İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 95. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Mayıs 2005 · 2.086 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)); konuşma 2.086 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2005-05-05-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

On aydır beklenen, komisyonumuzun büyük önem verdiği bir kanun tasarısı. Bu kanun tasarısında emeği geçen hem Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarıma hem Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

Tasarının bu haliyle geçmesini umut ederek, biz bu tasarıyı, on ay önce buraya indirdik; ancak, on aydır bekliyoruz. Gönül isterdi ki, Türkiye bir on ay kazansın; Türkiye, geleceğe dönük enerji politikasını bir an önce yerine getirmiş olsun; ama, on ay geçti, bugüne geldik.

Bugün, bizim beklentimiz şudur değerli arkadaşlarım: Bu tasarının, komisyonda kabul edildiği gibi geçmesi; çünkü, biz, hem Adalet ve Kalkınma Partili komisyon üyeleri hem Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyeleriyle, bu tasarı üzerinde bir uzlaşmaya vardık; fakat, bu uzlaşma, Meclise inecek bir uzlaşma haline dönüşmedi. Bu süreçte farklı öneriler gelmeye başlandı, bizim dışımızda tartışılmaya başladı ve bugüne kadar uzadı.

Bakın, değerli arkadaşlarım, bize gelen gerekçede, denildi ki, Hazine bu kanuna muhalif. Neden; hazineye yük getiriyor. Ben, şimdi, hazine görevlilerine, orada, yetkili Bakana dahi soruyorum: Bu kanun Bakanlar Kurulundan geçerken, gerçekten, siz, hazineye ne kadar yük getireceğini bilmiyor muydunuz?! Peki, biz komisyonda görüşürken, Hazinenin yetkilileri neredeydi değerli arkadaşlar?! Madem yük getirecekti, orada görüş bildirmekten imtina edenler, daha sonra bu kanunun önünü on ay niye tıkadılar; yazık değil mi bu ülkeye?! Mademki yenilenebilir enerji kaynakları bu ülkenin vazgeçilmezi, mademki dünyanın vazgeçilmezi, mademki sürdürülebilir bir kalkınma anlayışının gereği, neden farkında olmadınız?! Bunlar, hep, olmasını istemediğimiz şeyler.

Şimdi, bunun sonrasında gelişmeler de oldu. Sayın Bakanla görüşmemde "bunu çok yapmak isterdik; ama, alelacele oldu" dendi. Şimdi, değişiklik önergeleri var ellerinde; bizle, bu konuda bir uzlaşı içerisine girmek istiyorlar. Komisyonda da bunun farkında olunabilirdi, orada olunmadı; geldi, komisyonun altında bir komisyon oluşmuş gibi, ilgili bakanlarla yeniden toplantı yapıldı Türkiye Büyük Millet Meclisinde; denildi ki "teşvikini şöyle düzenleyelim... Buradaki teşvik hazineyi yük altına sokar." Peki, komisyonda uzlaşma aradığınız Cumhuriyet Halk Partisiyle, daha sonra Mecliste veya dışarıda yaptığınız toplantılarda neden bir uzlaşmaya gitmek istemediniz, bizi oraya niye almadınız? Ulusal bir sorun değil mi Türkiye'nin enerji sorunu? Bizim orada da olmamız lazımdı. Bir eleştirimiz de odur arkadaşlar.

En önemli şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Lütfen, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarım dikkatle dinlesinler. Ben sizden de yardım istiyorum. Bu Meclis hepimizin.

HALUK KOÇ (Samsun)Sayın Başkan, Sayın Maliye Bakanı Meclis ortamının huzurunu engelliyor; lütfen, uyarın.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Biz, burada, bu kanunun dışında konuştuğumuz zaman bize "lütfen, maddeye gelir misiniz" diyorsunuz, bizi uyarıyorsunuz değil mi; evet. Şimdi, biz, yenilenebilir enerji kanununu getirdik. Sayın Bakan bu kanuna bir geçici madde ilave etmek istediğini bizimle paylaştı. Sağ olsun, tevazu gösterdi. "Böyle bir şeye Türkiye'nin ihtiyacı var" dedi; ama, getirmek istediği maddenin yenilenebilir enerji kanunuyla uzaktan yakından hiçbir alakası yok. Şimdi, bizlere ve bana bu kürsüde "maddeye gelin" diyen arkadaşlarımı Sayın Bakana "lütfen, kanuna gelin" demeye davet ediyorum. Kanuna gelsin, kanunun içeriğini bozmasın. O madde Türkiye için gerekliyse -24 komisyon üyesi var- verin kanun teklifinizi, haftaya komisyon başkanı burada toplasın komisyonu, görüşelim. Kendi gruplarımızdan da rica edelim, haftaya yine görüşelim bu Mecliste. Günübirlik, Türkiye için çok büyük önem arz eden konuları, biz, diğer kanunun arasında şunu da geçiriverelim diyerek bir alışkanlık haline getirirsek, bu Meclisin işlerliğinden söz edilebilir mi arkadaşlar?! Bunu yapmayalım. Biz buna karşıyız. Desteklediğimiz bir kanunun içerisine henüz üzerinde mutabakata varmadığımız bir geçici maddeyi koyarak her şeyi mahvetmeyelim. Burada duyarlılığa çağırıyoruz.

Yenilenebilir enerji kaynakları ve kanunu bu ülkenin vazgeçilmezidir, gurur kaynağıdır; bunun çıkması lazım. Hidrolik santralların desteklenmesi lazım. Yenilenebilir enerjideki rüzgâr enerjisinin, güneşin, jeotermalin desteklenmesi lazım; dünya buna yöneliyor. Yaşanabilecek bir çevre isteyen herkes, gelecek nesli düşünen herkes, hazineye getireceği yüke bakmaksızın, yatırım maliyetine bakmaksızın yenilenebilir enerjiye bir vizyon koyuyor. Bizim vizyon koyan ülkelerden neyimiz eksik allahaşkına?! 2020'de 50 megavata kadar hidrolikler yenilenebilir enerjiye alınıyor, öyle sayılıyor, kabul ediliyor. Üstündekileri sayarsak, bizim oranımız çok yüksek; ama, onlar yenilenebilir enerji kapsamında kabul edilmiyor; ama, o kapsamda kabul edilenleri yüzde 25'e çıkarmayı hedefleyen ülkeler var. Orada şunu düşünmek lazım: Sayın Seyhan, böyle söylüyorsunuz; ama, Türkiye'nin rüzgâr kapasitesi, güneş kapasitesi, jeotermal kapasitesi, 50 megavatlık hidrolik kapasitesi bu derece bir yenilenebilir enerji üretimine uygun mu, yüzde 25 kapasitemizi kaldırır mı derseniz, vallahi, bu konuda eğitim yapmış, liyakat sahibi herkes, Türkiye'nin, Avrupa'nın en iyi rüzgâr alan üçüncü ülkesi olduğunu söylüyor, en iyi jeotermal kaynakları olan ülkelerinden biri olduğunu söylüyor, en iyi hidrolik kaynaklara sahip ülke olduğunu söylüyor. Şimdi, dünyada söylenenlerin hepsini yok sayıp, biz, enerji çeşitliliğinden yanayız, yenilenebilir enerjinin -ülke ekonomisi çok iyi durumda değil- ekonomiye yük getirmesini de göze alamıyoruz diyerek onu bir kenara itmek, hiçbir siyasî dönemde kabul edilebilecek bir şey değildir.

Değerli arkadaşlar, bakın, Hazineye de birkaç lafım var. Deniliyor ki, bu kanun, 300-400 milyon dolar hazineye yük getiriyor. Yatırım maliyeti ne kadar; 3-4 milyar dolar. 3-4 milyar dolarlık bir yatırımın hazineye getirdiği yük 300-400 milyon dolarsa, bu devlet en başarılı projeyi gündeme getirmiş demektir. Teşvikin aslî unsuru budur. Zaten en düşük limitle teşvik ediyorsunuz. Aldığınız karar siyasîyse siyasî, ekonomikse ekonomik; bunun arkasında hiç düşünmeden durmak lazım. Açın önünü, daha fazla verin, biz arkanızdayız; ama, engellemeyin.

Şimdi, bu kanun çıkacak. Benim endişem şu: Önergelerle, kanun çıktığında yatırımcıyı hareketsiz hale getirebilecek birtakım kısıtlamalar koyarsak, çıkardığımız kanunun bir anlamı kalmayacak. Ben istiyorum ki, kanun işlerlik kazanır halde çıksın. Elbette ki enerji politikalarına baktığımızda, artık mühendis olmasına gerek yok, iki yıllık teknikere sor, diyor ki, benim ülkemin enerjisi temiz olsun, sürekli olsun, güvenilir olsun, ucuz olsun. Bunu herkes biliyor ve herkes şunu çok iyi biliyor ki, bu ülkedeki enerji kaynaklarıyla ülkenin tamamının şu anda elektrik enerjisini ve diğer enerjisini kontrol etmek mümkün değil. Enerjide çeşitlilik için, dışalım yapmak gerekli. Bunu herkes kabul ediyor. Bu kaynaklar yetse de kullansak diyen arkadaşlarımız çok; ama, yapmamız gereken şudur: Eğer sizin elinizde ulusal kaynağınız varsa, maksimum düzeyde onu kullandıktan sonra uluslararası kaynaklardan yararlanmak zorundasınız; aksi halde stratejik bir hata yapmış olursunuz. Bu ülkenin rüzgârı var, bu ülkenin kömürü var. Olsun, ısıl değeri açısından, temizlik açısından, yanma hızı açısından diğer kömürler daha verimli olsa dahi, eğer ulusal kaynağımız varsa, maliyeti ne olursa olsun, bizim ulusal kaynağı kullanmamız lazım; çünkü, o kaynağı kullandığınız zaman istihdam yaratıyorsunuz; bir. Ülkedeki yerli kaynakları kullanıp oradaki yeraltı zenginliklerimizin kapasitesini ve verimliliğini açığa çıkarıyorsunuz; iki. Ona dönük teknolojiyi geliştirip bir ekistihdam ve katmadeğer yaratıyorsunuz; üç. Bunların hepsi herkes tarafından biliniyor, herkesin eli kolu bağlı. Biz dayamışız kendimizi aldığımız doğalgaza. Deniliyor ki, bir kere aldık; yap-işlet-devretler var, yap-işletler var; bunların hepsini yok sayıp, ulusal anlamda kendimizi niye malî bir krize sokalım; o da doğru, sokmayın; ama, bu ülkenin yeni enerji ihtiyacı var, bu enerji ihtiyacını hiç değilse ulusal kaynaklara dayandırın, o projeyi, o vizyonu ona yükleyin. Yeniden doğalgaz alım anlaşmaları yaparak ülkeyi dışalım yükü altına sokacağınıza, yerel kaynaklarınızı doğru tespit edip, hiç değilse elektrik enerjisinde o kaynaklarınızı kullanın; ama, vizyona bakıyorsunuz...

MEHMET KARTAL (Van)Atatürk Barajında 8 türbinden sadece 1 tanesi çalışıyor.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Yine, vizyona bakıyorsunuz, vizyonda böyle bir şey yok. Nasılsa doğalgaz alıyoruz, hidrolik santralların performansını düşürün, buradan aldığımız doğalgaza ekpara ödemeyelim diye maksimum kullanma düzeyinde kullanmayı sağlayın... Peki, Türkiye'nin geleceğe dönük vizyonu ne olacak değerli arkadaşlar?!

Şimdi, bir özelleştirme çıktı. BOTAŞ'ın elindeki hisseler özelleştirilecek. Pardon, daha açık anlatayım. Yapmış olduğu doğalgaz anlaşmaları devredilecek. Gelecek önerge de bunun üzerine. Doğalgaz Piyasası Kanununda da zaten bununla ilgili bir madde var, satış yetkisi. Bu olay tıkanmış, satamıyorlar, yasal bir engel var, onu kaldırmak istiyorlar; kabul. Ülkedeki kontratların bir kısmı devredilebilir; çok doğru; ama, arkadaşlar, bakın, biz, bir kere, alırken hata yaptık. Bu ülkenin yüzde 60'ını götürdük Rusya'ya dayadık doğalgazının; en büyük stratejik hata. Hiçbir Avrupa Birliği ülkesinde dışalım doğalgazda yüzde 30'un üstüne çıkmamıştır, bizde yüzde 60. Siz yapmamış olsanız dahi, bu böyle, bu gerçek. Vanayı kapadı mı, topla, tüfekle, tankla bu ülkeye girmesine gerek yok; doğalgazla beslenen enerji tesisleriniz durdu ve sanayi tesisleriniz durdu, hiçbir şey yapamazsınız, kesildiği zaman İstanbul'un yarısı elektriksiz kaldı.

Peki, devrettiniz doğalgazı, özel sektör anlaşamadı, onlar devleti kendilerine garantör almışlardı veya yürütemedi. Siz yeni doğalgaz anlaşmalarında özel sektörü teşvik edin, onlar ülkeye getirsinler, serbest piyasayı hareketlendirsinler, ben bu ülkede bir anlaşmazlık olduğunda devreye girebilecek yeni doğalgaz tesislerini göreyim, bu kanunu önce ben imzalayayım; ama, önümü görmeden, bu kontrat devirlerinin hepsine gönül rahatlığıyla evet diyemiyorum. O sorumluluğu alamam ben. Bu ülkenin sanayii durursa, bu ülkenin askeri, vatandaşı, sanayi tesisi elektriksiz kalırsa biz bunun altından kalkamayız. Alternatif kaynaklar gelir, bu iş onunla yapılır.

Stratejik rezervini BOTAŞ koruyor... Devletin stratejik rezervi koruma hakkı vardır, bunun böyle olması lazım zaten. Ancak, değerli arkadaşlarım, stratejik rezervi bloke altında tutmanız, ülkedeki sanayi alanında veya enerji alanında yapılmış tesislerin sürgit bir şekilde sorunsuz gideceği anlamına gelmez. Arkasında şimdilik devlet olmak zorunda. Onun için, burada kontrat devirlerinde çok dikkatli olması lazım değerli arkadaşların.

Anlıyorum ki kararlılar, bunu böyle yapacaklar. Ne kadar yapacaklarına dikkatli olsunlar lütfen. Bu ülke hepimizin, bu ulus hepimizin. Biz buna gönül rahatlığıyla evet diyemeyiz; çünkü, alternatifi oluşturulmamıştır; ama, bu ülkenin başına kontrat devrinden dolayı bir sorun gelirse, hiçbir iktidar bunun altından kalkamaz.

Değerli arkadaşlarım, geliyorum yenilenebilir enerjiye. Çok kısa bir zamanım kaldı; ama, diğer maddelerde konuşacağım. Teşvik deniyor... Enerji Bakanımıza, Sayın Bakanımıza bir şey daha hatırlatmak istiyorum. Yahu, allahaşkına, şu Türkiye'yi teşvik cenneti yapacağız dediniz, öyle şeyleri teşvik eder oldunuz ki, ne teşvik teşvike benzedi, ne sektör sektöre benzedi, ne ne yaptığımızı bilir hale geldik. Yazıktır!

Dün Meclise bir kararname yollanmış. 24 kişi çalıştık, komisyonda Maden Kanununu çıkardık, özellikle biz 2 nci, 3 üncü grup madenleri ayırıp nelere teşvik vereceğimizi belirledik. Allah'tan korkun! Kuma, çakıla ve taş kırmaya teşvik geliyor, Meclise. Böyle bir anlayış olur mu?!

HALUK KOÇ (Samsun)Taş kırma ocakları da Samsun'da kapatıldı.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Yani, biz duble yol yapılıyor diye, oraya kırılan taşa da teşvik mi vereceğiz?! İnanın bana, diğer madenciler toplanıp çakıla verdiğimiz teşvikten doğan parayla çakıl alır, kafamıza atarlar! Böyle madencilik anlayışı olur mu?! Böyle teşvik olur mu?! Aralarında denge yokmuş! Mağduriyet oluyormuş bazı sektörlere! Arkadaşlar, olacak... Sizin, öncelikli sektörünüz yok mu?! Öncelikli sektörü olmayan bir tane ülke örneği verin, hepiniz buradasınız. Dünyada bir ülke verin, öncelikli sektörü olmayıp sektörlerinin tamamına teşvik veren. Üçüncü dünya ülkelerinde bile bulamadım ben. Yok böyle bir şey. Nereden çıkardınız?! Biri kulağınıza güzel söyleyince, hoş mu geliyor, anlamıyorum.

Bakın, burada, yine, yenilenebilir enerjiye teşvike ses çıkıyordu ya -komisyon başkanına da verdim, Hazine bunu görmüyor herhalde, bazılarına bakıyor- turizmde, inşa halinde olanlar dahil, geriye dönük sekiz aylık teşvik veriliyor! Maliyetini, oturup kendileri hesaplasınlar. Turizmi teşvik edin; bu "geriye dönük" alışkanlığından vazgeçin. Her şeyi geriye dönük işletmeye başladık. Kimin yararlandığı çok önemli. Bunun faturasını, Türkiye pahalı öder. Eğer teşvik edecekseniz, önce aslî sektörleri edin.

Geliyoruz, bu rüzgâr, güneş, jeotermal enerjiye. 3 dakikam kaldı... Bunları destekleyelim arkadaşlar; yalnız, ayakta dursunlar. Sayın Yıldız, dün, güzel bir konuşma yaptı; ama, katılmadığımız yerler var; birim maliyetinin, nükleer enerjiye yakın olarak 2 000-2 500 civarında olduğunu söyledi. İkimizden birinin hesap makinesinde bir hata var; biz, 900 ilâ 1 300 civarında görüyoruz dünyada. Neyi örnek aldı, neyi ortalama aldı, bilmiyorum; böyle değil. Hidrolik konusuna gelince; kendisiyle de mutabakata vardık. Yatırım maliyetleri açısından da, performansları açısından da, hidrolik ile rüzgâr arasında farklılık vardır; yaklaşık yüzde 30'luk bir kapasite farklılığı oluşur, her zaman böyle kabul edilir. Şimdi, böyle bir kapasite farklılığı varken, hidrolik ile rüzgârı aynı kefede değerlendiremezsiniz; rüzgârı korumanız lazım. Eğer yapacaksanız, yük mü getirecek; getirsin, hidrolik temiz midir; temizdir. "Türkiye'deki ortalama satış fiyatını baz alıyoruz" deniliyor. İşte, elimde, Yüksek Denetleme Kurulunun Meclise sunduğu rapor var. "Hidrolikler hesaplanırken, gerçek maliyetlerle hesaplanmamıştır" diye, bütçe görüşülürken Sayın Bakana verilmiş. "Kömür hesaplanırken, çevresel etkenler, filtrelizasyon bunun içerisine alınmamıştır" diye Bakana sunulmuş. O zaman, ortaya çıkardığınız maliyetler -Yüksek Denetleme Kurulu size bu raporu verdiğine göre- doğru maliyetler değil. Bu maliyetler üzerinden yola çıkıp, siz bir baz alırsanız, Türkiye yanılgıya düşer. Gerçeği görmek lazım, doğru teşvik vermek lazım.

Daha önce, bir öneri vardı "yüzde 20 altı, yüzde 20 üstü" deniliyordu. Ne etti arkadaşlar; yüzde 40, alım garantisi için. "Ortalama satış fiyatının yüzde 20 eksiği, yüzde 20 fazlası olabilir" deniliyordu. Bu ne demektir biliyor musunuz; bu ülkede yüzde 40'lık bir istikrarsızlık bekleniyor, olabilecek istikrarsızlığa göre, yüzde 20 aşağı inebiliriz, yüzde 20 yukarı çıkabiliriz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)"Gelişmelere göre" doğru olabilir; "istikrarsızlık" demek doğru değil.

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Arkadaşlar; yani, hangi gelişme yüzde 40'ı kaldırır? Yani, bir adama, kredi alacağınız yere diyorsunuz ki "bana bir kredi ver, benim alım garantim, ya 80 lira ya 120 lira" adamı kapıdan kovarlar. Böyle bir planlama olur mu; mümkün değil.

Geliyoruz ortalama satış fiyatına: "Ortalama satış fiyatı, TETAŞ satış fiyatı" diyorlar, Sayın Yıldız da öyle dedi. Doğru, şimdi öyle görünüyor, aşağı yukarı. Peki, beş yıl sonra bu özelleştirme olduğunda, devredildiğinde ne olacak; neyi baz alacaksınız; yatırımcı ile devleti karşı karşıya mı getireceksiniz, böyle şey olur mu? Daha önemli bir bazın alınması, en azından rüzgâr için iletim masraflarının... Almanya'da yüzde beş alınır, İsviçre'de sıfır alınır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 5 Mayıs 2005

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook