İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3161 GÜNDEMDE

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulamasının mevcut durumunun değerlendirilerek genel olarak infaz sisteminde yapılabilecek değişikliklerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ali Bozan Mersin · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

2002 yılında yürürlüğe giren ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi, kişi özgürlüğünü ve insan onurunu ciddi şekilde zedeleyen, idam cezasının fiili bir alternatifi niteliğindedir. Bu rejim altında tutulan mahpuslar, 23 saate varan hücre tecridi, sınırlı görüş ve iletişim hakkı gibi ağır kısıtlamalara tabi tutulmaktadır. Özellikle Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik uygulamalar, mevcut mevzuatın dahi dışında, hukuki dayanağı olmayan siyasi bir istisna rejimi niteliği taşımaktadır. Türkiye'nin hem kendi iç hukukuna hem de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı bu uygulamaları yıllardır sürdürmesi, hukuk devleti ilkesini ağır biçimde ihlal etmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin son kararıyla birlikte bu konuda Meclis'in kapsamlı bir inceleme yapması zorunlu hale gelmiştir.

GEREKÇE

2002 yılında yürürlüğe giren ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası infaz rejimi, yalnızca cezalandırma amacını değil, aynı zamanda mahpusun fiziksel, zihinsel ve sosyal varlığını tamamen izole etmeyi hedefleyen bir rejim olarak, idamın fiili bir alternatifi haline gelmiştir. Bu ceza türü, kapsamı ve uygulama biçimi itibarıyla diğer tüm hapis cezalarından keskin bir şekilde ayrılmakta; kişiyi yaşamı boyunca sosyal, kültürel ve insani bağlarından koparmaktadır. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen kişiler, diğer hükümlülerden ayrıştırılmış bir infaz rejimine tabi tutulmaktadır. Bu rejim kapsamında mahpuslar, 23 saate varan sürelerle tek kişilik hücrelerde tutulmakta; yalnızca bir saatlik sınırlı havalandırma hakkı ile yaşamlarını sürdürmektedir. Telefon ve ziyaret hakları ciddi biçimde kısıtlanmış, haftada bir olan bu haklar yalnızca 15 günde bir kullanım şeklinde sınırlandırılmıştır. Diğer mahpuslar adına verecekleri üç ziyaretçiyi kabul edebilirken, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerine yalnızca birinci derece kan hısımları ve vasileriyle sınırlı ziyaret hakkı tanınmaktadır.

Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt

Ancak bu ağırlaştırılmış infaz rejimi dahi İmralı Cezaevi'nde bulunan Sayın Abdullah Öcalan için uygulanmamakta; Öcalan'a yönelik tecrit, Türkiye ceza infaz sistemi içinde benzersiz ve hukuken tanımsız bir rejime dönüşmüş durumdadır. Öcalan hakkında uygulanan infaz rejimi, Türkiye'nin kendi iç hukukunu dahi ihlal eden bir siyasi istisna rejimi haline gelmiştir. AİHM, 18 Mart 2014 tarihli Öcalan/Türkiye (No. 2) kararında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazına dair Türkiye'deki uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. maddesi ile bağdaşmadığını, çünkü mahpuslara hiçbir şekilde serbest kalma imkanı sunulmadığını açıkça tespit etmiştir. Mahkeme, Türkiye'nin ağırlaştırılmış müebbet cezalarına dair infaz rejiminin "insan onuruna aykırı" olduğunu vurgulamış, devletin mahpusun ileride salıverilme ihtimaline yönelik gerçek bir değerlendirme mekanizması oluşturmakla yükümlü olduğunu belirtmiştir.

Ancak bu karardan bu yana geçen 10 yılı aşkın sürede, Türkiye bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. 2021'de Ceza İnfaz Yasası'nda yapılan düzenlemeler umut hakkını fiilen tanımaktan uzak, denetimli serbestlik ve şartlı tahliye gibi yolları tümüyle idarenin keyfi kararlarına bağlayan içerikte olmuştur.

Bu hukuksuzluk, yalnızca bireysel özgürlük haklarını değil, aynı zamanda barış süreci, toplumsal yüzleşme ve demokratik çözüm süreçleriyle doğrudan bağlantılıdır. Kürt sorunu ve Türkiye'nin demokratikleşme süreci açısından da sistematik bir engel işlevi görmektedir. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da tutulduğu tecrit rejimi, barış süreçlerini doğrudan etkileyen bir boyut taşımakta; bu nedenle Öcalan'ın hukuki statüsüne ve tecrit koşullarına dair düzenlemeler, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik çözüm ve barış politikası ile doğrudan bağlantılıdır. Son olarak, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 17 Eylül 2025 tarihinde Türkiye'ye yönelik olarak verdiği kararda, umut hakkı konusunda "acilen gerekli adımların atılması" çağrısını yinelemiş ve Türkiye'nin en geç Haziran 2026'ya kadar somut bilgi sunmasını talep etmiştir. Ancak bu tür yaptırımsız çağrılar, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi karşısında yetersiz kalmakta; bu durum, hukuki düzenin değil, siyasi denge kaygılarının öncelediğini göstermektedir.

Bu çerçevede, umut hakkına ilişkin uluslararası normlar, AİHM kararları ve Türkiye'nin anayasal ve yasal yükümlülükleri doğrultusunda; başta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış mahpuslar olmak üzere, tüm mahpuslar için adil, denetlenebilir ve evrensel hukuka uygun bir infaz sistemi oluşturulmasına yönelik olarak TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması elzemdir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.