Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)
Manisa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 814 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ufuk Özkan (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 814 kelime.
Ufuk Özkan (CHP, Manisa). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ufuk-ozkan-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, kamuoyunun "YÖK Yasası" diye bilmiş olduğu yasayı, inatla ve iddiayla, gecenin bu saatinde, sabaha karşı tekrar konuşmaya başlıyoruz. Bu bir inatlaşma değildir de nedir merak ediyorum.
Önemli bir yasadır. Önemli bir yasayı konuşmak, görüşmek, tartışmak, katkı koymak milletvekillerinin en baştaki görevidir. Bu görevimizi yapmaya devam ediyoruz; ama, bu kadar yaşamsal bir önem taşıdığını zannetmiyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu inatlaşmanın ekonomiye etkilerini, ailelere etkilerini, çocuklara etkilerini, Genel Başkanımız da, değerli milletvekili arkadaşlarımız da sabahtan beri anlatıyorlar. Gerçekten, toplumun her kesimi, bu konuda, son derece duyarlı ve ciddî endişeler taşıyor. Taşımış oldukları endişeleri, ekonomideki etkilerinden de görüyoruz.
Sayın Bakan, konuşmasında "sizin derdiniz çocuklar falan değil" diyor. Bizim derdimiz gerçekten çocuklar değil; ama, bizim derdimiz, ülkemizi, çocuklarımızın geleceğe daha güvenle bakabildiği, çağdaş, modern bir ülkede, okuma haklarının, özgürlük anlayışlarının çok daha genişletildiği, iş bulabildikleri, mutlu bir ülke haline getirebilmek; ama, Sayın Bakanın derdi "ah şu çocuklar olmasa, Millî Eğitim Bakanlığı yapmak ne kadar kolay olurdu" gibi geliyor bana.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten eğitimin her alanında, her kademesinde çok ciddî sıkıntılar ve problemler var. Taşımalı eğitimde çocuklarımızın çekmiş olduğu sıkıntıları, velilerimizin çekmiş olduğu sıkıntıları hepimiz biliyoruz. 70-80 kişilik sınıflarımızda eğitim veren öğretmenlerimizin ve talebelerimizin çekmiş oldukları sıkıntıları biliyoruz. Ankara'da, Başkentte, Çankaya'da bile, sınıfların 40-50 kişilik, 60 kişilik olduğunu, buralarda yaşanan sıkıntıların hepsini biliyoruz. Gerçekten, okullarımızın bakımı da son derece kötü, yaşam alanları da son derece kötü.
İlkokul 1 inci, 2 nci, 3 üncü sınıftaki çocuklarımızın annelerine, babalarına, çocuklarına harçlık vermemelerinin okul yöneticileri tarafından tembih edildiğini biliyorum. Bu, Ankara'nın göbeğinde, Çankaya'da oluyor, Başkentte oluyor. Bir millî eğitim bakanının görevi, okullardaki problemleri, sıkıntıları çözmek için, okullarımızı bir yaşamaktır.
Değerli arkadaşlarım, 19 000 000 öğrencimiz var, ülkemizde yaşayan 19 000 000 öğrenci. Bu 19 000 000 öğrenci için, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden ayrılan parayı merak ediyorum. Bu parayla, bu çocukların, bu okulların işleri nasıl görülecek?
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan "çağdaş eğitim, çağdaşlaşma demekle olmaz; icraatla olur, eylemle olur" diyor. Hangi icraat, hangi eylem?! Ben, bu yasa tasarısının içinde, ne eylem görüyorum ne de çocuklarımızı ve eğitim emekçilerimizi çağdaşlığa götürecek bir şey görüyorum.
Gerçekten, bizim vermeye çalıştığımız katkılara sizler kulak tıkıyorsunuz, vermiş olduğumuz önergelerin tamamını da kabul etmiyorsunuz; ama, size şunu okumak istiyorum. Siz, genelde, dışarıdan size yön veren, sizi yönlendiren insanların sözlerine kulak veriyorsunuz. Bu, Avrupa Birliğinin 2003 yılı ilerleme raporu; Türkçe, Sayın Bakanın dağıtmış olduğu kitapta var.
"Kasım 2002'de kurulan yeni hükümet, zorunlu eğitim süresini 2005 yılına kadar oniki yıla çıkarmakta isteklidir."
Değerli arkadaşlarım, bu isteği içinizde taşıyabiliyor musunuz; bu isteğin, Bakanlığın içerisinde yaşadığını bana söyleyebilir misiniz? 2005 yılına, şurada, yedi sekiz ay kaldı. Bu yedi sekiz aylık dönem içerisinde, temel eğitimin oniki yıla çıkması için yapılacak çalışmalara en ufak bir ışık gösterebilir misiniz?
Değerli arkadaşlarım, yine aynı raporda "Türkiye'deki engelli çocukların okulöncesi zorunlu eğitimi, gelişme yönünde ilerleme sağlamamıştır" deniliyor. Son derece doğru bir tespit. Ülkemizde yaşayan engellilerin, özürlülerin -onların haftasını şu anda yaşıyoruz- gerçekten, problemlerini ve sıkıntılarını çözme konusunda, Bakanlığımızın ciddî bir adım attığını söylemek mümkün değildir.
Yine, bu kanun tasarısının gerekçesinde, akademik, idarî ve malî özerkliğin tamamlandığını, eksikliklerin giderildiğini söyleyen bir bölüm var; ama, burada, ilerleme raporunda, akademik, idarî ve malî özerklik eksikliklerinin bulunduğundan bahsedilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, ara eleman sıkıntımızı, meslek okullarında okuyan çocuklarımızla, gençlerimizle çözeceğiz. Yine, aynı ilerleme raporunda şu söyleniyor: "Türkiye, ortaöğretime yönelik olarak planlanan hedef ve stratejilerini gözden geçirme ve ortaöğretimin yükseköğretim üzerindeki baskısını hafifletme yönünde teşvik edilmelidir." Şu anda konuşmuş olduğumuz kanun tasarısıyla yükseköğretime olan baskıyı azaltıyor muyuz artırıyor muyuz; artırdığımızı, hepimiz burada görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, gerekçede şöyle bir bölüm var: "Bu gerekçelerle, Türk yükseköğretimine yeni bir soluk ve heyecan getirmek, çağdaş üniversitelerin altına düşen eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinde kaliteyi yükseltmek ve üniversitelerimizde kaybolmaya yüz tutan çalışma barışını yeniden sağlamak..."
Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısıyla, yeni bir soluk ve heyecan kimlere verilmek istenilmektedir, merak ediyorum ve soruyorum. Çağdaş eğitim ve öğretimi, bu kanun tasarısı ne kadar desteklemektedir, ne kadar, çağdaş eğitimi ve çağdaş eğitimde kaliteyi artırmaya yönelik maddeler vardır; kaybolmaya yüz tutan çalışma barışını aslında sizlerin kaybettirmeye çalıştığı çalışma barışını bu kanun tasarısıyla sağlayacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımızın yapmış olduğu konuşmada, bu tasarıyla öğretim üyelerine özgürlük verildiğini söylemesine rağmen, tasarıda özgürlük unsurlarına rastlamak mümkün değildir. Sayın Bakanın özgürlük tarifini merak ediyorum; bu özgürlük kavramı ve tarifi, bu kanun tasarısının neresinde yer alıyor.
Değerli arkadaşlarım, hükümetin amacını biliyoruz, hükümetin bu konudaki niyetini biliyoruz. Kamu yönetimi reformunda olduğu gibi, bu kanun tasarısını gecenin bu saatinde inatla ve iddiayla burada tartıştırmak, sonra tabanına ses vererek, mesaj vererek, biz elimizden geleni yaptık demek; ama Cumhurbaşkanından döner, ama Anayasa Mahkemesinden döner, ama sizlerin oylarıyla buradan döner; hükümetin amacı, kendi tabanına mesaj vermektir.
1 Martta konuştuğumuz Irak tezkeresi gibi ve bazı kanun tasarılarında sizlerin de desteğiyle, katkısıyla, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın desteğiyle, katkısıyla doğruyu bulduğumuz gibi, bu kanun tasarısında da doğruyu bulacağımızı ümit ediyorum. Bu kanun tasarısı hakkında AKP'li milletvekillerimizin gerekeni yapacağına inanıyorum, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004