İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 56. BİRLEŞİM · SALI

Adliye binaları ve adli personelin sorunları hk

Yusuf Selahattin Beyribey

Kars Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 56. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Şubat 2004 · 735 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti), 24 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADLİYE BİNALARI VE ADLİ PERSONELİN SORUNLARI HK); konuşma 735 kelime.

Yusuf Selahattin Beyribey (AK Parti, Kars). “Adliye binaları ve adli personelin sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yusuf-selahattin-beyribey-22-2004-02-24-adliye-binalari-ve-adli-personelin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığı taşra teşkilatının adliye hizmet binalarının ve adlî personelin sorunlarıyla ilgili olarak gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Anayasamızda yer alan üç temel kuvvetten biri olan yargı kuvvetini bağımsız mahkemeler yerine getirmektedir. Bağımsız mahkemelerimiz, gücünü temel hukuk prensipleri ve Anayasamızdan almaktadır. Bu çerçevede, bağımsız mahkemelerce haklarında hürriyeti bağlayıcı cezalar verilen ve tutuklanan kişilerin tedbir ve cezalarının yerine getirilmesi, ıslah edilmeleri, topluma yararlı birer fert haline getirilmeleri, toplum eğitim bilgisinden yoksun olanlara bu eğitimin verilmesi, bu kişilerin meslek sahibi edilmeleri gibi birçok görevleri bulunan ceza infaz kurumları ve tutukevlerimizi de yargı kuvvetinin içerisine dahil etmek gerekmektedir; yani, adalet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla beraber bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Zira "adalet mülkün temelidir" ifadesinde de belirtildiği gibi, adalet kavramı önemlidir; ancak, yargı ve yargı erkini kullanarak, Türk Milleti adına adalet dağıtan kamu görevlilerinin içerisinde yaşadıkları sorunları da bir an evvel çözmek gerekir.

Liberal siyasî sistemlerde, kamu hizmetlerinin özel sektöre devri öngörülür. Devletin iktisadî sistemden çekilmesi, kamu tarafından kullanılan ekonomik değerlerin olabildiğince küçülmesi temel amaç olarak alınır; ancak, en açık, en serbest ekonomik sistemlerde bile, adalet hizmetlerini devletin kendisi vermek zorundadır. Adalet hizmetleri, özel sektöre devredilemez.

Bu itibarla, adalet teşkilatının sorunlarını teşhis etmek, bunları bir an evvel çözmek gerekmektedir. Bu düşünceyle hareket eden hükümetimiz, bu göreve geldiği günden bugüne kadar, yargının ve yargı gücünü kullanan kamu görevlilerinin sorunlarının bilincinde olmuştur.

Yargının temel sorunlarının başında, çağımıza ayak uyduramamış, zamanında değişiklikleri yapılmamış mevzuat hükümleri gelmektedir. Hükümet, birbuçuk yıla yaklaşan süreç içerisinde, gerek Türk Ceza Kanununda gerek infaz hukuku hakkındaki kanunda gerekse birçok değişik mevzuatta değişiklik yaparak, bunları Meclise getirmiş ve Meclisin desteğini alarak kanunlaştırmıştır. Avrupa Birliğine girmeyi temel amaçlarından birisi edinmiş olan hükümetimiz, uyum kanunlarını paketler halinde Yüce Meclisimize sunarak, kanunlaşmasını sağlamış, yine mevzuatımıza kazandırmıştır.

Adalet Bakanlığımızda devam eden mevzuatı çağımıza uygun hale getirme çalışmalarına itiraz eden, direnç gösteren bazı çevrelerin ifadeleri bizleri üzmektedir.

Değerli milletvekilleri, birçok ilimizde, ilçemizde, adalet hizmetleri, vilayet binaları veya hükümet binaları içerisindeki bölümlerde verilmeye çalışılmakta, mekân yetersizliği ve bina yetersizliği verimi ve kaliteyi düşürmekte, dosyalar üst üste birikmektedir. Bunun için, ekonomimizin tam olarak rahatlaması, gelir ve giderlerin dengelenmesi, Adalet Bakanlığına, bütçeden yeterli miktarda para veya pay ayırmakla mümkündür.

Hükümetimiz, bu bütçe döneminde, bütçede yüzde 24 artış yaparak, beklenen enflasyonun üzerinde bir ek yardımda bulunmuştur, ek gelir sağlamıştır; böylelikle, bu konuda işleri çözeceği mesajını vermiştir.

Hâkim ve savcılarımızın ve adlî personelin özlük sorunlarının, bu mesleği icra edenler tarafından değil, bizler tarafından dile getirilmesi gerekmektedir. Yeni göreve başlayan bir savcının aldığı maaş 900 000 000 lira civarındadır. Birinci sınıf bir savcının aldığı maaş ise 1 700 000 000 lira civarındadır. Yine, adlî personelin maaşları da çok düşük rakamlarda kalmaktadır. Katılmamama rağmen, bir Yargıtay başkanının söylediği gibi, adlî personel vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışmıştır. Bu adlî personeli, cüzdanı ile vicdanı arasındaki sıkışıklıktan kurtaracak yasal ve ekonomik düzenlemelerin bir an önce yapılmasının gerektiğini düşünmekteyim.

Dünyanın hiçbir ülkesinde -hatta en geri kalmış ülkelerde bile- yargı kuvvetini kullananların maaşları ve özlük hakları, diğer meslek gruplarıyla kıyaslanamaz. Bu nedenledir ki, o ülkelerde, bu mesleği icra edenler, mesailerinin tamamını adalete dağıtmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Beyribey.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

İlk cümlemde de, yargının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş, bu çerçevede, cezaevlerinin, yargının bir parçası olduğunu söylemiştim. Şu anda, birçok ilimizde boş cezaevi bulunmakta ve buralarda, boşu boşuna personel istihdam edilmekte ve israf yapılmaktadır. Avrupa Birliğine girecek olan ülkemizin cezaevlerinin de, Avrupa Birliği standartlarında olması gerekmektedir. Bir an evvel cezaevlerimizin ıslah edilmesi ve yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Birçok ilçemizde adliye binalarının kapatılacağı ve bu ilçelerdeki adliyelerin kaldırılacağı doğrultusunda bir bilgi, kulaktan kulağa, fısıltı halinde yayılmaktadır. Sayın Adalet Bakanımız Cemil Çiçek'ten, bunun doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Ben, Kars'ın ilçelerindeki adliye binalarının kaldırılacağı bilgisinin doğru olduğu kanaatini taşımıyorum; çünkü, AK Parti, hizmeti, vatandaşının ayağına götürme felsefesiyle hareket eden bir partidir. Bugün itibariyle yurt dışında olan Sayın Bakanımız Cemil Çiçek'in, döndüğü zaman bu sorumla ve personelle ilgili konuda açıklama yapacağı kanaatini taşıyorum.

İstanbul ve Ankara İllerimiz başta olmak üzere, birçok ilimizde, yetersiz cezaevi koşullarını gidermek amacıyla planlamalar yapılmaktadır; ancak, geçmiş yıllarda yeterli sayıda personel alımı olmadığı için, bunlar yeterli ve istenilen düzeyde çalışmamaktadır. Normalde, gelişmiş ülkelerde, cezaevinde olan mahkûm sayısının yarısı kadar da personel istihdam edilir; Türkiye'de ise, bu, 1/4 oranındadır ve mutlaka personel ihtiyacı duyulmaktadır.

Netice olarak, bu adliye binalarının kapatılıp kapatılmayacağı, personelin durumunun düzeltilip düzeltilmeyeceği konusunda, Adalet Bakanımızın bir cevap vereceği kanaatini taşıyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 24 Şubat 2004

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook