İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2221 GÜNDEMDE

Sabit gelirli vatandaşların yaşadıkları sorunların araştırılarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ali Mahir Başarır Mersin · CHP ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, sosyal devlet ilkesini temel alan bir anlayışla bireylerin ekonomik ve * sosyal haklarını güvence altına almakta, toplumsal adaletin sağlanmasını anayasal bir zorunluluk olarak düzenlemektedir. Bu bakımdan bireylerin ekonomik özgürlüğü kadar insan onuruna uygun bir yaşam sürdürmelerini sağlamak devletin sorumluluğundadır ve anayasal bir görevidir.

Ne var ki, tek adam rejimiyle birlikte denge ve denetim mekanizması tümden ortadan kaldırılmıştır. Bugün Cumhurbaşkanlığı kabinesi olarak ifade edilen atanmış Bakanların Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumluluğu yoktur. Bunun sonucu olarak AKP iktidarı, kamu kaynaklarını sosyal adaleti sağlamak ve refah devletini inşa etmek yerine sermaye transferini gerçekleştirmek üzere kullanmaktadır.

Gelir adaletsizliği artmış, milli gelirdân aslan payını alan en zengin %20 ile en azını alan yoksul %20 arasındaki gelir farkı rekor seviyelere ulaşmıştır. Gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen Gini kat sayısı 2023 yılında 0,42'ye yükselmiştir. Bu oran, TÜİK tarafından 2006 yılından bu yana açıklanan en kötü gelir dağılımı verisi olmuştur. 2024'ün tümünde ülkeye egemen olan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, orta ve alt gelir grubunu daha da yoksullaştırmıştır. Milli hâsıla 2620'lik bir kesime giderken, ülkemizin %80'lik kesimi sadece bu %20'ye çalışmaktadır.

Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt

Öte taraftan AKP, sosyal güvenlik sistemini de maliyet odaklı bir yapıya dönüştürerek sosyal devletin koruyucu şemsiyesini zayıflatmıştır. Sosyal güvenlik sistemindeki reform görünümlü makyajlarla maliyetler bireylerin omzuna yüklenmiştir. Emeklilik yaşının yükseltilmesi, prim gün sayısının artırılması ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) gibi piyasa temelli çözümlerin teşvik edilmesi, devletin sosyal güvenlik konusundaki sorumluluğunu daraltmıştır. Çünkü AKP iktidarının 2003'ten bugüne yürüttüğü "muhtaçlık" politikası, yurttaşların insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesinden ziyade yoksulluğun sürdürülebilir ve yönetilebilir olmasını öngörmektedir. Devletin sosyal yapısını tasfiye etmeye yönelik bu politika, emek sınıfı başta olmak üzere toplumun bütün kesimlerini ve doğal olarak emeklileri de derinden etkilemektedir.

İktidarın büyüme hedefleri içerisinde yer vermediği emeklilerimiz içselleşmiş yoksulluk içerisinde tamamen hayata tutunma mücadelesi vermektedir. İktidarın emeklileri ülkemize yük gören hesaplamaları, hakları olan kazanımları lütuf olarak göstermesi onur kırıcıdır. Şurası bir gerçektir ki, AKP'nin reform adıyla topluma pazarladığı emeklilik sistemi bugün derin bir krizdedir. Türkiye'de emekli maaşları, enflasyon karşısında erimiş, milyonlarca emekli açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilmiştir. Bu haliyle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk sayfası ne yazık ki emekliler için "sefaletin yüzyılı"dır.

Bugün emekli maaşları, adil bir yaşamı sağlamaktan uzak, yoksulluk ve açlık sınırlarının altında belirlenmiştir. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, emeklilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak seviyelere düşmüştür.

TÜİK de enflasyon verilerini çarpıtarak bu süreçte suç ortaklığı yapmaktadır. Oysa enflasyon, sadece rakamsal bir veri değil, yaşam kalitesindeki ciddi bir gerilemedir ve bu gerileme halk tarafından her gün daha fazla hissedilmektedir.

Emekli aylıklarının bugün sefalet düzeyine düşmesinin sebebi bir diğer sebebi de AKP iktidarı tarafından 2008'de çıkarılan 5510 sayılı yasadır. 5510 sayılı yasada, emekliler açısından aylık bağlama oranları yüzde 70'ten yüzde 35'e düşürülmüş, büyümeden verilen refah payı oranı da yüzde 100'den yüzde 30'a indirilmiştir. Böylece 202'ü "Emekliler Yılı" ilan eden Cumhurbaşkanı! Recep Tayyip Erdoğan eliyle emekliler sefalette eşitlenmiştir.

İşbu gerekçelerle, başta emekliler, ücretliler, dar gelirliler ve dezavantajlı gruplar olmak üzere sabit gelirlilerin yaşadığı sorunların çözümü ve yoksulluğun önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
CHP 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.