İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2556 GÜNDEMDE

2003-2025 yılları arasında büyükşehir belediyeleri ile il ve ilçe belediyelerinin tüm harcama ve faaliyetleri hakkında yapılan denetimlerin incelenerek yargıya güvenin sağlanması amacıyla alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Selçuk Özdağ Muğla · Yeni Yol ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Ülkemiz uzunca bir süredir, siyasi mühendislik faaliyetlerinin biri bitmeden diğerinin devreye sokulduğu, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmeye çalışıldığı bir aşamadan, siyasi partilerin ve mensuplarının adliyelere taşındığı bir sürece evrilmiştir. Bu süreçten sadece siyasetçiler değil, gazeteciler, akademisyenler, sosyal medya paylaşımı yapan sıradan insanlar ve uzatılan mikrofona fikrini söyleyen vatandaşlar da nasibini almaktadır. Bugün ülke gündemini meşgul eden konuların başında; kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın olmadığı, yolsuzluk ve suistimallerin giderek arttığı, bunun ekonomik krizlere, gelir dağılımında adaletsizliğe, hayat pahalılığına ve dolaysıyla vatandaşların umutsuzluğuna, ülkeye aidiyet duygularının örselendiğine ilişkin hususlar gelmektedir. Tüm bunlara son zamanlarda terör örgütlerinden talimat almaktan bu yapılara kaynak aktarmaya yönelik örgüt kurma iddialarının da eklendiğini görmekteyiz. Bu iddialara konu olanların tamamının, muhalefet partilerine mensup yerel yönetimler ve idareciler olması ise hayatın doğal akışına ve ülke gerçekleriyle örtüşmeyen bir duruma işaret etmektedir. Ülke ve kamu kaynaklarının; davetiyeli ihaleler, hibeler, silinen vergiler, kamuya yararlı vakit/dernekler ile sayıştay denetiminden azade kılınan Varlık fonu, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Aile ve Gençlik Fonu, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı gibi düzenlemelerle , ülke ve milletimiz aleyhine belli kişi ve gruplara aktarıldığı, söz konusu kaynak transferlerinin siyaset mekanizması için kullanıldığına ilişkin kamuoyunda yaygın bir kanaate sahiptir. Cumhur ittifakı bileşeni partilerin yönetiminde olduğu dönemde, başta İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Manisa ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri ile birçok il ve ilçe belediye yönetimleri hakkında yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları gündeme gelmiş, 2019 yerel seçimlerinin akabinde yönetimi AK Parti'den devralan söz konusu bazı belediye yönetimlerince mevcut iddialara yönelik müfettiş soruşturmaları yapılmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Mansur Yavaş bir açıklamasında, Melih Gökçek dönemine ait 40 büyük yolsuzluk dosyasına ait yaklaşık 3 katrilyonluk bir meblağın olduğunu ve savcılığa intikal ettirildiğini belirtmiştir. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından başlatılan söz konusu soruşturmalar kapsamında 36 büyük yolsuzluk dosyasında yaklaşık 30 milyar TL tutarında (ki bu rakamın daha sonra 90 milyar TL. olduğu kamuoyuna yansımıştır) kamu zararının ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Bu konularda İçişleri bakanlığı başta olmak üzere Adalet Bakanlığı ve ilgili/sorumlu diğer bakanlıkların konu hakkında gerekli hassasiyet ve özeni göstermedikleri ve dönemin belediye yöneticileri hakkında bir kayırma olduğuna yönelik kamuoyunda kuvvetli bir algının oluştuğu bilinmektedir.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük çoğunluğu Cumhur ittifakı bileşeni partilerin yönetimde olan büyükşehir, il ve ilçe belediye yönetimleri 2019 yılındaki yerel seçimlerin ardından başka parti yönetimlerine geçmesinin ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti döneminde yapıldığı raporlanan israf ve şıstimalleri afişe etmek için 2019 yılında Yenikapı meydanına farklı amaçlarla kullanıldığını iddia ettiği yüzlerce hizmet aracını sergileyerek bu duruma dikkat çekmişti. Yolsuzluk, israf ve suistimaller konusundaki söylemleri ile icraatları hayli tartışmalı olan AK Parti iktidarının siyasi yönlendirmesi ve baskısı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili gündeme gelen iddialar hakkında adli/idari soruşturmalar başlatıldığı, 18 Mart 2025 tarihinde iptal edilen lisans diplomasının ardından 20 Mart 2025 (dün) tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık başta olmak üzere yüzden fazla kişi gözaltına alınmıştır. Savcılığın açıklamasına göre Ekrem imamoğlu; suç örgütü yöneticisi olmak, suç örgütü üyesi olmak, rüşvet, irtikap ve kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme eylemleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındığı ifade edilmiş ve ardından İBB başkanı Ekrem İmamoğlu tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Benzer bir durumun Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Mansur Yavaş için de başlatıldığı, dün medyaya yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. ABB Başkanı Mansur Yavaş'ın kendi beyanlarına göre; Melih Gökçek dönemine ait 40 büyük yolsuzluk dosyasına ait yaklaşık 3 katrilyonluk bir meblağın savcılığa intikal ettirildiği halde herhangi bir işlem yapılmadığı ortada iken Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde 33 konser hakkında kamu zararı iddiasıyla soruşturma izni verildiği medyaya yansımıştır.

Yürütülen tüm bu sürecin, ülkenin seçilmiş belediye başkanı ve siyasetçilerini toplum nazarında küçük düşürme, lekeleme amaçlı ve antidemokratik bir tarzda ilerletildiği yaygın bir kanaattir. Hukukun imtiyazlı seçkinlere daha doğrusu iktidar mensubu seçilmişlere ve mensuplarına farklı işletildiği, muhalif kesimlere ve siyasetçilere düşman hukuku şeklinde tatbik edildiği herkesin malumu olan bir gerçekliktir. İBB Başkanı Ekrem imamoğlu ve çalışma arkadaşlarına yönelik dile getirilen iddia ve söylemlerin çok daha vahim ve somut olarak raporlanmış olanları iktidar partisine mensup belediyeler için söz konusu iken, tüm bunlar göz ardı edilmektedir. Özellikle büyükşehir belediyeleri gibi geniş bütçe ve icra kabiliyetlerine sahip kamu kurumlarının harcamalarının detaylandırılması ve şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılması vatandaşlarımızın kamu kurumlarına yani devlete olan güvenini artıracak ve yönetim süreçlerine olan katkılarını teşvik edeceği muhakkaktır. Hukukun kişi ve mensubiyet farkı gözetmeden tam ve kâmil manada tatbik edilmesi ve adaletin tesis edilmesi adına, sadece bugüne ait iddialarla sınırlı kalmadan son 22 yılı kapsayan geniş bir adli idari sürecin işletilmesi toplumun ciddi bir beklentisi haline gelmiştir. Bu vesileyle başta belediyeler olmak üzere tüm kamunun hizmet ve faaliyetlerinin denetlenebilirliğini, kamu görevlilerinin hesap verebilirliğini pekiştirmek amacıyla söz konusu adli/idari süreçlerin kişi ve aidiyet gözetilmeden tam ve kâmil manada sonuç vermesi adına yasama organı olan TBMM'nin de içtüzük ve anayasa gereği inisiyatif alması gerekmektedir. Bu doğrultuda, 2003-2025 yılları arasında büyükşehir belediyeleri ile il ve ilçe belediyelerinin; imar uygulamaları, izin ve yetkilendirmeleri, ihaleleri, tanınan imtiyazlar, hibeler, alım ve hizmet sözleşmeleri, personel alımları, borçlanma ve kredi faaliyetlerine yönelik tüm harcama, iş ve eylemlerinin Sayıştay başta olmak üzere içişleri bakanlığı tarafından yapılan müfettiş denetimlerinin, yoksa nedenlerinin varsa soruşturma sonuçlarının akıbeti ile yerel yönetimlere ve idarecilerine yönelik yürütülen yargı süreçlerinde yaşanan "mensubiyetine göre yargı" algısı başta olmak üzere yargı erkine güven kaybına neden olan uygulamaların sebebi ve alınacak yasal ve idari önlemlerin tespiti amacıyla, Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 105'inci maddelerin uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim. 25.03.2025

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
Yeni Yol 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.