İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Yılmaz Kaya

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Şubat 2004 · 1.365 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yılmaz Kaya (CHP), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.365 kelime.

Yılmaz Kaya (CHP, İzmir). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-kaya-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının 20 nci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, bu tasarının komisyonlarda görüşülmesi sırasında, büyük tartışmalar yaşanmış; ancak, bizim, hem yöntem hem de yasa tasarısının içeriği üzerine belirttiğimiz görüşler, yaptığımız haklı itirazlar, her zaman yapıldığı gibi, hiç dikkate alınmamış ve yine, çoğu kez yapıldığı gibi, İçtüzük, âdeta, katledilerek, ayaklar altına alınarak, komisyonlarda, görüşmeler, sadece AKP'li üyelerin katılımıyla tamamlanmış ve sonuçta, tasarı, bugün Meclis Genel Kuruluna getirilmiştir.

Sadece bizim görüşlerimiz ve karşı çıkışlarımız dikkate alınmamakla kalmamış, bir özel üniversite hariç, diğer tüm üniversitelerin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının, baroların, barolar birliğinin, derneklerin hiçbirinin de, görüşleri ve karşı çıkışları dikkate alınmamıştır.

Bir komisyon başkanı düşünün ki, yasa tasarısı görüşülmekteyken, komisyon görüşmelerine son vermiş ve daha sonra, İçtüzük gereği, yeni bir toplantı saati ve yeri bildirip yeniden toplantı yapması gerekirken, sadece AKP'li komisyon üyeleriyle, bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen bir zamanda gizlice komisyon toplantısı yapmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde ilk kez korsan komisyon toplantısı düzenlenmiş ve o komisyondan geçen bu tasarı Meclis Genel Kuruluna getirilmiştir.

MUSA UZUNKAYA (Samsun)İlk defa da, bir komisyon bir grup tarafından basılmış!..

YILMAZ KAYA (Devamla)Böyle yapmaya devam ederseniz, çok basılır daha.

MUSA UZUNKAYA (Samsun)"Basılmış..." Tamam!..

YILMAZ KAYA (Devamla)Bir komisyon başkanı düşünün ki, bu korsan toplantı yerini bulup komisyona katılan partimizin komisyon üyesi Kırklareli Milletvekili Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu'nun komisyonda yaptığı itirazları hiç dikkate almamış ve bunları tutanaklara geçirtmemiştir.

İşte, İçişleri Komisyonundan bu şekilde, tamamen usulsüz, İçtüzüğe aykırı, hukuk ihlalleriyle dolu bir görüşme sürecinden sonra geçen söz konusu yasa tasarısı, daha sonra Plan ve Bütçe Komisyonundan geçerek benim de üyesi bulunduğum Anayasa Komisyonuna gelmiştir. Anayasa Komisyonunda yapılan görüşmelerde Hükümeti temsilen bulunan Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin tasarıyı savunarak, komisyon raporunda da yer alan görüşlerinde, tasarının uzun sürede hazırlandığını belirtmiştir.

Değerli arkadaşlar, tek başına uzun zaman kavramı o kadar sübjektif bir kavramdır ki, bir kişinin uzun bulduğu bir süreyi başka bir kişi kısa bulabilir. Örneğin, bir saat otobüs bekleyen bir kişi çok uzun zaman beklemiş olabilir; ancak, üç dört yaşında okumayı öğrenen bir çocuk kısa zamanda okumayı öğrenmiş sayılabilir; ama, devletin önemli birimlerinde ve devlet yapısında köklü değişiklikler yapma iddiasıyla hazırlanan bu tasarı, inanın ki, uzun zamanda hazırlanmamıştır; aksine, çok kısa bir zamanda, gerekli hazırlık yapılmadan, âdeta paldır küldür hazırlanmış ve önümüze getirilmiştir.

Bu tür köklü değişiklikler yapma iddiasıyla hazırlanan yasalar, Avrupa ülkelerinde, yıllarca tartışılıp ilgili birimlerle tam bir mutabakat sağlanmasıyla ve ayrıca uygulanmaya başlanması halinde yaratması muhtemel sakınca ve aksaklıklar, doğuracağı olumsuz sonuçlar dahi düşünülerek hazırlanmaktadır; yani, bu ülkelerde, bu süreç dört-beş yılı bulmaktadır. Oysa, bu yasa tasarısı, Sayın Bakanın hem komisyonlarda hem de birçok yerde belirttiği gibi uzun sürede hazırlanmış bir yasa değildir.

Yine, komisyon raporunda yer alan bir iddia -ki, bu, bence sadece bir iddiadır- siyasî partilerin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, kısaca, her kesimin önerilerinden yararlanıldığıdır. Şimdi, ben, Sayın Bakana soruyorum; bir üniversite dışında hangi üniversiteden öneri aldınız da, o önerileri değerlendirdiniz? Hangi sivil toplum örgütünün görüşlerini değerlendirdiniz? Hangi siyasî partilerin katkılarından faydalandınız? Sayın Bakan, biraz önce, bununla ilgili sorulan soruya da ısrarla cevap vermekten kaçınmıştır; tahmin ediyorum devlet sırrı değildir, herhalde, bu soruya maddenin görüşülmesinin bitiminden sonra cevap verecektir. Katılımdan şunu anlıyorsanız bir diyeceğimiz yoktur: Siyasî partiler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, sendikalar ve diğer kuruluşlar, size bu yasanın kötü bir yasa olduğunu, uygulanmasının büyük sakıncaları olacağını, devletin üniter yapısı konusunda zararları olacağını, sosyal devlet anlayışına son verdiğini, kamu hizmetlerinden yararlanmada vatandaş kavramını ortadan kaldırıp müşteri kavramını esas aldığını, bütün bunlara rağmen kamu yönetimini de kolaylaştırmadığını söylemelerine rağmen "en iyisini biz biliriz" mantığıyla bildiğinizi okuyarak gelen bu itirazları hiç dikkate almadan, bu görüş ve itirazların tam tersini yapmanıza rağmen, bunu katılımcılık sayıyorsanız bir diyeceğimiz yoktur. Sizin katılımcılık anlayışınız bu mudur?

Değerli arkadaşlar, sizin, görüşlerini aldığınızı söylediğiniz üniversitelerden, sendikalardan, barolardan, sivil toplum örgütlerinden bize her gün yüzlerce yazı gelmektedir ve bu tasarıya itirazları içeren bu yazılarda, bu tasarının yasalaşmaması gerektiği belirtilmekte ve engel olmamız istenmektedir. Kısacası, bu tasarı bir katılım sonucu ve mutabakatla hazırlanmış bir tasarı değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, tasarının gerekçesinde yer alan ve Anayasa Komisyonunda Sayın Bakanın hararetle savunduğu ve tasarının yasalaşması halinde gerçekleşeceği iddia edilen merkezde toplanan görev, yetki ve sorumlulukların belli bir bölümünün mahallî idarelere aktarılması sonucu, vatandaşın kendisine en yakın noktadan hizmet alabileceğini, vatandaşın aldığı hizmetin kalitesinin yükseleceğini ve rahat etmesinin gerçekleşeceğini düşünmekse, en iyimser tabirle, tam bir hayalperestliktir.

Değerli arkadaşlar, mahallî idarelere devrettiğiniz bazı yetki, görev ve sorumluluklarla birlikte onlara bazı doğaüstü güçler ya da sihirli değnek de mi devrediyorsunuz?! Yerel yönetimlere yüzde 5 daha fazla kaynak aktaracaksınız ve vatandaşın en yakın noktadan, daha kaliteli hizmet almasını ve rahat etmesini sağlayacaksınız; buna siz inanıyor musunuz?! Bunu bir yana bıraktık, yetki, görev ve sorumluluk devrettiğiniz yerel yönetimler, bu yapılacağını hayal ettiğiniz şeyleri yapmadığında ne yapacaksınız? Bu yasayla, her türlü denetim makamını devredışı bıraktığınız için, sorumluluk verdiğiniz bu birimleri nasıl denetleyeceksiniz? Bu yasa tasarısıyla Sayıştayı bile zafiyete uğrattığınızın farkında değil misiniz? Sayıştayın bile denetim yetkisinin özele devrinin bu yasayla mümkün olduğunu bilmiyor musunuz? Yetki, görev ve sorumluluk verilen bu birim, bu yetkisini doğru olarak kullanmadığı takdirde görevlerini yerine getirmediğinde ve sorumlu davranmadığında onu bunlara zorlamak için bir müeyyide uygulayamıyorsanız, vatandaşın daha kaliteli hizmet alabileceğini düşünmek nasıl mümkün olabilmektedir? Yani, siz böyle düşünüyorsunuz diye, vatandaş çocuğunu okula kaydettirirken artık ondan para istenmeyecek mi? Sağlık hizmetleri aldığında bir ücret ödemeyecek mi?

Değerli arkadaşlar, vatandaş kamudan hizmet bekler; bunun merkezî idare veya yerel idare tarafından verilmiş olması onun için hiç önemli değildir. Kısacası, bu tasarının, vatandaşın daha kaliteli ve kendisine en yakın noktadan hizmet alacağı iddiası da doğru olmayıp, ayrıca, mümkün görünmemektedir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının hazırlanmasının asıl gerekçelerinden biri de, merkezî idareyi parçalayarak, onu yok ederek, ortadan kaldırarak, kamu çalışanlarını tasfiye etme düşüncesidir. Bu sayede, kamu çalışanları tamamen tasfiye edilecek ve onların güvenceleri de ortadan kaldırılacaktır; ama, bununla da kalınmayacak, aynı anda, ihdas edilen yeni kadro ve birimlerle, hem yerelde kadrolaşma yoluna gidilecek hem de üst düzey kamu görevlileri siyasallaştırılacaktır. Bu yasa tasarısı, bu anlamda çok büyük olanaklar sağlamakta ve dolayısıyla, çok büyük sakıncalar taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı adıyla görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısında dikkati çeken ve ilk kez tanık olduğumuz bir husus da, tasarının adında bulunan "temel yasa" ibaresidir. Bu "temel yasa" ibaresinin, kaldırılmış olmasına rağmen... Bilindiği üzere, hukuk sistemimizde temel yasa, Anayasadır. Kanunlar hiyerarşisine göre de, Anayasadan sonra gelen hukuksal düzenlemeler, yasalardır. Şimdi, bu temel yasa ara kademesi, nereden, kimden ve neye dayanılarak icat edilmiştir? Bu tasarının ne denli gayri ciddî bir tasarı olduğu da bu şekilde yapılan düzenlemeden anlaşılmaktadır. Yoksa, bunun bilinmesine rağmen, üniter yapıda olmayan ve federatif yapıda yer alan temel yasa çıkarma hazırlığıyla, üniter yapının zafiyete uğratılması mı amaçlanmaktadır?.. Yasa tasarısının mimarı olan ve görüşleri tasarının gerekçesini oluşturan Ömer Dinçer'in ileri sürdüğü görüşlerden olan, Türkiye Cumhuriyetinin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha ademimerkezîyetçi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Kaya.

YILMAZ KAYA (Devamla)...zamanının geldiği düşüncesi mi hayata geçirilmek istenmektedir?! Savunduğu görüşler cumhuriyete, laikliğe, milliyetçiliğe apaçık karşı olan ve daha önce bazı ülkelerde tesis edilen veya edilmek istenen İslamî yönetim biçimlerinden ders çıkarılması ve hataların tekrar edilmemesi gerektiğini belirten ve halen de bu görüşleri savunmakta ısrar eden Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in hazırladığı bu tasarıyı, bütün tepkilere, karşı çıkmalara rağmen yasalaştırmaya çalışmanın ne gibi bir nedeni olabilir acaba?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hem yasa tasarısının taşıdığı ruh ve hukuk sistemimizde yeri olmayan bir düzenleme biçiminde olması hem de Anayasamızdaki sosyal devlet ilkesini bertaraf etmesi, "vatandaş" kavramı yerine "müşteri" kavramını esas alması, "kamu yararı" yerine "hizmet satışı" esasını getirmesi, karşılıksız hizmet yerine kâr amacı gütmesi, merkezî idareyi parçalayıp, yerine denetimdışı ve müeyyidesiz yetki, görev ve sorumluluk vermesi, özelleştirmeye olanak vermesi nedeniyle birçok hükmünün Anayasaya aykırı olduğu tartışılmaz olan bu tasarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği belli değil midir!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yukarıda izah ettiğimiz üzere, katılımcılıkla, şeffaflıkla, sosyal devlet ilkesiyle alakası olmayan ve Anayasaya apaçık aykırı olduğu belli olan, tasfiyeye yönelik çalışmaları içeren müeyyidesiz ve denetimdışı yetki, görev ve sorumluluğu yerele devrettiğinden, bu yasa tasarısına Grubumuz olarak karşı çıkmaktayız ve olumsuz oy kullanacağız.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 25 Şubat 2004

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook