinde Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için slogan atmışlardı ve bedenlerini davaları için feda etmişlerdi. Kimdi bu gençler? Yine, Türkiye halklarının özgürlüğü ve bağımsızlığı için Kızıldere’de slogan atarak, marş söyleyerek kurşunlara, bombalara hedef olan Mahir Çayanlardı. Kimdi bu gençler, sizin deyiminizle “baş belaları?” Bu halkın davası için, Türkiye halklarının davası için işkencelerde ser verip sır vermeyen, lime lime bedenleriyle direnen İbrahim Kaypakkayalardı. Şimdi, eğer Türkiye'nin siyasal tarihinde şanlı bir sayfa aranacaksa burada aranır; aksi takdirde ne idamlar için kalem kıranlar ne işkence için ferman verenler ne de top, tank, tüfek atılması için yine talimat verenlerdir.

Dünden bugüne bir şey değişmemiş olacak ki bazı zihniyetlerde, bugün de hâlâ bu ülkede Kürtlerin, Alevilerin ve sosyalistlerin hak talepleri kanla bastırılıyor. Nedir bu kanla bastırılan talepler? Düşünce ve ifade özgürlüğü. Düşünün ki “Kürtlerin partisi” olarak adlandırdığınız, bizce “Türkiye partisi” olan DTP yani Demokratik Toplum Partisi geçen yıl, bugün kapatıldı. Neydi suçu? Sadece Kürtlerin hak ve özgürlüklerini politikada eksen yapmasıydı. Ne oldu? DTP milletvekillerine yani sayısı 20 olan bugünkü BDP milletvekillerine iki bin üç yüz otuz üç yıl ceza talep ediliyor.

Tabii, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün asıl aracı dildir. Dili bir başka yere göndermenin aracı da yine basındır, yayındır. Dün, Kızılderelerde insanları katleden zihniyet, kurşun atmamış Denizleri idam eden zihniyet, İbrahimleri lime lime işkenceyle parçalayan zihniyet, bugün de yine sosyalistlerin kendi düşüncelerini ifade etme ve yayma hakkı tanımıyor. Bakın, son on beş yılda Kürtlerin çıkardığı, öyle söylüyorum, mademki Kürtlerin yayını, “Gündem” adıyla başlayan gazete geleneği yüzlerce defa kapatıldı, biz bile sayısını bilmiyoruz. Yine Azadiya Welad gazetesi “Kürtçe yayın yapıyor.” diye Yayın Yönetmenine, yani Vedat Kurşun’a 166 yıl verildi. Bugün, basın özgürlüğü kapsamında Türkiye cezaevlerinde 39 tutuklu gazeteci var ve yayını durdurulan 12 gazete ve dergi var. Yine ifade özgürlüğü kapsamında 790 kişi para cezası almış, toplam 1.485 yıl hapis cezası istenmiş. Kime? Gazetecilere. Kime? Düşüncelerini ifade etmek ve yaymak isteyenlere.

Şimdi ben, burada, düşünceleri uğruna mücadele veren, bu kadar bedeli göze almış, bunları saygıyla anıyor ve burada bugüne kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 10 Aralık 2010

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook