Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)
Adıyaman Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 967 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şevket Köse (CHP), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 967 kelime.
Şevket Köse (CHP, Adıyaman). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevket-kose-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 226 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesinde düzenlenen çerçeve 101’inci maddeyle kurulacak olan Şırnak Üniversitesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinize en içten saygılar sunarım.
Değerli arkadaşlar, düşük gelir düzeyi, yüksek işsizlik oranı, altyapı yetersizliği, ekonomisi çok gelişkin olmayan tarıma dayalı ve ulaşım olanaklarının azlığıyla bilinen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bölgesel kalkınma politikası içerisinde üniversite kurulması önemli bir yere sahiptir.
Bu bölgelerdeki potansiyelin keşfedilmesi ve kullanılması, sağlanacak gelişmelerin sürdürülebilmesi ve kendi başına sosyal, ekonomik ve kültürel dönüşümü sağlayacak değerler yaratılması üniversiteleri gerekli kılmaktadır. Çünkü üniversiteler en üretken kamu yatırımlarıdır. Bu nedenle Doğu ve Güneydoğu’da açılacak yeni üniversiteler, bu bölgenin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel bakımdan dönüşümünü sağlayabilir; üniversite-halk-sanayi-tarım ilişkisi gelişebilir.
Sayın Başkan, değerli üyeler; toprakların dörtte 1’i Doğu Anadolu Bölgesi’nde, dörtte 3’ü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde olan, yani Yukarı Mezopotamya’da yer alan Şırnak ilimizin tarihi, Evliya Çelebi’nin 17’nci yüzyılda yazdığı “Seyahatname” isimli esere göre, Nuh Tufanı öncesine kadar gitmektedir.
Şırnak, kuzeyde Siirt, batıda Mardin, kuzeydoğuda Van, doğuda Hakkâri, güneyde Irak ve Suriye devletleriyle komşudur. İlçeleri Beytüşşebap, Cizre, İdil, Güçlükonak, Silopi ve Uludere’dir. Şırnak ilimize bağlı 6 ilçe, 137 köy ve 64 mezra olmak üzere toplam 221 yerleşim birimi mevcuttur.
Şırnak’ta iklim koşulları ve dağlık arazi nedeniyle yerleşim birimleri oldukça dağınık ve son derece elverişsiz bir durumdadır.
Şırnak’ın 2008 yılına göre nüfusu 416 bindir. 2000 ve 2008 dönemindeki yıllık nüfus artışı yüzde 1,7’dir.
İlde tarımsal ve hayvansal ürünlerden elde edilen katma değerin düşük olması, ayrıca sanayileşmenin gerçekleşememesi, millî gelirden alınan payın çok az olması ve güvenlik gibi nedenlerle özellikle kırsal kesimden ilçe merkezlerine ve diğer illere göç söz konusudur.
Şırnak ilimizin geçim kaynakları madencilik, sınır ticareti, küçük esnaflık ve kısmen de olsa hayvancılıktır.
Değerli milletvekilleri, Şırnak, sosyoekonomik gelişme açısından maalesef geri kalmış illerimizden biridir. Bu durumun önüne geçebilmek için yeterli çalışmanın yapıldığını söylemek olanaklı değildir. İlimiz terör olayları nedeniyle oldukça zarar görmüş, boşaltılan köylere dönüşte yeterli başarı sağlanamamış, verilen göçle birlikte sosyoekonomik değerleri iyice gerilemiştir.
Bir ülkenin sosyal ve ekonomik gelişimi için illerinin gelişmişlik düzeyinin yükselmesi gerekir. Sosyal gelişmişlik ile ekonomik gelişmişlik iç içe geçmiş unsurlardır. Sosyal gelişmenin sağlanabilmesi için ekonomik, ekonomik gelişmenin sağlanabilmesi için de sosyal gelişime ihtiyaç vardır.
Sosyal gelişmenin en önemli unsurlarından biri de eğitimdir. Şırnak ili eğitim ve öğretim konusunda oldukça büyük sorunlarla uğraşmaktadır. 112.597 öğrenciye 2.556 derslik düşmekte ve hâlihazırda binden fazla öğretmene ihtiyaç bulunmaktadır. Geçici görevliler ya da henüz görevinin ilk döneminde olan, uzmanlığı olmayan, bölgeyi daha çok tanımayan kişilerin bu bölgelerde görevlendirilmesi verimi iyice düşürmektedir.
Yükseköğretimde de benzer sorunlar, tablo aynı şekildedir. Şırnak’ta, Dicle Üniversitesine bağlı biri Şırnak merkez ilçede, diğeri Cizre ilçesinde olmak üzere iki meslek yüksekokulu bulunmaktadır. Bazı öğrenciler ise yükseköğrenim görebilmek amacıyla başka şehirlere gitmektedirler. Şırnaklılar bu durumun önüne geçebilmek için yoğun çaba sarf etmektedirler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şırnak Üniversitesi -daha önce Hakkâri Üniversitesiyle ilgili konuşmamda da belirttiğim gibi- sosyal barış ve kültürel kaynaşma için büyük bir adım olacaktır. Ayrıca, üniversitenin sosyal katkısı bununla da sınırlı değildir. Örneğin tıp fakültesinin açılmasıyla sağlık konusunda önemli gelişmeler görülecektir. Yine, aynı şekilde eğitim düzeyi yüksek üniversiteli öğrenci ve akademik kadronun Şırnak’a sosyal, kültürel ve ekonomik katkıları olacaktır. Hep Şırnak’a sunulabilecek katkı ile içinde sadece yeterli kısımlara değindim. Tabii ki iş sadece yerelde yaşanan gelişmeyle kalmayacak, topyekûn ulusal alana da yansıyacaktır. Bölgelerde yaşanacak ekonomik ve sosyal gelişme aynı oranlarda ülke çapına yansıyacak, ülkenin sosyal ve ekonomik gelişmesine de büyük rol verilecektir.
Değerli üyeler, Şırnak’a bir üniversite kurulması ile hemen bütün sosyal ve ekonomik sorunların çözülmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Özellikle vurguluyorum: Üniversite kurulması sadece bir amaçtır. Her şeyden önce üniversitelerimize yeterli mali destek sağlanmalıdır. Akademik kadro, yurt ve teknik donanım gibi olanaklar verilmeli, çalışacak düzeyde tutulmalıdır. Şırnak’a bir üniversite kurulmasıyla birlikte Şırnak’a, ekonomik ilerlemenin sağlanacağı ortamlar için Hükûmet gerekli zemini hazırlamalıdır.
Genel olarak şunu söyleyebilirim: Üniversitelerle ilgili politikalar, yalnız bir eğitim ya da tek başına ilin kalkınması gözüyle görülmemelidir. Konuya bütüncül açıdan bakılmalı ve herkes böylece harekete geçirilmelidir. Bütüncül açıdan bir girişim için ise eğitimde planlama konusuna özellikle önem verilmelidir.
Bakınız, işsizlerimizin çok büyük bir bölümünü “diplomalı işsizler” dediğimiz üniversite mezunları oluşturmaktadır. Bu üzücü durum, üniversite eğitimi konusunda da sorunlara neden olmaktadır. Hükûmetin 2006 ve 2007’deki girişimleriyle ülkemizdeki devlet üniversitelerinin sayısı seksen beş olmuştur. Oysa artan oranda da üniversite mezununa iş sahası açıldı mı? Tabii ki hayır.
Yine ilginç bir örnek olacaktır: Ülkemizde tarım oldukça zor yıllar yaşamaktadır. Tarımımız gün geçtikçe ithalata dayalı hâle gelmektedir. Bu durum, ziraat fakültelerinden mezun olan öğrencilerin boşa çıkması demektir. Demek ki iyi bir planlamayla, ortaya çıkan “mezun ve istihdam” ilişkisi ayarlanmalıdır.
Ayrıca, üniversitelerle ilgili bir konuda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. O da, ülkemizde süren özelleştirme girdabına üniversitelerin de katılmasıdır. Yani öğrenciyi “müşteri” zihniyetine sokarak tüm üniversitelerin paralı hâle getirilmesi konusu, YÖK Başkanı da dâhil devletin üst kademesindekiler tarafından çok sık vurgulanmaktadır.
Eğitim öğretim haklarının ve fırsat eşitliğinin önüne geçecek bu ve bunun gibi düzenlemeler, hele bizim gibi gelir adaletsizliğinin had safhada olduğu ülkelerde yıkıcı etki doğuracaktır. Tüm devlet üniversitelerinde “hizmet alma”yı “hizmet satın alma” hâline getirmek sosyal anlamda tehlikeli olabilir.
Değerli arkadaşlarım, bundan bir buçuk ay önce İstanbul’daydım. Kilis lokantasına gittim, orada garsonlarla tanıştım. Garsonun birine sordum: “Nerelisin?” Dedi ki: “Ben, Urfa’nın Siverek ilçesindenim.” Diğerine sordum: “Nerelisin?” “Malatya’nın Hekimhan ilçesindenim.” Bir diğerine sordum: “Nerelisin?” Dedi ki: “Kahramanmaraşlıyım.” Aynı şekilde Diyarbakır’a, Hakkâri’ye, Muş’a, Bitlis’e giderseniz bir lokantaya giriniz. Acaba, orada bir Trakyalı, bir Karadenizli, bir İzmirli garson bulabilecek misiniz? Ne zaman batıdan doğuya bir iş bulma hareketi olursa o zaman ülkede bir kalkınmadan bahsedebilirsiniz. Bu kurulacak olan üniversitelerimiz, doğudan, batıdan, her kültürden, değişik kültürlerden olan insanlarımızı kaynaştıracak, birleştirecek ve kardeşçe bir arada yaşamayı sağlayacaktır. Onun için, üniversiteler birer kültür yuvasıdır, birer aydınlık yuvasıdır diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli üyeler; kurulacak olan Şırnak Üniversitesinin Şırnaklılara ve ülkemize hayırlı olmasını dilerken, üniversitelerin, hem illerimize hem de ülkemize sosyoekonomik olarak çok şey katması için Hükûmetin gerekli çalışmaları yapmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (CHP, MHP ve DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008