İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 752 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 752 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-5 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Günaydın.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; ben de hepinize iyi sabahlar diliyorum; dikkatiniz için teşekkür ederim. Ancak, şu noktayı vurgulamak zorundayım : İnsan haklarına aykırı, sağlığa, akla hiç de uygun olmayan bir ortamda ve yanılmıyorsam 17 saate yakın bir süredir çalışıyoruz. Ancak, bu çalışma, bir hak düzeltilmesine yönelik olduğu halde, kanımca, daha önce konuşmacı arkadaşlarımın da belirttiği gibi, hakkı düzeltelim derken, yeni bir haksızlığın ya da başka haksızlıkların da yolunu açmış oluyoruz; genel lise mezunlarına haksızlık ediyoruz. Oysa, bir düzeltmeyi yaparken, bir şeyi düzeltirken bir başka tarafa zarar vermenin toplum vicdanı açısından, genel hukuk açısından hiç de doğru olmadığı bilinen bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar, bu noktaya döneceğim; ama, belki birkaç kez tekrar olacak -bazı konuların tekrarında yarar var, Sayın Araslı da daha önce belirtti burada- ancak öyle anlaşacağız, öyle görülüyor; içinde bulunduğumuz yıllarda, dünyada çok hızlı bir bilimsel ve teknolojik değişim olduğu, bir devrim olduğu hepimizin teslim ettiği bir gerçek; ancak, bir başka nokta biliniyor; dünya, buraya kolay gelmedi, büyük uğraşılarla geldi ve buradan çok önemli dersler çıkarıyor, ilkeler çıkarıyor, doğrular çıkarıyor.

Bakın, günümüzde, hükümetlerin, üniversite dünyası karşısındaki temel görevi nedir? Uluslararası anlaşmalara göre, hükümetlerin temel görevi, bilim ve araştırma alanını, düşünce dünyasını, üretim dünyasını, yani, bilimsel üretim dünyasını, yani, üniversiteyi, siyasetin, ticaretin, yani, sermaye çevrelerinin, geleneklerin, törelerin, dinin ve başka etki güçlerinin etkisinden, baskısından, egemenliğinden uzak tutmaktır, olabildiğince uzak tutmaktır. Devletin görevi budur, hükümetin görevi budur.

Peki, ne yapıyoruz biz; bu tasarıyla tam da tersini yapıyoruz. Üniversite dünyasına 12 Eylül rejiminin giydirdiği o deli gömleğini, biraz daha pekiştirerek, biraz daha vurgulayarak, biraz daha merkezî yetkiyi ve baskıyı artırarak yeniden getiriyoruz. Yani, olması gerekeni değil; eskiyi, olmaması gerekeni getiriyoruz ve bunun adına da, üzülerek belirteyim ki, reform diyoruz.

Değerli arkadaşlar, sabah sohbetiniz iyi de, tasarının genel gerekçesinde şöyle bir durum var: Tasarının gerekçesinde, YÖK'le gelen 1981 rejimini beşinci üniversite reformu diye tanımlanıyor. Değerli arkadaşlar, nasıl denir bilemem; ama, bu, 1981'deki YÖK tasarısına üniversite reformu demenin, buna reform demenin hiçbir mantıksal tarafı yoktur, doğru tarafı yoktur. Bu, aynı terimden gidersek, reform değil, deformasyondur, biçim çöküntüsüdür, değiştirmedir ve yıkımdır.

Şimdi, bu açıdan baktığımızda, getirilen tasarıyla, üniversite özerkliği çok büyük ölçüde yeniden zedelenmektedir. Sayın Bakan, özerklik meselesini, bilimsel ve idarî özerkliği, üniversite özerkliği talebini hep şöyle karşılıyor: "Bunlar bir Anayasa meselesidir; getirin, yapalım." Sayın Bakan, bu, aynı zamanda, yasalara geçmeden önce, bir anlayış meselesidir, bir zihniyet meselesidir. Bakınız, nasıl: Değerli milletvekilleri, Başbakanımız Sayın Erdoğan, üniversite yönetimlerine ilişkin olarak "parasını ben veriyorum, elbette ben yöneteceğim" diyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle bir zihniyetin üniversite özerkliğiyle, özgür düşünceyle, hukuk devletiyle, çağdaş yönetim anlayışıyla, kurumların -bu gerekçede belirtildiği gibi- özerk ve kendi iç işleyişleriyle, gelişmesiyle uzaktan yakından bir ilgisi kurulamaz, böyle bir şey olamaz. Burada, bir büyük yanılgının...

AHMET YENİ (Samsun)Saptırıyorsunuz.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Hiçbir şeyi saptırmıyorum Sayın Vekilim.

...bir önemli gerçeğin daha altını hep birlikte çizelim. Değerli arkadaşlar, çoğunluk, her şeyi yapmak anlamına gelmez. Milletin iradesi arkamızdadır, biz her şeyi yaparız diye bir gerçek yoktur. Bu, çoğunluğun diktatörlüğüne götürür ve diktatörlüklerin en tehlikelisi, en yanılgı doğuranı, en yanlışı, demokratik görünüp başka tür baskıcı sonuç vereni de bu tür diktatörlüklerdir. O nedenle, millet iradesi arkamızda; biz, hak, hukuk tanımayız, istediğimizi yaparız diyemeyiz.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli)Öyle diyen mi var şimdi; öyle diyen yok.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Söylüyorum efendim.

Hukukun temel ilkeleri vardır, insan haklarına saygı vardır ve bu ilkeler, bu kurallar çerçevesinde çalışmamız gerekir diye düşünüyorum.

Daha önce burada şu nokta vurgulandı ve denildi ki: Kimi öğretim üyeleri cüppelerini giydiler, Millet Meclisine geldiler. Değerli arkadaşlar, gelenlerin bir bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden benim arkadaşlarım. Bu öğretim üyeleri...

AHMET YENİ (Samsun)Hocam, CHP'ye gittiler.

YAKUP KEPENEK (Devamla) -Sayın Vekilim, Ahmet Bey, o arkadaşlarımızın tamamı değil, 15 kişilik bir temsilci heyeti Grup Başkanvekilimiz tarafından kabul edildi ve kendisiyle görüştüler. Sayın Faruk Çelik buradadır ve ben doğruyu söylüyorum.

Yani, bu öğretim üyeleri, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisine gelmediler; İktidar Partisine de geldiler. Üzülerek belirteyim ki, sizin bundan bile haberiniz yok. Eğer, kabul edilselerdi tamamı sizin grup salonunuza gelirdi.

Bu insanlar, bakın, yıllardır üniversitede çalışıyorlar ve Sayın Bakanım, bunu siz de bilin; bu arkadaşlarımızın şu anda geldikleri durum şudur: Daha evvel burada yeniden vurguladım. Bu arkadaşlarımızın araştırma görevlisi kadroları kesilmiştir, bu arkadaşlarımızın araştırma paraları ellerinden alınmıştır, maliyeye gelir kaydedilmiştir. Bu arkadaşlarımız proje yapamaz hale gelmişler, asistan çalıştıramaz hale gelmişlerdir.

Şimdi, bu durumda olan öğretim üyesi sokağa çıkmamıştır, cübbesini giymiştir ve halkın iradesinin temsil edildiği Yüce Meclise gelmiştir.

AHMET YENİ (Samsun)"CHP'ye" diyor burada.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Hayır, efendim; Faruk Çelik'in ofisine gitmiştir. Onu öğrenin, onu öğrenin. Fotoğrafçıyı çağırsaydınız.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004

158 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook