Çalışma saatleri ve konuları hk.
Tokat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mayıs 2005 · 826 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zeyid Aslan (AK Parti), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 826 kelime.
Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-22-2005-05-11-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ZEYİD ASLAN (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî, daha önce de belirttiğim gibi, her çarşamba günleri, ilk gündemimizi, dokunulmazlık üzerine artık teamül haline getirmiş durumdayız. Tabiî, bizim, bundan bir rahatsızlığımız yok. Rahatsızlığımızın tek sebebi, sadece, millet adına yapılması gereken, milletin problemlerine çözüm üretilmesi gereken hususların biraz daha gecikiyor olması. Bundan başka bir üzüntümüz yok.
Değerli arkadaşlar, biraz önce, Sayın Atilla Kart çıktı, 4 milletvekiliyle ilgili olarak -ama, hiçbirinin ismini vermedi, kim olduklarını da ben şu anda tam öğrenemedim, öğrenmeye çalıştım, isimlerini dahi vermedi- hangi suçları işlediklerini dahi hiç açıklamadan, Konya Selçuklu Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Maliye Bakanlığı bürokratları gibi, gündemin tamamen dışında, başka bir konuyla sözlerini bitirip indi. Daha önceki konuşmalarında da, her çıkışlarında da, buraya taşıdıkları dosyalarla ilgili hiçbir bilgi vermeksizin, sadece burada konuyu tartışmaya açabilmek ve konunun tamamen dışında polemik yapabilmek için ele alınmış bir gündem olarak değerlendiriyorum ve her zaman söylüyoruz; biz, siyaset üslubumuzu polemik üzerine kurmadık, kurmayacağız; çünkü, AK Partinin kuruluşuyla birlikte, Türkiye'de, siyasetin üslubu, şekli değişti. Biz, bu değişikliği, her şeye rağmen, sonuna kadar muhafaza edeceğiz; çünkü, biz, bu konuda, millete, kavgadan uzak, gerginlikten uzak, polemikten uzak bir siyaset yapacağımız sözünü verdik ve sözümüzün de sonuna kadar arkasında duracağız.
Şimdi, bu yasama dokunulmazlığı, Anayasanın 83 üncü maddesinde düzenleniyor. Biraz önce, Sayın Aksöz, bir başka Anayasa maddesinden bahsederek, anayasal suç işlendiğinden bahsetti; ama, dokunulmazlığın da bir anayasal hak olduğunu, maalesef, atladı; ki, değerli bir hukukçudur. Bunu, o an için, ben, atladığını düşünüyorum, altında bir kasıt aramak istemiyorum.
Yasama dokunulmazlığıyla getirilmek istenen şey nedir? Bunu hepimiz biliyoruz. Yasama dokunulmazlığı, milletvekilinin milletvekilliği yaptığı süre içerisinde, yasama, denetleme ve vekillik görevini layıkıyla yerine getirebilmek, her türlü baskıdan uzak, bu görevini hakkıyla yerine getirebilmek için tanınmış, sürekli değil, geçici bir haktır. Öncelikle, yasama dokunulmazlığıyla ilgili bu hususun altını çizmek istiyorum.
Bir de, yasama dokunulmazlığı nereden gerekti; bunun tarihçesine şöyle bir baktığımızda, çok eskilere gidiyoruz. Aslında, yasama dokunulmazlığının ilk ana kaynağına vardığımız zaman, önemini de bir noktada kavrıyoruz.
Yasama dokunulmazlığıyla ilgili olarak, ilk defa, 1397 yılında, İngiltere'de, İngiliz Parlamentosunda Thomas Haxey isimli bir parlamenterin, o günün kralı Kral II. Richard'ın yaptığı malî işlere yönelik denetim çabaları kral tarafından baskı altına alınmış ve kendisi, yargıya gönderilmek suretiyle ölüme mahkûm ettirilmiştir. Buranın altını tekrar çiziyorum; kral tarafından yargıya gönderilmek suretiyle ölüme mahkûm edilmiştir. İşte, o anda, İngiliz parlamenterleri, iktidarın bu baskıcı gücüne karşı ve iktidarın bu baskıcı gücü karşısında yargının zafiyetine karşı millet iradesini temsil eden parlamenterleri korumaya yönelik bir yasa çıkarma gereği duymuştur.
İşte, yasama dokunulmazlığının, parlamenter dokunulmazlığının ilk kaynağında, iktidara karşı muhalefeti koruma içgüdüsü vardır. 1397'de ne ise, bugün 2005'te de aynı şekilde, yasama dokunulmazlığının ana sebebi, iktidarın, muhalefet üzerindeki olası baskılarına karşı millet iradesini -muhalefet de çünkü millet iradesini temsil ediyor- korumaya yönelik bir içgüdüdür.
Daha sonra, 1689-1790 Fransız Devrimleri, bunlarla birlikte gelen dokunulmazlık; 1876, bizim ilk Anayasamızda dokunulmazlık ve devamında, 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında yasama dokunulmazlığının aynı şekilde korunduğunu görüyoruz.
Tabiî, burada bir şeyin altını çizmekte fayda görüyorum. Özellikle, biz burada her çarşamba günü dokunulmazlık konusunu tartıştıkça, bizleri seyreden milletin zihninde şöyle bir şey oluşuyor: Sanki, milletvekilleri, sürekli cürüm işleyen, suç işleyen suçlular; bunlar, bir şekilde, dokunulmazlık zırhıyla korunuyorlar! Millete bu anlamda bir izlenim vermek bile, bu Yüce Meclis açısından bir utançtır diye düşünüyorum ve hepimiz biliyoruz, altını çiziyorum, bunun, hem milletimiz tarafından hem de milletvekillerimiz tarafından bilinmesinde fayda var:
Arkadaşlar, dokunulmazlık, milletvekillerine sürekli tanınan bir hak değildir. Dokunulmazlık, hakkında bir suç isnadı bulunan, suç işlediği iddia edilen bir milletvekilini suçsuz kılmaya yönelik bir hak değildir; sadece, milletvekilliği görevini hakkıyla yerine getirebilmek, millî iradenin, millet iradesinin tam olarak tecellisine imkân sağlamak amacıyla, geçici ve süreli olarak verilmiş bir haktır. Yani, milletvekilliği dokunulmazlığıyla birlikte, yasama dokunulmazlığıyla birlikte hiçbir dosya, hiçbir soruşturma ortadan kalkmaz, milletvekilliği süresinin sonunda, aynı şekilde, soruşturmalar, davalar devam eder. Bir kimse isterse yirmi yıl milletvekilliği yapsın, isterse yirmişbeş yıl milletvekilliği yapsın, milletvekilliğinin bittiği gün yasama dokunulmazlığının kalkmasıyla birlikte yargının önüne gider, varsa bir hesabı, verir. Bu noktada, özellikle bu hususun bilinmesinde fayda görüyorum.
Geçen konuşmamda buradan bir arkadaşımız laf attı; dedi ki: "Zamanaşımı işliyor."
Ben, o gün de demiştim -o arkadaşımız buradaysa- tekrar hatırlatmak istiyorum, Anayasanın 83 üncü maddesinin son fıkrasını, lütfen, tekrar bir okusun- yasama dokunulmazlığıyla birlikte zamanaşımı durur ve zamanaşımı işlemez; biraz önce söylediğim gibi, isterse otuz yıl sürsün, isterse kırk yıl sürsün.
Değerli arkadaşlar, yasama dokunulmazlığını AK Parti görüşmekten hiçbir zaman kaçmadı. Bunu, defalarca, defalarca burada söyledik; ama, yasama dokunulmazlığını topyekûn diğer dokunulmazlıklarla birlikte, bir uzlaşma komisyonuyla ele alalım diyen ve bunu sürekli tekrar eden biziz.
ATİLLA KART (Konya)Bu söylediklerinize inanıyor musunuz, bu konuştuklarınıza inanıyor musunuz Sayın Aslan?!
ZEYİD ASLAN (Devamla)Şimdi, Sayın Aksöz dedi ki: "Diğer kamu görevlilerinin dokunulmazlığı yoktur."
Arkadaşlar, Sayın Aksöz de hukukçudur, 1976 yılında, Yargıtay, içtihadı birleştirme kararı aldı. Yargıtay, Yargıtay Başkan ve üyelerine, haklarında kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığı sürece, tazminat davası dahi açılamayacağına karar verdi. Asıl dokunulmazlığı, yasamadan ziyade başka noktalarda aramak lazım. Biz, bugün, bu kürsüde dahi konuştuğumuz her şeyden, tazminat noktasında, hukuk noktasında sorumluyuz; ama, bugün, yargıda, dokunulmazlığın ötesinde, bir sorumsuzluk vardır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 11 Mayıs 2005