Polis vazife selahiyet kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s. 639)
Yalova Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 21. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Kasım 2004 · 620 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Şükrü Önder (AK Parti), 24 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: POLİS VAZİFE SELAHİYET KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S. 639)); konuşma 620 kelime.
Şükrü Önder (AK Parti, Yalova). “Polis vazife selahiyet kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s. 639)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sukru-onder-22-2004-11-24-polis-vazife-selahiyet-kanunda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-63 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ŞÜKRÜ ÖNDER (Yalova)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; ben, maddenin özünden ziyade, daha evvel burada konuşma yapan Denizli Milletvekili arkadaşımıza bir cevap vermek istiyorum. Kendisi burada kıyasıya eleştirdi. Ancak, eleştirilerinin haklı olmadığı inancındayım ve bunun doğruluğunu da burada ispatlamış durumdayız.
Kendisinin uzun yıllar mülkî amirlik yaptığını ifade etti; doğrudur, bir ara Siirt'te beraber de görev yaptık. Ancak, uzun yıllar mülkî amirlik yapan bir kişinin konuyu gerektiği şekilde araştırmadan konuşmasını ben de hayretle ve üzüntüyle karşıladım. Çünkü, konuyu öylesine bir saptırdı ki... Aldığım notlar arasında şu var: Gerekçeyle içerik hiç bağdaşmıyor diyor, hükümet burada Acil Eylem Planında birtakım önlemler aldı, birtakım bürokratik işlemleri azalttı, nerede bu işlemler diyor. Ben söyleyeyim, ben de eski bir emniyet müdürüyüm; bir kahvehane açmak için vatandaşın yapmış olduğu müracaat sırasıyla şöyledir: Gelir dilekçesini mülkî amire verir, mülkî amir havale eder emniyet müdürlüğüne, emniyet müdürlüğü havale eder ruhsat şube müdürlüğüne; ruhsat şube müdürlüğü de asayiş şube müdürlüğüne, mahallî karakola ve diğer ilgili birimlere yazı yazar. Bu yazıları alır, bunların cevapları geldikten sonra, belediyeye gider, fennî yönden, yer yönünden, yangın yönünden ve sıhhî yönden belediyeden gerekli işlemlerini yaptırır. Şimdi, biz, burada Emniyeti tamamen devredışı bırakmışız. Bundan maksadımız da bürokratik işlemleri gerçekten azaltmak. Sadece, bir tek belediyeye gidip, belediye başkanlığına vereceği bir dilekçeyle, bu işlemleri Emniyete gitmeden yaptıracak. Kaldı ki -eski bir emniyetçi olarak söylüyorum- Emniyet Teşkilatı bu işleri yaptığı zaman, en iyi şekilde, en seri şekilde yapmaya çalışıyordu; ama, ne kadar seri şekilde yaparsa yapsın, bir olay olduğunda polis memurunu dışarıya çıkarıyoruz, elindeki işlemler olduğu gibi kalıyor. İki satırlık verilecek cevabı, zaman geliyor, asayiş önemli olduğundan, üç günde, dört günde veremiyoruz. Bundan da vatandaş mağdur oluyor. Halbuki, belediyenin böyle bir sıkıntısı yok, belediyenin böyle bir konusu yok ve bunu da bir hükme bağladık, dedik ki: Ruhsatlar bir ay içinde tanzim edilip verilecektir. Geçmişte ruhsatlar bazen iki ayda, bazen üç ayda, bazen dört ayda veriliyordu. Çoğunuz da bunun şahidisiniz.
Kapatma cezalarının yine aynı şekilde mülkî amirde kaldığını iddia etti; "hani, bunun neresinde bir işlem yapıldı, neresinde bir fayda sağlandı" şeklinde. Ama, bu saygıdeğer milletvekilimiz, muhalefet milletvekillerimiz gibi, verilecek önergeleri veyahut da verdiğimiz önergeleri takip etmiş olsaydı, eminim ki bu şekilde konuşmayacaktı. Kapatma cezaları mülkî amirden kaldırılmıştır. Gerçekten, kapatma, bir işyeri sahibi için ağır bir cezadır. Öylesine denk geliyor ki bazen -polis bunu uygulamak zorunda- 18 yaşından küçük iki çocuk bulunmuş. Bu, kapatmayı gerektiren bir suçtur. Bunları biz yaptık, yapmadık değil. Yasa gereği yapmak zorundaydık. 17 yaşında iki çocuk kahvede oturduğu için polis memuru arkadaşımız tutanak tutmuşsa, biz bunu alırdık, validen onay aldığımız anda, mülkî amirden onay aldığımız anda kapatmayı yapmamız gerekir. Bazen öyle oluyor, bayram geliyor, bazen öyle oluyor çok hareketli günler geliyor ve maalesef, bu kapatmayı gerçekleştiriyoruz. Daha doğrusu, vatandaşın para kazanacağı bir esnada bu kapatmayı yaptığımız zaman, üzülsek de bunu yapmak mecburiyetinde olduğumuz için vatandaş bir hayli mağdur oluyordu. Şimdi bu kapatma cezasını biz mülkî amirden aldık. Mülkî amirin yetkisini daraltmadık. Tam tersine, uyuşturucu kullanılan yerlerde, kumar oynanan yerlerde, fuhuş yapılan yerlerde, devletin birliği ve beraberliğini bozacak olan yerlerde, bu tür yerlerde herhangi bir icraî faaliyet olduğu takdirde mülkî amirin yine kapatma yetkisi saklı tutuluyor; ama, 17 yaşında bir şahıs kahveye girmiş, kahve neden kapatılsın?! Yıllarca biz bunun ıstırabını çektik, sıkıntısını çektik; mülkî amirler de sıkıntısını çektik, sıkıntısını çektik; mülkî amirler de sıkıntısını çekti. Biz bu kapatma yetkisini kaldırdık, para cezası getirdik. Para cezasını da mülkî amirden aldık, önergelerle; belediye sınırları içinde belediye encümenine, belediye sınırları dışında il daimî encümenine verdik. Şimdi, bunlar kısaltma değil de veyahut da vatandaşın yararına olan konular değil de nedir, pek bilemiyorum.
Yine, İçişleri Komisyonumuzda, bazı arkadaşlarımızın, konuşurken, polisi şaibe altına aldığı ifade edildi. Bu, son derece yanlış ve yanlış olduğu kadar da üzücü bir tabir. Hiçbir arkadaşımız, polisi töhmet altına alan bir konuşma yapmamıştır, yapmaz da.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 24 Kasım 2004