İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Atatürk orman çiftliği müdürlüğü kuruluş kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s 1200)

Züheyir Amber

Hatay Milletvekili ·

Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Haziran 2006 · 826 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Züheyir Amber, 21 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (S.S 1200)); konuşma 826 kelime.

Züheyir Amber (Hatay). “Atatürk orman çiftliği müdürlüğü kuruluş kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s 1200)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zuheyir-amber-22-2006-06-21-ataturk-orman-ciftligi-mudurlugu-kurulus-kanununda-degisiklik-yapilmas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ZÜHEYİR AMBER (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde ortaya çıkan Kırım-Kongo ateşi hastalığı -halk arasındaki adı ise kene ısırması- vakaları artış ve ölümlerle sonuçlanarak devam etmektedir. Ülkemizde yaşanan bu acı tablonun seyrine baktığımızda, şu an Tokat, Çorum, Sivas, Amasya ve Karadeniz'deki iller başta olmak üzere 22 ilimizde Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı maalesef yaygın ve bu illerimiz tehdit altındadır. Son olarak da Çorum ve Adapazarı'nda 13 kişi daha kene ısırması sonucu hastaneye kaldırılmış durumda. Şu ana kadar 7 vatandaşımız bu hastalıktan dolayı da hayatını kaybetmiş durumda; ancak, sorumlular gerekli tedbirleri alacaklarını söylemekle ancak yetinebiliyorlar, onun dışında herhangi bir şey söz konusu değil.

Değerli arkadaşlar, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, Türkiye'de, üç yıldan bu yana, kene aktivitesinin yoğun olduğu yaz aylarında ortaya çıkmaktadır. Hastalık, başta Orta Anadolu ve Karadeniz olmak üzere, Tokat, Sivas ve Çorum gibi illerde görülmekle beraber, gittikçe yayılmakta ve bu yıl daha geniş bir alanı kapsamaktadır. 2000 yılından bugüne kadar yaklaşık 500 vakayla karşılaşılmıştır. Bu yıl Sağlık Bakanlığına bildirilen 170 vakanın 30'unun kesin ya da şüpheli vaka olarak kaydına geçilmiştir.

Hastalık, daha çok kenelerin aktivite gösterdiği aylarda, kırsal alanlar ve otlaklarda bulunmakta. Konu, aslında, tarım alanlarını ilgilendiren bir sorun olmakla beraber, hastalığa yol açan 30 kadar kene türüne, sığır, koyun ve keçi gibi hayvanlarda rastlanabileceği uyarısında bulunmak istiyorum.

Hastalık, insanları kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşıyor. Evcil hayvanlara da aynı şekilde bulaşabiliyor; ancak, hastalık, hayvanlarda belirtisiz seyrederken, insanlarda ölüme neden oluyor. Yabani kemirici hayvanlar, kuşlar ve keneler, hastalığın doğadaki saklayıcı rolünü üstleniyor. Keneler, beslenmek için bu hayvanlardan kan emerken aldıkları virüsü, insanlardan kan emerken bulaştırıyor.

Hastalık, kene ısırmasının yanı sıra, vücudunda virüs bulunan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabildiği gibi, bu hastalığa yakalanmış insanların kan veya vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşabiliyor.

Hastalık, genelde kırsal alanla temas ve kene ısırığının ardından söz konusu olabilmekte ve belirtileri de, ani başlayan ateş, baş ve kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlık gibi belirtilerle başlayan, arkasından, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetlerle devam edegelen bir tarzda seyretmektedir. Daha sonra, yaklaşık bir hafta ya da on gün sonra, cilt içinde, vücudun çeşitli yerlerinde kanamalar meydana gelmektedir.

Hastalığın şu anda kesin bir tedavisi bulunmamakla beraber; ancak, bu hastalığa destek tedavisi yapılmaktadır. Şu anda Türkiye'de Ribavirin isimli bir ilaç kullanılmakta ki, bu ilaç, bu hastalıktan ziyade, sarılık hastalarında kullanılmaktadır ve bu ilacın da bu hastalığın üzerindeki etkisi yeteri kadar olmamaktadır.

Ülkemizde bu hastalığa yakalananların ölüm oranı yüzde 5 ilâ 30 oranında değişiyor; kimi durumlarda da yüzde 50'lere kadar varabilmektedir.

Sağlık Bakanlığımızın yapması gerekenlerden biri olan bilgilendirmeyi ben, buradan, kısaca vatandaşlarımıza iletmek istiyorum; tarımsal alanlarda çalışanlara, kamp yapanlara, ormancılıkla uğraşanlara özellikle... Bu vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını istiyorum. Bu vatandaşlarımızın, vücutlarındaki açık alanları en aza indirmelerini istiyorum. Vücut taramasında kene tespit edildiğinde ezmeden, parçalamadan keneyi çıkarmalarını istiyorum. Kene, cımbız gibi araçlarla mümkün olduğunca dik alınmalı, bu sırada herhangi bir kimyasal madde de kullanılmamalıdır.

Ayrıca, hastalığın insandan insana geçme riski de bulunduğundan, hasta yatan kişilerin kanına bulaşan her şey taşıyıcı olabilmektedir. Hastane personeli bu konuda gerekli bilgileri ve önlemleri almalıdır. Hastalık kan ya da enfekte doku yoluyla bulaşabilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, konuyla ilgili, Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığının kontrolü için bugün dünyada kabul görmüş bir uygulamanın mevcut bulunmadığını belirtmiştir. Ölçüt bu mudur? Dünyada yok, bizde de yok! Siz o mevkilerde bulunanların görevi, yapabileceklerinizin en iyisini yapmak olmalıdır. Eğer kamuoyuna bir açıklama yapmak gerekiyorsa, bu açıklamanın içeriği bu olmamalıdır.

Halkın bilgilenmesi, bilinçlenmesi ve birtakım kişisel önlemlerin alınmaları yönünde bugüne kadar ciddî bir çalışma maalesef görülmemiştir.

Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığını şu konuda uyarmak istiyorum: 2003 yılından bu yana hastalık giderek yayılıyor. Her geçen yıl ölüm sayısı artıyor. Sayın Bakanlar, her zaman olduğu gibi, bu konuda sadece demeç veriyorlar; ortada ciddî bir çalışma yok, hastalık görülene kadar alınmış tedbirler yok. Tıpkı geçmişte bir örneği olduğu gibi; kuş gribi. İçmesularındaki mikroplar ve bunların getirdiği ölümcül vakalar…Ardından Sağlık Bakanlığı uyanıyor ve "personelimizi eğitiyoruz, bilgilendirme yapıyoruz, tedbirler alıyoruz" gibi hamasi söylemlerde bulunuyorlar iş işten geçtikten sonra.

Değerli arkadaşlar, her konuşmamda özenle dile getiriyorum. Bu tip hastalıkların oluşacağı belli. Yani, tedbiri önceden almanız gerekiyor, olay meydana geldikten, 6-7 vatandaşımız hayatını kaybettikten sonra değil. Ne suçu vardı o gariban vatandaşlarımızın. Siz, bahar aylarından itibaren gerekli uyarıları ayaklarına kadar giderek, Tarım Bakanlığı gerekli ilaçlamaları ve tedbirleri alarak hazırlansaydınız daha iyi olmaz mıydı? Hizmet anlayışı bu olması gerekmez miydi?

Anavatan Partisi milletvekili ve bir tıp doktoru olarak buradan, önümüzdeki yaz aylarında muhtemel karşılaşabileceğimiz vakaları kendimce sıralamak istiyorum ve Sağlık Bakanlığının, şimdiden, bunlara karşılık tedbirlerini almalarını özellikle rica ediyorum. Yaz aylarında görülen muhtemel hastalıklar, başta içme sularına bulaşabilecek mikroorganizmalar, Kırım-Kongo gibi tehlikeli böcek, haşarat ısırmaları, yaygın olan trafik kazaları ve geçen yaz Ankara ve Malatya'da yaşadığımız zehirli yaz ishalleri ve kolera, bunun yanında tifo, malta humması gibi yaygın, bulaşıcı endemik hastalıklar kapıda her an hazır bekliyor ve ciddî sorunlar oluşturmak üzere. Bunları, burada, Meclis kürsüsünde size hatırlatmak istiyorum ve bunu burada tekrarlamak istiyorum.

Bu nedenle, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum ve saygılarımı sunuyorum. (Anavatan Partisi Grubu sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

95 konuşma daha · 21 Haziran 2006

95 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook