Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2006 · 1.920 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 3 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 1.920 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2006-05-03-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önce, oturumun başında, bir Danışma Kurulu önerimiz vardı. Bu Danışma Kurulu önerisi hakkında, dikkatle Genel Kurulun bilgisine sunmaya çalıştım; ancak, bir üzüntümü ifade etmek istiyorum: Lehinde iki Cumhuriyet Halk Partili üye konuşmasına rağmen, Türkiye için bu kadar önemli bir konuda, aleyhinde, Adalet ve Kalkınma Partisi adına bir tek milletvekili arkadaşım konuşma yapmadı. Maalesef, konuşmalar sırasında, konunun direkt ilgilisi olan Sayın Bakan telefonla konuştu ve Genel Kuruldaki ilgiyi ve desteği göremedik. Özellikle bu davranış biçimini kınıyorum; doğru değildir, şık değildir. Biz, bütün arkadaşlarımızın katılımını ve katılmadığı konularda da görüşlerini, burada bizlere yansıtmasını arzu ederdik.
Şimdi, teker teker, kanun üzerindeki görüşlerimi dile getireceğim.
(x) 1099 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, önümüzde bir Sayıştay raporu vardı. Daha önce, bu Sayıştay raporu görüşülmeden Türkiye Büyük Millet Meclisine elektrik dağıtımı konusunda kanunu getirmeyin dedik. Bundaki amacımız şuydu: Sayıştay raporunda, 2,3 milyar dolar fizibilite raporlarının yüksek gösterilmesinden ve daha sonra burada yapılan incelemelerden sonra fiyatların yükseltilmesinden, firmaların aldığı krediler ve kredilerin kamuya yükünden dolayı, Türkiye'nin 2,3 milyar kamu zararına uğratıldığı tespit edilmişti. İlgili Bakanlık ve Sayın Bakan, bu konudaki Plan Bütçedeki görüşmede böyle bir zararın olduğunu, 2,3 milyar dolar olmasa dahi, özellikle doğalgaz çevrim santrallarından 5 tanesinin Türkiye'ye -kendi çalışmalarına göre de- ciddî bir kamu zararı verdiğini ifade etmişti. Raporu yazan Sayıştay, kabul eden kurum Enerji Bakanlığının Denetleme Kurulu ile Sayın Bakanın kendisi. Burada, kamunun zarara uğratıldığı konusunda ciddî bir araştırma var değerli arkadaşlar. Bu, sıradan bir siyasî eleştiri değil, devletin seçkin kurumlarından biri ve deniliyor ki: "Bunların kamuyu zarara uğratma eylemi devam ediyor." Bir tek kurum sadece 872 000 000 dolar zarara uğratmış, 2003 yılına kadar. Enerji Bakanlığı ne yapmış; Enerji Bakanlığı bunları incelemeye almış, bazı firmalarla masaya oturarak anlaşma yapmaya çalışmış. Vardığımız sonuç ne, biliyor musunuz; hiçbir şey. Peki, bunun gerekçesi nedir diye soruyoruz. Sayın Bakan diyor ki: "Kamu ile bu sektörler arasında bir akit yapılmıştır. Bu aktin, hukukî olarak, kendi istekleri alınmadan, kendileri masaya oturmadan, bizim haklılığımız olsa dahi, kamu yararına dönüştürülmesi mümkün değildir."
Şimdi, değerli arkadaşlar, burada ciddî bir sorun var ve bu sorunu halledecek tek merci var; hükümet ve buna bağlı kurullar. Bu sorun halledilmeden -Sayıştay raporunda Türkiye enerji profili belirtilmiş- bu profil değerlendirilmeden Türkiye'de enerji üzerine hiçbir kanun ele alınmamalıdır. Sadece, raporda, kamu zararı yok değerli arkadaşlarım; Türkiye'nin enerji politikasıyla ilgili ciddî eleştiriler de var. Sayın Enerji Bakanım buradaysa -o eleştirilerden sonra kanuna döneceğim- yine o gizli toplantıda dedi ki: "Bakın arkadaşlar, iki formül var, bunu kabul ediyorum." Bakan karşımda… Şimdi, iki formül var, zarara uğratılmış; birincisi bu. Formül sonunda Sayın Bakan masaya oturdu, sözleşme yaptı; kârlıydı zararlıydı; bunun hepsini tartışırız; ama, Türkiye, ciddî bir sürece girdi. Birincisi, elektrik üretiminde yatırımlar durdu. 4628'den dolayı kamu yatırım yapamıyor. Özel sektörün ciddî hukuksal, zeminsel, siyasal, bürokratik sorunları var; onlar da yatırım yapamıyor ve Türkiye, 2002 yılından bu yana çivi çakmadı. Önümüzde ciddî bir enerji krizi tablosu var, önümüzde duruyor. Birilerine göre 2009 yılında, birilerine göre 2010 yılında, birilerine göre pik aylarında, belki 2008'de Türkiye bir enerji krizi yaşayacak; belli değil bu. Peki, tedbiriniz ne; "Nijerya'dan sıvılaştırılmış gaz getiriyoruz…" Getirdiniz; deponuz bitti mi?! Değerli arkadaşlar, soruyorum, Türkiye'de depo zamanında tamamlandı mı tamamlanmadı mı?.. Hâlâ tamamlanmadı. Tamamlanan depo Türkiye'nin pik aylarında ihtiyacını görmeye yeterli mi; hayır. Ne yapacaksınız bu konuda; "Tuz Gölünün altına da bir depo yapacağız…" Safhası nedir; "projelendirme safhasında…" Peki, bitecek mi bu; orayı depolandırabilecek misiniz?! LNG'yi getirdiniz; bunun dönüşüm tesisleri hazır mı?! Peki, bunu nasıl sevk edeceksiniz Anadolu'da doğalgaz ihtiyacı olan yerlere; o da belli değil. Birsürü sorun var önümüzde.
Bunun dışında, yenilenebilir enerji… Sayın Bakanım telefonla konuşmaktan o bölümü atladı. Yenilenebilir enerjide, Sayın Bakanım, bir tek firma yatırıma başladı, diğerleri başlamadı; siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Demirer ve Polat ortaklığının dışında yatırım yapan… Siz toplantı yaptınız; ama, biz de yaptık; Komisyon Başkanı da oradaydı. Başlayan var mı dedik. EPDK Başkanı da oradaydı, "yok" dedi, "yok" dediler. Eğer, bize başlamadık diyen, Komisyon Başkanını, EPDK Başkanını yanıltıp Sayın Bakana bizim dışımızda veriler veren bir başka kurum varsa, onu da biz görmek veya duymak isteriz. Yok böyle bir şey.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'deki yatırımlara bakıyorsunuz, çok fazla yatırım yok. Biri Park-Silopi, diğeri Hazar. Hazar'a bakıyorsunuz -ben, size söyleyeyim- 11 000 000 dolar yatırım harcaması karşılığı -raporda da var bu- oniki yıl süreyle 4,85'ten alım garantisi verilmiş. Santral 30 megavatlık. Bu santralı şimdi kursanız, 35 000 000 dolar. Ne kadara vermişiz biz; 11 000 000 dolara. Bugün kamulaştırma yapsanız bunu, 30-35 milyon dolarlık bir meblağ çıkacak önümüze.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bunları araştırmayacağız, bunların hesabını sormayacağız, biz, Türkiye'de elektrik dağıtımını nasıl özelleştireceğiz, kime vereceğiz?! Doğalgazı özelleştiriyorsunuz. Kontrat devri diye… Nereden getirdik doğalgazı; Rusya'dan getirdik. Kontrat devri diye, biz, kime yetkiyi verdik; kamunun sözleşme yapmış olduğu firmaya; yani, al ya da öde garantisi yapmış olduğumuz firmaya yetki verdik. Dedik ki, oradan ihaleye katılmak için yeterlilik alacaksınız. Kim alacak bunu; Türkiye'deki firmalar.
Şimdi, bir düşünün, kamu ile yurt dışındaki firma bir sözleşme yapmış; al ya da öde garantisi var. Bu firma, neden Türkiye'deki diğer firmalara yeterlilik verir de özel bir anlaşma yapar?.. Yapabilmesinin tek koşulu var; eğer daha kârlı olacaksa. Daha kârlı olmayacaksa, kamuyla sözleşme yapmış, zarar edebileceği bir işe niye girsin?! İkinci koşulu da var; eğer burada yeterlilik verdiği firma, kendi üretim stratejilerine, kendi satış stratejilerine uygun bir çalışma ve yatırım yapacaksa ve bunu kendi inisiyatifinde yapacaksa, kendinin yan kuruluşlarıyla ortaklık yapacaksa, bunu sağlar. Bunu yapmayın; dağıtıcı firmayla satıcı firma aynı olur, bunun altından kalkamazsınız dedik; kontrat devri yapıldı, bu bir özelleştirmedir, yapamıyoruz denildi; kontrat devrinden sonra ihaleye çıktı, Türkiye'de bu tartışmalar başladı. Şimdi, aynı tartışmalar elektrik dağıtımında da var. Bu ülkeye bu kadar kötülük yapmayalım.
Bu kanun burada çıksın, uygulayamazsınız. Sadece imtiyaz sözleşmesinden dolayı 9 firma var, mahkemeye gider, bütün haklarını alır, Türkiye'de bu kanunu uygulayamaz hale getirir. Bu kadar ciddî çelişkiler varken, bunda ısrar etmek mümkün değildir arkadaşlar.
Adalet ve Kalkınma Partisinde bu işle meşgul bütün arkadaşlar da biliyor ki, bu kanun bir özelleştirme olmasına rağmen, özelleştirme sorununu çözmeyecektir. Sayın Bakan da biliyor ki, bu kanun bir geçiş dönemi gerektiriyor. Geçiş dönemi olmadan bu kanunu çıkarırsanız, Türkiye'nin başına çorap örersiniz. Bunun adı özelleştirme olmaz, bunun adı "yabancılaştırma" olur.
TEDAŞ'ın şartnamesine bakın, abone sayısı kadar, özelleştirilecek bölümün abone sayısı kadar abonesi olmayan kuruluşların, mutlaka, bu sayı kadar abonesi olan bir şirketten, kuruluştan, sözleşmeyi imzaladığı an, beş yıl süreyle yönetim ya da yönetim danışmanlığı anlaşması yapması gerekiyor. Kim var bu işi yapan Türkiye'de; Kayseri Elektrik, değil mi?! Kayseri Elektrik, Türkiye'de hangi dağıtım bölgesindeki miktarı, abone sayısını karşılar; hiçbirini. Kayseri Elektriğe verseniz dahi, mutlaka, abone sayısı tutacak ve abone sayısını karşılayacak bir yabancı şirketle yönetim danışmanlığı yapmak zorunda. Bu, Türkiye'deki şirketleri, ihaleyi alsalar dahi, yabancı şirketlerin taşeronu haline getirir, biz de onların kapısında maraba oluruz. Bunun bedeli büyüktür, bunun bedeli ağırdır Türkiye'ye. Bu bir yabancılaştırmadır. Bu yatırımı kim yapacak merak ediyorum. Bu yatırım çok büyük. Bu yatırımı kimin yapacağını Sayın Bakan da merak ediyor zaten.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bir başka şeye geliyorum, yine dağıtımla ilgili. Dağıtım özelleştirildi, özelleştirilecek. 21 bölge var, Kayseri'yi çıkın 20 bölge. Zaten çok kötü kullanıldı 20 bölge. Buranın genel müdürleri var, çok sık da değiştirildi; 6 400'den yararlandı, maşallah 2 milyar 700'lük bir emeklilik maaşını da garantiledikten sonra görev yapmaya devam ediyorlar. Nasıl yapıldığını siz de biliyorsunuz ben de biliyorum; inşallah, ileriki maddelerde bunların isimlerini ve yerlerini sizinle paylaşacağım.
Elimde bir belge var; bu, Türkiye'nin enerji haritası. Şuna bir bakın, 2005'ten başlıyor, 2014'e kadar. Burada lisans almışları sayarsak, onları da Türkiye'nin enerji ihtiyacının üstüne koyarsak, görüyorsunuz, yıllar itibariyle enerji fazlamız giderek düşüyor.
Değerli arkadaşlar, dağıtımın özelleştirmesi yapılırken Hükümet şunu yapmak istiyordu: Bir strateji belgesi çıktı ortaya iki yıl önce. Şimdi, ne oldu, biliyor musunuz; strateji belgesi bitti, fiyasko, çöktü o, ondaki işlevlerin hiçbiri yerine gelmedi, süresi doldu zaten, kadük oldu o, gitti bir yana. Strateji belgesini gerekçe göstererek, artık, kanun çıkaramazsınız; o iş bitti, onu bir köşeye koyun. Türkiye'nin dört başı mamur bir stratejiye ihtiyacı var. Bunu nasıl yapacaksınız; az önce söylediğim gibi, ciddî bir araştırmayla. Türkiye'de tartışılır arz-talep projeksiyonlarını ortaya koymadan, yerli enerjiyi, genel enerji ihtiyacının içerisinde önplana çıkararak, özellikle ülkemizin yerli kaynaklarını, hidrolik dahil olmak üzere, maksimum düzeyde kullanarak, bunların 2020 yılına kadar yetmeyeceğini, enerji açığı çıkacağını, bunun tedbirlerinin alınması gerektiğini söyleyip de önümüze başka nedenler, gerekçeler çıkarmadan, makul bir anlayışla, yerli enerjinin Türkiye'deki enerji üretimindeki payını yükseltmemiz lazım. Yıllık enerji ihtiyacına bakıyorsunuz… Biz neyi konuşuyoruz biliyor musunuz arkadaşlar; 330 milyar dolar, dünyanın enerji ihtiyacı. Sayın Bakanın bir deyimi var, yanlış hatırlıyorsam beni bağışlasın, "Türkiye'nin de 2020 yılına kadar 160 milyar dolarlık bir yatırım yapması gerekiyor" demişti. Belki rakamda yanılabilirim.
TANER YILDIZ (Kayseri)128…
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Olabilir.
Bunu yıllara bölerseniz, aşağı yukarı 10 milyar, 11 milyar, 12 milyar dolar; çünkü, enerjide revizyon var, yenilenme var, enerji alanında birtakım riskler var, kaynaktan dolayı düşüşe geçen bölümler var, yeni kaynak gerektirebilir. Bunların hepsini hesaplamak zorundayız. Yani, Türkiye, yılda ne kadar enerji yatırımı yapacak; 10 milyar doların üzerinde.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)128 milyar… 128'i böleceksiniz.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Evet. Bölün, 9 milyar. Hadi bir tane daha vereyim, 8 milyar. Bölün, 13 yıl mı var, 14 yıl mı var 2020'ye kadar; 13 yıl var.
Şimdi, arkadaşlar, 8 milyar dolar yatırım gerekiyor. 2002 yılından bu yana kamu 1 milyar dolarlık bile yatırım yapmamış. Yok böyle bir şey. 4628 bunu engelliyor. Özel sektör yatırım yapmamış, sadece lisans almış. Allahaşkına, yeni başlamış bir tane proje söyler misiniz Sayın Bakanım; Silopi-Park'ı çıkın, diğerini çıkın, kim yaptı, hangi özel sektör yaptı?! Bu yatırım koşullarında, iyileştirme yapılmadan, siz, Türkiye'ye hangi anlayışla enerji yatırımı yapılacağını bekliyorsunuz? Böyle bir şey mümkün mü?!
Biz başka başka şeyleri anlatıyoruz, konuşuyoruz. Biz burada konuştuğumuzda, siz çıkıyorsunuz, başka bir şey söylüyorsunuz; kömüre nasıl öncelik verdiğinizi… Doğru, kömür çıkarılıyor, dağıtılıyor; değerlendiriyorsunuz. Elbistan B'nin kömür ihalesini bir yıl yapmadınız. Yazık değil mi bu ülkeye?! Elbistan A'dan ödünç kömür alarak mı açacaksınız Elbistan B'yi? Onu revizyona aldığınızda oradaki kömürü oraya aktarıp ondan sonra mı ihale çalışmaları yapacaksınız?! Bu ülke bu kadar geriye mi gitti?! Siz de biliyorsunuz, doğalgaz geldikten sonra Türkiye'deki hidrolik santrallarda kapasite düşüşü yaşandı. Bunlar, yavaş yavaş artırılıyor. Sayın Bakan bir açıklama yapıyor, diyor ki: "Arkadaşlar böyle diyor, ama, Türkiye'de hidrolik üretiminde fazla verdik." Neye göre fazla verdiniz; üretimi 50 megavat planlarsanız, olması gereken 100'ken, 55 yaptınız mı fazla verdik dersiniz tabiî. Üretim planlamasını olması gerektiği gibi koymadıkça, kapasiteyi kullanmadıkça, siz, bir önceki yıla bakarak ortaya çıkan enerji fazlalığını, fazlalık ve yatırımın, yenileşmenin etkisi diye adlandıramazsınız. Ben, kapasiteye bakarım. Maksimum gücü, maksimum kapasitesi neyse, o kapasitenin üzerinde kullanım çıkarabiliyorsanız, odur fazlalık.
Enerji alanında tedbir almıyorsunuz. Ben, size söyleyeyim; bu ülke, bunun altında kalır, çıkamayız bu işin altından; tekrar uyarıyorum. Sayın Başbakan dedi ki… "Sanayiciye fırça" diye geçti basında da, ben onu bir uyarı olarak alıyorum, o çok kaba bir deyim. İnandığını söylemiş; Sayın Başbakana katılıyorum "bu işleri yaparsak, bunun ucuzlayacağını beklemeyin, daha önce de gördük" diyor. Özel sektör işlettiğinde, bir tek çivi dahi çakılmadı şuralara, şuralara dedi. Şimdi, ben yerlerini saymayayım. Nerede çakacaksınız, hangi bölgede?! Tek tek anlatacağım kanunda arkadaşlar, hiçbir yerde yapamazsınız. İlk özelleştireceğiniz yer İstanbul, başınıza 4 defa çorap ördürür. O kadar kolay değil Türkiye'de enerji dağıtım yatırımını yapmak. Kamunun yerini doğru belirlemezseniz, sosyal, siyasal ve hukuksal riskleri iyi hesaplamazsanız, biz bu çukurun içerisinde kalırız. Kötüye götürüyorsunuz. Bu özelleştirmenin adı özelleştirme değil; bu, yabancılaştırmadır. Bu önümüze gelen kanunla, siz, hedeflediğiniz dikey bütünleşik yapıyı, üretimin ve dağıtımın birlikte paralel bir şekilde özelleştirilmesini sağlayamazsınız; çünkü, bu kanun, sonuca hükmedecek bir kanun değil. Bakın, enerjinin maliyetindeki genel pay üçte 2'lik bir oranda, yani yüzde 65'i üretimdir enerji fiyatındaki, yüzde 25'i…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 3 Mayıs 2006