İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Atatürk orman çiftliği müdürlüğü kuruluş kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s 1200)

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili ·

Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Haziran 2006 · 873 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan, 21 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (S.S 1200)); konuşma 873 kelime.

Ümmet Kandoğan (Denizli). “Atatürk orman çiftliği müdürlüğü kuruluş kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s 1200)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-06-21-ataturk-orman-ciftligi-mudurlugu-kurulus-kanununda-degisiklik-yapilmas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Anavatan Partisi Grubumuzun önerisi aleyhinde söz aldım.

Sağlık, bütün dünyanın olduğu gibi ülkemizin de en önemli konularının başında.

Bu İktidar döneminde sağlıkla ilgili olarak çok ciddî sözler söylendi, çok iddialı laflar edildi, sağlıkta dönüşüm programının uygulanacağı ve uygulanmaya başlandığı söylendi.

Tabiî, iddialı laflar çok güzel sözler, iddialı olmak da çok güzel. İddianın olduğu yerde başarı olur, başarı gelir, halkın memnuniyeti gelir; ama, sağlık gibi bir meselede bazı sözleri söylerken ayağınızın yere sağlam basması lazım. Sağlık iddialı laflar gerektirir; ancak, o sözlerinin içinin doldurulması halinde o iddialı sözler hayata geçer.

Şimdi, hep öyle söylendi; biz müthiş bir devrim yaptık sağlıkta, sağlıkta dönüşüm yaptık, geçmişte hiçbir dönemde görülmeyen başarılara imza attık… Üçbuçuk dört yıldan beri hep bunlar söyleniyor; ama, gelinen noktada görüyoruz ki... Bugün, ben, bu konuda utanarak kürsüye geldim. Yani, 2006 yılında, Avrupa Birliğine tam üyelik için müracaat etmiş bir ülkenin Meclisinde, bugün, keneden ortaya çıkan ve ölümlere sebebiyet veren bir hastalığın tartışılmasıyla, araştırılmasıyla ve incelenmesiyle ilgili bir öneriyi tartışıyoruz değerli milletvekilleri! Onun için, geldiğimiz noktadan şöyle bir geriye dönüp bakacak olursak "sağlıkta dönüşüm" laflarının ne kadar havada kaldığı, boşlukta kaldığı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Şöyle bir hafızalarımızı tazeleyelim: İki ikibuçuk yıl önce, bu Mecliste, Sayın Sağlık Bakanımızın çok iddialı sözlerle, "doktorların üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duran mecburî hizmeti bugün kaldırıyoruz; artık, doktorlar mecburî hizmet yapmaktan kurtuluyorlar; çağdışı bir uygulamadır bu" diye Sağlık Bakanının konuşması var ve buradan alkışlarla, İktidar Partisi milletvekillerinin alkışlarıyla o kanunu kabul ettik, yürürlüğe koyduk, "doktorlarla ilgili mecburî hizmeti kaldırdık. Ne oldu daha sonra; bir yıl sonra aynı Sağlık Bakanımız, geldi, burada, bu yapılan kanunun yanlış olduğunu, doktor bulmakta problemlerin olduğunu ve tekrar mecburî hizmete dönülmesi gerektiği konusu bir kanun mevzuu haline getirilip, yine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde alkışlarla kabul edildi.

Şimdi, bu kadar kısa süre içerisinde, sağlık gibi bir konuda, bu kadar büyük bir çelişki içerisinde olan bir Hükümetin bir Sağlık Bakanının "Türkiye'de sağlıkta dönüşüm yaptık" iddiasının ne kadar boş bir iddia olduğu çok açık bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor değerli milletvekilleri.

Şimdi, bu kadar iddialı sözlerde bulunacaksınız, daha sonra, geçmiş dönemlerde uygulanan uygulamaya tekrar geri döneceksiniz. Ben, bunun açıklanmasını, bu kürsülerden halka bu durumun anlatılmasını özellikle istirham ediyorum.

Şimdi, ben, uzun yıllar kaymakamlık yaptım. Bizim dönemlerimizde hep doktorların bulunduğu, doktorların hizmet yaptığı sağlık ocaklarının kapatıldığını görüyoruz. Geçenlerde de söylendi, Afyon milletvekilimiz söyledi -kendisi de doktordur- "Afyon'da 50 tane sağlık ocağı doktorsuzluktan kapalı" dedi. Ordu Milletvekilimiz İdris Sami Tandoğdu -burada mı bilemiyorum- Ordu'da 50'nin üzerinde sağlık ocağının doktorsuzluktan dolayı kapalı olduğunu söyledi. Siz, bu kadar, sağlıkta dönüşüm yaptığınızı söyleyeceksiniz, sağlık ocaklarında doktorsuzluk nedeniyle sağlık ocakları kapalı olacak; bunu nasıl izah edeceksiniz?!

Şimdi, aile hekimliği uygulaması büyük propagandalarla gündeme getirildi. Ne oldu; sadece Düzce'de, o da pilot uygulama. Pilot uygulama… Ee, onun dışında Türkiye'nin diğer yörelerinde ne oldu aile hekimliği? Ne kadar verim elde ettiniz? Ne kadar sağlıklı?..

Siz, sağlık ocaklarının fonksiyonunu azaltarak, koruyucu hizmetlerin etkisini azaltarak, sağlıkta hiçbir yere varamazsınız, hiçbir başarıya ulaşmanız mümkün değil; çünkü, Türkiye'de öncelikli yapılması gereken iş, sağlık ocaklarını kuvvetli tutmak, önleyici sağlık hizmetlerini çok verimli bir şekilde uygulamak. Bunu yapamadığınız takdirde, sağlıkta ciddî problemlerle karşı karşıya kalırsınız.

Şimdi, bir de, son dönemlerde, reçete yazılmaları, uzman doktorların bazı ilaçları yazması. Gidin halka bir sorun allahaşkına sayın milletvekilleri; uzman doktorların olduğu yerler ne kadar?! Benim kendi ilçemde uzman doktor yok. Ben Babadağ İlçesindenim. Babadağlı bir vatandaşımız, eğer uzman doktorun yazması gereken bir ilacı kullanıyorsa, 20 kilometre ileride Sarayköy Devlet Hastanesine gitmek mecburiyetinde. Nasıl bir dönüşümdür ki, vatandaşın en tabiî hakkı olan ilaç kullanması karşısında bu kadar zorluklar çıkarıyoruz ve yine, geçen gün, kolesterol ilaçlarının kullanılmasıyla ilgili tahlil raporlarının götürülüp, o tahlil raporlarının neticesinde eğer kolesterol oranı 160'dan düşükse o ilacı alma hakkınız yok. Peki, ilacı kullanmadığınız için 200'e çıkmışsa ne olacak; tekrar doktora gideceksiniz, tekrar doktordan tahlil raporu alacaksınız, kolesterol ilacını kullanacaksınız. Böyle bir anlayışı kabul etmek mümkün mü değerli milletvekilleri! Bu nasıl bir sağlık anlayışıdır ki, vatandaşa eziyet eden, vatandaşı sıkıntıya sokan bir sağlık anlayışını, siz, sağlıkta dönüşüm adı altında Türkiye'ye büyük hizmet yaptığınızı söylüyorsunuz.

İşte, Göztepe'de, hastanede çocuk ölümleri. 8 tane daha ağır hasta çocuğun hastanede tedavi altında olduğunu öğreniyoruz. Yıl 2006, bir hastanemizde 5 bebek ölüyor, 5 bebek ölüyor! Dünyada bebek ölüm oranlarının binde 5'ler olduğu bir dönemde, Türkiye'de, tam donanımlı bir sağlık kuruluşunda, bebeklerimizin hayatını kurtaramıyoruz. Bu, nasıl sağlıkta dönüşüm politikalarıdır, bu nasıl sağlıkla dönüşümdür değerli milletvekilleri? Sonra da kalkıyoruz, yabancı doktor ithalinden bahsediyoruz. Her şeyi hallettiniz, her şeyi bitirdiniz; Türkiye'deki doktorlara, onların iyi imkânları içerisinde görev yapabilmelerinin bütün ortamını hazırladınız, onların sosyal ve malî haklarının hepsini yerine getirdiniz, tamamladınız; ama, buna rağmen, netice alamadınız, yurt dışından doktor ithal edeceksiniz! Siz, önce kendi doktorlarımıza sahip çıkınız, onların sosyal ve malî haklarını iyi hale getiriniz, onların sağlıklı ortamlarda, iyi imkânlarla donatılmış yerlerde sağlık hizmetleri vermesinin önünü açınız. Eğer, bunları sağlayamıyorsanız, bunları başaramıyorsanız, beceremiyorsanız, siz, kalkıp, yurt dışından doktor ithal etmenin ancak bir demagojiden öteye geçemeyeceğini de bilmeniz gerekir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" diyordu; ama, ben, bu sağlıkta dönüşüm projesinin altında imzası olan Sayın Bakanımızı yabancı hekimlere emanet ediyorum. Biz, Türk hekimlerine güvenmezsek, onlara iyi imkânlar sunmazsak, onların sağlıklı ve güzel ortamlarda hizmet yapmasını sağlamazsak, sağlıkta başarının elde edilmesinin mümkün olmadığını göreceğiz.

Şimdi, gelelim önergeye. Şimdi, Anavatan Partisi Grubu önergeyi verdi; bu meseleyi tartışalım, araştıralım, konuşalım, inceleyelim diyorlar…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

95 konuşma daha · 21 Haziran 2006

95 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook