İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Kırklareli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 741 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yavuz Altınorak (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 741 kelime.
Yavuz Altınorak (CHP, Kırklareli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-altinorak-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli)Sayın Başkan, Meclisimizin çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 73'e 1 inci ek sıra sayılı İş Kanunu Tasarısının 59 uncu maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Bugün ülkemizde iki büyük ekonomik krizin, insanlarımızı işinden, aşından ettiği ve hepimizin yüzde 50 fakirleştiği, onbinlerce insanımızın işsiz kaldığı bir dönemde, İş Kanunu Tasarımızı, sanki, yangından mal kaçırır gibi çıkarma çabasına tüm kamuoyunun dikkatini çekmek istiyorum.
Halen yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu artık yetersiz kalmıştır; çünkü, otuz yıl önceki çalışma koşulları artık değişmiş, elektronik teknolojinin tüm üretim alanlarına yaygın bir biçimde girmesi, üretimde bilginin öneminin sermayenin önüne geçmesi, çalışanların vasıf derecelerinin beden işçiliğinden fikir işçiliğine kayması, çalışma hayatını yakından etkilemiştir. Nitekim, bu yeni teknoloji nedeniyle, yeni çalışma türleri hızla yaygınlaşmış, işin düzenlenmesinde yepyeni modeller ve uygulamalar ortaya çıkmıştır. Kısmî süreli, çağrı üzerine çalışmalar, ödünç iş ilişkileri, iş paylaşımı modelleri bu gelişimin bazı örnekleridir.
Diğer taraftan, artık, klasik iş hukuku literatüründe, işçinin ve işverenin tanımında bile ciddî değişmeler ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan, işçinin, işyerinde, işverene bağımlı olarak, bir ücret karşılığı çalışan kişi olduğu biçimindeki tanım, artık, tüm çalışanları ifade edememektedir; zira, işçi, artık, yeni teknoloji sayesinde, evinde çalışmaktadır. Bu yeni çalışma koşullarının çeşitli ülkelerde yasalara yansıması gerçekleşmiştir; ancak, Türk iş hukuku mevzuatı bu değişimi zamanında saptayıp, gerekli uyumu yakalayamamıştır.
Değerli arkadaşlarım, sizler, yukarıda belirttiğim bu hususların, yeterince değerlendirilip, gerekli çalışmaların tamamlandığına inanıyor musunuz? Peki, şimdi, ne yapılmaya çalışılıyor? Yine, daha önce yapıldığı gibi, konu iyice tartışılmadan, tarafların muvafakatı alınmadan ve çağdaş uygulamalar incelenmeden lokal bazı konularla geçiştirilerek bu yasa çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, her zaman olduğu gibi, biz, çağdaşlıktan, insan haklarından, emekten yana olmaya devam edeceğiz.
Biz, diyoruz ki, gelin, gerçekten ülke ekonomisi ve çalışma barışı açısından çok ciddî olan bu yasayı, ciddî boyutlarda tartışarak, inceleyerek, ülke gerçeklerine ve Avrupa Birliği normlarına uygun, insan onuruna yakışır bir yasa olarak, acele etmeden çıkaralım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, yasaya değil, yasanın içeriğindeki maddelerin incelenmeden, araştırılmadan, tarafların mutabakatı alınmadan, aceleye getirilerek çıkarılmasına karşıyız.
Şimdi, sizlere ve bizlere kabul ettirilmeye zorlanan bu yasanın bir maddesinden kısa bir örnek vermek istiyorum ve takdiri vicdanınıza bırakıyorum. İş Kanunu Tasarısının 17 nci maddesi, yine 59 uncu maddeye atıfla ve 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince, aynen şöyle diyor: "Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir." Ve ilgili maddenin (d) bendine göre, örneğin, yirmidört yıl çalışmış, ömrünü bu işe vermiş, yaşı 40'ın üzerine gelmiş bulunan ve artık yeni bir iş bulma şansı kalmamış bir işçi arkadaşımızın, kardeşimizin işveren tarafından akti feshedilecek ve yeni iş araması için kendisine sadece sekiz hafta süre verilecek. Evet değerli arkadaşlarım, ben sana önceden, seni işten çıkaracağım diyorum, iş bulabilmen için sadece sekiz hafta süre veriyorum. Bu yetmez mi?! Peki, iş aktini feshetmesi için işverenin geçerli sebebi ne olacak, biliyor musunuz değerli arkadaşlarım? Söz konusu yasa tasarısının 19 uncu maddesine göre, işçinin davranışını beğenmedim, 15 yıl önce işe aldığımda yakışıklıydın, tipin müsaitti; ama, 40 yaşına geldin, verimin düştü, tipini beğenmiyorum demek yeterli olacaktır.
Peki, biz ne diyoruz değerli arkadaşlarım? Çağdaş iş hukukunda aşılan ve Mecelleden kalmış olan, işçinin alınması, satılması, devredilmesi anlayışını bugünlere taşıyan, yasalaştığı takdirde yaygınlaşacak, bugünün kölelik düzenini tanımlayan iş sözleşmesinin devri, ödünç iş ilişkisi gibi maddelerin tasarı metninden çıkarılmasını; belirli süreli iş sözleşmesi kavramının, yapılacak işin niteliğiyle, objektiflik ilkesinin gerektirdiği nedenlere bağlanmasını ve buna göre tanımlanmasını; kıdem tazminatının kazanılmış hak olduğunun gözetilmesini; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan, taslağın ilk biçiminde yer alan ücretin gününde ödenmesiyle ilgili maddenin yeniden tasarı metnine alınmasını; çalışmaların sonuçlarından ancak toplu iş sözleşmeleriyle korunmalarının olanaklı olduğunu; çalışma sürelerinin denkleştirilmesi gibi maddelerin bu doğrultuda düzenlenmesini; telafi çalışması gibi, yeni getirilen çalışma biçimlerinin işverence koşulları tek yanlı belirlenen çalışmalar olmaktan çıkarılması amacıyla "zorunlu nedenler" ve "benzer nedenler" gibi ifadelerin metinden çıkarılmasını; iş ve işçi bulmaya aracılıkla ilgili olarak özel istihdam bürolarının kurulmasıyla ilgili yasağı kaldıran maddenin, ödünç iş ilişkisinin meslekî faaliyet olarak sürdürülmesine ve işçi simsarlığına yol açacağı kaygısıyla, tasarı metninden çıkarılmasını talep ediyoruz, takdiri sizlere bırakıyoruz.
Diğer taraftan, önemli bir konuyu daha ortaya koymak istiyorum. Türkiye'de sendikaların ve sendikalaşmanın, özellikle tüm işkollarında olduğunu söyleyebilir misiniz, söyleyebilir miyiz değerli arkadaşlarım; bu imkânımız var mıdır, var diyebilir miyiz?
Sendikal hak sahibi olmaya çalışan, sendikalara yeni üye olan çalışanlarımızın birçoğunun çok yakın zaman içerisinde işlerinden el çektirildiğini yakinen bilmekteyiz, izlemekteyiz ve bu konuları çok duyuyor ve bu sıkıntıları hep beraber bu Meclis çatısı altında yaşıyoruz.
Ben, sizlere, sadece bunları hatırlatmak istedim. Takdiri sizlere bırakıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003