Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)
Gaziantep Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 1.242 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yaşar Ağyüz (CHP), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 1.242 kelime.
Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 307 sayılı yasanın 2’nci maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bir buçuk yıllık yeni Meclis dönemi içerisinde birtakım vakıf üniversitelerinin kuruluşu buraya geldi, görüşüldü ve hepsi de hemen hemen kabul edildi. Bu vakıf üniversiteleri öğrenim yaşamına 1984 yılında girmiştir, o günden bugüne kadar sayıları artarak devam etmiştir. Şu anda otuz altıya ulaşan bu sayıya rağmen, öğrenim gören öğrenci sayısı bütünü içerisinde maalesef yüzde 6’yı geçememiştir. Şimdi de seçim bölgem Gaziantep’te kurulması önerilen bir vakıf üniversitesinin yasasıyla karşı karşıyayız.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak üniversite kurulmasına karşı değiliz; donanımlı, teknik altyapısı oluşmuş, öğrenim kadrosu yeterli olan üniversitelerin ve branşlaşma yönünde ihtiyaç duyulan bölümlerin açıldığı üniversitelerin kurulmasından yanayız. Ama gelin görün ki buraya öyle yasalar geliyor ki mesela geçenlerde Meclisin son günü, tatile gireceği 31/7/2008’de yine bir yasa geçirdik “Gazikent Üniversitesi kurulması” diye. Evet, ben o gün de iddia etmiştim, demiştim ki: “Bu üniversitenin arsası yok, imar planı yok.”
Bakın arkadaşlar, bu 31/7’de çıkardığımız üniversite kuruluşunun imar planı iki ay sonra Büyükşehirden onaydan geçiyor değerli arkadaşlar. Arsa tahsisi yok. Siz böyle bir arsayı… Söylediğimiz zaman da “Bunun teknik altyapısı yetersiz.” diyoruz. Bakın Meclis kararına. Şimdi böyle teknik donanımı yeterli olan üniversiteler kurarak nereye varmak istiyorsunuz? Bu üniversitelerde maalesef temel atarak kamuoyunun gözünü boyayacak şekle getirdiniz. Üniversite bir ihtiyaçsa, mevcut devlet üniversitesinin branşlarından farklı bir üniversite kurulmasını niye şart koşmuyorsunuz? YÖK’ten niye bunlar çatır çatır geçiyor? İlgili kent üniversitesinden bunun için muvafakat mı deniyor, o neden çabuk geçiyor?
Bakın, şimdi bu kurulacak üniversite teknik donanımı yeterli bir üniversitedir. Tamam ama aynı branşlarda; hem daha önce kurulan vakıf üniversitesi aynı branşlarda hem devlet üniversitesi aynı branşlarda. Şimdi OECD ülkeleri içerisinde yükseköğrenim görmüş işsiz sayısının en çok olduğu ülke Türkiye ise, branşlaşma gerekiyor ise biz niye hâlen fen-edebiyat fakültesinin kurulmasını özendiriyoruz, biz niye hâlen öğretmen kadrosunun kurulmasını özendiriyoruz? 200 bin öğretmenin boş gezdiği hatırlarımızda değil mi? Öğretmenlerimizin yeterli ekonomik koşullarda olmadan yeterli eğitimi vermediğini hepimiz bilmiyor muyuz? Yani üretim planlamanız, yatırım planlamanız, kalkınma planlamanız olmadığı gibi, maalesef eğitim planlamanız da yok. O nedenle, getirdiğiniz yasa tasarılarına biz “evet” derken vicdanen rahatsız oluyoruz. Çünkü, bakın, kâr amacı gütmemek şartıyla kurulan bu vakıf üniversitelerinin bugüne kadar denetimi yapılmamıştır, YÖK tarafından yapılması gereken denetimler büyük çapta yapılmıyor. Öğrenciden alınan öğretim ücretinin yarısı bile öğrenciye harcanmayan üniversiteler var. Devletten, bütçeden pay ayırarak kurduğunuz bu vakıf üniversitelerini denetlemek bu kadar zor iş mi? Ama YÖK’ün, YÖK Başkanının başka işleri var! YÖK Başkanı “On beş tane yeni üniversitenin başına kimi atayabilirim siyasi yandaş olarak.” onun hesabını yapıyor, Ayrıca, “Cumhurbaşkanına sunacağım seçilmişlerin listesini nasıl değiştirebilirim.” onun hesabını yapıyor ve üniversitelerde öğretim kadrolarında iç barışı bozduğunuz gibi öğrenciler arasında da iç barışı bozuyorsunuz. Bilimsellikten uzak, aklı, bilimi öne çıkarmayan bir eğitim anlayışıyla Türkiye'nin, hepinizin ağzına sakız ettiği “çağdaş uygarlık düzeyi”ne ulaşması mümkün değildir. O nedenle, Türkiye'nin eğitim sistemi a’dan z’ye yeniden düzenlenmek zorundadır. İhtiyaca yönelik, üretime dönük branşların açılmasına ihtiyaç vardır. Diplomasız işsiz yaratan bir üniversite yöntemiyle bir yere varmanız mümkün değildir. Nasıl ki her şehre üniversite açtınız, eğitim kadrosu yok, şimdi açılan vakıf üniversiteleri de maalesef branşları aynı olduğu için o devlet üniversitelerinin içini boşaltıyorlar. Biraz farklı ücret veriyorlar çünkü siz öğretim üyelerine ve öğretmenlere insanca yaşayacak maaşı bile esirgiyorsunuz. Dolayısıyla, yetişmiş insanlar devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine ve özel üniversitelere çekiliyor değerli arkadaşlarım.
Bu yanlışı gidermediğiniz müddetçe eğitimde devletin yükünün özel üniversitelere ve vakıf üniversitelerine akmasının önüne geçemeyiz. Yetersiz, branş planlaması olmayan eğitim anlayışıyla da Türkiye'nin kalkınmasına katkıda bulunmak mümkün değildir değerli arkadaşlarım.
Ayrıca, değerli arkadaşlar, nasıl ki ekonomiyi karaya oturttunuz her alanda, reel sektör tıkandı, işsizlik arttı, çiftçi perişan, esnaf perişan, şimdi çocuğunu özel okulda okutan, üniversitede okutan insanlarımız da perişan.
Sayın Bakan katıldığı bir panelde diyor ki: “Özel okulların daha fazla desteklenmesi lazım, teşvik verilmesi lazım, eğitim mortgage’ının yaşama geçirilmesi lazım.” diyor.
Şimdi, bakın, insanları özel eğitime özendiriyorsunuz, paralı eğitime özendiriyorsunuz ama insanlar ekonomik yokluğa düştüğü zaman da ikinci taksitini, üçüncü taksitini ödeyemiyor. Burslu okuyan öğrencilerin dışında özel üniversitelerdeki hiçbir öğrenci yarattığınız bu ekonomik kaos içerisinde rahat değil değerli arkadaşlarım. Buna çözüm getirmeniz lazım.
Diplomasız işsizi yaratarak biz yükseköğrenim içerisinde işsizlik oranını, mezun olanların oranını yüzde 25’e çıkardık. Bu, dünyanın hiçbir yerinde görülmüş iş değildir. Sayın Millî Eğitim Bakanının sayesinde beş yıldır, altı yıldır bunu da yaşadık.
“Eğitim kalitesi artıyor.” diye her zaman çıkıp konuşuluyor. Bakın, kendi şehrimden örnek vereceğim: Eğitimin kalitesi artıyorsa Sayın Bakan, 2006 yılında OKS’de Gaziantep 64’üncü, ÖSS’de 51’inci sıradayken 2008 yılında öyle bir şey atlattınız ki, 68; 51’i de 64’e çıkardınız. Alt sınırlara çekmede üzerinize yok, maharetinize yok. Niye? Bunlar yanlış kadrolaşmalarınızın sonucu. O kadar siyasi kadrolaşıyorsunuz ki ve tarikatların emrine giren bir kadrolaşma içerisindesiniz…
Bakın, size Eğitim-İş’in değil, Türkiye Kamu-Sen’in Gaziantep şubesinin bir basın bültenini okuyacağım: “Gaziantep millî eğitimini idare edenler Türkiye’de benzeri görülmemiş derecede siyasallaşıp devlet memuru yerine parti memuru olmayı seçerek -dikkat edin- değil bir okulu, kendini idare etmekten aciz birçok kişiyi, hak hukuk demeden, parti taassubuyla, vekil idareci olarak atayıp, çocuklarımızı bunlara emanet ettiler. Gaziantep’te eğitim de her geçen gün bunların sayesinde biraz daha geriye gidiyor.” diyor. Bunu kim söylüyor? Türk Eğitim-Sen söylüyor. Türk Eğitim-İş söylese dersiniz ki yandaş. Hani bazı medyalara söylüyorsunuz ya “yandaş medya” diye.
Peki, değerli arkadaşlarım, Sayın Maliye Bakanının işi bu kadar çok mu da eğitime mesai ayıracağına kadrolaşmaya ayırıyor? 15/10/2008 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren atama yönetmeliği ve uygulaması niye bugüne kadar uygulanmıyor büyük kentlerde, Gaziantep’te? Niye kayırmalı atamalar yapılıyor? Niye KPSS’ye girmeyen, puanı tutmayan öğretmenleri siz dilediğiz gibi atıyorsunuz, akraba-eş dost, tarikat-taallukat düşünerek yapıyorsunuz? İşte bundan dolayı eğitim Türkiye’de bir darboğaza girmiştir.
Bu vakıf üniversitesine “evet” diyelim, başüstüne, ama bu vakıf üniversitesinin teknik donanımı yeterli olduğu için diyelim diyoruz. Ama bu vakıf üniversitesinin yaşadığı sıkıntıları da göz ardı edersek, bizim bundan sonra önümüze gelen vakıf üniversitelerinde aradığımız koşullara uymadığı takdirde ve Türkiye'nin gerçeklerine hizmet eden, hitap eden branşlaşmayı bulundurmadığı takdirde “evet” deme şansımız mümkün değil, olamayacaktır değerli arkadaşlarım.
Bakın “Üniversite mezunları büyük işsizlik içinde.” dedim, yüzde 72’si iş bulamıyor değerli arkadaşlar. Bu, sizin çok güvendiğiniz TÜİK’in rakamları, bazen yanlış veriyor ama sizi kayırmak için, onu da idare edeceksiniz. 185 bin genç diplomalı mezun bugün açıkta, işsiz, bekliyor. Bu, hepimizin vicdanını sızlatıyor. Var olan ekonomik koşullar işsizliği artırırken, biz, birikmiş olan işsizliği çözmek için bile bir çaba gösteremiyoruz değerli arkadaşlarım. Teknik liseleri ve meslek yüksekokullarını özendirmediğimiz takdirde, branşlaşmayı yapmadığımız takdirde bu üniversite anlayışıyla diplomalı işsiz üretmeye devam edersiniz. Gaziantep’te de eğitimin kalitesi ve niteliği düşer, diğer bölgelerde de eğitimin kalitesi ve niteliği düşer.
Sayın Bakan çok derslik açtık diye övünüyor. Ben Gaziantep’i geziyorum, devlet eliyle yapılan derslik sayısı çok az. Hayırseverler kanalıyla yapılan derslik sayısını, Sayın Bakan altı yılda derslik sayısını artırdık diye… Sayın Bakan, derslik sayısını artırırken eğitimin niteliğini artıracaksınız, eğitimin kalitesini artıracaksınız. Siz bunu yapmadığınız müddetçe eğitime hizmet etmezsiniz. Siz ancak Sarı Gelin belgeselini okullarda gösterilme talimatını verebilirsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Ağyüz.
YAŞAR AĞYÜZ (Devamla)YÖK’ten gelen talimatları, YÖK’ten gelen kararları uygulama mercisi olarak Cumhurbaşkanına sunup, ondan sonra geçip bakmayı bilirsiniz Sayın Bakan. O nedenle, Türkiye’de eğitim çıkmazda ve sorun olduğu kadar, Sayın Eğitim Bakanının kendisi de büyük sorundur eğitimin başında. Öncelikle kendisini gözden geçirmelidir ve ey iktidar mensupları, 29 Martta uğrayacağınız hezimetten sonra eğer bir kabine revizyonu yapmak istiyorsanız ve Türkiye’ye hizmet etmek istiyorsanız, eğitimin önünü açmak istiyorsanız, çağdaş eğitimi sağlamak istiyorsanız evvelemirde bu Maliye Bakanından Türkiye’yi ve İktidarınızı kurtarmak zorundasınız.
Ben bu duygularla, bu yasanın kentime hayırlı olmasını diliyorum ve eksik doğan bu yasanın önümüzdeki günlerde sanıyorum vakıf yöneticilerince ve YÖK ile birlikte düzeltilir inancıyla hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 19 Şubat 2009