Özel sektörde çalışan öğretmenler ile ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)2024 — 2025 eğitim öğretimi dönemi başlarken öğretmen ve öğrencilerin güncel sorunları çözüm beklemektedir. Özellikle öğrencilerin yetişmesinde ciddi bir emek veren eğitim emekçilerinin sosyo-ekonomik sorunları günden güne katlanmaktadır. Bir taraftan ataması yapılmayan öğretmen sayısı 500 bini aşarken diğer taraftan öğretmenler, ücretli ve sözleşmeli çalışmaya mahkum edilmekte; özel sektör öğretmenleri patronların insafına bırakılmaktadır. Çünkü öğretmenlerin esnek ve güvencesiz çalışma koşulları, ekonomik sorunlar, mülakat vb. uygulamalar bizzat bir iktidar politikası olarak yürütülmektedir. Bu sebeple özel sektör öğretmenleri ile ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunların araştırılarak öğretmenlik onuruna yaraşır şekilde gerekli adımların atılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci İç Tüzüğün 104'üncü ve 105*inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
2024-2025 eğitim ve öğretim dönemi, okullardaki eksiklikler ile öğretmen ve öğrencilerin çözüm bekleyen sorunlarıyla başlamıştır. Siyasi iktidarın okullara yönelik ideolojik müdahalesi artarken eğitimde piyasacı anlayış yaygınlaştırılmıştır. Bunun sonuçlarını ağır bir şekilde yaşayanların başında da eğitim emekçileri gelmektedir. Öğretmenlerin güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında çalışmaya mecbur kılındığı, Öğretmenlik Meslek Kanununda yapılmak istenen değişikliklerle öğretmenliğin değersizleştirilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır. Bununla birlikte eğitim emekçileri arasında da katı bir hiyerarşi yaratılırken öğretmenler odasında huzursuzluğa neden olunmuştur. Çünkü kadrolu-ücretli-sözleşmeli öğretmenlik kategorileri ile okullarda iş barışına da büyük zarar verilmiştir.
Bugün yaygınlaştırılan ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamaları ile öğretmenler, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarında çalışmaya mecbur bırakılmışlardır. Oysa yeni nesillerin zihinlerinin şekillendirilmesine öğretmenlerin merkezi konumda değerlendirildiği UNESCO, ILO ve UNICEF başta olmak üzere uluslararası kuruluşların 2014 yılında Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle yayınladıkları ortak mesajda "Bir eğitim sistemi ancak öğretmenleri kadar iyidir." sözlerinin altı çizilmiştir. Türkiye'nin de taraf olduğu UNESCO ile ILO'nun ortak hazırladığı "Öğretmen Statüsü Tavsiyesi" belgesinde de "Öğretmenlerin mesleklerini icra ederken sahip oldukları koşulların verimliliğinin sağlanması ve öğretmenlere kendilerini mesleklerine konsantre olabilecekleri imkânların sunulması" gerekliliği belirtilmiştir.
Buna karşın AKP İktidarları boyunca öğretmenliğin toplumsal önemi göz ardı edilmiş ve öğretmenler mesleki, iktisadi ve hukuksal birçok sorunla karşı karşıya bırakılmışlardır. 22 yılda eğitimde kalıcı çözümler bulmak bir tarafa, ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı 70 binden 500 bine yükselmiştir. Siyasi iktidar bununla yedek iş gücü sayısını arttırarak öğretmenlerin hem devlet okullarında hem de özel okullarda ucuz, güvencesiz ve esnek iş gücü olarak çalıştırılabilmesini sağlamıştır. Böylece özel öğretim kurumlarında eğitim emekçilerinin stajyerlik adı altında ücretsiz, sonrasında ise asgari ücrete mahkum edilmesinin, devlet okullarında günlük yevmiyeyle ücretli öğretmen çalıştırılmasının ve son yıllarda sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kalıcılaştırılmasının yolu açılmıştır.
Gelinen aşamada sözleşmeli atanan öğretmenler, eş ve özür durumuna bağlı tayinler konusunda sorunlar yaşarken iş güvenceleri de bulunmamaktadır. Ücretli öğretmenlerin de iş güvenceleri bulunmamakla birlikte tatillerde ve hava şartlarına bağlı olarak okulun olmadığı günlerde ücret ve sigortaları kesilmektedir. Özlük hakları ve ücret adaletsizliğinin yanında ücretli öğretmenler, sendikal haklardan da yoksun bırakılmakta ve sıklıkla mobinge maruz kalmaktadırlar. Bunun yanında özel okul, kurs ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçileri de keyfi ve belirsiz çalışma koşullarında ciddi bir emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır. Özellikle kıdem ve ihbar tazminatı gibi özlük hakları tanınmayan özel sektör öğretmenleri, güvencesiz koşullarda çalışmanın yanında ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Taban maaş uygulamasına ilişkin maddenin kaldırılması ise özel sektör öğretmenlerinin tamamen patronların insafına terk edilmesine neden olmuştur. AKP İktidarlarında eğitimde kadrolaşmaya dayalı eğitim politikaları; 22 yılda ciddi hak kayıplarına, güvencesiz çalışmaya, ucuz işgücüne ve iş barışının bozulmasına neden olmuştur. Bu nedenle on binlerce eğitim emekçisi, ücretli öğretmen olarak çalışmak zorunda bırakılırken yüz binin üzerinde sözleşmeli öğretmen de güvencesiz çalışma koşullarına mecbur bırakılmış, özel sektör öğretmenlerinin taban maaş talebi dahi karşılanmamıştır. Sonuç olarak ücretli ve sözleşmeli öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin özlük haklarının bir eğitimcinin hakkettiği ölçüde olması sağlanmalıdır. Bu sebeple eğitim emekçilerinin yaşadıkları sorunların tespit edilerek çözüm üretilmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulmalıdır. 19 Ni AE C 20 IRAÇ
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.