Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin sebeplerinin araştırılarak bunların engellenmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)N TB.AM.RA, a CUMHURİYET HALK PARTİSİ
Sayi siğil pRiyE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ B AŞKANLIĞINA
Türkiye'de sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet ile sağlık çalışanlarına yönelik kışkırtıcı bir dil kullanılarak şiddet çağrılarının yapılmasının yaratacağı olumsuz etkilerin ve bu durumun potansiyel sonuçlarının önceden öngörülerek engellenmesi amacıyla, Anayasa'ınızın 98. TBMM İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri kapsamında Meclis Araştırması açılması konusunda gereğini saygılarımla arz ederim. 19.02.2025
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
Adalet ve Kalkınma Partisi Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, Pınarhisar ilçesinde düzenlenen Aile Sağlığı Merkezi temel atma töreninde yaptığı konuşmada, "Memnuniyetsizlik varsa ben şunu da yaparım, vatandaşa "Gidin, sağlık personelinin gırtlağına yapışın. Ben devlet olarak üzerime düşeni yaptım, hizmeti vermeyen onlar" diye de kışkırtırım" ifadelerini kullanmıştır. Bilindiği üzere iktidar partisine mensup kişilerce kullanılan bu kışkırtıcı dil, sağlıkta şiddetin en önemli nedenlerinden biridir. Bu sorumsuz ve sağlık çalışanlarını doğrudan hedef gösterici söylemler, halkla sağlık çalışanlarını karşı karşıya getirmekte, hekimlerin ve tüm sağlık çalışanlarının itibarını, meslek onurunu zedelemektedir.
2002 yılında başlatılan Sağlıkta Dönüşüm programı ile, 1. Basamak göz ardı edilerek, hastaların sevk sistemi ortadan kaldırılmış, tüm yatırımlar tedavi edici hizmetlere, dev sağlık işletmelerine yapılmış, sağlık, kar odaklı bir yapıya dönüştürülmüş, bu durum, nitelikli sağlık hizmeti sunumuna engel olmuştur. Kontrolsüzce ve koruyucu hekimliğin zayıflamasıyla artan hastalık yükü nedeniyle, 2. ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarına kışkırtılmış bir sağlık talebi yaratılmış; yıllar içinde yıllık hekime müracaat sayısı, 2002 yılında yılda 3,1 iken; 2023 yılında 11.4"e kadar tırmanmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri ve OECD ülkelerinde bu sayının yaklaşık yarısı olması, nasıl bir hasta yükü ile çalışıldığının bir göstergesidir.
Yıllık hekime müracaat sayısındaki artış, iktidar tarafından, "rahatça hizmete ulaşan hastaların, istedikleri gibi sağlık kuruluşlarını ziyareti" olarak lanse edilmekle birlikte, esas problem, koruyucu hekimliğin yara almasıyla, hayat koşullarının ağırlaşması, yoksulluğun derinleşmesi ile yetersiz beslenme ve çevresel etkenlerin yarattığı hasar vb. nedenlerle hastalık yükünün artmasıdır. Yoğun hasta yükünde çözüm üretemeyen hastaların defalarca ziyareti de eklenince, hastaların sağlık kuruluşlarına başvurusu yıllar içinde artmış, günlük 5-10 dk'lık randevularla, ortalama 100 hasta bakmaya başlayan hekimler tükenme noktasına gelmiştir. Polikliniklerde çözüm bulamayan ve yığılmaya başlayan hastalar, çözümü, Acil Servislerde aramaya başlamış, sonuçta yıllık Acil servis ziyareti, nüfusundan daha fazla olan bir kaosa sürüklenmiştir. Son 20 yılda, Acil Yardım İstasyonu başına düşen nüfus tam 3 katına çıkmıştır.
Tüm bu nedenlere bağlı olarak, tıkanan sistem, sağlık çalışanlarını ve hastaları karşı karşıya getirmiş, sağlıkta şiddeti tırmandırmış, vatandaşları hekimlere ve sağlık çalışanlarına düşmanlaştırmış, üstelik şiddet cezasız bırakılmıştır. Tükenen ve itibarsızlaştırılan sağlık çalışanları üzerine binen yük artık taşınamaz hale gelmiş, sağlık çalışanlarında arka arkaya yaşanan intihar vakaları, konunun vehametini gözler önüne sermiştir. İş bu ortam ve tükenmişliğin yanı sıra iktidarın ve AKP Kırklareli Milletvekilinin kabul edilemez söyleminde de yer bulan ve çözümü sadece tesis güvenliğinde arayan zihniyet, şiddetin tırmanmasına, ortamın çalışılmaz hale gelmesine zemin hazırlamıştır.
2005 yılında Dr. Göksel Kalaycı, 2008 yılında Dr. Ali Menekşe, 2012 yılında Dr. Ersin Arslan, 2015 yılında Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdemir, 2018 yılında Dr. Fikret Hacıosman ve 2022 yılında ise Dr. Ekrem Karakaya ile güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan sağlıkta şiddet sonucu hayatlarını kaybettiler. Türk Tabipleri Birliği'nin Mayıs 2024 tarihli "Sağlıkta Şiddet Çalıştayı Raporu'na göre ise, hekimlerle yapılan anket çalışmasına katılan 10 hekimden yaklaşık 9'u ı çalışma hayatı boyunca en az bir defa şiddet gördüğünü belirtmiştir. Yine Beyaz Kod sistemi kurulduğu ün Er bu yana yani 2023 yılı sonu itibariyle sisteme yapılan bildirim sayısının 122.101'e va âfımak dır. Bu nedenledir ki, ne yazık ki ülkemizde hekimler geleceğini yurt dışında aramnakiğı dek AZ iy adece 59 hekim yurt dışına gidiş için belge talep ederken, bu sayı 2024 yılında 2. MN ükseli iştir. u sayıya, emekliye ayrılan, istifa eden ve özel hastanelere geçiş yapan hekim sa ısı 8 endiğind e, sistem sorunu yaşayan sağlıkta, insan kaynağı zafiyetinin de ulaştığı boyut gözler ölüle rm Hekimin yanı sıra, yeterli sayıda
Bam hemşire ve yardımcı sağlık personelinin olmaması da, sağlık hizmet sunumunu sıkıntıya sokmakta, sağlık sistemi insan kaynağında sayısa! olarak yetersiz kalmaktadır. Sonuç olarak, sağlık sistemimiz, insan kaynağı yerine dev tesislere yapılan yatırımlarla, koruyucu hekimliği ikinci planda bırakan, kar amacı güden tedavi edici hizmet kurgusu ile ama en önemlisi de sağlığı yönetenlerin bilimsellikten ve uluslararası kabul gören uygulamalardan uzak zihniyeti ile alarm vermekte; zarar gören ise hizmete güvenli ulaşamayan hastalar ve tükenen sağlık çalışanları olmaktadır.
Tıkanan sistem, sağlık çalışanlarını ve hastaları karşı karşıya getirmiş, sağlıkta şiddeti tırmandırmış, vatandaşları hekimlere ve sağlık çalışanlarına düşmanlaştırmış, üstelik şiddet cezasız bırakılmıştır. Tükenen ve itibarsızlaştırılan sağlık çalışanları üzerine binen yük, artık taşınamaz hale gelmiştir. Bu nedenle, Türkiye'de sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet ile sağlık çalışanlarına yönelik kışkırtıcı bir dil kullanılarak şiddet çağrılarının yapılmasının yaratacağı olumsuz etkilerin ve bu durumun potansiyel sonuçlarının önceden öngörülerek engellenmesinin araştırılması ve bu alanlarda yaşanan sorunların tespiti ve nitelikli çözüm önerilerinin oluşturulması için Anayasa'ınızın 98. TBMM İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri kapsamında Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve talep ederiz.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.