Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmasında karşılaşılan sorunların araştırılarak geçmiş uygulamaların incelenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesi, yargı organları arasında ortaya çıkan yetki ve hiyerarşi krizleri, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, siyasal ve ekonomik saiklerle yürütülen yargı süreçleri ile geçmişten bugüne uzanan gayri hukuki uygulamaların araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 12.02.2026
GEREKÇE
Hukuk devleti ilkesinin en temel dayanağı, yargının yasama ve yürütmeden bağımsız, tarafsız ve hesap verebilir biçimde işlemesidir. Ancak Türkiye'de son yıllarda yaşanan gelişmeler, yargının bu anayasal niteliğinden giderek uzaklaştığını, siyasal iktidarın tercihleri doğrultusunda şekillenen bir alan haline getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum devletin kurumsal bütünlüğünü ve demokratik meşruiyetini de doğrudan tehdit etmektedir.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Anayasa Mahkemesi kararlarının alt derece mahkemeleri. ve Yargıtay tarafından uygulanmaması, hatta açıkça tartışmaya açılması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yüksek yargı organları arasında benzeri görülmemiş bir hiyerarşik ve anayasal kriz yaratmıştır. Anayasa'nın açık hükümlerine rağmen AYM kararlarının yok sayılması, yargı düzeninde fiili bir parçalanmaya yol açmış; hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik ilkeleri ağır biçimde zedelenmiştir. Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının sistematik olarak uygulanmaması, Türkiye'yi uluslararası hukuk bakımından sürekli ihlal üreten bir ülke konumuna sürüklemiştir. Bu yapısal sorunlar, somut dava ve kişiler üzerinden de kendisini göstermektedir. Geçmişte, Rahip Brunson ve Deniz Yücel dosyalarında olduğu gibi, bazı yargı süreçlerinin diplomatik ve siyasal pazarlık unsuru haline getirildiği yönündeki güçlü kanaat; Gezi Davası sanıkları ve benzeri dosyalarda ise yargının cezalandırıcı ve caydırıcı bir siyasal araç olarak kullanıldığı algısını pekiştirmiştir. Yargının bu şekilde farklı aktörler için farklı işlemesi, adaletin evrensel ve eşitlikçi niteliğini ortadan kaldırmaktadır.
Öte yandan, kamuoyuna "FETÖ borsası" olarak yansıyan iddialar, aynı suçlamalara maruz kalan kişiler arasında ekonomik güç, siyasal yakınlık veya ilişki ağlarına göre farklı muameleler yapıldığı yönündeki endişeleri derinleştirmiştir. 17/25 Aralık sürecinin ardından oluşan ve "gayri hukuki miras" olarak nitelendirilebilecek olağanüstü uygulamaların, aradan geçen uzun zamana rağmen hâlâ keyfi biçimde sürdürülmesi; buna karşın Balyoz, Ergenekon ve KHK davalarında mağduriyetleri kesinleşmiş birçok kişinin görevlerine iade edilmemesi, yargının tutarlı ve ilkesel bir zeminde işlemediğini açıkça göstermektedir.
Ayrıca, geçmişte yaşanan ağır hak ihlallerine rağmen bazı kişi ve çevrelerin siyasi ve ekonomik olarak korunup kollandığına, kamusal imkânlardan yararlandırıldığına dair iddialar; "seçici bir adalet" anlayışıyla hareket ettiği yönündeki toplumsal kanaati güçlendirmektedir. Bu durum, adalet duygusunu aşındırmakta ve yurttaşların devlete olan güvenini derinden sarsmaktadır.
Gelinen noktada yargı, bireyler için bir hak arama yolu olmaktan çıkma; siyasal iktidar için ise bir baskı ve denetim aracı haline gelme riskiyle karşı karşıyadır. Bu tablo, hukuk devletine inanan herkesin ortak meselesidir, kaygısıdır, sorunudur! Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim yetkisini kullanarak yargının siyasallaşması, yüksek yargı organları arasındaki kriz, ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarının uygulanmaması, geçmiş ve mevcut davalardaki çifte standartlar ile göreve iade süreçlerindeki keyfilikleri kapsamlı biçimde ele alması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.