Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)
Malatya Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mayıs 2006 · 1.060 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 2 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S 1137)); konuşma 1.060 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “Karayolları trafik kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s 1137)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-05-02-karayollari-trafik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasa (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1137 sıra sayılı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda değişiklik yapan, yasayı değiştiren kanun teklifi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir önceki oturumda, biraz önce Sayın Meclis Başkanımızın da ifade ettiği gibi, Anavatan Partisi Grup Sözcüsü bu kürsüden konuşurken, Bakanlar Kurulu sırasında oturan Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin, hiç usulde olmadığı halde, bundan önceki cumhuriyet hükümetlerinin hiçbir zaman tevessül etmedikleri bir eylemde bulunarak, Grup Sözcüsüne, aynen tutanaktan okuyorum: "Terbiyesiz herif!.." "Otur yerine!.." "Dingonun ahırı mı burası!.." Yine devam ediyor: "Terbiyesiz herif!.. Utanmaz herif!.." şeklinde, bir bakana yakışmayacak, usul ve adabı bilmesi gereken bir bakana yakışmayacak şekilde, taciz edecek şekilde laf atıyor.
Değerli arkadaşlar, 357 milletvekiline sahip, Parlamento çoğunluğuna sahip bir İktidarın Başbakan Yardımcısının telaşı ne? Milletvekili yanlış söz söylemiş olabilir. Burada, kürsüyü yöneten Başkan var. İçtüzüğümüzün 37 nci maddesi gayet açık; diyor ki: "Kürsüdeki konuşmacı eğer adaba aykırı üslup kullanırsa başkan uyarır, hatta o oturumdan çıkarır."
Sayın Başkan burada otururken… Grup sözcüleri var, grup başkanvekilleri var, cevap verme hakkı var. Nihayet, ondan sonra çıkan Sayın Ulaştırma Bakanımız bu görüşe katılmadığını, doğru olmadığını, kınadığını da söyledi; ama, hiç adapta, usulde olmadığı halde, Bakanlar Kurulundaki bir bakanın kürsüdeki konuşmacıya laf atmasının neyle izah edildiğini bu kürsüden millete söylemek istiyorum.
Sayın Bakanın bu ilk vukuatı değil. Sayın Bakan ne zaman gelse, buraya otursa, mutlaka bir tartışmanın, bir gerginliğin konusu olmuştur. Anladığım kadarıyla, Sayın Bakan oturduğu koltukta rahat değil. Sayın Bakan, böyle gerginlikler yaratarak, Parlamentonun usul ve adabının dışına çıkarak, kendisini bir siyasî ideolojinin ya militanı sanıyor ya da o Bakanlık koltuğunu henüz hazmedemiyor. Bunu, milletimizin dikkatine sunuyorum ve Meclis Başkanımızdan… Bu sözlerin, bu tutanaktan çıkması lazım; yani, bu Bakanın, gelip, buradan, bu lafları söylemediğini, yanlış anlaşıldığını ve özür dilemesi gerektiğini hatırlatması lazım. Böyle bir usul yok. Şimdiye kadar kim bu Mecliste yanlış söz söylemişse, bu kürsüye çıkmış, ya özür dilemiş ya da o manada söylemediğini izah etmiştir; ama, Sayın Bakan geldi, adaba yakışmayan lafları söyledi, ondan sonra da çekti gitti. Şimdi, ben ne diyeyim Sayın Bakana; ne diyeyim yani?!
Neyse… Bu meseleyi fazla uzatmak istemiyorum, milletin dikkatine sunmak istiyorum. Yani, bu iktidarın bakanlarının biraz da, artık, dört yıl sonra, bakan olduklarının idrakine ermeleri gerektiğini; bakan olduklarını, bu milletin hükümetinin, yürütmenin bir üyesi olduklarını ve Parlamentonun ahengini, çalışma düzenini bozmaya hakları olmadığını artık kavramaları gerektiğini düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, tartıştığımız kanunun 1 inci maddesinde, şimdiye kadar Karayolları Genel Müdürlüğümüz tarafından yapılan, deruhte edilen bir görevin, bundan böyle, çıkardığımız Karayolu Taşıma Kanunu çerçevesinde, Ulaştırma Bakanlığımız tarafından yapılmasını veya yaptırılmasını öngören bir düzenleme. Aslında, düzenlemenin özüne baktığımız zaman, devletin (A) kurumundan (B) kurumuna geçmiş olmasının bizce de bir sakıncası yok. Daha koordineli çalışmış olmasının, bu ülkenin nakliyecilerine de faydası olacağını da düşünüyorum; ancak, biraz önce buraya çıkan AK Parti Grup sözcüleri, efendim, bu yasayla şöyle düzen gelecek, şöyle kontrol olacak, şöyle rahat olacak, falan filan dediler. Arkadaşlar, bu yetki zaten vardı; yani, bu yetki, 2918 sayılı Yasayla, zaten Karayolları Genel Müdürlüğümüzün uhdesinde olan ve şimdiye kadar da, o Genel Müdürlüğümüzün uyguladığı bir yetkiydi. Biz ne yapıyoruz; bu yetkiyi, Ulaştırma Bakanlığımıza veriyoruz. Neyle veriyoruz; mevcut Genel Müdürlüğümüzün personeliyle, binasıyla, teçhizatıyla, bu görevi ifa ederken kullandığı bütün alet edavatla beraber veriyoruz. Şimdi, geçmişte, eğer üçbuçuk senedir ilgili genel müdürlüğümüz, Karayolları Genel Müdürlüğümüz bunu yapamadı da, şimdi bir yerden bir yere devir olunca çok daha iyi olabilir mi; evet, olabilir; ama, geçmişte de yapamadıysa siz yapamadınız; yani, o genel müdürlük size bağlı, sizin Bayındırlık Bakanlığınızın uhdesinde çalışan bir genel müdürlük, bu siyasî kadronun, siyasî heyetin siyasî sorumluluğundaki bir genel müdürlük; dolayısıyla, üçbuçuk sene içerisinde Karayolları Genel Müdürlüğümüz eğer bu denetimleri yapamamışsa, burada kusuru Hükümetinizde aramanız lazım.
Ha, şimdi, değerli arkadaşlar, bu ülkenin kamyoncuları… Geçen haftadan önce Malatya'daydım, Kamyoncular Derneğimize gittim, Kamyoncular Galericiler Sitemize de gittim. Birer belge çıkardınız Karayolu Taşıma Kanunundan sonra K1 belgesi, R1 belgesi, R2 belgesi diye, yönetmelikle, resmen kamyoncu esnafından haraç aldınız. Yani, devlet belge satar mı?! Devlet, düzenleyen ve denetleyen bir kurumun adıdır, fonksiyonu budur. Düzenleyen ve denetleyen bir kurumun, zaten taşıma ücretlerinin düşük olduğu, zaten maliyetlerin, mazotun pahalı olduğu bir ülkede belge satan bir devlet… Yarın belgenin adını değiştirin bir daha satın. Böyle bir şey olabilir mi?! Yani, nakliyeci esnafımızı teşvik edeceğimize, evine ekmek götürecek imkânları, olanakları onlara sağlayacağımıza, tuttuk, bir de kamyoncularımıza, devleti zengin etmek, devlete para toplamak adına resmen belge sattık. Bu belgelere bu rakamları koyarken yönetmelikle, bu fiyatları koyarken ölçünüz ne oldu? Hangi kıstaslara, hangi ölçülere dayanarak (A) belgesine bilmem 11 milyar ve sonra düşürdünüz, R1 belgesine önce bir fiyat, sonra bir fiyata çektiniz; bütün bunların anlamı neydi arkadaşlar?
Bakın, birçok kooperatiflerimiz, nakliye kooperatiflerimiz zorda kaldılar. Nakliye kooperatiflerimize üye insanlar, araçlarını kooperatifin mülkiyetine geçirecek mi geçirmeyecek mi tartışması içerisinde huzursuz oldular. Bir kamyoncu, örneğin tek dingil bir kamyon, yol teknik belgesinde istiap haddi, yük istiap haddi 16 ton, 15 ton.
Şimdi, Malatya'dan çıktı kamyoncu, 15 ton, İstanbul'a götürecek. Yükün fiyatı ucuz, tonu 200 000 lira diyelim veya 200 lira. Kurtarmıyor. Mazotunu kurtarmıyor. Yoldaki personelin yiyeceğini, iaşesini, ibatesini kurtarmıyor. Ne yapıyor; 16 yerine işte 20 ton, 22 ton atıyor. O da biliyor, kamyonu zorluyor, kendi zorda kalıyor, kamyonu yıpranıyor; ama, hiç değilse, o aradaki farkı kâr olarak evine ekmek parası götürebilir miyim telaşı içerisinde.
Şimdi, Sayın Bakan biraz önce söyledi, dedi ki: "Yük istiap haddini düşürür isek, yük bulamayan kamyonculara da yük buluruz." Bunun yolu bu değil. Yük bulamayan kamyoncular… İşte, kamyoncu 16 ton atarsa yük çoğalmış olur, diğer kamyonlara da yük düşer denilebilir, mantık, düz mantık olarak böyle gidebilir; ancak, bu yasa daha önce de vardı, Karayolları Genel Müdürlüğümüzün denetimindeydi, ancak hiçbir zaman uygulamadı.
Hekimhan'ın madeni var, madende kamyonlar yük taşır. Kooperatifi de var, nakliye kooperatifi. Tonu 300 lira… Şimdi, ne yapacak adam; 26 ton atacak, gece gündüz çalışacak ki, günde kendisine 100 000 000, 50 000 000 bir para kalsın.
Şimdi, siz gidin, Hekimhan'ın o dağında, maden dağında deyin ki, maden yolunda deyin ki, sen 16 tondan fazla atamazsın, sana ceza yazacağım. İstediğiniz kadar deyin. Yani, ceza koymakla, kanuna ceza koymakla hayatın gerçeklerini değiştirme şansımız yok.
Kamyoncu esnafımız perişansa, kamyoncu esnafımız amortisman ayıramıyorsa, kamyoncu esnafımız lastiğini alamıyorsa… Bir çift lastik kaç para Sayın Bakanım? Bir kamyona 10 tane lastik, altı ayda bir lastik değiştirir; bir hesap yapın bakayım, bu kamyoncu bu lastiğe amortisman ayırabilecek durumda mı?
Şimdi, insanlar niye kamyonculuk yapar? En zor iştir. Ben yaptım, biliyorum, lisede okurken…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 2 Mayıs 2006