İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

Süleyman Sarıbaş

Malatya Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mayıs 2006 · 1.089 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 1.089 kelime.

Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz 1099 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3 üncü maddesi hakkında Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, dünden beri bu yasayı tartışıyoruz. Bu yasa, mevcut üretim ve iletim tesislerini, elektrik üretim ve iletim tesislerini, özel, serbest piyasa koşullarını oluşturmaya çalışan ve özelleştirmeyi öngören, daha önce, 2001 yılında çıkmış 4628 sayılı Yasada değişiklik yapan bir yasa. Ve özelleştiriyorsak, bir yerleri özelleştireceksek, önce, bu kürsüye gelen iktidar milletvekilinin ve Sayın Bakanın, bu özelleştirilmesi söz konusu olan tesisleri yapanlara bir teşekkür etmesi lazım. Dün, AK Parti Grubu sözcüsü "biz iktidara geldiğimizde, ne yapalım, 220 katrilyon lira borç aldık, elektriğe yatırım yapamadık, bu kadar borcu biz nereden aldık" dedi. Doğrudur, 220 milyar aldılar, 350 milyar dolara çıkardılar. Yani, cumhuriyet hükümetlerinin, kendilerinden önceki bütün hükümetlerin borçlandığının yüzde 50'si kadar borçlandılar; ama, geçmiş cumhuriyet hükümetleri, Anadolu'nun her tarafında gördüğünüz o iletim hatlarını, o vatandaşlarımız dinliyorsa, hepsinin dağ başlarında, yaylalarda, ovalarda gördüğü o iletim hatlarını yapan cumhuriyet hükümetlerine teşekkür edilmediğini de bu kürsüde görmüş oluyor. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Türkiye 160 milyar kilovat/saate yakın bugün elektrik üretiyorsa, Türkiye bu alanda en az 140 milyar dolar yatırım yapmışsa, Keban Barajını yapmışsa, Atatürk Barajını yapmışsa, Karakaya Barajını yapmışsa, termik santrallarını, Elbistan'ı yapmışsa, Yatağan'ı yapmışsa, bu iletim hatlarını birbirine bağlayacak iletim tesislerini kurmuşsa, bunlara teşekkür etmek lazım. Satacağınız şeyler, sizden öncekilerin yaptığı şeyler.

Hep söylüyorum, bir tane yaptığınızı gösterin, yaptığınızdan satacağınız bir tanesini gösterin. Ben, satışın… Ben, özelleştirmeye taraftar olan bir partinin milletvekiliyim. Serbest piyasa koşullarının sağlanması, rekabetin, ucuzluğun, verimliliğin artması için, özel sektörün elektrik piyasasında üretim yapmasını, iletim yapmasını, kaçağı önlemesini arzu eden, isteyen bir partinin milletvekiliyim, sözcüsüyüm; ancak, şu veya bu şekilde, geçmişi kötüleyerek, ki, Sayın Bakan, Enerji Bakanımız, bundan iki yıl evvel, bu kürsülere çıkar "efendim, Türkiye'nin ihtiyacı yokken, fazla bağlantılar yapıldı" falan derken, bugün geldiğimiz noktada, 2007'de, 2008'de Türkiye'de elektrik sıkıntısının yaşanacağını, her yıl 7-8 milyar dolar yatırım yapmadığımız takdirde, Türkiye'nin 2010'lu yıllarda elektrik kesintisine gitmek zorunda kalacağını ve elektrik kesintisi demenin de, Türkiye'nin sanayiinin, kalkınmasının durma noktasına gelmek olduğunu açık açık itiraf etmek zorunda kaldılar.

Değerli arkadaşlar, şu santralı şu yaptı, bu santralı bu yaptı, şu kadar zarar etti, şu kadar kâr etti mantığıyla hiçbir yere varamazsınız. Yapın bir tane de, zarar mı ediyorsunuz kâr mı ediyorsunuz bir görelim. Önce bir yapın, siz de yapın, bir şeyler yapın bu ülkeye. Bakın, 140 milyar doları Türkiye'de elektrik üretimine, dağıtımına harcayan cumhuriyet hükümetleri, bu ülkenin, bugün geldiği noktada, 70 milyar dolar ihracat yapmasına vesile olan tesislerinin elektriğini ürettirdiler. Siz ne yaptınız; siz, geldiniz geleli, bir doğalgazın depolama tesisini yapamadınız üçbuçuk senede, başlattınız, hâlâ bitiremediniz. Yani, bu işler lafla olmuyor, geçmişi kötülemekle olmuyor.

Sayıştay raporu dediniz, Sayıştay Kanunu açık. Sayıştay, katma ve genel bütçeli idareleri denetler; yani, bugünkü merkezî bütçeye dahil olan idareleri denetleyen, Meclis adına denetleme yapan bir kurum. Sonradan kanunda değişiklik yaptık "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının verdiği görevleri de yapar" dedik. Şimdi, bir rapor yazmışlar, doğru. Raporda, kendi mantıklarına göre -biraz önce İktidar Partisi milletvekilimiz de söyledi- birçok teknik yanlışlar olmasına rağmen, kimden emir aldıklarını, hangi kanunun yetkisine dayanarak yaptıklarını da bir türlü izah edemiyorlar. Eğer, bir denetim heyeti rapor düzenliyorsa, önce bu sözleşmelerin altına imza atanları, önce bu sözleşmeleri yürürlüğe koyanları da dinleyip, neden bunu yaptıklarının hesabını sorması gerekir. İçinizde, o günün bürokratları var, müsteşarları var, genel müdürleri var, geçmiş hükümetlerin bu icraatlarına ortak olan arkadaşlarımız var ve birçoğunuz o iktidarların bürokratlarıydınız. Peki, niye dinlenmez eski bürokratlar, eski bakanlar Sayıştayın yüksek denetçileri tarafından? "Gel bakalım kardeşim, bu işleri böyle yapmışsın; ama, niye böyle yaptın, bana izah et" niye denmez? Tek taraflı, Hükümetin hep yaptığı gibi, suçlama adına, kendi özel bilgileriyle hazırlattığı sipariş edilmiş bir rapordur o, hiçbir hukukî değeri de yoktur, yasal dayanağı da yoktur. Getireceksiniz buraya, tartışacağız, madde madde tartışıcağız; ama, Türkiye'de…

Demek istediğim şu: Bu, Türkiye'ye geçmişte hizmet edenleri; yani, bugün satmaya çalıştığınız, satmak için pervane olduğunuz… Aslında, özelleştirme deyince de mülkiyet devri, varlık devri anlaşılmaması lazım; sizin yaptığınız mülkiyet devridir, varlık devridir. Hiçbir verimliliğe dayanmayan, hiçbir verimlilik esası olmayan, rekabet şartlarını oluşturmayan, tamamen kendi belirleyeceğiniz, sermayenin el değiştirmesine yönelik, takatukayla, kimlere vereceğiniz belli olmayan, adrese teslim kanunlar çıkarıyorsunuz. Niye… Mevcut kanunla ihale yapılmıştı, daha önce yapılmıştı ihale, birçoğu da davalık; devam etseydiniz, davalı olanlarla bir neticeleşseydiniz, otursaydınız, konuşsaydınız; onlarla oturmadınız, konuşmadınız. Bu ülkeye yatırım yapmanın kolay olduğunu sanıyorsunuz. Bu ülkede en zor şey işadamı olmak, en zor şey işadamı olmak. Bu devletin bürokratları, ihaleye çıkarlar, size, işadamına parayı bastırırlar, elini taşın altına koyarlar, ondan sonra elli tane yönetmelik değişikliğiyle, elli tane kelime oyunuyla adamın yaptığı işi burnundan getirirler. Bu, böyle hep. Türkiye, bürokratik devlet; hiç kimse kusura bakmasın, millî irade, hâkimiyet, irade falan filan… Türkiye, bürokratik bir devlet. Ne yapıyoruz; biz, bu kürsüye gelip, hep siyasîlere vurdukça vuruyoruz. Peki, bu siyasîlerin önüne bu metinleri götüren, bu gerekçeleri hazırlayan içinizde de birçok bürokrat var. Hangisini şimdiye kadar sıygaya çekebildik, sorguya çekebildik! Onların dokunulmazlığı var; çünkü, bürokratik devlette en önemli husus bürokratın dokunulmazlığıdır.

Şimdi, bu yasada, umarım, bu bürokratlar, bu yasa çıksa da bu özelleştirmeyi yaptırmazlar, yaptıramazlar; çünkü, serbest piyasa şartlarında verimli bir elektrik piyasası oluşur, Türkiye'nin özel sektör gücü, özel sektör sermayesi bu işe el koyar, elektriği tüketen sanayi tesislerimiz, vatandaşlarımız ucuz elektriği almaya başlarlar ise, kendilerinin önüne gelen olmaz. Kendilerinin önüne gelip yakayı ilikleyen olmaz. Sistem bu, düzen bu.

Şimdi, bu düzeni değiştirmeden bu çıkartacağınız yasalarla bir yere varacağınızı falan sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolusunda elektrik kaçağı yüzde 70'lere çıkmış, Urfa'da yüzde 70.

Neredesiniz sayın bürokratlar? Sayın Hükümet yetkilileri neredesiniz? Üç senedir niye düşünmüyorsunuz bunları? Ne gibi tedbirler aldınız? Malatya'da yüzde 17, Elazığ'da yüzde 30, Bingöl'de yüzde 60'a yakın... Bölge oluşturuyorsunuz, şirket kuruyorsunuz, merkez Elazığ! Malatya'nın tükettiği elektrik üç ilden daha fazla, ödediği para daha fazla, kaçağı daha az; ama, merkez oraya. Niye? Kriter ne? "Efendim, üçünün, dördünün ortası." Ee, dördüyse, Sivas-Adıyaman-Malatya üçgeninde yap, merkez, orta Malatya olsun. Bu ortayı bulmak… Nasrettin Hoca gibi, dünyanın ortası neresi demişler, bulunduğum yer demiş. Orta tarifi, siyasî bir tarife oturur ise…

Daha geçen gün gördüm, tabiî, TEDAŞ'ın bölgesi Elazığ'da, 20 tane, Elazığ'dan eleman alınmış, Malatya'ya çalışmaya… Malatya'nın insanları ne yapacak? Malatya'nın insanları işsiz de kalsa olur! Suçu ne; suçu, yüzde 51, AK Partiye oy vermek. Tek suçu bu. Elektriği en çok tüketen, en çok parayı ödeyen, en az kaçağı olan şehir Malatya; ama, o bölgedeki kurulan AŞ'nin merkezi Elazığ.

Buyurun size... Buyurun satın bakayım, satabiliyor musunuz!..

Ne kanunu çıkartırsanız çıkartın, geçmişi kötülemeyin, geçmişte bu tesisleri yapıp size satma fırsatı verenlere bir kez olsun şu kürsüden teşekkür etmeyi öğrenin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 4 Mayıs 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook