Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)
Adana Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 84. Birleşim · 5. yasama yılı · 30 Mart 2011 · 642 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yılmaz Tankut (MHP), 30 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.725)); konuşma 642 kelime.
Yılmaz Tankut (MHP, Adana). “Yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.725)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-tankut-23-2011-03-30-yargi-hizmetlerinin-hizlandirilmasi-amaciyla-bazi-kanunlarda-degisikli-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
YILMAZ TANKUT (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 12’nci maddesinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, her karış toprağı aziz şehitlerimizin kutsal kanlarıyla sulanmış aziz vatanımızın, ona hizmet etmek gayesiyle organize olmuş kutlu devletimizin ilelebet payidar olması, bu vatan üzerinde yaşayan her birimizin elbette ki ortak arzusudur. İşte, bu ortak arzunun var olabilmesi ise her bir vatandaşımızın ortak hedef, sevinç ve acılarını birlikte yaşayabilmesine, memleketimizin, devletimizin imkân ve kaynaklarının adil ve eşit bir şekilde paylaşabilmesine bağlıdır. Ama bütün bunların hayat bulabilmesinin en temel ve en önemli şartlarından birisi de, hiç kuşkusuz, adaletin tesisine ve onun tecelli edebilmesine bağlıdır. Bunları sağlayacak olan zemin ise, hiç şüphesiz, devletimizin bizatihi ta kendisidir.
Şimdi, buradan, hepimizin, şu suali öncelikle kendi vicdanımıza sorup cevap araması gerekmektedir: Acaba bugün biz devlet olarak hakkın, hukukun, adaletin tecellisini sağlayabilmekte miyiz?
Değerli arkadaşlar “İnsanın yaşayabilmesi için her şeyin başı sağlıktır.” diyoruz. Fakat devletin koruyucu şemsiyesi altında bulunamayan insanların sağlıklı ve şahsiyetli bir şekilde hayatlarını devam ettirebilmeleri ise çok zordur. Ancak devletin ve milletin yaşayabilmesinin temel şartının da adalet olduğunu hepimiz biliyor, inanıyor ve söylüyoruz. Çünkü adaletin olmadığı yerde huzur ve düzen olmaz, huzur ve düzenin olmadığı yerde de ne devlet ne de millet uzun süre ayakta kalamaz. İşte, aziz milletimiz ve kutlu devletimiz için bu kadar önemli olan adalet, hepimizin ama öncelikle de devleti idare edenlerin, başta iktidar olmak üzere, idare sorumluluğunu üstlenen her kesimin üze-rinde titizlikle durması gereken bir konudur. Ama bugün, maalesef, ülkemizin en temel sorunların-dan birinin adaletsizlik olduğunu üzülerek görmekteyiz, müşahede etmekteyiz. Bugün adalet ve yargıyla ilgili bu tasarının görüşülmesinde bile, seçim atmosferine girdiğimiz bu zaman diliminde hak ve hukukun temsili konusunda çok titiz ve hassas olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinde bile bu sorumluluk ve hassasiyete eğer uyulmuyorsa durum gerçekten çok vahim demektir. Az önce de ifade edildi ve ne yazık ki, yasama geleneklerine uygun olması açısından siyasi olmayan ve tarafsız olduğu için atanan Adalet Bakanı hâlen, doğrudan kendisiyle ilgili olan görüşmelerde Genel Kurulda bulunma nezaketini göstermemiştir, göstermemektedir. Dolayısıyla hukuka ve hakkaniyete dayanmayan tasarrufların, kanunsuz ve ceberut uygulamaların hemen her gün gündem maddesi olması, az önce işaret ettiğim ve büyük bir ihtimam ve titizlikle korunması gereken adalet anlayışıyla ilgili derin kaygılarımızı maalesef haklı çıkarmıştır. Dahası, özellikle son yıllarda artan hukuksuzluklar, kanunsuzluklar artık sıradan hâle gelmiş, bu tür uygulamalar kanıksanır olmuş, bu da tehlikenin çok vahim boyutlara geldiğini ortaya koymuştur.
Bakın değerli arkadaşlar, Türk Dil Kurumu adaleti nasıl tanımlıyor: “Adalet, yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, herkese kendi hakkı olanı verme ve doğruluktur.” Bu tanıma göre bugün hiçbirimizin yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından adil ve eşit bir şekilde kullanıldığını söylemesi ne yazık ki mümkün değildir. Yine bugün hiçbirimizin devleti yöneten siyasi iradenin yani AKP’nin hak ve hukuku gözettiğini ifade edebilmesi de söz konusu değildir. Bugün adaleti uygulamak ve yerine getirmekten sorumlu olan devlet kuruluşlarının siyasi emellerle hedef hâline getirilmediğini, bu kuruluşların siyasi ikbal kaygılarıyla yapılandırma sürecine sokulmadığını da hiç kimse söyleyemez.
Sayın milletvekilleri, şimdi buradan soruyorum: “Bugün gelinen noktada, yolsuzluk soruşturması açan hâkimler görevden alınıyorsa, yine o hâkimlerin mahrem bilgileri toplanıp konuşmaları dinleniyorsa, onlara komplo kuruluyor ve polis baskınına maruz bırakılıyorsa, takip edilen davalara yandaş savcı aranıyor ve o savcının üzerine başka bir savcı salınıyorsa Türk adalet sisteminin böylesine kaos ve karmaşa içine itilmesinin sorumlusu sizce kimdir ve kimlerdir? Eğer AKP İktidarına mensup, yolsuzluk, irtikap, suistimal gibi kesinleşmiş suçlardan ceza alan belediye başkanları, bürokratlar hâlen görevde tutuluyor ama hakkında yargının verdiği kesinleşmiş suçu bulunmayan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı gibi, AKP’li olmayan belediye başkanları ile milliyetçi, ülkücü bürokratlar görevden alınıyor, sürgün ediliyorsa adalet bunun neresindedir? Ve eğer Türk milleti adına karar veren hâkimler, cumhuriyetin savcıları bu aziz milletin çocuklarını katleden PKK’lı canilerin ayağına talimatla gönderiliyorsa ve bunların aklanması isteniyorsa, üç kıtada hakkın mücadelesini vermiş olan bu necip millet kime, nasıl güvenecektir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 30 Mart 2011