İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 108. BİRLEŞİM · SALI

Gündemdeki çalışma konularına ilişkin

Süleyman Sarıbaş

Malatya Milletvekili ·

Genel Kurul, 108. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Haziran 2005 · 754 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Sarıbaş, 7 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 754 kelime.

Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-06-07-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, dün Bingöl'de meydana gelen depremde zarar gören vatandaşlarımıza ve yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Yine, Tunceli'de meydana gelen terör olayında şehit olan güvenlik görevlilerimize ve onların yakınlarına Allah'tan rahmet diliyorum, sabır diliyorum.

Değerli arkadaşlar, milletimizin içinde bulunduğu bu terör belasından bir an önce kurtulması için, şu sıralarda müttefikimiz Amerika'da olan Başbakanımızın, müttefikimiz devletle, Irak'taki terör varlığının sona erdirilmesi konusunda da hayırlı görüşmeler yapacağını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Anayasamız gereğince Meclisimizin iki temel görevi var; bunlardan bir tanesi yasa çıkarmak, bir tanesi de icranın faaliyetlerini ve ülkedeki diğer hususları denetlemektir. Maalesef, son beş altı haftadır bu Mecliste denetim görevi yapılamamaktadır. Gündemde bekleyen 394 soru önergesi ve 235 araştırma önergesi ile Meclisin, 11.12.2002 tarihinde, Danışma Kurulunda, salı günlerinin sadece denetim görevine ayrılmasına rağmen, bugüne kadar, altı yedi haftadır bu denetim görevi yapılamamakta; dolayısıyla da, Meclis, kendi aslî görevi olan denetim görevini bir başka tarihe ötelemeye mecbur bırakılmaktadır. İşin garip tarafı, bu tavra asıl denetimin sorumlusu sayılan muhalefetin de rıza göstermiş olması ve bu Danışma Kurulu önerisinin altında imzasının bulunmuş olmasıdır.

Bu Meclis açıldıktan sonra, bugüne kadar, bu ülkenin sorunları bu Meclisin çatısı altında doya doya tartışılamamış, müzakereci demokrasi, özgürlükçü demokrasinin mabedi olması gereken bu Meclis bu tartışmalardan uzak kalmış, milletvekilleri de bu tartışma zeminlerinde, maalesef, konuşturulmamıştır.

Değerli arkadaşlar, dünyanın her tarafında meclisler, müzakereci demokrasinin ve özgürlükçü demokrasinin mabetleridirler. Meclisler, ülkenin temel meselelerinin tartışıldığı mekânlardır. Bu Meclis, geldiği günden beri, yirmiyedi aylık dönemde 500'ün üzerinde kanun çıkarmakla övünülen bir Meclistir. Şimdi, sormak lazımdır; milletimizin içinde yaşadığı işsizlik ve yoksulluk sıkıntısı bu ülkenin kanunlarının sayısal olarak azlığından mı kaynaklanmaktadır?! Bu ülkenin sorunları yeteri kadar tartışılmamaktan, değişim ve dönüşüm vizyonunu belirleyememekten, hedefsizlikten ve ilkesizlikten kaynaklanmamakta mıdır?!

Şimdi, bakın, yirmiyedi aylık tek başına bir iktidarın ülkenin birikmiş temel meselelerini ötelemenin dışında ne gibi icraatı vardır?! Biraz önce açıklama yapan bir sayın bakan, ekonominin iyiliğinden, faizlerin düştüğünden, doların düşüklüğünden, yatırımların başladığından bahsetti.

Şimdi, buradan, halkın huzurunda, milletin huzurunda sormak lazım; bütün millete buradan soruyorum: Ekonominiz iyiye mi gidiyor? Çocuğunuza iş bulabiliyor musunuz? Aylık geçiminizi sağlamakta güçlük çekmiyor musunuz? Yani, yüzde 9 büyüdünüz mü? Köylerimizin hangi yolu asfalt oldu veya stabilizeleri döküldü? Köy ortasında bulunan elektrik direklerinin kırılan lambalarını takabildi mi bu iktidar, sormak lazım. Bakınız, yirmiyedi ayda, köylerimize, kasabalarımıza çivi dahi çakılmadı. Şimdi, burada, ülkenin iyiye gittiğini, ekonominin iyiye gittiğini… Efendim, kanunları çıkaralım, Danışma Kurulu önerileriyle denetimi bir tarafa bırakalım, bunlar tartışılmasın, vatandaşın içinde bulunduğu sıkıntılar tartışılmasın, sorulan sorular yanıtsız kalsın, araştırma önergeleri tartışılmasın, komisyonlar kurulmasın; ama, biz, ne yapalım; esnafımızın istemediği, esnaf derneklerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, federasyonlarımızın karşı çıktığı kanunu bir an önce geçirelim. Niye geçirelim; çünkü, eğer, bu kanunu geçirirsek, siyaset olarak onlara sirayet etme yetki ve sorumluluğunu da elimize alalım, onları da susturalım noktasında bir kanun getirilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, son günlerde, devletin anayasal bütün kurumlarıyla bir çatışma ortamı, maalesef, zuhur etmektedir. Önce Sayın Cumhurbaşkanıyla, sonra Yükseköğretim Kurumuyla, daha sonra da ülkenin dışpolitikasına temel olan meselelerde bir gerginlik ortamı, bir çatışma ortamı zuhur etmektedir. Sormak istiyorum, acaba, bu çatışma ortamını yaratanlar, ben ve ötekileri oynayarak, ülkeyi bir yerlere mi götürmek istiyorlar? Aslında, Meclisin bugünkü gündeminde tartışılması gereken, Suriye'nin Lübnan'da bulunuşuyla, Türkiye'nin Kıbrıs'ta bulunuşu arasındaki farkı, mukayeseyi göremeyenler ve ülkenin bu aslî menfaatını, bu millî menfaatını Suriye'nin Lübnan'daki işgalciliğiyle eş tutanların, bu kürsüye gelip, bunun nedenini bu millete açıklamaları gerektiğini sormamız gerekirken, yani, gündemin bu olması gerekirken, Danışma Kurulu önerisinin bu olması gerekirken, böyle, milleti hiç de ilgilendirmeyen, temelde zaten var olan ve zaten sıkıntı olmayan, esnaf birliklerimizin, derneklerimizin kanununu getirmek, gündemi uyutmaktan başka hiçbir şey değildir.

Değerli arkadaşlar, bu iktidarın yorulduğunu düşünüyorum. Bu iktidar, yoruldu; netice itibariyle, kurumlar arasında çatışma yaratmaya, âdeta, bir sertlik politikasıyla -ben ve ötekileri- oynamaya başlamış bulunuyor. Zaten, demokraside ve siyasette yorulanlar, icraatları yapamayanlar, millete vaat ettiklerini yerine getiremeyenler, bu başarısızlıklarını örtmek için, süreç içerisinde, mutlaka suçlu bulmak zorundadırlar. Şimdi, suçlu, Cumhurbaşkanı oldu; şimdi, suçlu, mevcut mevzuat oldu; şimdi, suçlu, bürokrasi oldu, kendi atadıkları bürokratlar oldu. Acaba, bu suçladığınız bürokratların önüne projeleri koydunuz, buyurun yapın dediniz de onlar mı yapmıyor, yoksa, siz hiçbir şey yapmıyorsunuz da bürokratların bir şeyler yapmasını mı bekliyorsunuz?! Dünyanın her tarafında, siyaset, bürokrasinin önüne icraatı koyar, hedefi koyar, yapmayanı da değiştirir; ama, hiçbir tarafta, siyaset, icraat, icranın başı, dönüp dönüp, kendi getirdiği bürokratları, önlerine hedef koyamadığı, vizyon koyamadığı bürokratları suçladığı bir demokrasi yoktur.

Yoruldular diyorum; yoruldular, mazeret arıyorlar; yoruldular, suçlu arıyorlar; ama, unutmasınlar, bu yorgunluğun bedelini, kısa sürede, millet, cevap olarak verecek; kendi tabirleriyle söylüyorum, kuzu kuzu, bu iktidarı terk etmek zorunda kalacaklar.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve Bağımsızlar sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 7 Haziran 2005

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook