Süryani-Asuri halkının Akitu Bayramı’na, Bodrum açıklarında batan göçmen teknesine ve Avrupa'nın göçmenlere karşı izlemiş olduğu politikalara, gençlerin Avrupa’ya göç etmek istemelerine, ekonomi politikalarına ilişkin açıklaması
Muş Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Nisan 2026 · 541 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Sezai Temelli (DEM Parti), 1 Nisan 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Süryani-Asuri halkının Akitu Bayramı’na, Bodrum açıklarında batan göçmen teknesine ve Avrupa'nın göçmenlere karşı izlemiş olduğu politikalara, gençlerin Avrupa’ya göç etmek istemelerine, ekonomi politikalarına ilişkin açıklaması); konuşma 541 kelime.
Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “Süryani-Asuri halkının Akitu Bayramı’na, Bodrum açıklarında batan göçmen teknesine ve Avrupa'nın göçmenlere karşı izlemiş olduğu politikalara, gençlerin Avrupa’ya göç etmek istemelerine, ekonomi politikalarına ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2026-04-01-suryani-asuri-halkinin-akitu-bayramina-bodrum-aciklarinda-batan-gocm (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=143572
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Anadolu ve Mezopotamya'nın kadim halklarından Süryani-Asuri halkının Akitu Bayramı kutlu olsun. 6.776'ncı bayram. Binlerce yıldır var olan, direnen bu kadim halk her türlü savaşa, katliama, göçe rağmen bayramıyla, diliyle, kültürüyle var olageldi. Bir kez daha bayramlarını kutluyorum. “…”[1]
Evet, bu sabah maalesef çok üzücü bir haber aldık. Bodrum açıklarında bir göçmen teknesi battı, 19 göçmen yaşamını yitirdi, 21 kişi yaralı kurtuldu. Evet, 19 insan öldü ve bu insanlar kimsenin umurunda değil. Bu Akdeniz, âdeta bir mülteci göçmen mezarlığına dönmüş durumda. Gerçi geri gönderme merkezleri ayrı bir vahşeti sergiliyor, orada insanlara yapılan muameleleri biliyoruz. İran'a geri göndermeye kalkıyoruz insanları; onlar İran'a gittiğinde asılacaklar, bunu biliyoruz ama ısrarla bunda devam ediyoruz. Burada yaşam koşulları her zaman için bir nefret söylemiyle karşı karşıya kaldı, ırkçılıkla karşı karşıya kaldı. Oysa onlar buraya kendi istedikleri için değil o savaştan kaçtıkları için gelmişlerdi. Onları bir yurttaş anlayışla kucaklamak yerine her türlü nefret söylemiyle kınadık. Akdeniz'e açılmak zorunda kaldıkça da maalesef bu sabah yaşandığı gibi birçok insanı yitirmiş olduk. Neden oluyor bunlar? Çünkü Orta Doğu'da savaşlar var, bitmeyen savaşlar var ve bitmeyen savaşların yaratmış olduğu aslında bu göç yollarına düşme hâli var. Aynı şekilde Afganistan'dan, Pakistan'dan yani Türkiye'nin doğusundan, Türkiye'nin güneyinden sürekli olarak batıya doğru bir hareketlilik söz konusu. Bunu anlamak, buna çözüm üretmek aslında Orta Doğu'da barışı savunmaktan geçiyor, Orta Doğu halklarının huzura kavuşmasından geçiyor ama biz uzun yıllar boyunca Suriye politikasında olduğu gibi neredeyse savaşları teşvik ettik, sonra da mültecilerden, göçmenlerden yakındık. Tabii, burada Avrupa'nın durumuna bakmak lazım, Avrupa'nın ikiyüzlülüğüne bakmak lazım. Avrupa'nın "Güvenlik mi, insan hakları mı?" yaklaşımında güvenliği öncelemesi, göçmenlere karşı izlemiş olduğu politikalar bu Akdeniz'de yaşanan katliamların en önemli nedenlerinden de biri. Bakın, Avrupa Birliği Göç ve İltica Paktı imzalandı 10 Nisan 2024'te, 12 Haziran 2026'da da yürürlüğe girecek. "Avrupa'nın çözümü nedir?" derseniz, güvenli üçüncü ülke uygulaması. Türkiye'yi güvenli üçüncü ülkeler arasında sayıyor ve Türkiye'yi güvenli üçüncü ülke olarak göstermesinin nedeni şu: "Aman benim huzurum bozulmasın, aman benim üzerime bu maliyetler gelmesin. Dolayısıyla Türkiye bir depo ülke olarak göçmenleri ve mültecileri barındırsın. Biz onunla stratejik anlaşma yaparız. Zaten Türkiye de buna hevesli, bizden alacağı birkaç milyar euro için buna katlanır. Dolayısıyla mültecilerin canı cehenneme." anlayışı çok hâkim. İşte, bu cinayetlerin, bu katliamların müsebbibi bu anlaşmalardır, bu yaklaşımlardır. Bu anlaşmaları, bu yaklaşımları kabul etmiyoruz. Mülteci haklarını savunmaya devam edeceğiz. Geri gönderme merkezleri başta olmak üzere Türkiye'nin bu konuda artık insani yaklaşımının, insan hakları esaslı yaklaşımının önemli olduğunu bir kez daha dile getirmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "göç" demişken biz de göç veriyoruz. Evet, mesela benim kentim Muş'tan, Varto'dan, Bulanık'tan, Malazgirt'ten gençler sürekli olarak göç ediyorlar. Nereye? Batıya ve daha da ötesi Avrupa'ya göç etmek istiyorlar. Neden? İşsizlik var, yoksulluk var. Muş böyle de diğer iller farklı mı? Aynı şey Ağrı için de geçerli, aynı şey Hakkâri için, Şırnak için, bölgedeki bütün iller için geçerli. Batıya geldiğimizde, batıdaki gençler de bir yoksulluk meselesi yaşamayan gençler de göç etmek istiyor, onlar da Avrupa'ya gitmek istiyorlar. Neden? Çünkü burada gençlere yönelik bizim politikalarımız yok, ne ekonomi politikamız var ne kültür politikamız var, sürekli olarak gençleri kendi hâline bırakma gibi bir yaklaşımımız var. Ne eğitimde ne işte olan genç nüfus oranı yüzde 30'u aşmış durumda; bakın, bu, TÜİK rakamı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
84 konuşma daha · 1 Nisan 2026