Tüpraş,galataport ve kuşadası ihalelerinde,organize bir şekilde görevlerini kötüye kullanarak ihaleye fesat karıştırdıkları ve bu suretle kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla başbakan recep tayyip erdoğan,maliye bakanı kemal unakıtan ve ulaştırma bakanı binali yıldırım haklarında gensoru önergesi (11/3)
Malatya Milletvekili ·
Genel Kurul, 11. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Ekim 2005 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş, 25 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜPRAŞ,GALATAPORT VE KUŞADASI İHALELERİNDE,ORGANİZE BİR ŞEKİLDE GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANARAK İHALEYE FESAT KARIŞTIRDIKLARI VE BU SURETLE KAMUYU ZARARA UĞRATTIKLARI İDDİASIYLA BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN,MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN VE ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM HAKLARINDA GENSORU ÖNERGESİ (11/3)); konuşma 870 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Malatya). “Tüpraş,galataport ve kuşadası ihalelerinde,organize bir şekilde görevlerini kötüye kullanarak ihaleye fesat karıştırdıkları ve bu suretle kamuyu zarara uğrattıkları iddiasıyla başbakan recep tayyip erdoğan,maliye bakanı kemal unakıtan ve ulaştırma bakanı binali yıldırım haklarında gensoru önergesi (11/3)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 25 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2005-10-25-tupras-galataport-ve-kusadasi-ihalelerinde-organize-bir-sekilde-gorevl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum; AK Parti Grubunun gündeme getirdiği Grup önerisi aleyhinde söz aldım.
Değerli arkadaşlar, benden önce konuşan arkadaşımın söylediği gibi, bugün Danışma Kurulu yapılamadı, doğrudur. Biz katılma imkânı bulamadık, nasıl bulamadık; onu söylemek istiyorum.
Ben, tam, garajda arabadan inerken, elime bir evrak tutuşturmaya çalıştı bir odacı. Bu nedir, diye sordum "Danışma Kurulu daveti" dedi. Ben de "peki, ben tebliğ memuru muyum" dedim. Yani, Anavatan Partisi Grubunun temsilcisiyim; ama, tebliğ memuru falan değilim.
Anavatan Partisi, 13 Ekim 2005 tarihinde, Meclis Başkanlığına bir dilekçeyle grup olduğunu bildirdi ve bugün ayın 25'i, yaklaşık ondört gün oldu. Anayasamızın 95 inci maddesi gayet açık; "Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün bina, tesis, eklenti ve arazisindeki hizmetlerin yönetimi Meclis Başkanlığı eliyle yürütülür" deniliyor. Yani, Meclis Başkanımızın, Anayasanın verdiği bir görevle, Meclis binasında, Meclis çatısı altında bulunan siyasî parti gruplarına yer tahsis etme görevi ve sorumluluğu vardır. Haa, makul bir süre beklenilebilir; yasanın öngördüğü makul süre -bir çalışma mekânı için- beş gündür, on gündür; evet, beklenilebilir. Bir sıkışıklık vardır, bekleyelim dedik ve biz onbeş gündür de zaten bu konuda gerekli toleransı gösterdik; ancak, onbeşinci gün de hâlâ bana Grup adına gelen resmî evraklar, araba garajlarında, sokaklarda tebliğ edilmeye kalkılıyorsa, burada bir ayıp var. Ben, resmî evrakı aldım; nereye kaydedeceğim? Gelen evrak defterim nerede olacak? Sekreteryam nerede olacak?
Bu bakımdan, dün, basın toplantısında da söyledim, bu iş bir an önce halledilmelidir. Bu iş bir an önce halledilmelidir. Yani, bayram değil seyran değil sözüyle geçiştirilecek bir iş değil. Bayram değil seyran değil, nereden çıktı bu grup sözüyle geçiştirilecek bir olay değil bu olay arkadaşlar.
Sayın Başbakan, havaalanında, giderken, bir gazeteci soruyor. Diyor ki: "Sayın Cumhurbaşkanı rektörleri 29 Ekimde Köşke davet etti, ne diyorsunuz?" Sayın Başbakan diyor ki "bayram değil seyran değil..."
Şimdi, 29 Ekim bayram değil mi?
V. HAŞİM ORAL (Denizli)En büyük bayram.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)29 Ekimin bayram olduğunu bir an unuttu mu acaba Başbakan? Bir an unuttu mu acaba Başbakan? (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
Şimdi, demek istediğim, bu Anavatan Partisi Grubu nereden geldi, bayram değil seyran değil, yer vermeyiz şeklinde bir anlayış, yanlış bir anlayış. (AK Parti sıralarından "üç ay önce neredeydin" sesi)
Sen de başka yerlerdeydin, ben de başka yerlerdeydim, şimdi buradayım. Şimdi buradayım ama, şimdi buradayım...
Ben, burada, tabiî, Anayasanın emrini söylüyorum.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Hayırlı olsun, yerini buldun!
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)Teşekkür ediyorum, çok sağ ol.
Ben, burada, Anayasanın emrini söylüyorum ve makul süreyi söylüyorum.
Bakın, burada, milletin hayrına çok güzel şeyleri birlikte yapacağız. Her önümüze getirdiğinize "hayır" deme gibi bir lüksümüzün olmadığını biliyorum. Yapıcı muhalefet yapacağımıza da söz verdik; ama, nedense, hep bu millet yapıcı muhalefet, yapıcı muhalefet… Peki, bu yapıcı iktidar ne olacak? Yani, bu iktidar ne zaman yapıcı olacak? Ya, bunlar grup kurdu, bunlara bir mekân tahsis edelim, resmî evrakları, tebliği alacak bir memurları olsun denilmesin mi yani?
Çok özür diliyorum, bunları bu kürsüde söylemek istemezdim, gerçekten istemezdim, çok önemli şeyler değildi bunlar; ama, maalesef, onbeş gündür... Yok farz etmek, muhatap kabul etmemek gibi bir anlayış, bu Meclisin geleneklerinde ve kültüründe yok. Yoksa, biz, gündeme hangi yasanın alınması, hangi yasanın öncelikle görüşülmesi… İktidar Partisinin, çoğunluk partisinin bu konudaki düşüncesine, onun, yürütmenin sıralamasına, önceliklerine elbette saygı göstereceğiz; elbette, o yasalar gündeme geldiğinde, o yasalar hakkında itirazımız varsa bu kürsülerden ifade edeceğiz. Biraz önce Sayın Koç, anayasa değişikliği hakkında görüşlerini ifade etti. Ben, o konudaki görüşlerimi, anayasa düzenlemesi tartışılırken bu kürsüden mutlaka söyleyeceğim, torba kanunla ilgili olanları da söyleyeceğim.
Burada konuşmak istediğim asıl o değil; onlar, hükümetin önceliklerine göre, yürütmenin önceliklerine göre mutlaka bu kürsüye taşınır, ona da saygı duyarım; ama, bunlardan biz de haberdar olalım, biz de görelim. Yani, sokak ortasında tebligat almak istemiyorum, bu Meclisin geleneğinde böyle bir şey yok, olmamış.
"Efendim, yer sıkışıklığı var" deniliyor. Değerli arkadaşlar, 1980'den önce, bu Meclis, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olarak iki bölümdü ve her mecliste -yani, senatoda ve mecliste- 5'er grup vardı. Halkla İlişkiler Binası da yoktu. Sadece bu binaya, 10 grup sığıyordu. Peki, ne oldu da bugün yer sıkışıklığı var? Köyde, tek göz odada yaşayanı getirirsiniz şehre, 4 + 1 yer verirsiniz; köyden komşuları geldiği zaman "sıkışıyoruz, sığmıyoruz" der, görgüsüzlük yapar. Böyle yapmayın arkadaşlar, böyle yapmayın! Bu Mecliste, Mecliste bulunan bütün siyasî partilere mekân tahsisi görevi Sayın Başkanın görev ve sorumluluğunda.
Biz de katkı sağlamak istiyoruz. İşte anayasa değişikliği; nasıl katkı sağlayacağım?! Ben, tasarıyı, biraz önce görevli arkadaştan aldım, biraz önce gördüm. Resmî bir evrak bize gelmiş değil. Bu anayasa değişikliğiyle ne istiyorsunuz? Basından okuduklarımız ve biraz önce arkadaşımdan aldığım taslaktır ve ben inanıyorum, biliyorum ki bu taslak, 2000 yılından beri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, hakikaten olmazsa olmazlarından biri. Avrupa perspektifi içerisinde böyle olması gerekecek; ama, dahil edilmediğim, tartışmadığım, muhatap alınmadığım, evrakın tebliğ edilmediği bir noktada ben nasıl katkı sağlayacağım, nasıl katkı sağlamamı bekliyorsunuz?! Lütfen, elinizi vicdanınıza koyun; nasıl katkı sağlamamı istiyorsunuz?!
MİRAÇ AKDOĞAN (Malatya)İstemiyorlar canım!
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)İstemiyorsunuz… Yüksek sesle söyleyin.
AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ)(Adana) - Elinizi kaldırmanızı istiyoruz.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Devamla)Bu kadar yani… "İstemiyoruz" deyin. Niye?! Biz bu ülkenin çocukları değil miyiz, bu milleti temsil etmiyor muyuz; bu milletin hayrına olan şeylere niye destek olmayacakmışız?! Niye istemiyorsun, istemeyen kim?!
Değerli hocam, ifademi anladın değil mi, meramımı anladın değil mi?
Teşekkür ediyorum arkadaşlar; saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 25 Ekim 2005