Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 77. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Mart 2005 · 1.013 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TAS.(SS.842)); konuşma 1.013 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tas.(ss.842)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-03-30-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tas-ss-842 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bundan, yaklaşık altı ay önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşerek kanunlaştırdığımız Türk Ceza Kanununun henüz yürürlüğe girmeden bazı maddelerinin değiştirilmesiyle ilgili kanun teklifini görüşüyoruz.
Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu Tasarısı, bu Mecliste görüşülürken, ben de birçok madde ve tümü üzerinde söz almış ve Türk Ceza Kanunu Tasarısıyla ilgili görüş ve düşüncelerimi iletmiştim. O günkü konuşmalarımızda, Türk Ceza Kanunu Tasarısının çok aceleye getirildiğini, milletvekillerinin, bu kanun tasarısını yeterince inceleyemediğini, gerekçesiyle beraber 500 sayfa civarında olan bu kanun tasarısının görüşmelerden bir gün önce milletvekillerinin eline geçtiğini ifade etmiştim; ama, o günkü konuşmalarda, gerek Sayın Bakan gerek İktidar Partisi adına konuşan milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu Tasarısının yıllardan beri Türkiye'nin gündeminde olduğunu, bunun üzerinde ciddî çalışmaların yapıldığını ve çok aceleye getirilmediğini ifade etmişlerdi. Ancak, bugün gelinen noktada, bu kanun teklifini veren AK Parti Konya Milletvekili Kerim Özkul'un gerekçesini okuduktan sonra, o gün söylediklerimizin ne kadar doğru olduğu bugün çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Bakınız, Sayın Özkul gerekçede ne söylüyor: "1 Nisan 2005 tarihinden itibaren kanunun şu şu maddelerinin uygulanmasında ciddî sorunların ortaya çıkabileceği değerlendirilmiş olup -bu maddelerin uygulanmasında ciddî sorunların ortaya çıkabileceği değerlendirilmiş olup- bu maddelerde uygulamada çıkabilecek tereddütlerin ve sorunların önüne geçmek üzere bu kanun teklifini hazırladım."
Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu, yetmişsekiz yıllık geçmişi olan bir kanun. Bunun üzerinde tam 63 kez değişiklik yapılmış. O günkü görüşmelerde AK Parti Grubu adına konuşan Sayın Bekir Bozdağ, bu kadar değişiklikten sonra bunun dilinin değiştiğini, insicamının bozulduğunu ifade etmişti. Ben de, şimdi, buradan söylüyorum ki, daha yürürlüğe girmemiş olan bir ceza kanunu üzerinde bu değişiklikler başlamışsa, önümüzdeki günlerde -işte, biliyorsunuz, basınla ilgili tereddütler, endişeler çok yüksek bir şekilde dile getiriliyor- ve daha yürürlüğe girmeden bu Ceza Kanununun dilinin de değişeceği, insicamının da bozulacağı çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor.
Son günlerde basında ve televizyonda izliyorsunuz, bunun teknik terimlerinin yanlışlıkları, ifade bozuklukları, kelime düşüklükleri gibi konularda çok ciddî manalarda eleştiriler var. Hele bir maddesi var ki, geçmiş ceza kanununun diliyle aynen bu Ceza Kanununun içerisine bir hilkat garibesi gibi yerleştirildi ve açın bakın o Ceza Kanununun ilgili maddesine, o maddeye kadar, Türkçe, son derece -bazı eleştiriler dışında- gayet güzel, akıcı; ancak, o madde de, 1920'li yıllarda konuşulan kelimeler ve ifadelerle getirilmiş olan bir madde, 2005 yılında hazırlanmış olan bir ceza kanunu.
Bakınız, bununla ilgili yirmi yıl Türkiye'nin gündeminde olduğu söylendi; ancak, Türkiye'nin gündeminde olan o ceza kanunu tasarısı, birçok bilim adamının ifadesiyle, totoliter bir zihniyetle hazırlanmasına rağmen, altkomisyonda bu yönüyle eleştirilerek, değiştirilerek bambaşka bir yapı ortaya çıkmış; ancak, bunu yaparken, altkomisyon, maddeler üzerinde değişiklik yaptığı için, maalesef, Ceza Kanunu, belli bir bütünlük içerisinde ele alınıp bu şekilde Meclis gündemine getirilememiştir.
Bakınız, Faruk Erem şunu söylüyor ceza kanunlarıyla ilgili: "Hiçbir kanun ceza kanunu kadar kişi özgürlükleriyle yakından ilgili değildir" ve ardından şunu ilave ediyor: "Ceza kanunları çabuk değişmemelidir. Çabuk değişen kanunlar, kusurlu, iyi hazırlanmamış kanunlardır."
Bakınız, kaç yıl önce bunu söylüyor ve daha biz, yürürlüğe girmemiş olan bir ceza kanununun bazı maddelerinin, bugün, değişikliğiyle ilgili kanun tekliflerini, burada, görüşüyoruz ve ben iddia ediyorum ki, buradan söylüyorum ki, önümüzdeki günlerde, aylarda, bu Ceza Kanununun daha birçok maddesi bu Meclis gündemine gelecek ve Meclis gündeminde değişiklikler yapılacak. Bunu niye söylüyorum; çünkü, bu Mecliste edindiğim tecrübelerden söylüyorum.
Bakınız, daha geçen gün, 48 kanunda değişiklik yapan bir torba kanun tasarısı bu Meclisten geldi geçti ve görüşülürken 4 maddesi burada kabul edilmesine rağmen, yeniden, tekriri müzakereyle bu Meclisin gündemine geldi, kabul edilen o metin değiştirildi, yeni maddeler burada yeniden oylandı ve kabul edildi; çok iddialı olduğunuz bir maddesi -Tokat'taki Tekel fabrikasıyla ilgili- bu Mecliste geri çekildi.
Onun için şunu söylemek istiyorum: Elbette, buraya, kanun tasarıları, teklifleri gelecek; ancak, bunun yeterli altyapısı hazırlansın, gerekli zeminler oluşturulsun, Türkiye'de bu işin uzmanları bununla ilgili fikirlerini tartışsınlar, ortaya koysunlar, aceleye getirilmesin. Ceza Kanunu, yetmiş milyon insanı birden ilgilendiren bir kanun. Yetmişsekiz yıllık bir kanunu, beş ay içerisinde, altkomisyon bu hale getirdi ve Meclisten geçti.
EYÜP FATSA (Ordu)Dokuz ay...
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Değerli milletvekilleri, altkomisyonda beş ay, buradaki, Meclisteki çalışmalarla yaklaşık sekiz ay içerisinde 370 maddelik bir kanun buradan geçti. Siz, sekiz ayı çok olarak görüyorsanız Sayın Milletvekilim, size söyleyecek herhangi bir şeyim yok; ama, Ceza Kanunu, öyle beş ayda altkomisyonda, bir ayda Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüp kanunlaşacak olan bir kanun tasarısı değildir Sayın Milletvekilim.
KERİM ÖZKUL (Konya)Meclis gündeminde dört ay bekledi Sayın Vekilim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Ama, ben, şunu söylüyorum Sayın Özkul; o kanun tasarısının gerekçesi ve maddeleri, o kitap, 500 sayfalık kitap, milletvekillerinin odasına, o kanun görüşülmeden bir gün önce geldi. Ben, buradan iddia ediyorum; 550 milletvekilimizden birkaç tanesi belki istisna, onun gerekçesini ve maddelerini okuyarak bu Mecliste o kanun tasarısına katkıda bulunmadı; ben, bunu söylüyorum. Keşke, o kanun tasarısı üç ay önce bizim masamızda olsaydı. Haa, söyleyince, internette yayımlanmış... Bunların bu kadar basit olmaması lazım Sayın Milletvekilim.
Şimdi, bakınız, ben, o gün, konuşma yapmıştım, şunu söylemiştim; 184 üncü maddesi -biraz sonra maddeye de geleceğim- kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer diye bir hüküm vardı 184 üncü maddeyle ilgili; diğer hükümleri, 1 Nisandan itibaren geçerli olacaktı, yürürlüğe girecekti. Ben, o gün, çıktım bir konuşma yaptım, dedim ki, aynen tutanaklardan okuyorum: 184 üncü maddeyi getirenleri tebrik ediyorum, kutluyorum. Bu imar kirliliğine neden olma meselesinin altı ay sonra değil, hemen yürürlüğe girmesi, ülkemiz açısından son derece önem arz etmektedir. Bunun bir an önce yürürlüğe girmesinde fayda var. Bu değişikliği yapanları gönülden kutluyorum. Bunu, burada, geldim, çok açık ve net bir şekilde, o maddeyi hemen yürürlüğe girecek şekilde Meclise getirenleri kutladım; ancak, şimdi, daha kanun yürürlüğe girmeden, o benim kutladığım, hemen yürürlüğe giriyor diye kutladığım 184 üncü maddenin üçüncü fıkrasını kanundan tamamen çıkarıyorsunuz! Yani, bu nasıl bir mantıktır, bu nasıl bir anlayıştır?! Ben, o gün, o madde getirildiği için kutluyorum arkadaşlarımızı, AK Partilileri; o kutladığım maddenin üçüncü fıkrası, bugün, sizin değişikliğinizle Meclis gündemine getiriliyor ve o fıkra tamamen kanun dışına çıkarılıyor. Yani, bunu anlamak mümkün değil.
KERİM ÖZKUL (Konya)O fıkra çıkınca kaçak yapı yapılmasına izin verilmiyor ki!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Peki, kardeşim, o zaman, 184 üncü maddenin üçüncü fıkrasını niye getirdiniz Meclise; niye getirdiniz, o fıkra Mecliste niye görüşüldü; ben sizi niye tebrik ettim?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 30 Mart 2005