Mardin ilinde kültür ve inanç zenginliği konusunda
Mardin Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 72. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Nisan 2003 · 508 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Bölünmez (Bağımsız), 29 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MARDİN İLİNDE KÜLTÜR VE İNANÇ ZENGİNLİĞİ KONUSUNDA); konuşma 508 kelime.
Süleyman Bölünmez (Bağımsız, Mardin). “Mardin ilinde kültür ve inanç zenginliği konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-bolunmez-22-2003-04-29-mardin-ilinde-kultur-ve-inanc-zenginligi-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN BÖLÜNMEZ (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Müslümanların, Süryanîlerin, Ermenilerin, Yezidîlerin, Yahudilerin inançlarını özgürce yerine getirebildiği, birbirleriyle barış içinde yaşadığı, kız alıp verdiği, ortak çözümler ürettiği bir ilin, Mardin'in milletvekili olarak, Mardin İlinin kültür ve inanç zenginliği konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, malumunuz, geçtiğimiz pazar günü Hıristiyan âleminin en önemli bayramlarından birisi olan paskalya tüm dünyada kutlandı. Hıristiyan dünyasının en önemli ve eski eserlerinden Mardin İlindeki Kırklar Kilisesindeki törenlere, elhamdülillah Müslüman bir milletvekili olarak, il valimiz ve bürokratlar, AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisinin il yönetimleriyle beraber ben de katıldım. Bu tören, kavganın, savaşların, çatışmaların, şiddetin yaşandığı günümüzde tüm dünyaya örnek olabilecek nitelikte, farklı inançların, farklı düşüncelerin barış içinde bir arada yaşayabileceğinin en güzel göstergesiydi. İşin asıl güzel yanı, bu tören, Türkiye'de, Mardin'de gerçekleşti ve bu tören, ne mutlu ki, her yıl gerçekleşiyor.
Saygıdeğer milletvekilleri, bendeniz, ülkemizde yaşanan ve inanç özgürlüğünün en güzel şekilde ifade edildiği bu törene tanık olmaktan dolayı büyük mutluluk duyarken, aynı zamanda, Rum kilise yönetiminin, Kuzey Kıbrıs'ın işgal altında olduğunu öne sürerek, vatandaşlarına, Türk kesimine gitmeme, büyük ayine katılmama çağrısını da kınıyorum. Neyse ki, Rum kesiminde yaşayan ve senelerce aynı toprağı Kıbrıslı vatandaşlarımızla bölüşen bu insanlar da buna alet olmayıp, akın akın güneyden kuzeye geçmişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, tarih boyunca onlarca uygarlığa, değişik dine, etnik gruba ve mezhebe ev sahipliği yapan Mardin, birbirinden farklı kültürleri sevgi ve hoşgörüyle barındırmıştır. Bir Mardinli olarak, bundan gurur duyduğumu açıkyüreklilikle ifade ediyorum; çünkü, Türk bayrağı altında birleşen tüm ırkların ve dinlerin yaşadığı Mardin'de sevgi ağır basmıştır, mevcut dinler yok edilmek yerine zenginleştirilmiştir, yeni bir inanç sistemini benimseyenler diğerlerini rahatsız etmemiş, değişik dinî cemaatler birbiriyle çatışmamıştır; tam aksine, evlilikler yapmış, bu akrabalık bağları da ortamı yumuşatmış, bugünlere gelinmiştir.
Size bir örnek vermek istiyorum: Törende ayin yapan korodaki genç kızlarımızın sembolü 7 yaşındaki Jenifer, Ulu Önder Atatürkümüzün bize emanet ettiği gençlerden birisi olarak, Müslüman olan sıra arkadaşı Muhammed ile oturmakta ve okuduğu okulun adı da "Atatürk İlköğretim Okulu." Bundan daha güzel bir tablo olabilir mi arkadaşlar?! Jenifer soruyor: "Ulu Önder Atatürk'ün bize hediye ettiği bayramda siz büyüklerimizin kavgası niye?" Ben bu arkadaşımıza, bu çocuğumuza, Ulu Önderin nutuk ve söylevlerinin yer aldığı bu kitaptan bir paragrafla cevap verdim; okuyorum arkadaşlar:
"Yolculuğumda sadece köylerde değil, özellikle ilçe ve kentlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini, gözlerini örttüklerini gördüm. Bu sıcak mevsimde bunun kendilerine acı ve sıkıntı vereceğini sanıyorum. Erkek arkadaşlar, bu, biraz, bizim bencilliğimizin sonucudur, çok çekingen ve titiz oluşumuzun sonucudur. Oysa, sayın arkadaşlar, kadınlarımız da bizim gibi olgun ve anlayışlı kişilerdir. Onlara ahlak kutsallıklarını aşılamak, ulusal ahlakımızı anlatmak, onların anlayışını, ışıkla, temizlikle bezemek ilkesi üzerinde olduktan sonra bencillik gerekmez. Onlar yüzlerini göstersinler ve gözleriyle dünyayı dikkatli görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur" deyişiyle kara çarşafı kendi üslubuyla benimsemediğini söylemekle beraber, ayrı bir söylevinde "kadınlarımız, din yasasının öğütlediği bir giyimle, doğruluğun gerektirdiği davranışlarla aramızda bulunur; ulusun, bilim, sanat davranışlarına katılırlarsa, bu durumu inanınız ki, ulusun en mutaassıp kişileri bile beğenmekten kendini alamaz" demiştir, diye ifade ettim. Atatürk'ün bu sözleri açık. Bu konuların onun bayramıyla ilgisi olmadığını 7 yaşındaki bu çocuğumuza anlattım; anladı. Umarım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 29 Nisan 2003