Grup önerisi hk.
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Nisan 2005 · 898 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 21 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 898 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-04-21-grup-onerisi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi üzerinde söz aldım. Düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım.
FARUK ÇELİK (Bursa)- Aleyhinde ama!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)- Öncelikle, bu kanun teklifinin altında imzası bulunan değerli milletvekili Algan Hacaloğlu Beye ve yine burada biraz önce çok veciz konuşmasıyla bu kanun tekliflerinin niçin bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüp kanunlaşması gerektiğini ifade eden Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'a teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Ben bu önergenin aleyhinde söz aldım; ancak, şunun için aleyhinde söz aldım: Bu kadar çok önemli, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerini çok yakından ilgilendiren ve toplumda milletvekillerinin itibarını en üst seviyeye çıkaracak olan bir kanun teklifinin şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi sıralarına geldiğinde, gündemin ilk sırasına alınması şeklinde bir bilgi sahibi olmamdan dolayı aleyhindeyim. Yoksa, bu kanun teklifi, şimdiye kadar çoktan görüşülüp kanunlaşması gereken bir kanun teklifidir. Ancak, ben Sayın Koç'un bu önerisini, burada, Türkiye Büyük Millet Meclisi sıralarına gelip oturduğumda öğrendiğim için aleyhinde söz aldım. Yoksa, bir iki gün önceden haberimiz olmuş olsaydı, bu kanun teklifiyle ilgili hazırlıklı bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisine gelir, bunun gündeme alınması noktasında şahsî görüşlerimi daha doyurucu bir şekilde burada ifade etme imkânını bulabilirdim; ancak, yine de vakit geç sayılmaz; ben, bununla ilgili düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.
Biliyorsunuz, 22 nci Dönem Parlamentosu olarak -Sayın Yalçınbayır da bahsettiler- birçok ilklere imza attık, birçok yeniliklere imza attık; ancak, toplumun bizden beklediği birçok hususta da, maalesef, hâlâ, bir arpa boyu yol, mesafe katedemediğimiz de bir gerçektir. Bunun başında da dokunulmazlıklar gelmektedir. Yaklaşık bir yıldan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine her hafta gelen, ancak, ne hikmettendir ki, bir türlü bu konuda bir çözüme ulaşılamamasından dolayı, vatandaşlarımızın, hayret ve üzüntü içerisinde o görüşmeleri izlediklerine de yakından şahit olan birisiyim.
Bizler, hep beraber, 3 Kasım öncesinde temiz toplum, temiz siyaset sözü vererek Parlamentoya geldik. Dokunulmazlıklarla ilgili olarak, bütün siyasî partiler bu konuyla ilgili görüşlerini, önerilerini ifade ederek geldiler. Bizim Sayın Genel Başkanımız, Genel Başkan seçildiğinin ertesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisine müracaat ederek, dokunulmazlığının kaldırılması yönünde bir talepte bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, seçimden önce bunu taahhüt ederek geldiler. Sayın Tayyip Erdoğan da, televizyon konuşmasında bunun sözünü vererek iktidara geldi; ancak, görünen odur ki, maalesef, bu konuda bir mesafe alamıyoruz.
Söylenilenler hep şunlar: Bir uzlaşma komisyonu kurulsun... Peki, bu uzlaşma komisyonu, Anayasanın, İçtüzüğün neresinde yer alıyor, hangi hükmü gereğince bir uzlaşma komisyonu kurulacak?..
Geçen sefer de söyledim, şimdi de söylüyorum; Sayın Başbakanın önündeki siyasî yasaklar, engeller kaldırılırken, bir uzlaşma komisyonu kuruldu mu arkadaşlar?! Kurulmadı; böyle bir komisyon sonucunda Sayın Tayyip Erdoğan'ın siyasî yasağı burada kaldırılmadı, önündeki engel burada öyle kaldırılmadı. Yine, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesi içerisinde birçok anayasa değişikliği, maalesef, burada, o söylediğiniz şekilde geçmedi, uzlaşma komisyonunda görüşülüp konuşularak Meclise gelip öyle geçmedi; ama, ne zaman ki, dokunulmazlıklarla ilgili mesele gündeme geliyor, "uzlaşma komisyonu kuralım..." Peki, uzlaşma komisyonu da kurulabilir; ancak, bu, ipe un sermedir. Siz, Başbakanın önündeki engelin kaldırılması noktasında uzlaşma komisyonu olmadan bu iş Meclisten geçtiğinde alkışlarla karşılıyorsunuz; ama, bütün milletvekillerinin Türk Milleti önünde verdikleri sözün gereği olarak dokunulmazlığın kaldırılması noktasına gelince, uzlaşma komisyonu kuralım, orada bunu görüşelim, daha sonra Meclis gündemine gelelim... Bunu Türkiye'deki vatandaşlarımıza artık izah edemez noktaya geldiniz.
Bir şey daha söyleniyor: "Diğer kamu görevlilerinde de dokunulmazlık var...” Kaç sefer buraya geldim, söyledim arkadaşlar; yok böyle bir şey! Ben bunun içinden gelen, uygulamadan gelen birisiyim. Bütün kamu görevlileri Türkiye'de yargılanıyor; ama, bazılarıyla ilgili belki bir, süre söz konusu. Gelin; onu da teklif ediyoruz. Ben, kanun teklifi vereceğim o konuda; ama, benim verdiğim kanun tekliflerini nazarı itibara almıyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine doğrudan alınması noktasında bile destek olmuyorsunuz; yoksa, vereceğim. Bugüne kadar buradan yüzlerce kanun geçti; ama, siz hiçbirinde bizlerle uzlaşma ihtiyacı olmadan geçirdiniz. Getirin kanun tasarısını, kanun teklifini -kanun teklifini siz verirseniz, on günde komisyonlara alıyorlar; dün akşam görüştüğümüz kanun teklifi öyleydi- verin, memurların önünde yargılanmayla ilgili engeller varsa -sadece süre noktasında vardır- onu da kaldıralım, bütün kamu görevlilerinin, Türkiye'de, çok seri bir şekilde cumhuriyet başsavcılıklarının önünde yargılanma süreçleri başlasın. Onu da yapalım. Niye yapmıyorsunuz? Niye getirmiyorsunuz? Dokunulmazlıkları kaldırma meselesi olunca, vatandaşlarımızı yanıltmak için, onların bu konuyu çok iyi bilmediklerini düşünerek, yargılanamayan memurlar varmış, kamu görevlileri varmış... Yargılayalım. İşte, emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı yargılanıyor. Kimler yargılandı bu ülkede... Herkes yargılanıyor. Onun için, temiz toplum, temiz siyaset diyorsak arkadaşlar, geliniz, bunun ilk adımını hep beraber atalım. İşte, önümüzde bir kanun teklifi; eksiği olabilir, fazlası olabilir -Sayın Yalçınbayır da aynı şeyi söylediler- geliniz, bunun üzerinde ciddî bir şekilde duralım; bunu ciddî bir şekilde ele alalım. 22 nci Dönem Parlamentosunun itibarını, şerefini ve onurunu en fazla yükseltecek olan kanunların başında, Sayın Hacaloğlu'nun vermiş olduğu bu kanun teklifi gelmektedir.
Ben, çeşitli vesilelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarında, milletvekillerimizin, azamî ölçüde katkı sağlamasını, bu salonların dolu olmasını, bütün milletvekillerimizin, kanunların yapılmasında, buraya gelip, düşüncelerini, ifadelerini, katkılarını sağlamaları noktasında ifadelerde bulununca, bazı arkadaşlar beni eleştiriyor. İşte, bakınız, ne kadar önemli bir kanun teklifiyle ilgili bir önergeyi görüşüyoruz. Şu anda, Meclisin içerisindeki tablo meydanda; ama, dün akşam, bir sayın grup başkanvekili çıktı şunu söyledi; benim, bunlarla ilgili, Meclisin sıralarının boş olmasıyla ilgili sözlerim karşısında, buraya gelip, şunu söyledi. İsmimi de vermedi; ama, İçtüzüğün arkasına sığınarak -ben ismini veriyorum, Sayın Salih Kapusuz- geldi, burada dedi ki...
FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Bir yere geliyorum ama... Bir yere geleceğim Sayın Çelik...
FARUK ÇELİK (Bursa)Sabrımız taşıyor!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Hayır, hayır...
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Konuyla ilgili konuşsun!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) -Şimdi, benim o sözlerim...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 21 Nisan 2005