24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )
Tekirdağ Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Şubat 2005 · 1.077 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti), 17 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.6.2004 TARİHLİ VE 5197 SAYILI İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MAIDDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAP.( SS. 791 )); konuşma 1.077 kelime.
Tevfik Ziyaeddin Akbulut (AK Parti, Tekirdağ). “24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tevfik-ziyaeddin-akbulut-22-2005-02-17-24-6-2004-tarihli-ve-5197-sayili-il-ozel-idaresi-kanunu-ve-anayasanin-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İl Özel İdaresi Yasasının 25 inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi, sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Anayasadaki mahallî idare tanımına dikkatinizi çekeceğim. Aslında, bilimadamları tarafından il özel idareleri çok tartışılıyor. Anayasamızın "Mahallî idareler" başlıklı 127 nci maddesinde "Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişilikleridir" diyor. Bu noktadan hareketle, başarıyla hizmet veren il özel idarelerinin şu andaki yapıları konusunda bilimadamları arasında çok yoğun tartışmalar var. Bu bilimadamları diyorlar ki -bu özel idarelerle ilgili görüş beyan eden değerli bilimadamları- "il özel idareleri, deyim yerindeyse, ne deve ne kuş." Yani, belediye gibi tamamen seçimle işbaşına gelen, başkanı da seçilmiş bir organ değil, keza köy gibi değil. Dolayısıyla, Anayasa da il özel idarelerini çok açık saymamakla birlikte... Bu özel idare konusu, anlaşılıyor ki, daha ülkemizde çok tartışılacak.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu 25 inci madde konusuna geliyorum. 25 inci maddede ne değişti; 25 inci madde il encümenini kapsıyor. "İl encümeni valinin başkanlığında, il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye ile..." Şimdi, buraya kadar aynen yıllardan beri uygulanıyor; il genel meclisi bu beş üyeyi seçiyor. Şimdi, bakın ilave neler getiriliyor: Biri malî hizmetler birim amiri olmak üzere, gerçekten, encümende hesap kitaptan anlayan, malî işlerden anlayan bir kişiye ihtiyaç var. Şimdiye kadar bu kişi, özel idare müdürü, yani, saymanıydı ve bu kişi, encümen üyesi değildi; bu kişi, sadece orada, toplantının dışında, oy hakkı olmaksızın bulunuyordu; ama, çok fazla "ödenek var mı müdür bey, ödenek var mı müdür bey, bu harcamayı yapabilir miyiz" tarzında, hep, devamlı, soruya muhatap olan bir kişiydi. Şimdi, biz, bu kişiyi ne yapmışız, hükümet ne yapmış; bunu yetkili kılmış. Yani, encümenin bir üyesi olarak, harcamalardan sorumlu kişiyi encümene almış. Her halükârda, gayet tabiî, bütün harcamalar, yatırımlar parayla olacak. Eğer para varsa, ödenek varsa bütçede, bu yatırım yapılacak, bu hizmet görülecek.
Bunun dışında ne olmuş; bakın, daha objektif, daha tarafsız, daha etkili bir hizmet verilmesi açısından eskiye dönmüşüz: "Valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üyeden oluşur." Artı, şimdiye kadar olan seçilmiş üyenin yanında, valinin seçeceği -köy hizmetleri müdürü olur, millî eğitim müdürü olur, sağlık müdürü olur, yani kimi seçecekse olur- beş kişiyi de encümene dahil ediyor, bunların da oy hakkı var; aynen seçilmiş encümen üyeleri gibi encümende söz sahibi oluyorlar. Şimdi size soruyorum: Bu encümen, eskisine göre daha objektif çalışan, daha aktif çalışan, daha kararlı çalışan bir encümen oluyor mu olmuyor mu; oluyor.
BÜLENT BARATALI (İzmir)Anayasaya aykırı.
TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şimdi, il genel meclisinin başındaki vali konusuna geleceğim.
Bu kardeşiniz sekiz yıl fiilen valilik yaptı ve il genel meclisinin başı olarak hasbelkader görev yaptığımız illerde çok hayırlı hizmetler, çok güzel hizmetler yaptık; ama, samimî söylüyorum, bazen kendimi il genel meclisinin başında misafir gibi hissettiğim zamanlar olmuştur. Yani, çeşitli partilere mensup olan bir heyet var, bir grup var, siz, bunların içerisinde bazen oy vermekle yükümlü oluyorsunuz. Oysa, valinin tarafsız olması, herhangi bir siyasî görüşünün yansımaması, gayet tabiî, devlet yönetimi açısından çok önemli. Bir oy eksik kaldı, acaba, vali, bizim partinin gösterdiği adaylar için oy verdi mi vermedi mi; acaba, valinin görüşü hangi siyasî partiye daha yakın veya -gerçekten öyle kritik durumlar oluyor- bir üyeyle encümen seçilemiyor, eksik kalıyor, bir oya ihtiyaç oluyor. Genellikle valilerimiz il genel meclisinde yapılan seçimlerde oy vermiyorlar. Neden vermiyorlar; tarafsız olduklarını, bütün grupların üzerinde olduklarını, bütün siyasî partilerin üzerinde olduklarını kanıtlamak açısından oy vermek istemiyorlar, vermiyorlar! Birçok valimiz bunu prensip olarak uyguluyor, çok azı da, isteyen, gayet tabiî, verebilir, yasal bir engel yok; ama, uygulamada bir gelenek var. Dolayısıyla, valinin -samimi söylüyorum- bu oy meselesinde, il genel meclisinde yapılacak oylamalarda şöyle veya böyle oy vermesi ayrı bir sorun oluyor, oy vermemesi başka bir sorun oluyor. Vermiyorsa "neden vermedin sayın valim, sen bu hükümetin valisi değil misin, biz seni tayin ettik" diye birsürü eleştiri alıyor; verirse "ben sana sorarım, sen bizim partinin lehinde değilsin; sen, demek ki, filanca partinin lehinde oy verdin, senin rengin belli oldu sayın vali, sen tarafsız bir vali değilsin" deniyor. Dolayısıyla, arkadaşlarım, yani, seçilmiş bir il genel meclisinin başında sayın vali bu şekilde sıkıntıya düşecekse, böyle bir, devlet açısından yıpranma olacaksa, olmaması, bulunmaması, bana göre, valinin daha tarafsız hareket etmesi açısından, daha ağırlığını koruması bakımından, bütün partiler üzerinde daha ağırlıklı olarak hizmet verebilme şevkinin artırılması bakımından daha doğru oluyor. Kaldı ki, encümen harcamayı yapıyor, encümen icra organı, encümenle asıl görevler, yatırımlar hayat buluyor. Dolayısıyla, şimdi, vali, encümende, seçilmiş üyelerle birlikte, daire müdürleriyle birlikte. 11 kişilik bir encümen içerisinde yürütmeden sorumlu başkan olarak güçlendirilmiş olmuyor mu, paraya hükmedecek kişi olmuyor mu. Özel idarenin bütün icraatlarını, bütün yatırımlarını yapacak kişi olarak encümen kararlarının alınmasında etkili bir isim olarak bulunması daha iyi, daha güzel veya etkili bir konuma gelmiş olmuyor mu. Çoğu zaman da bu il daimi encümenlerine vali muavinlerinin başkanlık ettiği oluyor. Şimdi, bu düzenlemede genel sekreter, yani uzman bir genel sekreter öngörülüyor. Eğer, vali, encümen toplantılarına başkanlık edemeyecekse il genel sekreteri öngörülüyor. Bu da, yasanın getirdiği güzel bir yenilik; çünkü, uzman bir kişi, bu işlerden anlayan bir kişi, gereğinde bu encümene başkanlık etmekle, encümen hizmetlerinin daha etkili olacağı düşüncesindeyim.
Bu kanunla, sürekli, merkezî yönetimin, aşırılaştırılmış merkezî vesayet gücünün azaltılması ve Avrupa Birliğine bu giriş süreci içerisinde, ağırlıklı merkez yönetiminden çok yerinden yönetim ilkelerine bir yönelme söz konusu ve hükümetimiz, paylaşıcı yönetim ilkesini amaçlıyor bu tasarıyla. Merkezî yönetim, paylaşımsız ve tekçi bir görüş açısıyla, kendini, sürekli, Türkiye'de büyüttü; yetki ve gücüyle, yerel yönetimi, merkezî yönetime, her bakımdan muhtaç ve mahkûm hale getirdi ve dolayısıyla, kendini yenileyemedi. Dünyadaki çağdaş gelişmelere, merkezî yönetim, kendini uyduramadı.
Geçtiğimiz süreç değerlendirildiğinde, bu konuda çıkan darboğazdan dolayı halkın sorunları sürekli arttı ve sorunların çözüm yeri olarak merkezî yönetim gösterildi ve merkezî yönetim tıkandı, kilitlendi, çalışmaz hale geldi.
Kamu yönetiminde idarî esasları düzenleyen Anayasanın 123 üncü maddesi, idarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Devamla)Başkanım bitiriyorum.
Anayasanın 123 üncü maddesinde, idarenin bütünlüğünün merkezden ve yerinden yönetim esaslarıyla sağlanacağına dair hüküm bulunduğuna göre, buna bir bakıma dayanarak, merkezî yönetim tarafından sürekli daraltılan yerinden yönetimin, yani mahallî idarelerin yetkilerinin artırılması ve halkın ihtiyaçlarına daha kısa zamanda cevap verilmesi açısından, bu tasarıda bu değişiklikler halkın yararına yapılmıştır.
Bu tasarıyla, inanıyorum ki, illerdeki özel idare hizmetleri daha etkili, daha verimli bir hale getirilmiş olacaktır diyorum.
Tekrar, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 17 Şubat 2005