Kamu denetçiliği kurumu kanunu tasarısı (s.s 1206)
Denizli Milletvekili · Doğru Yol Partisi
Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Haziran 2006 · 953 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi), 14 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU TASARISI (S.S 1206)); konuşma 953 kelime.
Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli). “Kamu denetçiliği kurumu kanunu tasarısı (s.s 1206)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-06-14-kamu-denetciligi-kurumu-kanunu-tasarisi-s-s-1206-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum; bu kanun tasarısının, milletimize ve memleketimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Çok önemli bir boşluğu dolduracağına inandığım bir kanun tasarısıdır. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde benzer uygulamalar yapılmaktadır. Türkiye'de de böyle bir uygulamaya geçilmesinin son derece sağlıklı olacağı inancındayım; ancak, burada hemen şunu belirtmek lazım: Bu müessese yürürlüğe girince, Türkiye'deki birçok meselenin kısa sürede halledileceğini düşünmemizin de yanlış olduğu inancındayım. Çünkü, uyulması zorunlu olan mahkeme kararlarına bile Türkiye'de uyulmadığını göz önüne alacak olursak, sadece bir tavsiye ve öneri niteliğinde olan bu kurum kararlarının pratikte ne kadar faydalı olacağını da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Ben, bugünkü konuşmamda tasarının tamamen teknik detaylarına, ayrıntılarına girmek istiyorum. 6 ncı maddede başdenetçi vekilinin, başdenetçi tarafından seçileceği söylenmektedir. Bizim hukuk sistemimizde kurul halinde çalışanlar, kurul halinde karar verenlerin başkan ve başkanvekilleri, o kurulun üyelerinin oylarıyla seçilir. Bizim hukukumuzdaki temel usul ve kural budur; ama, bu tasarıda, bu maddede başdenetçi vekilinin bizzat başdenetçi tarafından seçilmiş olmasının doğru olmadığı inancındayım. Bir kurul varsa, o kurul üyelerinin, başdenetçi vekilini kendi üyeleri arasından ve oylarıyla seçmesinin doğru olduğu kanaatindeyim.
Şimdi, yine bu tasarıda, en fazla 10 denetçinin seçileceği söyleniyor. Değerli milletvekilleri, kanunlarda böyle şey olmaz. Bakınız Anayasamıza, diğer bütün kanunlarımıza bakın, bu tür yerlerde sayılar sabittir; Anayasa Mahkemesine, Danıştaya, Askerî Yargıtaya, Sayıştaya… Hepsinde ve diğer kurullarda sayılar belirlidir. Kaç kişinin orada görev yapacağı kanunla belirlenmiştir. Şimdi, burada en fazla 10 denetçi… Ya, böyle bir şey olmaz değerli milletvekilleri! Kanunun içerisinde sayıyı Türkiye Büyük Millet Meclisinin belirlemesi… Kaç olacak; en fazla 10! Sonra da diyoruz ki, biraz sonra maddede, beşte 3 çoğunluğuyla karar alır. 4 kişi olursa ne yapacaksınız?! 3 kişi olursa ne olacak?! Onun için, bu rakamın mutlaka burada sabit bir sayı olarak ele alınması ve kanunun içerisine bu şekilde yerleştirilmesi gerekmektedir ve başdenetçinin 50 yaşında, 50 yaşını doldurmuş, denetçilerin de 40 yaşını doldurmuş olması…
Değerli milletvekilleri, biz, Türkiye'de, Cumhurbaşkanı olma yaşını 40 diyoruz. 40 yaşında olan ve diğer şartları taşıyanlar Cumhurbaşkanı olabiliyorlar. 30 yaşında milletvekili olur diyoruz. Milletvekillerinin oylarıyla seçilecek olan başdenetçi ve denetçilerle ilgili burada yaş sınırlaması getiriyoruz; 50 yaş. Niye 50 yaş? Yani, niçin 50 yaş olsun? Cumhurbaşkanı seçilmek için 40 yaş olacak, başdenetçi seçilmek için 50 yaş olacak; bunu anlamak mümkün değil. Denetçi için niye 40 yaş?! Onun için, değerli milletvekilleri, lütfen, bu yaş sınırlamalarıyla ilgili olarak da, mutlaka, bu yaş sınırlarının aşağıya doğru çekilmesi gerektiği inancındayım.
Ve yine, 11 inci maddede, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az 1/10'u tarafından aday gösterilebilecek. Kaç aday gösterileceği belli değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin 1/10'u, yani, 55 milletvekili bir araya gelecek, kaç aday gösterebilecek; 50 tane mi aday gösterecek, 100 tane mi aday gösterecek? Yani, bu sayının da, mutlaka, bir sabit rakam haline getirilmesi gerektiği inancındayım.
Seçimin doksan gün içerisinde sonuçlandırılacağı… Şimdi, biz, Türkiye'de işlerin çok ağır gittiğini söylüyoruz, işlerin sürüncemede bırakıldığını söylüyoruz ve o nedenle -gerekçede de var- yargının katı işleyiş kurallarına bağlı oluşu ve zaman alıcı işlemesi karşısında böyle bir tasarı getirdiğimizi söylüyoruz; ancak, bunların seçilmesini de doksan gün içerisinde… Yani, burada bir başdenetçi seçeceğiz, denetçi seçeceğiz, bunun süresini de doksan gün, yani, üç ay içerisinde -azamî süresi de budur- seksendokuzuncu gün de seçebilirsiniz. Yani, hem diyoruz ki, yargı, katı işliyor, zaman alması nedeniyle, onun için, böyle bir sistem getirilmesi lazımdır. Biz, bu sistemi getirirken, üyelerin seçimiyle ilgili olarak da doksan gün içerisinde, üç ay içerisinde… Bunun da yanlış olduğu inancındayım.
Yine, 14 üncü maddede, herhangi bir nedenle bu görevini bitiren, istifa, ölüm ve görevden uzaklaştırma gibi sebeplerle görevden ayrılan denetçi ve başdenetçinin yerine seçilenlerin de süresinin beş yıl olacağı...
Bakınız, bizim hukuk sistemimizde, bu tür bir ayrılma, bir boşalma olduğunda, yeni seçilen kişi, eksik kalan süreyi tamamlar. Bizim hukuk sistemimizin en temel özelliklerinden biri de budur. O nedenle, böyle boşalmalarda, sık sık, Türkiye Büyük Millet Meclisini bu şekilde meşgul etmenin, seçimle uğraştırmanın da haklı olduğunu zannetmiyorum, düşünmüyorum. O nedenle, toplu olarak seçim yapılmasının daha sağlıklı olduğu ve herhangi bir sebeple boşalma olması halinde, sürenin eksik kalan kısmının yeni üye tarafından tamamlanmasının daha doğru olduğu inancındayım.
Şimdi, 15 inci maddede, seçilmeye engel bir suçtan dolayı görevin sona erdirilmesi meselesi söz konusu. Kesinleşmiş mahkeme kararının Genel Kurulun bilgisine sunulmasıyla görevin sona ereceği söyleniyor. Bizim yine hukuk sistemimizdeki usul, göreve başlamayla görevin sona ermesinin aynı esaslar içerisinde olması lazım gelir. Sadece Genel Kurulun bilgisine sunulmasının yetmeyeceği ve Genel Kurulun bu konuda karar alması lazım geldiğini düşünüyorum; çünkü, bizim hukuk sistemimizin temel özelliklerinden birisi de budur. Nasıl, bir makama, mevkie getirilmişse, aynı usulle görevinin sona erdirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ve yine 17 nci maddede, idarî işlemlerde, tebliğ tarihinden itibaren ve bunu öğrenme tarihinden itibaren doksan gün içerisinde başvurunun yapılması gerektiği... Yine bizim hukuk sistemimizde, belirli bir süre sonunda, müracaatın önüne bir engel getirilmesi şeklinde bir uygulama vardır; yani, artık o olayın üzerinden belli bir süre geçtikten sonra, o konuyla ilgili müracaatın yapılamaması esastır; yani, siz, ilanihaye böyle bir yetkiyi bu şekilde açık bırakırsanız, yirmi yıl sonra, otuz yıl sonra da, bu konuların tekrar gündeme getirilmesi söz konusu olabilir.
Ve yine 14 üncü maddede -bu da çok enteresandır- iki dönem görev yapılması meselesi kanun tasarısında yer almaktadır. Bizim Meclisimizde, bu dönemde bir özellik var; buraya hangi kanun gelirse, eğer bir seçimle gelme meselesi varsa, mutlaka, bir dönemle sınırlıyoruz değerli arkadaşlarım. Şimdi, milletvekilliğinde herhangi bir sınırlama yok; ama, esnaf odalarında, sanayi odalarında, tarımda, işte burada da, iki dönemle sınırlıyoruz. Ya başarılı görev yapıyorsa, bu görevi bihakkın yerine getiriyorsa, niçin bunun önüne bir engel koyalım?! Eğer seçecekse, yine Meclis seçecek. Meclis de, zaten beşer yıllık dönemler olduğu için yeni Meclis olacak, üye dağılımları değişmiş olacak. O nedenle, müracaat etsin, seçecek olan Meclistir. Böyle bir uygulamayla bunların önünü kapatmanın yanlış olduğu düşüncesi içerisindeyim.
Ve yine 20 nci maddede, araştırmanın en geç altı ay içerisinde bitirileceği söyleniyor. Bunları daha öne çekmemiz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 14 Haziran 2006