Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Mart 2008 · 866 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahap Seçer (CHP), 19 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE DİĞER KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.: 111)); konuşma 866 kelime.
Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 19 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2008-03-19-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 111 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında, grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının 1’inci maddesinde, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13’üncü maddesine iki bent ekliyoruz. Burada öncelikle, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13’üncü maddesini kısaca size açıklamak istiyorum.
Bu Kanun’un 13’üncü maddesi: “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı almış plan ve yatırımlar,
e) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar.”
Buradan da anlaşıldığı gibi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13’üncü maddesi, tarım topraklarının amaç dışı kullanımında çok elzem durumlarda çok stratejik birtakım faaliyetlerde kullanımına müsaade ediyor. Biz buraya iki bent daha ekliyoruz. Bunlardan bir tanesi (f) ve diğeri (g) bendi. İki maddeden ilki: “Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımıyla ilgili yatırımları” ve (g) bendi olarak da “Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları”nı ekliyoruz.
Tabii ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim temel felsefemiz, Türkiye’de mevcut tarım arazilerimizi korumak, bunların amaç dışı kullanımını önlemek. Ancak bu kanunun -şu anda yüce Mecliste görüşülen kanunun- 1’inci maddesinde, yenilenebilir enerji kaynak alanlarına tahsis edilmesi ve jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımlarına tarım alanlarımızın tahsis edilmesi konusu bizim grubumuzca uygun görülmüş, biz bu 1’inci maddede olumlu görüş bildirmiştik komisyon çalışmalarımızda da. Ancak bu kanun tasarısının tümü üzerinde 2’nci maddeden dolayı olumsuz oy kullanacağımızı burada belirtmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, neden 1’inci maddeyi olumlu buluyoruz? Siz de takdir edersiniz ki, Türkiye’nin enerjisi, enerji temini dışarıya bağlı, ithalata bağımlı. Yaklaşık olarak ithalatımızın yüzde 70’ini enerji giderlerimiz oluşturuyor. Bu anlamda enerji açığımız, ülkemizin, gerçekten çok ciddi boyutlarda. Düşünün ki Türkiye enerji ithal eden bir ülke olmaz ise bugün 65-70 milyar dolar civarındaki dış ticaret açığımızın sıfır seviyelerine düşeceğini ve ülke ekonomisine sağlayacağı katkıları bir göz önüne getirmenizi buradan istiyorum. Dolayısıyla, hem ekonomik anlamda hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının çevre dostu olması, ekonomik olması, özellikle son günlerde sıkça konuştuğumuz küresel ısınmaya neden olan fosil kaynaklı enerji kaynaklarının çevreye, dünyaya verdiği olumsuzluklardan sonra elbette ki ülkemizde de bu tip enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında çalışmalarımızın olması gerektiğini düşünüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yenilenebilir enerji kaynakları, son günlerde enerji sektöründe de çokça konuşulan bir konu. Doğanın kendi evrimi içerisinde bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynaklarını yenilenebilir enerji olarak tanımlıyoruz. Bunlar hidrolik, yani, su, güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi doğal kaynaklar yenilenebilir olmalarının yanında temiz enerji kaynaklarıdır. Bugün dünyada yaygın olarak kullanılan yakıtlar, yakılınca biten ve yenilenemeyen enerji kaynaklarıdır. Nükleer enerji, tüm dünyada beraberinde getirdiği teknik, politik, çevresel ve ekonomik sorunlarla birlikte rahat tercih etmediğimiz bir enerji kaynağı çeşididir. Ancak, ne yazık ki, bütün dünya yavaş yavaş nükleer enerjiden vazgeçerken biz, demode olmuş bu enerji türünü 9 Kasım 2007 tarihinde Meclisten 5710 sayılı Kanun’la geçirdik ve ülkemizi, bir anlamda, gelecekte yaşanabilecek sorunlarla karşı karşıya getirmiş olduk.
Değerli arkadaşlarım, fosil, nükleer ve diğer enerji üretim yöntemlerinde atmosfere sera gazı olarak ifade edilen zararlı gazlar salınmakta, bu gazlar dünyamızın iklim koşullarını etkilemekte, havayı, suyu, tüm çevreyi kirletmektedir. Son günlerde fosil yakıtların neden olduğu sera gazı salınımındaki artış, bilindiği gibi, küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Küresel ısınmanın neticesinde ortaya çıkan kuraklık, dünya tarım üretimini olumsuz olarak etkilemektedir. Dünyadaki bu gelişmelerden ülkemiz de nasibini almış, son yıllarda kuraklığın sebep olduğu tarımsal üretim kayıpları ülkemiz ekonomisini olumsuz etkilemiştir.
Bu değerlendirmeler gösteriyor ki, temiz enerji kaynakları olan yenilenebilir enerji kaynaklarını en rasyonel şekilde kullanmamız gerekiyor. İşte bu nedenle, bu kanun değişikliğinin ülkemizin enerji açığını kapatmasına ve temiz enerji üretmemize katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Tabii ki, tarım topraklarımızın tarım dışı kullanımına müsaade etmemiz mümkün değil ancak yenilenebilir enerji gibi istisnai konularda bu durumlar istismar edilmeden tarım topraklarının tarım dışı kullanımına açılmasına taraftarız. Biraz sonra bu kanun tasarısının 2’nci maddesi görüşülecek. İşte burada tarım topraklarının amaç dışı kullanım istisnalarının nasıl istismar edildiğini hep beraber göreceğiz.
Değerli arkadaşlarım, AKP İktidarı, İktidara geldiği günden bu yana tarım sektörünü ülke ekonomisine bir yük olarak gördü. AKP İktidarının zihniyeti “Tarımsal üretim tartıda ağır ancak pahada hafiftir, bırakalım başka ülkeler üretsin, biz satın alırız.” şeklinde olmuştur. Ancak bugün gelinen noktada, AKP’nin tarım politikaları Türk tarımını dışarı bağımlı hâle getirmiştir.
Bu politikaları neticesinde, geçtiğimiz yıl, Türk tarımının üzerindeki tahribatlar su üzerine çıkmış, tarım sektörü küçülmüş, tarımsal dış ticaret açığı 1 milyar dolar gibi önemli seviyelere gelmiştir. Ancak Hükûmet tarımdaki bu olumsuzluğun nedenini kendince bulmuş, bunu sadece kuraklığa bağlamıştır. Oysaki bu durumu sadece kuraklıkla izah etmek, Hükûmetin tarım politikaları konusundaki başarısızlığının üzerini örtmeye çalışmaktan başka bir şey değildir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, 2007’de tarımsal ürün ithalatında rekor bir seviyeye gelindi. Hükûmet sadece ihracat rekorlarından bahsediyor, ama ben size ithalat rekorlarından da bahsetmek istiyorum. İzlenmekte olan, ucuz kura ve ithalata bağlı büyüme modeli dış açığı artırdı. Ülkemiz tarımsal ürünlerde ithalat cenneti hâline geldi ve az önce de belirttiğim gibi, 2007 yılında, ülkemiz, yaklaşık olarak 1 milyar dolar tarım sektöründe dış ticarette maalesef açık vermiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 19 Mart 2008