Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Ocak 2009 · 1.073 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tayfur Süner (CHP), 14 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 1.073 kelime.
Tayfur Süner (CHP, Antalya). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tayfur-suner-23-2009-01-14-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TAYFUR SÜNER (Antalya)Teşekkür ederim Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 6’ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (4) sayılı tarifenin 1/3’üncü maddesi gereğince, gayrimenkullerin ve mülkiyetten gayriayni hakların, kanuni ve mansup mirasçılara intikalinde, bağışlamadan rücularda ve vasiyetlerin infazında veya piyango ve ikramiye suretiyle iktisabında kayıtlı değer üzerinden binde 9 oranında harç alınmaktadır.
İntikal harcının tamamı istemde bulunan mirasçıdan tahsil edildiğinden, tapu sicil kayıtları ölü malikler adına bulunmakta olup siciller taşınmazın gerçek maliklerini yansıtmamaktadır. Gayrimenkullerin ve mülkiyetten gayriayni hakların kanuni ve mansup mirasçılara intikalinde harç alınmaması, buna karşın terekeye dâhil gayrimenkullerin kanuni ve mansup mirasçılar arasında aynen veya ifrazen yapılacak taksiminde kayıtlı değer üzerinden binde 18 oranında harç alınması, gayrimenkullerin ve mülkiyetten gayriayni hakların bağışlanmasından rücularda ve vasiyetlerin infazında veya piyango ve ikramiye suretiyle iktisabında ise mevcut haliyle olduğu gibi kayıtlı değer üzerinden binde 9 oranında harç alınması amaçlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, görülüyor ki bu tasarının hazırlanma nedenlerinden biri de 2/B denilen orman arazilerinin satışı öncesinde yasal bir zemin hazırlamaktır.
Bilinmelidir ki 2/B konusunu parti programına ilk alan ve Türkiye çapında çözümünü ortaya koyan ilk parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Medya organlarında 2/B sorununun çözümünü partimiz istemiyor şeklinde yapılan yorumlar da tamamen asılsızdır. Orman vasfını kaybeden arazilerin tarıma kazandırılmasını sağlamak için üzerimize düşen mutlaka yapılacaktır. Ancak AKP Hükûmetinin bu konuyu çözmek istediği şekil tamamen sakattır. İnşallah, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında “Bu konu nasıl bir istismar konusu olmaktan çıkar”ı herkese göstereceğiz.
Antalya Kepez’de Kaş, Demre ve Üçağız’daki 2/B arazileri çok kıymetlidir. Bu araziler sadece Türkiye'nin değil dünyanın da dikkatini çekmektedir. Bu “2/B” lafı çıkınca hemen buralara yabancılar gelmeye başlamıştır. Bu arazileri heba etmememiz gerekir. Hak sahiplerine intikal ettirmeye yönelik düzenlemenin yapılması lazımdır. 2/B arazileri orada yaşayan kişilere aittir. Bu yerlerin devlet tarafından istediği kişiye satılması kabul edilemez. AKP İktidarı, bugün mülkiyet konusu olmayan o yerleri herkes için mülkiyet konusu olur hâle getirip sonra satmak istemektedir. Orayı kullanmakta olan, evini kurmuş, tarlasını, serasını yapmış bir aileye intikal ettirmek değil de orayı mülkiyet konusu hâline getirip alınır satılır bir mal hâlinde, sonra da mal sahibine değil de uygun gördüğüne satmak istemektedir. Eğer mülkiyet konusu olacaksa niye devletin mülkiyeti olsun. Oradaki insanın mülkiyeti olması için ödenmesi gereken bir para varsa onlar ödensin. Bu konuda gereken kolaylıklar gösterilir, gerekirse taksite bağlanabilir. Ancak, AKP İktidarının bu konudaki düşüncesi farklıdır. Aldığımız duyumlara göre ülke çapında yaklaşık 763.400 hektarlık alan 2/B kapsamına alınmaktadır. Bunun yine yaklaşık 473.400 hektarlık bölümü TOKİ’ye devredilecektir. Bu yolla belediyelerin imar yetkileri tamamen Sayın Başbakana devredilecektir. Bu uygulama son derece tehlikeli ve yanlıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında 2/B konusunda en dürüst, en halka yararlı çözümün kararlılıkla uygulanacağını herkes görecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya Çıplaklı ve Gazi Mahallesi’nde yapılan TOKİ konutları inşası iki buçuk sene önce başlamasına rağmen hâlâ bitirilememiştir. TOKİ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden alınan bilgilere göre konutların yapımı çok ağır bir şekilde devam etmektedir. Ancak, tarafımıza ulaşan duyumlar Çıplaklı’da sürmekte olan inşaatın müteahhidinin iflas ettiği yönündedir.
Aynı zamanda Gazi Mahallesi’nde inşa edilen konutların plan ve programında büyük yanlışlıklar vardır. Bu konutların sığınakları inşaatın hemen yanındaki belediye parkının altına yapılmıştır. Bu park atıl hâle gelmiştir. Bu inşaatlar ne zaman bitecek ve ev sahiplerine teslim edilecek midir, ev sahiplerinin mağduriyeti nasıl karşılanacaktır? Bu sorularımın yanıtlarını öğrenmek istiyorum Sayın Bakanım.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin 15/12/2008 tarihli Meclis toplantısında, Karayolları Bölge Müdürlüğünün karşısında yer alan 20 bin metrekare yüz ölçümlü ve 1.173 parsel bir araziye iş, alışveriş ve eğlence merkezi yapılması için bir imar planı değişikliği yapılmıştır. Bu değişiklikle birlikte, parsele komşu olan pazar yeri, ilköğretim okulu ve yeşil alan da düzenleme görmüştür. Pazar yeri aynı emsalde eş değer bir yer gösterilmeden ortadan kaldırılmış, yeşil alan ve okul tabiri caizse kuşa çevrilmiştir. İmar planı değişikliği yapılan arazinin mimarı kimdir? Yoksa bu uygulama da AKP İktidarının kişiye göre düzenleme anlayışından birisi midir? Bunun yanında, bu düzenleme Antalya’daki küçük esnaf ve pazarcı esnafını bitirmeye yöneliktir.
Antalya’daki küçük esnafları bitirmeye yönelik uygulamalardan bir tanesi de, şehir içinden geçecek olan tramvay projesidir. Bu proje sonucunda şehir içindeki küçük esnaf tamamen bitecektir. Tramvay, Antalya’nın kalbine sokulmuş hançer gibidir. Yakın zamanda da atom bombası tesiriyle sadece geçtiği hatları değil bütün Antalya’nın esnafını derinden sarsacaktır. Ayrıca, bu anlamsız proje için Antalya’nın otuz beş-kırk yıllık geleceğini ipotek altına almak yapılan yanlışların en büyüğüdür.
Esnaflara yapılan bu haksızlıklar sonucunda Muratpaşa ve Konyaaltı belediye başkanlarımız feveran ediyorlar. Büyükşehir Belediye Meclisinde yapılan az önce bahsettiğim imar değişikliği için yürütmeyi durdurma kararı verilmesi üzerine dava açıyorlar. Esnafın haklarını koruması için Antalya Esnaf Odaları Başkanına çağrı yapıyorlar. Fakat, Esnaf Odaları Başkanı Sayın Orhan Tolunay ne yapıyor? Antalya’nın Muratpaşa ilçesinden AKP’nin belediye başkanı adayı oluyor. Esnaf Odası Başkanını aday yaparak esnafın sıkıntısını dindiremezsiniz. Esnafımız bunun hesabını sizlere sandıkta soracaktır.
Değerli milletvekilleri, dün, Akseki’nin su ihtiyacıyla ilgili, Sayın İçişleri Bakanına bir önerge vermiştim. Sayın İçişleri Bakanı gelip kürsüden Akseki’nin su ihtiyacıyla ilgili bilgileri verirken dedi ki: “On bir tane köy ve askerî tesislere bu su verilecektir, Akseki’yle alakası yoktur.”
Sayın Bakanı makamında ziyaret ettim, Akseki’nin su ihtiyacını anlattım. Bu, geçen yazdı. Kendisine, abdest alacak bir suyun bile Akseki merkezde bulunmadığını ifade ettim. Bu suyun on bir köy ve askerî tesise tahsis edildiğini anlatarak Akseki’ye bu suyun gelmesinin imkânsız olduğunu söyledi. Ben de dedim ki: “Köylere bu su 5 trilyon liraya gelecek. Eğer siz Akseki’nin içindeki maslağa bu suyu getirirseniz masraf yarıya düşer, hem Akseki’nin 25 saniye/litre su ihtiyacını karşılar hem de köyün ve askerî tesislerin ihtiyacını giderir.” Bunun üzerine Vali Alaaddin Yüksel’i arayarak durumu anlattı. Vali bu öneriyi kabul ederek, o tarihten iki üç gün sonra Akseki Belediye Başkanını makamına çağırarak 25 saniye su talebini kendisinden yazılı olarak istedi. Dün söylüyor ki Sayın Bakan: “Efendim, bu suyla ilgili mahkeme kararı var, köylere de gelmesi şu anda imkânsız.” Mahkeme kararı verileli sekiz ay oldu. Bu suların köylere geleceğini mahkeme de teyit etti, Akseki’nin lehine bu durum karar altına alındı. Buna rağmen Sayın İçişleri Bakanımız ayak sürümektedir, maalesef, ne Değirmenlik’ten gelen suyu köylere tahsis etmekte ne de içine gelecek suyu tahsis yoluna gitmektedir. Üstelik de Bakan çıkıp bu kürsüden “Benimle alakası yok.” dedi. Valinin alakası olan bir şeyde İçişleri Bakanının nasıl alakası olmaz? Her konuyu arapsaçına çeviriyor Sayın İçişleri Bakanı Ergenekon’da olduğu gibi. Mahallenin çakallarıyla mahallenin efendilerini birbirine karıştıran Bakan, maalesef, İçişleri Bakanlığını da gerektiği şekilde yapamamaktadır.
Sayın Başbakan “Tüm kaza ve vilayetlere, köylere su gelecek.” diye söz verirken, İçişleri Bakanı ayak sürümektedir her konuda olduğu gibi. Ya istifa etsin, Sayın Başbakan başka bir İçişleri Bakanını göreve getirsin, gereğini yapsın veyahut da emri versin Sayın Başbakan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 14 Ocak 2009