İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 125. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)

Yaşar Tüzün

Bilecik Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 125. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Temmuz 2008 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Tüzün (CHP), 2 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 896 kelime.

Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 125. Birleşim tutanağı, 2 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-23-2008-07-02-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 10’uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu kanun üzerinde yaklaşık iki haftadır, iki buçuk haftadır, söylenmesi gereken, konuşulması gerekenleri tüm gruplar adına, şahıslar adına arkadaşlarımız konuşmalarında belirttiler. Ancak, bu konuşmalar sürecinde özellikle muhalefet partilerinden gelen önergeler her zaman olduğu gibi dikkate alınmadı.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizdeki mahallî idarelerin, yerel yönetimlerin ne olduğunu, nasıl işletildiğini hepiniz biliyorsunuz. Yaklaşık 1930 yılında kurulan 1580 sayılı Belediye Kanunu yetmiş dört yıldır hayatta bulunuyor idi. 2004 yılında yine bu yüce Mecliste yapmış olduğumuz değişiklikle merkezî hükûmetin yetkilerinin büyük kısmını yerel yönetimlere devrettik, devir işlemlerini tamamladık, yetkiyi verdik; ancak, sorumluluklarını yerel yöneticilere vermedik. Buradaki bu nüans farkı hâlâ devam etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, özellikle belediyelerin, mahallî idarelerin kendine özgü sorunları var. Bu sorunlar İçişleri Bakanlığı bünyesi altında çözülemiyor, çözülmüyor. Yani, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Türkiye’de bulunan tüm 3.215 belediyeden, il özel idarelerinden, köy muhtarlarından sorumlu olan mahallî idareler bu vasfı yerine getirmekte zorlanıyor. Dolayısıyla, bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak… Mahallî idarelerden sorumlu bir bakanlığın mutlaka ama mutlaka olması gerektiğine inanıyorum. Yani, İçişleri Bakanlığına bağlı bir mahallî idareler birimi değil de kendine özgü bir bakanlık kurulup tüm mahallî idareler bu bakanlığa devredilmeli.

Yine, bildiğiniz gibi, belediyelerimizin en önemli gelir kaynağını oluşturan İller Bankası, bildiğiniz gibi, Bayındırlık Bakanlığına bağlı. Yine, belediyelerimize kaynak aktaran, Teknik Araştırma Daire Başkanlığı, yine, bildiğiniz gibi Bayındırlık Bakanlığına bağlı. Diğer bakanlıklarda bulunan, belediyelerimize sosyal, kültürel ve ekonomik katkı veren birtakım fonlar, diğer bakanlıkların bünyesinde bulunmakta. Dolayısıyla, başta İller Bankasını, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğünü ve Teknik Araştırma Daire Başkanlığını ve diğer bakanlıklarda bulunan bu fonları, hepsini bir araya toplayıp bir yerel yönetim bakanlığı kurmamız gerektiğine inanıyorum. Eğer biz bunu kurar isek, biz bunu hayata geçirirsek, bir nebze olsun belediyelerimizin, mahallî idarelerimizin sorunları çözülmüş olur diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğümüzce, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi İktidara geldiği günden bugüne kadar, Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanları üzerinde soruşturma yetkisi izninin verilip verilmediğini takdirlerinize bırakmak istiyorum. Özellikle son aylarda, muhalefet partisine mensup, özellikle Trakya bölgesinde bulunan Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına uygulanan linç girişimini de buradan kınıyorum.

Bakınız, bir kentin seçilmiş olan belediye başkanı hangi siyasi partiden olursa olsun, ona aynı yakınlıkta veya aynı uzaklıkta, aynı süre içerisinde yapacağınız müdahale, kendi partinize mensup olduğu zaman farklı olmaması gerekir diye düşünüyorum. Özellikle Mahallî İdareler Genel Müdürümüze bu iki hafta içerisinde sorulan sorulara cevap verilmemesi ve başta İçişleri Bakanımızın “Bu tür sorulara yazılı olarak cevap vereceğim.” demesi, Meclisten kaçırılan birtakım konuların olduğu, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisine bu bilgilerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, yine bu kanunda, özellikle büyükşehir belediyelerimize büyük imkânlar sağlanmakta. Türkiye’de bulunan on altı büyükşehir belediyesinin zaten 3030 sayılı Yasa’dan kaynaklanan birtakım avantajları var. Dolayısıyla büyükşehir belediye başkanı seçilenler, bakınız şöyle son 1980 sonrası belediyelere, hangi partiden seçilirse seçilsin bir daha bırakmaları söz konusu olmadı. Kendi istekleriyle ayrılırlarsa veyahut partileri aday göstermezlerse veyahut başka bir makama aday olmuşsa anca büyükşehir belediye başkanları değişebiliyor. Bunun temel sebebi, işte, 3030 sayılı Yasa’dan kaynaklanan ekonomik avantajlardır. Yani büyükşehirde yaşayan Ahmet ismindeki bir vatandaşımıza gelen payla bir il belediyesinde, ilçe belediyesinde yaşayan Ahmet ismindeki bir vatandaşımıza gelen payın 5 kat düşük olduğunu hepiniz biliyorsunuz.

Yeni bir on altı imparatorluk, yeni bir on altı güç yaratılıyor. Yine bu kanunda da aslan payı elbette büyükşehir belediyelerinin olacak. Oysa biz bu düzenlemede bir farklılık yapabilirdik Sayın Başkanım, yani teklif sahibi olarak sizin de mutlaka bundan bilginiz var, yani nasıl bir belediye kurmak için bir nüfus sınırlaması getirdiysek bunun gibi üst sınır koyarak bu oranın altında kalan belediyelere bu oranlar yani üst sınır üzerinden pay verebilirdik. Örneğin nüfusu 100 binin altında olan bir il belediyesine nüfusu 100 bin oranına göre yardım yapılabilirdi. Nüfusu 50 binin, 40 binin altında olan bir ilçe belediyesine nüfusu 40 bin oranındaki katkıyı sağlayabilirdik. Örneğin nüfusu 10 binin altında olan bir belde belediyesine nüfus oranını 10 bin sınırında tutup aynı katkıyı sağlayabilseydik en azından bu aradaki makas daraltılmış olurdu, bu makas bu kadar açılmamış olurdu. Maalesef bunu sağlayamadık ama ilerideki günlerde, mahallî idarelerimizin ve yerel yönetimlerimizin sorunlarını bilen ve geçmişte belediye başkanlığı yapmış, il genel meclisi üyeliği yapmış, belediye meclis üyeliği yapmış değerli arkadaşlarım bu Parlamentoda bulunuyorlar ve önümüzdeki günlerde, önümüzdeki süreçte bunun yeniden değerlendirilip bir “yerel yönetim bakanlığı” adı altında bu sorunları çözebileceğimizi düşünüyorum.

Sonuç olarak, değerli arkadaşlarım, Mahallî İdareler Genel Müdürlüğümüzün üzerine düşen sorumlulukları, siyasi partilere aynı yakınlıkta, aynı uzaklıkta ve mesafede durarak yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle -az önce de söyledim- Trakya bölgesinde uygulanan bu linç girişimini, Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına uygulanan bu linç girişimini kabul etmek mümkün değildir. Örneğin geçtiğimiz hafta içerisinde -isim vermeyeceğim ama- bir gazetemizde Akfırat Belediyesiyle ilgili günlerce, ama bakın günlerce çıkan haberleri, Adalet ve Kalkınma Partili veya bir başka partili belediye başkanına yapılan uygulamalarla Cumhuriyet Halk Partili veya muhalefet partili bir belediye başkanına yapılan uygulamaların ne kadar farklı olduğunun en somut örneği, İstanbul Akfırat Belediyesiyle Trakya bölgesinde Cumhuriyet Halk Partide bulunan belediyelere uygulanan muamelenin ne olduğunu sizler de en iyi şekilde biliyorsunuz.

Bu kanunla yine aslan payının, en büyük payın büyükşehir belediyelerinin olacağını, büyükşehir belediye başkanlarının kendine sağlanan avantajların, imkânların daha fazlasının sağlanacağının bilinci içerisindedirler. Dolayısıyla kentten kırsala göçün sağlanması konusunda destek vermemiz gerekirken, maalesef, yine kırsalımızdan, köylerimizden büyükşehirlerimize göçün devam edeceğini gösteren bir kanundur diye düşünüyorum.

Beni dinlediğiniz için de hepinize teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla bir kez daha selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 2 Temmuz 2008

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook