2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri
Bitlis Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 1.051 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zeki Ergezen (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 5 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.051 kelime.
Zeki Ergezen (AK Parti, Bitlis). “2003 mali yılı bütçesinde 5 inci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeki-ergezen-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-5-inci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BAYINDIRLIK VE İSKÂN BAKANI ZEKİ ERGEZEN (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bakanlığımın bütçesi görüşülürken, hepinize saygılarımı sunarım.
Bakanlığımın 2003 yılı bütçesi üzerinde destek vererek konuşma yapan Sayın Mustafa Ilıcalı'ya ve olumlu tenkitleriyle yol göstermek isteyen Cumhuriyet Halk Parti Milletvekili Sayın Mahmut Yıldız'a teşekkür ederim. Ayrıca, Plan ve Bütçe Komisyonunda, gerek Cumhuriyet Halk Partili gerekse iktidar milletvekillerinin olumlu yaklaşımlarını, yol gösterici tavırlarını da dikkate alacağımızı huzurlarınızda tekrar belirtir, arkadaşlarımın tümüne teşekkür ederim.
Geçmiş yıllarda, bu Mecliste yol yapımı konuşulmazdı; yollardaki yolsuzluklar konuşulurdu, yollardaki yolsuzluklar tartışılırdı; ama, şükrediyorum, bugün, burada "bu yollar yapılabilir mi”, “yapabilir misiniz”, “ödeneğini nereden bulacaksınız”, “nasıl yapacaksınız”, “ayrılan bu bütçe ödeneğiyle başaramazsınız" gibi, gerek tenkit gerek ümit veren gerekse yapabilirseniz bizim şehrin yolunu da unutmayın dercesine bir üslup sergilenmektedir; doğrusu, bundan da mutluluk duyuyorum; çünkü, Bakanlığıma ve şahsıma, bürokratlara, gerek iktidar gerekse muhalefet kanadından gelen teklifler, bu işe herkesin inandığını gösteriyor, bunun bir ihtiyaç olduğunu hissediyoruz.
Halkımızın ve hükümetimizin, Bakanlığımıza üç önemli görev yüklediğini görüyorum, üç önemli başlık; biri, yol yapımı; diğeri, yolsuzluklarla mücadele; üçüncüsü de, konut ihtiyacının karşılanması. Bunlarla mücadelede başarılı olabilmek için, kamu yararına, sarsılan otoritenin yeniden tesis edilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu otoritenin sarsıldığını, hırslar, ihtiraslar, kaprisler ve çıkarlar uğruna otoritelerin tesis edildiğini görüyorum; bu otoritelerin mutlaka kırılmasının gerektiğini düşünüyorum; bunun yerine, kamu yararını gerektiren otoritelerin sağlanması amacımız olmalıdır ve bunda da başarılı olduğumuza inanıyorum. Bu, atacağımız her adımda, alacağımız her kararda milletin çıkarlarını önplana çıkarmakla mümkün olabilecektir. Yüreklerimize bu duyguları koyduğumuz zaman, bunu başarmak da mümkündür.
Bölünmüş yollarla mücadele, konut seferberliği projeleri, hükümetin hedefi olduğu kadar, milletin de vazgeçemediği projelerdir. Şimdi, arkadaşlarımız konuşuyorlar, zaman zaman bize de soruluyor; gerek alışılagelmiş muhalefet üslubuyla gerekse gerçekten kafalardaki soru doğuran sebeplerle "15 000 kilometrelik bölünmüş yolu nasıl yapacaksınız, nasıl yürüyeceksiniz; mümkün mü" diyorlar. Tabiî ki, alışılagelmiş usullerle bu yolları bitirmek mümkün değil; ömrümüz biter, bu metotlarla, bu usullerle, bu alışkanlıklarla bu yolların bitmediğini torunlarımız da görürler.
Şimdi, biz, ne yapmak istiyoruz; biz, önce Türkiye'de, yol yapımındaki lüzumsuz projeleri orta yerden kaldırmak istiyoruz; gereksiz, lüzumsuz, bugün için, yarın için ihtiyaç olmayan ilave projeler var. Bir başka konu da şu: Biz, mevcut yolun yanına yol koyuyoruz; arkadaşlarımızın dikkat etmedikleri, kamunun bir türlü hatırına getirmediği bir husus var; mevcut yolun yanına yol koyuyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İkincisi, kamulaştırma problemimiz yok; çünkü, daha önce yollar kamulaştırılmış, öylesine geniş kamulaştırılmış ki -çünkü, Türkiye'nin paralarını nasıl tüketeceksiniz; lüzumsuz kamulaştırmalarda, lüzumsuz projelerde tüketeceksiniz, israflarda tüketeceksiniz, bugün geldiğimiz noktaya geleceksiniz- biz kamulaştırma yapmıyoruz; 5 000-6 000 kilometrelik proje stokumuz var; mevcut yolların yanına yol koyuyoruz, BSK asfaltından vazgeçiyoruz, satıh kaplamalı asfalt... Şimdi, birçok yerin fikrini çelmeye çalışıyorlar; "canım, BSK kaliteli bir asfalt, niye vazgeçiyorsunuz" diyorlar; yani, yemeye ekmek bulamayıp da, atla düğüne gitmeye kalkışan adam gibi.
Şimdi, yıllardan beri, ben, buradan Van'a satıh kaplamalı yoldan gidiyorum; İstanbul'un beyefendileri, yıllardır, buradan İstanbul'a satıh kaplamalı yoldan gidiyorlar; İzmir'in sayın milletvekilleri, Denizli'ye, Aydın'a nereden gidiyorlardı; satıh kaplamalı yoldan gidiyorlardı. Buradan Sıvas'a gidenler, İzmir'e gidenler, Konya'ya gidenler, Nevşehir'e gidenler satıh kaplamalı yoldan gidiyorlar. Şimdiye kadar kimse "bu satıh kaplamalı yollar niye var" diye konuşmuyordu. Biz, BSK'lı asfalttan vazgeçip satıh kaplamalı yola başladığımız zaman birilerinin nasırına bastık, birilerinin çıkarlarına dokunduk kıyamet oradan başladı; bizi caydırmak istiyorlar. Siz dünyadan kredi alacaksınız, kapı kapı dolanacaksınız, yüksek faizlerle borç para alacaksınız, karınca adımıyla yol yapacaksınız, borçların altında ezileceksiniz, ülkenin yolları da yapılmayacak, her sene 5 000 - 6 000 insan canını verecek, milyarlarca dolarla ifade edilen maddî kayıplar olacak, ondan sonra da "niçin satıh kaplamalı yol, niçin kamunun imkânlarıyla yol yapmaya kalkışacaksınız" diyeceksiniz; bu gibi tenkitleri de anlamak mümkün değildir.
Ayrıca, bazı yerlerde, gerçekten, kamulaştırılan mevcut yer yeterli değilse, yolların arasındaki boşluğu daraltıyoruz; beton bariyerler koyarak, biz, kamulaştırmadan da kaçmaya çalışıyoruz. Biz, kamunun imkânlarıyla yolun yüzde 60'ını yapıyoruz. Sadece Karayollarında 14 000 yatan işçimiz var, devlete maliyeti 2 500 000 000 milyar; Köy Hizmetlerinde 40 000 işçi var, benzeri işçi sayısı Devlet Su İşlerinde, Ormanda, özel idarelerde; bu işçiler yatacak, devletten her ay maaşını alacak, makinelerin bıçakları paslanacak, depolara kimse girmeyecek, 20-30 trilyonluk malzemeler depolarda bekleyecek, siz bunları değerlendirmeyeceksiniz, bunları kullanmayacaksınız, bunları harekete geçirmeyeceksiniz, ondan sonra da dünyanın kapılarında dolanıp para toplayacaksınız; bunu anlamak mümkün değil, bu, doğru bir yaklaşım değil. Biz, buna dur demek için hükümet olduk, iktidar olduk; bunun için varız, bunun çabası içindeyiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bir ülkenin çocuklarını, memurlarına maaş vermekten âciz duruma getiren zihniyete dur demenin zamanıdır artık. İsraflar önlenmelidir, keyfî projeler önlenmelidir, devlet dairelerinde, bazı şirketlerin, büyük şirketlerin otoriteleri kırılmalıdır; milletin âli menfaatlarının otoriteleri sağlanmalıdır devlet dairelerinde. (Alkışlar) Biz, bunu görüyoruz.
Şimdi, arkadaşlarımız, zaman zaman, en yakınlarımızı dahi bize karşı kışkırtmaya çalışıyorlar, "Ergezen, geldi, Bayındırlık Bakanı oldu; bazı projeleri durdurdu" diyorlar. Doğrudur; niçin durdurdum, hepinizin vicdanına, aklına, bilgisine ve tecrübesine sunmak istiyorum: Türkiye'de herhangi bir kanun var mı yüzde 500 keşif artışları öngörsün?!. Türkiye'de herhangi bir kanun var mı yüzde 400, bir ayın içinde iki defa yüzde 160, yüzde 180 keşif artışları versin?!. 2886 sayılı Yasanın ilgili maddesinde "yüzde 30 keşif artışları verilir" deniliyor; ama, 63 üncü maddede de deniliyor ki "temel, tünel, tabiî afetler ve benzeri işlerden dolayı yüzde 30'un üzerinde keşif artışları verilir." Biz geldik, şikâyet dilekçeleri önümüzde, dosyalar önümüzde; keşif artışları yüzde 200, 300, 400, 500!.. Hepsinin gerekçesi aynı, aynı matbaadan çıkmış, aynı şirketin matbu evrakı. Temel, tünel ve tabiî afet... Soruyoruz, burada afet oldu mu; yok. Tünel var mı; yok. Fore kazıkları var mı; yok. Allah'ın düz tarlasında tünelden dolayı yüzde 300-400 keşif artışları!.. Bunları, elbette ki, ben, durdurmalıyım. (Alkışlar) Benim kamu menfaatına uygun olan bu otoritemi kırmak ve yıkmak isteyenler var; ben, bunlara boyun bükmeyeceğim, bunların karşısında da eğilmeyeceğim, bu doğruyu hayata geçirebilmenin onurlu mücadelesini vermeye de devam edeceğim. (Alkışlar)
Ben, örnek vermek istiyorum. Böyle çok safiyane, çok mazlumane, çok insanî duygularla bu uygulamamızı tersine çevirmek isteyenler var. Efendim, yollar durdurulmuş, insanlar ölüyormuş. Bu insanlar şimdiye kadar ölürken yollar mı durdurulmuştu; ben mi durdurmuştum?!.
Türkiye'de, bölünmüş yolun kilometre maliyeti 7 800 000 milyon dolar olacak; ben de, orada, Bayındırlık Bakanlığı yapacağım ve seyredeceğim öyle mi?! Dünyada otoyolların kilometre maliyeti 2 300 000-2 500 000 dolar veya 3 500 000-4 000 000 dolar olacak -istisnalar hariç- ama, benim ülkemde, şu anda ödenen fiyatları topladığımız zaman 7 800 000 dolar/kilometre yol olacak. Ondan sonra, ben, bunları durdurduğum zaman da, en yakın çevremi dahi tahrik edip, benim üzerime gönderecekler; heyhat, boşuna bunlar!.. Ben, bunlara boyun eğmem, bu mücadelemi devam ettireceğim. (Alkışlar) "Yetimin malını yedirmem" lafını söylemekle kalmayacaksınız, bizzat yedirmeyeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 25 Mart 2003